ORGANİZE KÖTÜLÜK VE ABDULLAH AVCI!

Trabzonspor teknik direktörü Abdullah Avcı, Perşembe akşamı oynanan Rapit Wien maçından önce ve sonra düzenlediği basın toplantılarında kendisine yönelik sosyal medyada belden aşağı sözler sarf edildiğini söyledi, telefon numarasının birilerine verildiğini, bir ailesinin olduğunu dile getirdi ve sert tepki gösterdi.

Kuşkusuz bir teknik adamın eleştirilmesi gereken konular vardır. Bunlar da ne ürettiği-ne üretemediği, yararlılığı- yararsızlığı, aldığı paranın karşılığını vermesi-verememesi, toplumsal ilişkileri, sırf kendi çıkarı için halkı uyutma taktiği uygulayıp uygulamadığı ana başlıklar olabilir. Yine bir teknik direktör başarılı işlere imza atamıyor ve toplumun beklentilerinin büyük bölümünü karşılayamıyorsa, kuşkusuz eleştirilir, tepki de alır ama asıl olarak onu iş başına getiren ve görevde tutan başkan ve yönetime eleştiriler yönelmelidir. Çünkü hiçbir teknik adam, bir kulübü zorla çalıştırma gibi bir durum yaratamaz. Ona, sorumluluk verenlerdir asıl sorumlu olanlar. Öncelikli olarak Avcı’nın basın toplantısında neler söylediğine bakalım, sonra bir değerlendirme yapalım

"Sezona başladık, transferlerimiz geliyor. Daha da gelecek. Bir takım oluşturmaya çalışıyoruz. Trabzonspor için hedef en büyük hedefler peşinde koşmaktır. Yeni gelenlerle birlikte bir takım oluşturmaya çalışıyoruz. Sizden, taraftarlarımızdan ekstra bir zaman istemedim, istemeyeceğim. İkinci kez geldiğimde Trabzonspor'un şampiyonluk şansı yoktu. Ulaşılabilir hedef 3.'lüktü ve bunu yakaladık. Ve kupada finalde kaybettik. Şampiyonluk ve Süper Kupa kazandık. Yine de memnun olmayan, durmadan eleştiren bir grupla ve organize bir kötülükle karşı karşıyayız. Bunu söylerken, kendimle ve oyunla ilgili eleştirilerden söz etmiyorum. Benim bir ailem var, çocuklarım var. Sosyal medya denen bir mecra var. Sosyal medya kullanmıyorum ama profesyonellerim takip ediyor. Hakaretlere, çok çirkin saldırılara maruz kalıyorum. Haksızlığa uğradığıma düşünüyorum. Bu takım çok iyi bir takım olacak. Bunu da görecekler. Eksiklerimiz tamamlandığında, harika bir takım olacağız. Çok iyi bir takım olma yolunda ilerliyoruz.”

HEP O ŞAMPİYONLUKTAN SÖZ ETMEN HİÇ DOĞRU DEĞİL

Abdullah Avcı her başarısızlıkta ya da eleştiride 2020-21 sezonunda kazanılan şampiyonluk ve Süper kupayı diline doluyor. Bu da onu iyice sevimsiz kılıyor. Yani takımın başında belki de dünyanın en kötü teknik adamlarından biri olan Eddie Newton vardı. Bu ismin, Bordo-Mavili camianın içine neden ve kimlerin aracılığıyla sokulduğunu hala algılamakta zorlanıyoruz. “Nasılsa bundan daha kötü olmaz” diyerek görev kabul ettiniz ama sizin 10 Kasım 2020 tarihinde bu takımın başına getirilirken, Trabzonspor’a göre rekor ücret olan 7,5 milyon liraya anlaşmana rağmen o dönemin güçlü takımı Alanyaspor’a karşı olası bir yenilginin sorumluluğunu üstlenmemek için bir hafta daha nasıl ayak dirediğini hatırlıyoruz Sayın Avcı… Sonra ligin zayıf takımlarına karşı zoraki galibiyetler ve beraberliklerle birlikte nasıl da kendine artı puan yazdırdığını da hatırlıyoruz. Transfer döneminde bir dediğinin iki edilmediğini, kulübün borcunu katlatarak yaptırdığın transferlerle birlikte kariyerinin zirvesine çıkma çabası içinde nasıl da yöneticileri ikna ettiğinin de farkındaydık.

Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş gibi ekonomik gücü Trabzonspor’dan kat kat yüksek kulüplerin bile alamadığı futbolcuları transfer ettirdiğini de hatırlıyoruz. Ve bozuk saatin günde iki kez doğruyu göstermesi gibi 2021-22 sezonundaki şampiyonluğun da öyküsü belleklerimizden silinmedi. O şampiyonluk, sadece yaptığın çok pahalı transferlerle sezonun kurduğun takımla gelmedi. O şampiyonluk, daha önce oluşturulan takıma senin de yaptığın sayısız transferden birkaçının verimli olmasıyla geldi. O şampiyonluk yaşanırken ne Fenerbahçe, ne Beşiktaş, ne Galatasaray yarışın içindeydi. Hatta Fenerbahçe 21 puan geriden gelip, Trabzonspor’u yakalıyordu. Unuttuk sanma… O dönem nasıl da çaresiz kaldığını yaşayarak gördük.

CAMİA, SANA DİYETİNİ FAZLASIYLA ÖDEMEDİ Mİ?

O şampiyonluk yaşanırken yarışılan takım olan Konyaspor’un Ahmet Çalık’ın trafik kazasıyla yaşamını kaybetmesinin bu kulübün travmaya uğramasına ve bir tek transfer yapmamasına rağmen yine de korkularınızla birlikte devre arasında 8 transfer yapmaktan geri durmadığınızı unutmadık. Hakemler bir tek puan çalmadı. VAR’ın kararları büyük oranda Trabzonspor lehineydi. Siyasi irade ve onun uzantısı TFF şampiyonluğu engelleme girişimlerine hiç heveslenmedi. Hatta önünüzü açma tavrı içinde görüldü. Süper Kupayı kazanmak kuşkusuz önemli başarı ama çok kötü bir Başakşehir’in zorlukla mağlup edildiğini de hatırlıyoruz. Yani her şey sizin ve Trabzonspor’un lehine işledi ve şampiyonluk yaşandı. Bunun diyetini camia size fazlasıyla ödemedi mi? Görevin devam ederken yıllık maaşını 8,5 milyon liradan 25 milyon lira gibi neredeyse 3 katı artırmadı mı?

Hiç gereği yokken İstanbul’da boş boş otururken bir kez daha sana iş vermedi mi? Hem de 1,5 yıl karşılığı tam 100 milyon lirayı cebine indirme işgüzarlığı yapmadı mı? Bu paranın yarısına Trabzonspor’u sizden çok daha iyi yönetebilecek teknik adamların varlığını her halde bizden çok daha iyi bilirsiniz değil mi? Hep şampiyonluktan, kazanılan Süper Kupa’dan söz ediyorsunuz da, hemen akabinde yine kulübün bütçesini kat kat aşan 13 pahalı transferle büyük hayaller kurdurarak başladığın 2022-23 sezonundaki fiyaskodan niçin bahsetmiyorsun? Neden şampiyonluğu kendinize bağlama adına her yolu deniyorsunuz da, o sezon hem Süper Ligde, hem Avrupa’da, hem de Ziraat Türkiye Kupası’nda tel tel dökülen bir takımı yaratmanın faturasını hiç üstlenmiyorsunuz?

BİR KEZ DE İĞNEYİ KENDİNİZE NİÇİN BATIRMIYORSUNUZ?

“Ben yeteneksiz ve vizyonsuz bir teknik direktör olduğum için 2022-23 sezonunda Trabzonspor takımını da, kulübünü de perişan ettim” demiyorsunuz. Alınan sonuçlarla, Avrupa’da, Ligde en küçük bir şans kalmayınca nasıl da size en yakın isim olan Ertuğrul Doğan’ın başkan seçileceği aşamada uyanıklık yaparak sözde istifa edip, sezon sonuna kadar olan alacaklarını, yani 8,5 milyon lirayı da cebinize koyarak ayrıldığından neden söz etmiyorsunuz?. “Kariyerimin iyice yerle bir olmasını aşamasına gelmemek, Milli takım ya da Fenerbahçe’ye gidebilme potansiyelimin tümüyle bitmesini engellemek için uyanıklık yaparak istifa ettim. Geleceğe dönük kredimin de devam etmesini sağladım” şeklinde itirafta bulunmuyorsunuz? Geçen sezon takımın başına gelirken çok sevdiğiniz Başkan Ertuğrul Doğan ve Futbolcu İzleme Komitesinin de onayıyla16 transfer yapılmıştı. Sizin döneminizde de 1 oyuncu alınmıştı. Bir dönem Afrika Kupaları, sakat oyuncular nedeniyle kadro sorunu yaşanınca takıma tarihinin en kötü sürecini yaşattın unuttun mu?

O süreçte Abdullah Avcı’nın teknik direktörlük vizyonuyla ilgili olumlu bir tek veri sundunuz mu bu topluma? Ligi üçüncü tamamladığınızı, kupa finali oynadığınızı söylüyorsunuz. İyi de bu üçüncülük gelirken, Trabzonspor’un Galatasaray’dan 35 puan, Fenerbahçe’den de 32 puan az topladığını unutturmaya çalışıyorsunuz. Takım Süper Lig tarihindeki en fazla yenilgisini geçen sezon yaşadı unuttunuz mu?. Biliyor musunuz, Bordo-Mavililer iki kez küme düşmeme mücadelesi verdi. İşte o sezonlarda ancak şampiyon takımdan bu kadar puan farkı yedi. Bir başka sezonda böyle bir kötü istatistik yok. Bunu sizinle yaşadı. Eğer takım ligi üçüncü bitirdiyse bu sizin değil, alttaki takımların berbat bir sezon geçirmesinden kaynaklanmıştır. Kupa finalini oynadığınız Beşiktaş tel tel dökülürken bu takıma yenildiğinizi unutturmaya çalışıyorsunuz… Ama siz, tüm toplum gerçekleri unutmuştur diye düşünerek tarihin en kötü Beşiktaş’ına yenildiğiniz kupa finalini ve yine şampiyon takımdan tarihinin en büyük puan farkının yendiği üçüncülüğü bize başarı diye yutturma çabası içindesiniz. Çuvaldızı hep başkalarına batırıyorsunuz da bir kez olsun iğneyi kendi derinize sokmayı düşünmüyorsunuz.

ZORAKİ OYNATTIĞINIZ AHMET CAN’LA ÖVÜNDÜNÜZ!

Abdullah Avcı’nın en büyük başarısı Trabzonspor kulübünü zirvede tutmak kadar oyuncu üretimi de olmalıydı. Çünkü bu kulübün tarihi üretiminden gelen gücünde gizlidir. Ne yazık ki şampiyonluk sezonunda zorunluluktan dolayı zaman zaman forma vermek durumunda kaldığınız Ahmet Can Kaplan’dan başka elinizde tek bir done bulunmuyor. Bu oyuncuyu da takımdan çabuk çabuk uzaklaştırmak istediniz. Eğer transferi değil de üretimi önde tutsaydınız, “Ahmet Can bu takımda kalmalı ve seviyesini biraz daha yükseltmeli, sonra Avrupa transferi düşünülür” demeliydiniz. Demediniz, satışına anında onay verdiniz. Peki onun yerine aldıklarınız ne oldu? Hepsi de evlere şenlikti değil mi? Ama onlardan hiç söz etmezsiniz! Siz tüm verileri kendi çıkarınıza uygunluğa göre değerlendirip kullanırsınız. Bakın 4 yıla varan bir görev sürenizde altyapıdan kazandığınız bir tek isim var mı? Her şey bir yana dışarıdan önemli paralarla transfer edilen tek bir genci kazanabildiniz mi? Oysa Trabzonspor’un tarihini var eden etkenlerden birincisi altyapıdan kazandıkları ve transfer ettiği gençleri zirveye çıkarması ve onlarla büyük başarılar elde etmesidir. Bunu bile çok gördünüz!

Hepsi bir kenara, takıma transfer ettiğiniz ya da ekibin bir parçası olan tecrübeli futbolculardan bile sizin elinizde potansiyelinin yükseldiğine tanık olmadık!

Neden acaba?

Şimdi de yeni kurduğunuz takıma 10 transfere rağmen yeni transferlerle çok iyi bir ekip olacağınız iddiasındasınız. Bakın bir kez olsun yaratıcı özelliğinizle başaracağınızı söyleyebiliyor musunuz? Söyleyemezsiniz! Çünkü siz sıradansınız.

Gelelim organize kötülüğe… Ne yazık ki sosyal medyada kalemini kullanan ya da kullandıran birçok kişinin üslubu insanı çileden çıkaracak kadar çirkin… Ama bu sadece size yönelmiyor. Troller var biliyorsunuz. İktidar yanlısı, FETÖ uşağı, ya da muhalefetin organize ettiği… Bunlar karşıtlarına iftiralar atarlar, hakaretler edenler ve yaşamlarını bununla anlamlandırırlar. Size de böyle bir yaklaşımda bulunanlar olabilir. Her birini şiddetle ve amasız, fakatsız kınıyoruz, hatta lanetliyoruz. Ancak unutmayın ki sizin de bu takımın başına gelmeniz, ya da burada ölene kadar kalmanız için çabalayan sosyal medya trolleri de bulunuyor. Size karşı olanları hedef yapan, hakaret edenlerin de sayısı bir hayli fazla… Onlarla ilgili söyleyebileceğiniz söz var mı?

Yoktur değil mi?

Çünkü size göre; Hep iyi ve lehinize olan ne varsa hepsini hak ediyorsunuzdur! Siz bu kulübe tarihi kötülükler yaptığınızı düşünmüyorsunuz hiç haksız mıyım?

Ve son söz;

Asıl organize kötülük nedir biliyor musunuz? Yönetimiyle, başkanıyla, teknik adamıyla birlikte sürekli toplumun temiz duygularını kullanmak, onlara umut aşılamaz ve Trabzonspor gibi üreterek, yaratarak tarihini yazan bir kulübe tüketim çılgınlığına esir edip, iflas aşamasına gelmesine zemin hazırlamaktır.

Buna diyecek bir sözünüz var mı/

Sanmam!