Bu kentin sınırları içinde doğdum. Geriye dönük yedi sülalem de Trabzon'un Arsin ilçesinde ikamet eder... Kendimi bildim bileli Trabzonspor taraftarı oldum. Bordo-Mavili renklere gönül verdim. Hiç devşirme olmadım. Başka kentlerden gelip yalandan Trabzonsporlu olmuş havası estirip, bu kulübü sömürmedim. Bu kentin nimetlerini hamuduyla götürmeyi hiç düşünmedim. Bununla övünmüyorum, kendimi bir dünya yurttaşı kabul ediyorum ama sonuçta Trabzon benim dedemin dedesinden itibaren doğup büyüdüğüm ve hiç terk etmeyi düşünmediğim bir kent...Buradan hareketle asıl meseleye gelelim isterseniz...Askerden dönüp, 1983 yılının Temmuz ayında gazeteciliğe başladıktan ve bu mesleğin gerçek ilkelerini öğrendikten sonra, ona ihanet edecek tek bir eylemde bile bulunmadım... Genç bir gazeteci olmama rağmen, önce Trabzon'daki yerel spor bronşlarında etkin olanlara, sonra da ulusal ölçekte çok güçlü, kendilerini Trabzonspor'un sahibi olanlara karşı mücadele ettim. Mustafa Şamil Ekinci gibi bir efsanenin sahibi olduğu gazetede, uyarı üzerine uyarı aldım. Zaman zaman meslek büyüklerimiz, zaman zaman Trabzonspor'da etkili isimler Ekinci'ye beni sürekli şikayet ettiler. Ne uyarılar durdurdu, ne de şikayetleri dikkate aldım. İnandığım yolda yürümeye devam ettim ve ödülünü de() işime son verilerek aldım. Aynı durumu daha sonra ismini Doğan Haber Ajansı olarak değiştiren Hürriyet Haber Ajansı'nda da (Hürriyet Gazetesi) yaşadım. Ama kimseye boyun eğmedim. Tehdit edildim, saldırıya uğradım ama bunların beni yolumdan çeviremeyeceğini tüm muhataplarım gördü..Birçok yerel gazetede spor müdürlüğü, ya da danışmanlık yaptım. Yine hiç kimseye en küçük bir tolerans tanımadım. İnandığım, bildiğim gazetecilikte hep ısrar ettim. Bugüne kadar 41 yılı aşkın süre içinde hiçbir biçimde, hiç kimseyle en küçük bir maddi ilişki içine girmedim. Meslek hayatım boyunca bir tek iş insanı ya da Trabzonspor orijinli kişiden reklam, ilan almadım. ;Yarı aç, yarı tok yaşadım ama kalemimden başka hiçbir gücün önünde eğilmemenin tek yolunun bu olduğuna inandım. Tüm bunları yaparken meslektaşlarıma da örnek olurum diye düşürdüm. Ama ne yazık ki bir tek kişinin örneği bile olamadım. Beni örnek aldığını söyleyenlerin her birinin bir yemek davetine bile nasıl koştuklarını, güçlü insanlarla nasıl da kol kola olmak istediklerini gördükçe midem bulandı. "Beni örnek aldığınızı söylemeyin, utanıyorum bundan" diye kaç kişiyi uyardım. Çalışırken işimi sadece layıkıyla değil, çok yüksek bir enerjiyle, çalışma temposuyla yürüttüm. Kazandığım paranın beş katı, on katı hizmet etmek istedim. Her çalıştığım kurumu sahiplenmek istedim. Bir kez olsun bile yüksek paralarda gözüm olmadı. Emeğimin karşılığı olanın yarısını, hatta dörtte birini bile istemediğim dönemler oldu. Çünkü çok iyi biliyordum ki, para insanı bozar ve parayı veren de seni satın aldığını düşünür. Tek bir kişide bile beni satın aldığı düşüncesini oluşturacak tavır takınmadım. Tüm bunların sonucu olarak 5 yıl bir tek teklif almadan işsiz kaldım. Trabzon'un ne kadar embesilive kara cahili varsa, makamlarda, koltuklarda, ekranlarda boy gösterdi fakat bir tek bana bir yer bulunamadı...Bir gün, şimdi CHP Ortahisar Belediyesinde önemli bir makama oturtulan ama hiçbir zaman o yerleri hak etmeyen tanımaktan utanç duyduğum kişi, "Ağabey, bu yolu sen seçtin" demişti. Haklıydı. Onlar gibi güçlülerin oyuncağı hiç olmamıştım. Bu nedenle de 3-4 ayrı yerden gelir elde edebilecek bir noktada değildim. Bana bu sözü söylerken aslında yüzünün kızarması gerekiyordu ama o yüz ne yazık ki ne onda, ne de bir başkasında vardı.Benim yolum hep güçlülere karşı savaşmakla çizilmişti. Zayıfı ezen, sistemden beslenen ve bir de Trabzonspor'a karşı kötü niyetli olanlarla savaşla geçmişti ömrüm...Neyse ki bundan 2 yıl önce Atakan Kadıoğlu kardeşim, yeni bir site kuracağını ve benimle beraber çalışmak istediğini söyledi. Beş yıllık bir boşluktan sonra onun teklifini kabul ettim. Bir lira para pazarlığına girmedim. Bana, "Kesinlikle özgür gazetecilik yapacağız" sözünü verdi. Bu sözünü de tuttu. Trabzonx'te güzel gazetecilik yaptık. Trabzon ve Trabzonspor'un çıkarlarını koruduk. Ne yazık ki bu site etkili olmasına rağmen doğru dürüst reklam alamıyordu bile... Düşünün Ortahisar Belediye başkanlığına aday olan Ahmet Kaya, AKP borozanı sitelere reklam verirken, "Ne yapalım onlar çok okunuyor" deme hafifliğini bile gösterebiliyordu. Muhalif geçinin hiç kimseden en küçük destek alamıyorduk ama, "Aslansın, kaplansın" şeklinde dolduruşları yapmayı destek sanacak kadar da aptaldılar. Onların bu övgü sözlerinin aslında bende zerre değeri olmadığını da fark edemeyecek kadar kör cahildiler. Neyse konumuza dönelim...Atakan Kadıoğlu bu sitede yaşadığı bazı sorunlardan dolayı ayrıldı. Ben de etik olarak onunla birlikte ayrılma kararı verdim. Atakan Kardeşim, henüz aradan bir hafta geçmemişti ki yeni bir site kurmaya karar vermişti ve beni aradı... "Abi yine beraber olur muyuz?" diye sordu. Kendisiyle oturup uzun uzun uzun konuştum: "Bak Atakancığım" dedim.. "Ben hiç para kazanmasam da yoğun çalışan ve inandığım değerlerden hiç taviz vermeyen bir gazeteciyim. Ama benim gazeteciliğimin Trabzon'da ekonomik karşılığı yok. Yani bu gazetecilikten dolayı ne Trabzon muhalefeti, ne Trabzonspor'da yönetim muhalefeti, 'Şu siteyi bir yaşatalım, reklam verelim, özgürce yayın yapmayı sürdürsünler' demiyor. Ama bunun yanında ben de kendi değerimin onda biri kadar etmeyecek ücretlerle çalışmak zorunda kalıyorum. Sana ya da bir başkasına da, 'Benim değerim budur, en azından bunun yarısını isterim' bile diyemiyorum. Çünkü, 'Sen bu gazeteciliği yapıyorsun ama bunun karşılığı gazete ya da siteye bir lira para girmiyor' deme hakkına sahipsiniz. Bu nedenle tamam yola çıkalım ama 15 Eylül tarihine kadar eğer bu site kendi ayakları üzerinde duramazsa, belli oranda para kazanamazsa, en azından bir tane editör alacak noktaya gelemezse ve bir ölçüde emeğimizin karşılığını verecek duruma gelemezse ayrılırım" demiştim. Atakan da bunu kabul etmişti. Bu arada yaptığımız gazetecilik sürekli birilerini rahatsız ediyordu. Çıkarlarına dokunanların adeta bir yerlerine bir şeyler batıyordu. Beni değil ama Atakan'ı taciz etme eylemleri devam etti. Ne hikmetse bir teki benimle konuşma ihtiyacı bile hissetmedi. Benim yüzümden birilerinin hayatlarını tedirgin yaşamaması için yapacağım tek şey vardı. Ayrılmak... Ve ben de ayrıldım... Bundan sonrası ne mi olur?Benim açımdan sanırım olumlu bakış açısından pek bir şey olacağı yok...Çünkü bu Trabzon kenti de, Trabzonspor camiası da beni bir türlü sindiremedi, kabullenemedi. Neden mi?Bu kentin kendini güçlü zannedenleri, ancak hükmedebilecekleri insanları kabul eder...O da ben değilim...Saygılarımla...
Yazarlar
15 Eylül 2024 - 13:53
Güncelleme: 15 Eylül 2024 - 13:55
TRABZON BİR TÜRLÜ BENİ KABULLENEMEDİ!
Yazarlar
15 Eylül 2024 - 13:53
Güncelleme: 15 Eylül 2024 - 13:55










