SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ
Trabzonspor tarihine St.Gallen gibi bir takıma kendi evinde penaltılarla elendiğini de ekledi. Aslında Abdullah Avcı’nın başından beri güven vermeyen oyun anlayışı taraftarda korku endişe ile acaba kazara da olsa elenir miyiz düşüncesi ne yazık ki gerçekleşti.
Gittiği gün; ben gitmedim ki geri döndüm dediği andan beri hep Abdullah Avcı ile başarının sağlanamayacağını dile getirdik. Hem en üst organ genel kurulda.!!! Hatta daha ileri giderek onun yaptığı transferlerin kulübü batağa götürdüğünü söyledik. Ne yazık ne dinleyen oldu nede sesimizi duyan. İşte sonu hüsran.!!!
Trabzonspor’u yaptığı transferlerle büyük ekonomik dar boğaza sokan Abdullah Avcı algı yönetimiyle spor kamuyu oyalamaya çalıştı. Oynanan futbol tat vermediği gibi taraftar artık maça gitmez oldu. Takımda yaş ortalaması artarken alınan her futbolcudan zarar edilmesi dâhice idi.
Tüm bunlar yaşanırken basın toplantısında cesur bir gazetecinin sorusunda bile algıyla bunu çalışıp öyle cevap vereyim tarzındaki tavrı ve devamında o gazetecinin Trabzonspor’u takip grubundan çıkarılması zaten Abdullah Avcı’nın futbol dışında işlerle uğraştığını gösteriyordu. Ne bekliyordu? O gazeteci hocam takım harika mükemmel futbol oynuyor demesini mi? Tabi bunu değil o gazeteci bu takımın hiçbir taraftarı söylemiyor.
Taraftar beni seviyor ben uzun sokakta geziyorum dediği zaman gel bir anket yapalım demiştim. St.Gallen maçından sonrada bu iddiası devam ediyor mu bilinmez. Ama artık sözün bittiği yerdeyiz.
Başkan Ertuğrul Doğan’ın başından beri Abdullah Avcı’nın arkasında durması hatta geri getirmesi Trabzonspor’u hem ekonomik açıdan hem de sportif açıdan içinden çıkılamaz bir bataklığa sürükledi. Har vurup harman gibi savrulan Trabzonspor’un paraları hep boşa harcandı.
Kartal tesisleri ve diğer gelirlerden elde edilecek kaynaklarla bir yıl içerisinde borcun sıfırlanacağına kimse inanmıyor. Trabzonspor’un o kadar paraları çarçur edildi ki kulübün 50 yıllık geleceği yok edildi. İşin acı tarafı Trabzonspor’un abileri eski başkanları, as başkanları, yöneticileri duymadım, bilmiyorum, görmedi mi oynadılar. Onlarda mı duygularını kaybetti bilinmez. Ama enkazın altından nasıl kalkılacak onu yönetim dahil kimse bilmiyor.
Büyük antrenör Abdullah Avcı dönemlerinde ne yazık ki Avrupa kupa maçlarından Trabzonspor istediği geliri başarısızlıkları sebebiyle elde edemedi. Bari üç beş puan alsaydık belki Avcı’nın tazminatını karşılamış olurduk.
Boşta kalmış bir antrenöre boş mukaveleye imza atıyor masalıyla 100 milyonluk fatura yükleyenler bu konuda gelinen ve sözün bittiği nokta da nasıl tavır koyacaklar merak konusu.
İnsanlar para kazanır. Çalışmaları karşılığında. Çalışmadan tazminatı beklemek, siz işime son verin deyip onu almak için taraftara kahır mektubu yazdırmak onurlu bir duruşu asla yansıtmamaktadır.
Bir zamanlar kasket edebiyatı yaparak Efsane antrenörümüz Merhum Ahmet Suat Özyazıcı’yı örnek aldığını söyleyenler önce onun para ile Trabzonspor sevgisi arasındaki tercihini örnek alsın.!!!
Artık sözün bittiği yerdeyiz. Trabzonspor Başarısızlığı ile tarih yazan Abdullah Avcı ile yola devam edemeyeceği gibi ona katlanamaz. Bu Trabzonspor için intihar olur. Güven kaybolmuş ve inanç yitirilmiştir.
Abdullah Avcı’da tarihe geçmek istiyorsa ben Trabzonspor’dan tek kuruş tazminat almıyorum demeli.!!! Tabi o yürek onda varsa…
Son söz dünde bugünde kim Trabzonspor parasını hak etmeden almışsa haram zıkkım olsun. Merak etmeyin amin seslerini duyuyorum.
GÜNÜN SÖZÜ: İnsanın delisi rüzgâr gibi esmeli; insanın iyisi geldiği gibi gitmeli. Anonim