Uzun yıllardır spor medyasının içindeyim ve yaptığı işle ilgili bu kadar bilgiye uzak bir meslek gurubu daha görmedim. Bu mesleği icra eden çok az insanın ve bu insanları barındıran kurumların sorumluluk duygusu içinde ve belli bir fikirsel derinliği barındırarak haber ya da yorum yaptığına tanık oldum. Yüzde 99'u ise hiçbir fikir taşımadan yaptıkları haber ve yorumlarla kulüplerin iflasının baş nedeni olmak için birbirleriyle yarışıyor adeta... Bakın her yıl transfer mevsiminde benzer haberleri okuyoruz. "Şu kulüp dünya yıldızını getiriyor." "Bu kulüp çilek transferine doymuyor." Falanca kulüp şampiyon kadroyu kuruyor, kurdu." gibi gibi...Ve sezon sonu gelirken, bir yıl önce dünya yıldızı, çilek ve şampiyon yapacak oyuncu statüsünde topluma zoka gibi yutturdukları futbolcular bu kez, "İstenmeyen adam", "Beklentileri karşılayamadı". “Yeni teknik direktörün planlamasında yok.” "Tam bir fiyasko çıktı" falan haberleriyle birlikte ekranlarda, gazetelerde, internet sitelerinde boy gösteriyorlar.
Bu transfer mevsiminde de tıpkı geçen yıl, bir önceki yıl, daha önceki yıl ve hatta yayın hayatına başladıkları dönemlerdeki haber başlıklarını, yorum sığlıklarını duymaya ya da okumaya devam ediyoruz.TÜM BU ZOKALARI SÖZDE TARAFTAR DA YUTUYORAcı olan ise taraftar kimliği altında kulüplerini zerre düşünmediğini gösteren kitleler de bu transfer zokalarını yemeye bayılıyorlar. Hatta, "Yok mu yeni transfer?" diye histeri krizi geçirmekten ve yapılan ama büyük ihtimalle çok verimsiz olacak her transfere alkış tutmaktan zevk alıyorlar. Taraftarların büyük bölümünden bir kez bile, “Bu kadar transfer yanlış, kulüpleri yabancılaştırıyorsunuz. Ekonomik iflası kaçınılmaz hale getiriyorsunuz. Aynı deneyi yapıp, farklı sonuç beklemek ahmaklıktır. Siz ahmaklık yapıyorsunuz ve bundan vazgeçin” şeklinde uyarılarla kulüp yönetimlerinin ve teknik adamların kulağına kar suyu kaçıranı görmedim desem sanırım abartmış sayılmam. Spor medyasına dönersek; Çok sayıda transferi körüklemeyi marifet sayıyorlar. Bunu yaparken de gerekçe olarak okunma, izlenme ve tıklanmayı göstermekten geri durmuyorlar. Oysa futbolseverlerin büyük bölümünün kültürel geriliğinden dolayı medya neyi verirse onu satın aldıkları gerçeğini atlıyorlar. Ya da durumun farkındalar da bu politika işlerine gelmiyor. Bu noktada taraftarların; "Altyapıda yetenekli ve A takımda oynayacak futbolcu yok mu? Artık yönetimler ve teknik adamlar üretmeye yönelsin, transferlerinden midemiz bulandı" demesini boşuna bekliyoruz. Çünkü sosyal medyada etkili olan taraftarlar böyle tavır koyarsa belki bilgi birikiminden yoksun spor medyası da bu yönde yayın yapmaya evrilme noktasına gelir. Ama tabii ki nafile ve futbol kulübü yönetme becerisi zayıf başkanlarını ve yönetimlerini de sosyal medya aracılığıyla çok da kötü yönlendiriyor... Zaten ne hikmetse yönetimler de bu güruh tarafından yönlendirmeye bayılıyorlar. Ve menajerlerle yakın ilişki içindeki teknik adamların listelerini ellerine tutuşturup, kulüplerin paralarını birilerinin cebine boca etmek için de sanki sabırsızlanıyorlar...BİR TEK BİLGE İNSANA PROGRAM YAPTIRILMAZ MI?Spor medyası demişken yine bu meslek grubuyla ilgili olarak bir büyük eksikliği daha dile getirmeden yazıma son vermeyeyim…Bu kadar spor yayını yapan televizyon var. Ulusal ve yerel gazetelerin çok sayıda sayfası spora ama çoğunlukla da futbola ayrılmış… Spor internet siteleri bir kenara, siyasi amaçla kurulan siteler ve en ciddi gazetelerin internet siteleri bile futbol ve transfer haberleriyle dolup taşıyor… Ama bir tekinde bile futbolun temel tekniği, sosyolojisi, psikolojisi, ekonomisi üzerine bilge tek insana yorum yaptırdıklarını göremiyorum. Bir tanesinin futbolun bilimsel yönünü ortaya koyarak halkı bilinçlendirme yoluna gittiklerine tanık olmadım. Yönetimlere, teknik adamlara yol gösterecek, taraftarı eğitecek bir tek program ya da röportaj yapıldığını duymadım. Spor kanallarına bakıyorum, yayın saatlerini doldurabilmek için eski programları, Avrupa’nın bilmem hangi ligi maçlarının özetlerini verip verip duruyorlar. İnsan bilgiye açlık duyanlar için: Sportif, siyasi, sosyal, kültürel, endüstriyel futbolun getirdiği ve götürdüğü, küresel sermayenin sporu kullanma nedenleri ve şekli, ekonomik, psikolojik ve toplumsal açıdan doyurucu birikime sahip insanlara programa çıkarmaz mı? Onlar aracılığıyla hem futbolseverler, hem yönetenler, hem teknik adamlar ve hem de medya mensuplarının bilgi dağarcığının genişlemesine zemin hazırlanmak istenmez mi?Bakıyorsunuz tüm programlarda gerçekten kahvehanede bile konuşurken kendilerini dinletemeyecekler, havanda su dövüp duruyor. İnsan izlerken utanıyor. Nasıl bir ülkede yaşıyoruz ve bu ülkenin spor medyası neden bu kadar sığ ve yetersizliklerle dolu olabilir? Yoksa bu spor medyası, tüm futbol kulüplerinin ve gerçek sporun düşmanı mı?
İnanın merak etmiyor değilim!
Bu transfer mevsiminde de tıpkı geçen yıl, bir önceki yıl, daha önceki yıl ve hatta yayın hayatına başladıkları dönemlerdeki haber başlıklarını, yorum sığlıklarını duymaya ya da okumaya devam ediyoruz.TÜM BU ZOKALARI SÖZDE TARAFTAR DA YUTUYORAcı olan ise taraftar kimliği altında kulüplerini zerre düşünmediğini gösteren kitleler de bu transfer zokalarını yemeye bayılıyorlar. Hatta, "Yok mu yeni transfer?" diye histeri krizi geçirmekten ve yapılan ama büyük ihtimalle çok verimsiz olacak her transfere alkış tutmaktan zevk alıyorlar. Taraftarların büyük bölümünden bir kez bile, “Bu kadar transfer yanlış, kulüpleri yabancılaştırıyorsunuz. Ekonomik iflası kaçınılmaz hale getiriyorsunuz. Aynı deneyi yapıp, farklı sonuç beklemek ahmaklıktır. Siz ahmaklık yapıyorsunuz ve bundan vazgeçin” şeklinde uyarılarla kulüp yönetimlerinin ve teknik adamların kulağına kar suyu kaçıranı görmedim desem sanırım abartmış sayılmam. Spor medyasına dönersek; Çok sayıda transferi körüklemeyi marifet sayıyorlar. Bunu yaparken de gerekçe olarak okunma, izlenme ve tıklanmayı göstermekten geri durmuyorlar. Oysa futbolseverlerin büyük bölümünün kültürel geriliğinden dolayı medya neyi verirse onu satın aldıkları gerçeğini atlıyorlar. Ya da durumun farkındalar da bu politika işlerine gelmiyor. Bu noktada taraftarların; "Altyapıda yetenekli ve A takımda oynayacak futbolcu yok mu? Artık yönetimler ve teknik adamlar üretmeye yönelsin, transferlerinden midemiz bulandı" demesini boşuna bekliyoruz. Çünkü sosyal medyada etkili olan taraftarlar böyle tavır koyarsa belki bilgi birikiminden yoksun spor medyası da bu yönde yayın yapmaya evrilme noktasına gelir. Ama tabii ki nafile ve futbol kulübü yönetme becerisi zayıf başkanlarını ve yönetimlerini de sosyal medya aracılığıyla çok da kötü yönlendiriyor... Zaten ne hikmetse yönetimler de bu güruh tarafından yönlendirmeye bayılıyorlar. Ve menajerlerle yakın ilişki içindeki teknik adamların listelerini ellerine tutuşturup, kulüplerin paralarını birilerinin cebine boca etmek için de sanki sabırsızlanıyorlar...BİR TEK BİLGE İNSANA PROGRAM YAPTIRILMAZ MI?Spor medyası demişken yine bu meslek grubuyla ilgili olarak bir büyük eksikliği daha dile getirmeden yazıma son vermeyeyim…Bu kadar spor yayını yapan televizyon var. Ulusal ve yerel gazetelerin çok sayıda sayfası spora ama çoğunlukla da futbola ayrılmış… Spor internet siteleri bir kenara, siyasi amaçla kurulan siteler ve en ciddi gazetelerin internet siteleri bile futbol ve transfer haberleriyle dolup taşıyor… Ama bir tekinde bile futbolun temel tekniği, sosyolojisi, psikolojisi, ekonomisi üzerine bilge tek insana yorum yaptırdıklarını göremiyorum. Bir tanesinin futbolun bilimsel yönünü ortaya koyarak halkı bilinçlendirme yoluna gittiklerine tanık olmadım. Yönetimlere, teknik adamlara yol gösterecek, taraftarı eğitecek bir tek program ya da röportaj yapıldığını duymadım. Spor kanallarına bakıyorum, yayın saatlerini doldurabilmek için eski programları, Avrupa’nın bilmem hangi ligi maçlarının özetlerini verip verip duruyorlar. İnsan bilgiye açlık duyanlar için: Sportif, siyasi, sosyal, kültürel, endüstriyel futbolun getirdiği ve götürdüğü, küresel sermayenin sporu kullanma nedenleri ve şekli, ekonomik, psikolojik ve toplumsal açıdan doyurucu birikime sahip insanlara programa çıkarmaz mı? Onlar aracılığıyla hem futbolseverler, hem yönetenler, hem teknik adamlar ve hem de medya mensuplarının bilgi dağarcığının genişlemesine zemin hazırlanmak istenmez mi?Bakıyorsunuz tüm programlarda gerçekten kahvehanede bile konuşurken kendilerini dinletemeyecekler, havanda su dövüp duruyor. İnsan izlerken utanıyor. Nasıl bir ülkede yaşıyoruz ve bu ülkenin spor medyası neden bu kadar sığ ve yetersizliklerle dolu olabilir? Yoksa bu spor medyası, tüm futbol kulüplerinin ve gerçek sporun düşmanı mı?
İnanın merak etmiyor değilim!











Sayın Adnan Sungur. Yazılarınızda sürekli meslektaşlarınızı kötülüyor, onların etik davranmadığını belirtiyorsunuz. Merak ediyorum, bu yazılar sonrasında onlarla yüzyüze geldiğiniz bir ortam olmuyor mu? Eğer oluyorsa selamlaşıyor musunuz? Sohbet etmiyor musunuz? Meslektaşlarınızı toplum önüne attıktan sonra yüzlerine karşı nasıl bir tavır takınıyorsunuz? Bir sonraki yazınızı da buna ayırırsanız merakı giderirsiniz. Kolay gelsin.
Gafula düştüm;)
Yazdıklarınızın altına bende imza atarım katkılarınız bizim gibi düşünenlerin aynası olmaya devam edecektir..