AVRUPA ARENASINDA DRAMATİK SON!

UEFA Avrupa Ligine büyük iddia ile başlanmıştı ama Rapit Wien Trabzonspor’un gerçeğini erken teşhis edilmesine neden oldu ve bu organizasyona çok erken veda edildi.

Artık tüm umutlar UEFA Konferans Ligindeydi. Ve bu arenada İsviçre’nin St. Gallen ile oynanan Play-Off ilk maçı deplasmanda golsüz berabere sonuçlanmıştı. Bu da önemli bir avantaj kabul ediliyordu ama Bordo-Mavililerin gol yollarındaki etkisizliği yine de kafaları karıştırmaya yetiyordu. Fakat ne olursa olsun bu tur geçilmeli ve Karadeniz Fırtınası en azından Konferans Liginde gruplara kalmalıydı. Bu bir yandan ekonomik girdi açısından önemliydi ama asıl olan marka değerine sağlayacağı katkıydı. Bir de Abdullah Avcı’nın Avrupa mücadelelerinde Başakşehir’de de, Beşiktaş’ta da, Trabzonspor’da da hep sınıfta kalması onun kredisini bitirmişti. En azından bir kredi notu karnesine eklemesi gerekiyordu. 

Papara Park’taki bu kritik maçta Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın nasıl bir kadro yapılanmasıyla sahada mücadele vermeyi düşündüğü merak ediliyordu. Çünkü yeni transferlerden Arseniy Batagov artık takıma adapte olmuş olması gerekirdi. Pablo Marhelinho ve Eren Elmalı’nın da cezaları sona ermişti. Fakat Avcı, ilk maçtaki 11’den hiçbir değişikliğe gitme ihtiyacı hissetmedi. Demek ki ilk maçtaki futboldan memnundu. Ve o kadronun turu atlayacak skoru elde edeceğine de inanıyordu. Tek dileğimiz de Avcı’nın kurduğu kadroyla kesinlikle haklı olmasıydı. Çünkü biliyoruz ki bu maçın bir şekilde kaybedilmesi halinde Trabzonspor’da taşlar yerinden oynayacak, belki de büyük depremin artçıları başlayacaktı. Kuşkusuz henüz sezonun başında böyle bir durumun yaşanmasını hiçbir Trabzonspor sevdalısı istemezdi. 

İLK YARIDA SEZONU KAPATMIŞ BİR TAKIM SAHADAYDI!

Maçın başından itibaren Trabzonspor önde baskıyla rakibi hataya zorlayıp, kazanılacak toplarla bir an önce gole gitme çabası gösterirken konuk St. Gallen ise hızlı hücumlarla pozisyon arayacağını hissettirdi. Konuk ekip ağır Trabzonspor orta sahasını çabuk geçen konuk ekip, aslında birkaç kez tehlike yaratacağı sinyallerini verdi ama bu ekibin hücum oyuncularının final toplarını çok kötü kullanmaları, Bordo-Mavililerin çok sıkıntılı dakikalar yaşamasına engel oldu. Trabzonspor’da en sorunlu bölgelerden biri de beklerdi. Bir pozisyonda hızlı bir atak gelişirken Edin Visca topu rakip alana kadar taşırken önce Barisic’e baktı, sonra Ozan’a ama ikisi de hücuma çıkmamak için adeta direnç gösterince belki de net bir pozisyon daha başlamadan bitmiş oldu. St. Gallen takımı özellikle topun bulunduğu bölgede Bordo-Mavili futbolculara çok yoğun baskı yapınca pas bağlantılarını kesti ve etkili atakların gelişmesinin önüne geçti. 

İlk 20 dakikaya bakıldığında St. Gallen oyunu rölantiye alıp, bir anda hızlanarak pozisyon arayışlarında bulunurken aslında ne istediğini daha bilen bir takım görüntüsü verdi. Bordo-Mavili ekip ise sanki beraberlik yetermiş gibi temposuz, yavaş pas yapan, rakip ceza alanında etkili olmaktan uzak ve ununu elemiş, eleğini asmış pozisyondaydı. Edin Visca yine vasatın altındaydı. İlk maçın etkili isimleri Orsic ve Mendy’de bu kez bir durgunluk dikkat çekiciydi. Enis Destan’ın da sahada varlığıyla yokluğu belli değildi. Bu futbolun iki takım açısından da gol üretmesi ya bir büyük savunma hatasına, ya da şans topuna bağlı olduğunu söylersek her halde abartmış olmayız. Tam oyun bizi uyutuyor diye düşünürken, konuk St. Gallen ani gelişen atakta Akolo sağdan girdi, solda Schmidt bomboş vuruşunu yaptı ve Papara Park’taki binlerce insanın soğuk duş almasına sebep olan golü attı. Bu golde sahanın Trabzonspor’a göre sol tarafının bu kadar nasıl boş bırakıldığını anlayabilen beri gelsin… Rakibe bu kadar boş bir alan bırakırsanız, sonuçlarına da katlanırsınız.

Trabzonspor ilk pozisyonu 35’nci dakikada Mendy’nin ortasında zor pozisyonda Enis Destan’ın kafasıyla yakaladı ama kaleci Ati Zagi nefis bir refleksle skorun değişmesine izin vermedi. 40’nci dakikada Orsic’in direkten auta giden şutu şansızlıktı. Ancak bu pozisyon kimseyi yanıltmasın, çünkü rakip de sık sık tehlike yaratırken, özellikle Bordo-Mavili ekibin sağ ve sol bekleri kötünün de ötesinde görüntü verdi. Rakip kanatlardan adeta pikniğe gider gibi gelip birçok pozisyon buldu ama son vuruşlar kötü olunca farkın açılması da engellenmiş oldu. İlk 45 dakikaya baktığımızda Bordo-Mavili takımın ne fiziksel, ne taktiksel, ne motivasyon, ne de coşku olarak bu maça çok kötü hazırlandığını söylemek zorundayız. 

GOLÜ ERKEN BULUP, SONUCU ALAMIYORSAN!...

İkinci yarıya Abdullah Avcı ikinci yarıya başlarken takımın en kötüleri arasında yer alan Ozan Tufan ve Enis Bardhi’nin yerine Pedro Malheiro ve Cihan Çanak’ı sahaya sürerek ilk müdahalesini yaptı. Erken gelecek bir gol kuşkusuz maçın havasını tümüyle değiştirebilirdi. Fakat Abdullah Avcı’nın özellikle şampiyonluk sezonunda alıştığımız geriye düşülen maçlardaki rakibi ablukaya alma çabasına dönük çabalarıyla ilgili olarak bu sezon en küçük bir iz bulamadık. Bu maçta da aynı hava mevcuttu. Takım geriye düşmüş ama futbolcuların bu duruma itiraz edecek bir görüntüsü yoktu. Ancak tam bunları düşünürken, Cihan Çanak’ın nefis şutunu kaleci kornere çeldi. Korneri Barisic kullandı ve Enis ön direkte markaja rağmen kafayı çok iyi vurdu ve beraberliği getiren golü kaydetti. Bu gol kuşkusuz tur için dev bir adımdı. St. Gallen golü yedikten sonra yine oyunu rölantıye alıp, Trabzonspor’u üzerine çekme, orta sahayı boşaltıp, hızlı toplarla yine gol arama isteğindeydi. Ama bu kez Bordo-Mavililer rakibin orta sahayı o kadar kolay geçmesine izin vermedi. Cihan Çanak ve Pedro Malheiro da takıma bir hareket getirdi. 

İkinci yarıda kenar ortaları gelmeye başlayınca da EJnis Destan varlığını hissettirdi. Golün dışında yine tehlikeli girişimleri oldu ama kaleciyi geçemedi. Mislav Orsic de ilk yarıya göre daha hareketli ve verimli olunca sık sık rakip kalede tehlikeler umutları yeşertiyordu. Maçın 75’nci dakikasında sakatlık geçiren Enis Destan ile birlikte Mislav Orsic oyundan alınırken, Denis Dragus ve Mahmoud Trezeguet sahaya sürüldü. Bu değişikliklerle birlikte topla daha çok oynayabilen futbolcularla sonuca gitme isteğinin amaçlandığını söyleyebiliriz. Bir ara bu değişikliklerin işe yaradığı görüntüsü oluştu ama bu saman alevi gibiydi. Oyunun bundan sonraki bölümlerinde iki takım da bir kaza golü yememe eğilimi ve mümkünse bir sürpriz golle sonuca gitme amacı güder gibiydi. Sonuçta istenilen oldu ve durgun geçen son dakikaların ardından maç uzatmaya gitti.

Uzatmalara Edin Visca’nın yerine Poyraz Efe Yıldırım’ın sahaya sürülmesi ilginçti. Çünkü bu sezon ilk kez bir altyapı oyuncusu resmi maçta şans buluyordu. Uzatmalar az kalsın, Denswil’in ters vuruşuyla şok bir golle başlayacaktı ama Uğurcan çok iyi bir reaksiyon gösterip, mutlak golü çıkardı ve takımını oyunda tuttu.98’nci dakikada Poyraz’ın nefis vuruşu golle sonuçlansa tadına doyum olmazdı. Hem altyapıdan bir oyuncunun kazanılması yolunda dev adım atılır, hem de turun kapısı aralanırdı. 110’ncu dakikada Trezeguet kendisine yapılan faulün sonunda kazanılan frikik atışında topu iki direğin birleştiği, yani çatal diye tabir edilen yere nişanlaması büyük şansızlıktı. Bu gol olsa turun anahtarı olurdu.  Maçın uzatma dakikalarında iki takımın da nefesinin tükendiği hissini veren bir oyun vardı ve tur atlayan takımı penaltıların belirlemesi neredeyse garanti görülüyordu ki, sonuçta da bu öngörü haklı çıktı. Penaltılar gerçekten nefes kesecek nitelikteydi. İki takım da 4’er penaltıyı gole çevirdi ama Stefan Savic gibi bir usta beşinci penaltıyı üst direğe nişanlayınca ve St. Gallen son penaltıyı da gole çevirince tur dramatik bir şekilde avucumuzdan uçmuş oldu. 

Son söz; Bu kadar büyük yatırıma rağmen St. Gallen gibi bir takımı çok rahat eleyemiyorsan, bunun sorumluları mutlaka bedelini ödemeli… Başkan Ertuğrul Doğan’ın, Eyüpspor maçından sonra Abdullah Avcı ile yolları ayırdıklarını ve Aralık ayında da bir daha aday olmamak üzere Trabzonspor’un başkanlık görevini bıraktığını açıklaması gerek…