Gazetecilik, kimi zaman kelimelerle duvar yıkmak, kimi zaman da o duvarın ardındaki gerçeği göstermekle sorumludur.
Ancak ne yazık ki her kelime aynı samimiyetle karşılık bulmaz. Bazen ne kadar iyi niyetli olursanız olun, anlatmak istedikleriniz başka yerlere çekilir, farklı anlamlar yüklenir.
Sözünüzden "art niyet" devşirmeye çalışanlar çıkar. Oysa ben hiçbir zaman bu tarz bir kalem benimsemedim. Yazılarımda kimseyi hedef alma, karalama gibi bir niyetim olmadı. Amacım gördüğümü paylaşmak, iyi olanı takdir etmek, yanlış olanı ise yapıcı şekilde ifade etmektir.
Bu satırları yazarken konuğum Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya.
Ahmet Kaya, genç yaşına rağmen siyasette olgun bir duruş sergileyen, çalışkan, uzlaşmacı, temsil yeteneği yüksek bir isim. Duygusal tarafı da güçlü ve bu onu insan ilişkilerinde daha içten kılıyor. Belediye başkanlığı görevine geldiğinde ilk olarak ayrımcılığın önüne geçti. AK Parti’den devraldığı belediyede kadrolarla oynamadı, kimsenin görev yerini değiştirmedi. Partili ayrımı yapmadan herkesle çalışmayı tercih etti. Bu yaklaşımı kuşkusuz takdire şayan.
Ancak bazen iyi niyet, kötüye kullanılabiliyor. Ne yazık ki Başkan Kaya da bu durumun kurbanı oldu. Belediyede bazı birimlerde personel iş yükünden neredeyse nefes alamazken, kimi bölümlerde insanlar mesaisini masa başında bekleyerek geçiriyor. Eko Park gibi gelir getirici, yüksek tempolu bir sosyal tesiste çalışan birkaç personel canla başla hizmet verirken, başka birimlerde fazlalık haline gelen personelin oraya kaydırılması dahi yapılamıyor. Çünkü kimse "yorucu" yerlerde çalışmak istemiyor.
Belediyede vatandaş hattı kurulacak deniyor; müdür personelin kapısını tek tek çalıp "Bu birimde görev alır mısın?" diye soruyor. Gelen cevaplar çoğunlukla olumsuz. Neden? Çünkü artık bazıları için kamu görevinde sorumluluk değil, sadece hak talebi var. Ama çalışmak yok. Oysa çalışanla çalışmayanı ayırt etmek, sadece bir yöneticinin değil, adaletin de gereğidir.
Tüm bu tabloya rağmen, Başkan Ahmet Kaya'nın uğradığı haksızlıkları da görmezden gelmek mümkün değil.
Bazı basın kuruluşları tarafından kasıtlı şekilde hedef alındı. Henüz görevinin başında iken, hiçbir somut dayanağı olmayan eleştirilerle yıpratılmaya çalışıldı. Belediyelere yapılan merkezi kesintiler maaş ödemelerini bile zora sokmuşken, bu durumun faturası da yine ona çıkarılmak istendi. Ancak bütün bu sorunlara rağmen Kaya, yılmadan çalıştı, geri adım atmadı, sorunların üstesinden geldi.
Bu noktada bir gerçeği teslim etmek gerekiyor: Ahmet Kaya, zorlu bir görev üstlendi ve birçok alanda ciddi mücadele verdi. Fakat bu mücadelenin kalıcı olabilmesi için artık daha net kararlar almalı. Özellikle personel yönetiminde adaletin terazisini sağlam tutmalı. İyi niyet güzel bir erdemdir ama yönetim, sadece iyi niyetle sürdürülebilecek bir alan değil. Cesaret, kararlılık ve adaletle desteklenmezse, iyi niyet zamanla adaletsizliğe dönüşebilir.
Çalışan hakkını almalı. Çalışmayan ise ya kendine çeki düzen vermeli ya da bu sorumluluğun gereğini taşıyanlara yer açmalı.
"Çay ocağında saat doldurup, fazla mesaiye kaldığında ücret talep eden" bir mantık ne kamuya ne de vicdana hizmet eder.
Ahmet Kaya'nın bu şehir için hayalleri ve idealleri olduğunu biliyoruz. Samimiyetine, niyetine ve mücadelesine şahidiz. Şimdi bu mücadeleyi adaletle taçlandırma zamanı.
Çünkü bu şehir, çalışanın hakkını gözeten, adil, cesur ve kararlı bir yönetime fazlasıyla layık.










