UĞURCAN'IN DİRENİŞİ DE BİR YERE KADAR!...

Trabzonspor, UEFA Avrupa Liginde yoluna devam etmek istiyorsa Rapit Wien karşısında en az 2 farklı kazanması gereken bir karşılaşmaya çıktı.

Bunun için de herkes hücum yönü yüksek bir takımın sahaya sürülmesi bekleniyordu. Ben en azından Dragus ile birlikte Enis Destan’ı sahada görmeyi arzuluyordum. Ancak ne hikmetse Teknik Direktör Abdullah Avcı, Bordo-Mavili ekibin çok başarısız olduğu Trabzon’daki Ruzomberak orta sahasını tercih etmişti. Yani Lundstram, Okay ve Ozan gibi üç ağır oyuncu ve hızlı pas yapabilme yeteneği olmayan oyuncularla sonuca gitme çabası gösterecekti. Bir maç dayanabildiği Barisic’i yanına oturtup, sol bek olarak Eren Elmalı tercihini yaparken, kendi transferine de pek güvenemediğinin sinyallerini vermiş oldu. 

Sezon başından itibaren takımın en iyilerinin başında yer alan Edin Visca’yı yanına oturtup, sağ kanat olarak Cihan Çanak’ı sahaya sürdü. Bunda sanırım 34 yaşındaki Visca’nın fizik değerlerindeki düşüş ve sakatlanma riskinin payı vardı. Stefan Savic sakatlanınca Batista Mendy yeniden savunmanın ortasına çekilmişti ki bu da beklenen bir hamleydi. Sonuçta kadroya bakıldığında Abdullah Avcı önceliği yine savunmaya vermiş ve sürpriz ataklarla sonuca gitmeyi planlamıştı. Tutarsa ne ala ama ya tutmazsa! İşte o zaman Avcı hedef olmayı sanki bilerek istiyor gibi bir hava sezinlemek durumundayız. Yani Abdullah Avcı bu kadar tartışılırken böyle bir kadro tercihinin ardından elde edilecek kötü bir sonuçtan sonra yaşanabilecek toplumsal infialin sonuçlarını düşünemiyorum açıkçası…

İLK YARI R. WİEN OYNADI TRABZONSPOR SEYRETTİ!

Maçın başlarında Rapit Wien ne istediğini daha iyi bilen bir takım görünümündeydi. Orta sahada çok pasla Bordo-Mavili takımın kalesine gelirken kanatları da kullanmayı ihmal etmedi. Buna karşılın bir an önce gole gitmek isteyen Trabzonspor’da bir panik havası sezinlendi. Bunun sonucu olarak da çok pas hatası yapıldı ve bir türlü oyunu rakip alana yıkma becerisi gösteremedi.

Ev sahibi ekibin ön alan baskısı da Bordo-Mavililerin hızlı çıkışını engelleyen bir etmendi. Kuşkusuz ağır orta saha oyuncularının çabuk pas yapma alışkanlıklarının olmaması da böyle bir tabloyu yarattı diyebiliriz. Düşünün santrafor Dragus topla buluşabilmek için birçok kez kendi sahasına kadar gelmek ve burada kazandığı toplarla takımı atağa kaldırmak zorunda kaldı. İlk 30 dakikada o kadar kreatif hareketler yaptı ki Trabzonspor’un sahada izlenmesi zevk veren belki de tek oyuncuydu. 

Rapit Wien bilinçli ataklarından birinde 15’nci dakikada Burgstaller’in burun buruna vuruşunu Uğurcan muhteşem bir refleksle önlemeseydi belki de tur umuduna erken veda edilmişti. Trabzonspor’da özellikle Ozan tufan’ın on numara pozisyonunda üretken olamaması, hatta birçok pasının yerini bulamaması hücum zenginliği yaratmayı önleyen etkenlerden biriydi. Cihan Çanak zaman zaman sağ tarafı çok iyi kullandı ama final toplarında arkadaşlarını topla buluşturamadı. Trezeguet de sol kanatta etkili olmaya çalıştı ama bekleri bir türlü aşamadı.

Bordo-Mavililerin tur için mutlak gole ihtiyacı vardı ama rakip kalede tehlike yaratmaktan uzaktı. Buna karşın R:apit Wien net pozisyonlar bulurken karşılarında Uğurcan’ın bir duvar örmesi Trabzonspor’u oyunda kalmasının tek nedeniydi.  Rapit Wien’in 34’ncü dakikada Schauah ile kaçırdığı bir gol vardı ki, “İlahlar Trabzonspor’u koruyor” dedirten cinstendi. Sonuçta ilk yarıda Rapit Wien oynadı, pozisyon buldu, gol kaçırdı, Uğurcan kurtardı, Trabzonspor ise seyretmeyle yetindi. Bu yarının golsüz sonuçlanmış olması Bordo-Mavililer adına şanstı. 

TRABZONSPOR HİÇ AMA HİÇ UMUT VERMEDİ

İlk yarıda bir tek organize atağı bulunmayan, kaleyi bulan tek şut atamayan Trabzonspor’un ikinci yarıya aynı 11’le başlaması Abdulllah Avcı ile ilgili oyunu ve takımı okuma düşüncesi adına ne kadar çağdışı olduğunun görülmesi bakımından öğreticiydi.

Bu yarıya da ev sahibi ekip daha iyi başladı ve 48’nci dakikada yine mutlak pozisyon yakaladılar ama Uğurcan Çakır kalesinde ayaklarıyla devleşince ve ardından kullanılan kornerde de yine Kaptan muhteşem ayaklarını bir kez daha kullanıp bir şekilde önleyince skoru 0-0’da tutmayı başardı. Rapit Wien, yorulduğu hissedilen Trabzonspor orta sahasını çabuk geçmeye başladı ama bunu sanırım kenar yönetimi görmemekte direniş göstermeyi uygun gördü. Maçın Litvanyalı hakeminin 59’ncu dakikada Cihan Çanak’ın çok temiz topu çalmasına sarı kart göstermesi affedilmez bir hataydı.

Abdullah Avcı oyuna ilk müdahalesini 60’ncı dakikada Ozan Tufan-Anthony Nwakaeme değişikliğiyle yaptı. Böylece hücuma zenginlik katma eğiliminde olduğunu göstermek istedi. 

Abdullah Avcı bir sonraki hamlesinde ise Eren Elmalı ve Cihan Çanak’ın yerlerine Borna Barisic ve Enes Destan’ı alarak yaptı. Böylece çift forvete dönüş yaparak kesin gol arayışı içinde olmaları gerektiğini hatırlamış oldu. Trabzonspor’un ilk etkili pozisyonunun 68’nci dakikada Trezeguet’in kornerden gönderdiği topa Denswill’in vurduğu ve kalecide kalan top olması takımın hücum etkinliği açısından etkisizliğinin en önemli göstergesi olsa gerek…

Bu arada Uğurcan bir de Jansson’un harika şutunu harika çıkardı ve tur umutlarını sonraki dakikalara taşıdı. AncakUğurcan da bir yere kadar direnebildi. 77’nci dakikada yine orta sahayı yürüyerek geçen Rapit Wien’de altı pasta Seidil karşı karşıya uzak köşeden tur için tüm umutları bitiren golü kaydetti… 

MALHEİRO ATALINCA DİSİPLİN TÜMÜYLE KAYBOLDU

Oyunun son bölümlerinde oyun disiplini iki takım açısından da pozisyon zenginliği vardı. Trabzonspor Enis Destan ve Trezeguet ile mutlak iki pozisyon yakaladı ama birinde kaleci başarılı, diğerinde direğin hemen yanından auta giden top saç baş yolmaya neden olacak cinstendi. Bu süreçte Rapit Wien de net pozisyonlara girdi ama kalesinde devleşen Uğurcan Çakır farkın açılmasını önleyen isim oldu.

85’nci dakikada rakibi gole giderken arkadan çekip indiren Pedro Malheiro da oyundan atılınca artık umutlar tümüyle tükenmiş oldu. Takım on kişi kalınca rakibe net pozisyonlar verirken 87’nci dakikada Lang skoru 0-2’ye taşıdı. Ve Bordo-Mavili ekip Abdullah Avcı yönetiminde bir Avrupa macerasında yine başarısızlığın altına imza attı ve UEFA Konferans Ligine düşüşün acısını yaşadı. Avcı, Eylül’e kadar zaman istedi ama acı ki Avrupa kupaları o tarihe kadar bekleyemedi. Trabzonspor’a yine dram, yine acı düştü…

Maçın sonunda bir dip notu paylaşmak istiyorum. Rapit Wien’in orta sahada oyunu gerçek bir lider gibi yöneten oyuncusu Sangare henüz 22 yaşında ve sezon başında Salzburg’dan sadece 700 bin Euro’ya, stoper bölgesinde forma giyen 1.97’lik stoper Raux Yao henüz 25 yaşında ve Rudoz takımından bonservissiz alınmış ve sağ kanatta görev yapan İsak Janssen de 22 yaşında ve yeni dönemde Cartenega takımından 250 bin Euro karşılığı transfer edilen bir oyuncu…

Takımın diğer futbolcularının maliyetlerini yazmıyorum, yer dar çünkü…

Sanırım bu üç futbolcu, sahada sergiledikleri ve maliyetleri transferin nasıl yapılması gerektiğine bir gösterge olsa gerek…

Trabzonspor şu ana kadar yaptığı transferler için toplamda tam 2 milyar 100 milyon lira harcadı… 
Ve sonuç ortada!!!