Yeni yayın hayatına başladığımız bu günlerde, kurban bayramı dolaysıyla gündem çok yoğun olmadığından bende biraz “kafamı dinleyeyim” dedim.
Trabzonspor’daki transfer çalışmaları, bunun yanında Trabzon’daki kültür yolu festivali gündemin başlıkları idi. Adnan ağabey spor ile ilgili konuları gündeme taşıdığı için bende Kültür Yolu Festivali ile ilgili görüşlerimi “Kılçık” köşesinde dile getirdim…
Hem Trabzonspor hem de Trabzon’da yaşanan gelişmeler karşısında mantığımla bir türlü uzlaşamıyorum!
Trabzonspor’a bakıyorsunuz ne yaptığı belli değil! Kulüp borç batağı içinde Antony Wakayeme kurtarıcı olarak transfer ediliyor!
Ülkede ekonomik tedbirler alındığı söyleniyor, sanatla kültürle alakası olmayan isimlere binlerce dolar para ödeniyor!
Sorumluluk bölgesindeki Belediye Başkan adaylarını basından öğrenen İl ve İlçe Başkanlarının özeleştiri yapmaları gerekirken rakip partiye laf atmalarına tanıklık ediyoruz!
Çay üreticisi, açıklanan taban fiyatı yüzünden zararını nasıl kurtaracağını düşünürken, fındıkta da aynı hayâl kırıklığını yaşayıp yaşamayacağının endişesini taşıyor!
Ekonomik sorunlar yüzünden evlenemeyen işsiz gençler,10 bin lira maaşa mahkûm edilen emekliler, asgari ücret ile ancak ev kirasını ödeyebilen babalar, evde ne pişireceğini düşünen anneler, dondurmaya hasret kalan çocuklar, feleğin darbesini yiyen ve üç kuruş para ile geçinmeye çalışan engelliler!…
“Gazetecisin, yazı yazıp topluma ışık tutmalısın” diyorum kendime!.
Nereden başlayacağımı bilemiyorum…
Hangisi ile başlasam, konuyu gündeme taşısam diye düşünüyorum...
Fakat nereye dokunsam elimde kalıyor.
Oturuyorum kalkıyorum, yatıyorum uyanıyorum, bilgisayarın tuşuna basıyor açıyor, sonra yine kapatıyorum!
İşin içinden çıkamayınca da, Urfalı Ozan Dertli Divani’nin “SERÇEŞME" isimli türküsünü dinliyorum...
Yaşanılası dünyanın ne tadı ne tuzu kaldı
Ömür denen şu zamanın çoğu gitti azı kaldı
Çalışmadan yiyenlerin, derimizi giyenlerin
Nice benim diyenlerin ne izi ne tozu kaldı
Çürük ökçe, yırtık taban, kurdu kuşu ettik çoban
Gariban daha gariban, ne çulu ne bezi kaldı
Bizden geçinen kalleşler, döner geri bizi taşlar
Sıvıştı yaren yoldaşlar ne sözü ne özü kaldı
Cahiller kendini aklar, kamiller özünü yoklar
Kurudu çaylar ırmaklar, Serçeşme'nin gözü kaldı
Dertli Divani'nin varı, canandır canın öz yarı
Geçti bu devrin baharı, ne yazı ne güzü kaldı










