FUTBOL HİÇ DE UMUT VERMEDİ

UEFA Avrupa Liginde 2’nci ön eleme turunda piyasa değeri 6 milyon 700 bin Euro olan ve Bordo-Mavililere göre çok zayıf bir ekip görüntüsü veren Slovenya’nın Ruzemberok takımını iki kez yenerken, bunda en büyük payenin Kaleci Uğurcan Çakır’a ait olmasından dolayı, Rapit Wien karşılaşması çok çok önemliydi. En azından Avusturya ekibi, Ruzomberok’a göre çok daha güçlü, ilk turunda Polonya gibi futbol geleneği olan bir ülke temsilcisi Wisla Krakow’u 2-1 ve 6-1 gibi skorlarla saf dışı bırakan rakibi karşısında ortaya koyacağı mücadele Karadeniz Fırtınası açısından Süper Lig öncesi de bir sınav niteliğindeydi. Seyirci desteğini arkasına alan Trabzonspor’un sahadan en az 2 farklı galibiyetle ayrılması, rövanş için büyük avantaj olacaktı ve oyun kurgusunu da buna göre şekillendirmeliydi. 

Teknik direktör Abdullah Avcı’nın 11 tercihinde kuşkusuz en önemli iki sürpriz, büyük istekle transfer ettirdiği sol bek Borna Barisic’i yine yanında oturtması ve Eren Elmalı’yı sahaya sürmesiydi. Bunun yanında takımın değişmezi olan ancak kaçırdığı gollerle taraftara saç baş yolduran Trezeguet’in kulübeye çekilmesi, Cihan Çanak’ın sol kanatta görevlendirilmesiydi. Avcı, büyük tecrübe Stefano Savic’e 11’de yer verirken, Batista Mendy’yi ise uzun bir aradan sonra ilk kez kendi bölgesine,yani  orta sahaya kaydırıldı. Orta alan Lundstram, Mendy ve Ozan Tufan ile şekillenirken, bir başka yeni transfer Okay Yokuşlu ise hamle oyuncusu olarak karşılaşmaya kulübede başladı. Kuşkusuz maç öncesi en merak edilen isim Stefan Savic’di ve bu oyuncunun savunmaya liderlik yapıp yapamayacağıydı. Ama 90 dakika sonunda pek bir fikir verdi diyemeyiz.

TRABZONSPOR İLK YARIDA ÇOK SİLİK KALDI

Tribünlerin büyük desteğini arkasına almasına rağmen Trabzonspor, rakibine önde baskı yapıp, oyunu ceza alanına yıkmayı başaramadı. Rapit Wienli oyuncular, her alanı çok iyi kapatmasıyla birlikte Bordo-Mavili ekibe kolay pozisyon vermeyeceğini gösterdi. Konuk ekip, açık ve hücumu düşünen oyun anlayışıyla, “Buraya skoru korumaya gelmedim” mesajını daha ilk dakikalarda verdi. Gücünü de belli oranda hissettir. Eğer Eren Elmalı’nın inanılması güç pas hatasında topla buluşan Burgstaller ceza alanına girerken vuruşu direğin hemen yanından auta gitme yerine kaleyi bulsaydı, Trabzonspor’un çok erken mağlup duruma düşmesi içten bile değildi. Trabzonspor’un önemli sorunlarından biri orta  sahayı oluşturan Lundstram, Mendy ve Ozan gibi üç ağır oyuncuydu. Bu isimler hem hızlı paslarla rakip kaleye çabuk inmeyi sağlayamadı, hem de Rapit Wien’in hızlı ataklarında duvar olma noktasında sıkıntı yaşandı. 

Bordo-Mavili takım Edin Visca’nın sağdan etkili bindirmeleri dışında kanatları da iyi kullanamayınca pozisyon üretmekte zorlandı. İki bek Malheiro ve Eren Elmalı hücuma çok az çıktılar ve bunlarda da etkisizdiler. Cihan Çanak da sol kanatta uygun pozisyonda topla buluşturulamayınca sahada varlığıyla yokluğu uzun süre belli olmadı. Rapit Wien ise hem savuma anlayışıyla, hem de hücuma çıkarken pas bağlantılarıyla taş gibi bir takım görüntüsü verdi. 22’nci dakikada Jonsson’un gollük vuruşunda Uğurcan Çakır yine sahnedeydi. R:akip takım özellikle Malheiro’nun arkasına uzun toplarla zaman zaman tehlike yarattı. Belli ki bu oyuncunun savunma anlayışının zayıflığını iyi tespit etmişler. 28’nci dakikada Sangare’nin savunmanın arkasına harika topunda Beljo karşı karşıya mutlak golü kaçırarak Trabzonspor’a adeta büyük bir jest yaptı. Konuk ekip çok daha organize ataklar yaptılar, tehlikeli oldular ama final vuruşlarındaki etkisizlikleri belki de Bordo-Mavili ekibin en büyük şansıydı. 
Bu oyun anlayışıyla Bordo-Mavililerin tek umudu duran toplardan bulabileceği bir goldü. Zaten ilk yarıda kaleyi bulan tek şut da frikikten Ozan’ın sert vuruşunun kalecide kalmasıydı. İlk yarıda konuk ekip çok daha etkili olurken sahanın yıldızı bu ekibin merkez orta sahasında görev yapan 22 yaşındaki Sangare’ydi. 

TAM BASKI KURMUŞKEN TESLİM OLDU

İlk yarıda takımın bu kadar kötü ve etkisiz oynamasına ve rakibine birçok pozisyon vermesine, pas bağlantılarını kesme konusunda yaşanan sıkıntıya rağmen Abdullah Avcı’nın oyuncu değişikliğine gitmemesi şaşırtıcıydı. Oysa özellikle orta sahada daha iyi pas yapabilecek ve rakibin etkili ataklarında pas arası yapabilecek bir takım değişiklikler olabilirdi. İkinci yarıya Trabzonspor biraz daha önde baskıyla başlarken, rakibin savunmadan çıkışında pas bağlantılarını kesme çabası gösterdi. Rapit Wien ise biraz daha temkinli ve sanki hücumu daha az düşünen bir oyun anlayışı içindeydi. Bu arada Polonyalı hakem Krizto Tohmer’in tehlikeli sayılabilecek bölgede önce Eren Elmalı’yı, sonra Dragus’a yapılan faulleri es geçmesi anlaşılır gibi değildi. Belli ki komşu ülkesinin takımına torpil geçme eğilimindeydi. Abdullah Avcı ilk müdahalesini 60’ncı dakikada Dragus ve Ozan Tufan’ın yerine Nwakaeme ile Trezeguet’i alarak yaptı. Nwakaeme santrafor bölgesine yerleştirildi, Trezeguet de sol kanatta görev aldı, Cihan Çanak asıl yeri olan on numara bölgesine geçti. 

Bu değişiklikten sonra Trabzonspor topla daha fazla oynayan, gol arayan ama pozisyon bulmakta zorlanan bir takım görüntüsü verdi. Konuk ekip ise beraberliğin rövanş için kendisine yeteceği düşüncesiyle iyice geri çekildi. Hatta topu kendi ceza alanında karşılama düşüncesi dikkat çekiciydi. Bu takımda ilk yarıdan eser yoktu. Tam oyun içinde Bordo-Mavili ekip üstün oynarken, Rapit Wien kazandığı korner atışında topla son buluşan Grgic’in  kafa vuruşu filelerle buluşunca Papara Park adeta buz kesti. Golden birkaç dakika sonra Mendy müsait pozisyonda kalecinin üzerine değil de, köşeye vuruş yapabilseydi, skora denge gelebilirdi. 72’nci dakikada Trezeguet’in enfes vuruşunu kalecinin çelmesi belki de maçın kader anıydı. Bu dakikada Lundstram ve Cihan’ın yerine oyuna alınan isimler Okay Yokuşlu ve Enis Destan sahaya sürüldü. Tam da değişikliklerin yapıldığı dakikada Beljo’nun karşı karşıya vuruşunu Uğurcan çıkarmasaydı, tur için teslim bayrağı çekilmişti. 

Kulübeden sahaya sürülmenin hırsıyla olacak bir ara Mahmoud Trezeguet çok istekli, arzulu, gol arayan, pozisyon yaratan bir oyuncu profili çizdi ama bu da saman alevi gibiydi. Nwakaeme’nin kornerden gelen topu 82’nci dakikada kafayla tam direğin tam dibine gönderirken kaleci Hedi’ye takılması saç baş yoldurdu. Avcı’nın son hamlesi Eren ve Barisc değişikliğiydi. Bu oyuncu son dakikalarda yaptığı iki etkili ortayla birlikte Eren’den daha olumlu görüntü verdi. Sonuç olarak Trabzonspor karşısına biraz dişli rakip çıkınca taraftarına yine saç baş yolduracağını gösterdi ve hazır olmadığını hissettirdi. Bu sonuçla turun da çok zora girdiğini söylemek sanırım pek abartı olmasa gerek… Maçın hakemi Tohmer de faullerde standart tutturamayarak Rapid Wien’i koruma güdüsüyle hareket ettiğini gösterdi.