Hem dünyada, hem de ülkemizde gazeteciliğin formatı değişti. Sürekli bir yenilenme, teknolojinin çok daha aktif kullanılması, sosyal medyayı da etkin hale getirdi. Bu teknolojik değişim, gazetecilerin de büyük oranda hem fikirsel, hem ilkesel, hem de fiziksel tembelleşmesinin nedeni oldu. Teknolojik ve bilimsel gelişmişlik mesleğin içine girdikçe yazık ki gazetecilik de çürüdükçe çürüdü. Kapitalizmin boyut değiştirdiği, Emperyalizm aşamasına geçiş yaptığı günden itibaren başlayan bu çürümenin öncelikli olarak en önemli nedeni gazetecilik mesleğinin pahalı bir uğraşı haline gelmesi ve dünya ya da ülkelerin en güçlü iş insanlarının ilgi alanına girmesidir. Çünkü dev sanayii imparatorlarının patronları, tröstlerin sahipleri, çok uluslu şirketlerin ağababaları gazetelerin, televizyonların, nihayetinde internet sitelerinin gücünün farkına varınca bunlara el atıp, sonrasında da kullanarak, siyasete baskı aracı ve rakiplerine karşı her bakımdan daha üstün duruma geçme aracı olmasına hizmet etme amacını gütme sürecine girdiler. Bu patronlar kendilerine kurşun asker olacak genel yayın yönetmenlerini ve yazı işleri müdürlerini buldu, yüksek paralarla satın aldı ve medya tröstlerinin başına geçirdi. Patronlara dalkavukluk yapacak, siyaseti sindirecek ve iş dünyasındaki rakipleri de bertaraf edecek bu genel yayın yönetmenleri ve yazı işleri müdürleri de alt kadrolarını bu amacı yönelik şekillendirdi. Bu öylesine bir noktaya vardı ki, dünya ya da ülkeleri belli başlı medya baronları dizayn eder hale geldi. Kuşkusuz böylesine çıkar ilişkileriyle sarmalanmış bir medya ordusu içinde yer alan yerel yayın kuruluşları da kendi güçleri oranında pazardan pay kapma yarışına giriştiler. Sadece kişisel ya da kurumsal ekonomik çıkarlar dikkate alındı. Reklam verenler, güçlü siyasetçiler, iş insanları, ya da spor kulübü başkan ve yöneticileri baş tacı edildi. Bu güçlü ve para musluğunun başını tutanlara eleştiri getirmek deveye hendek atlatmaktan daha zor hale geldi. Halkın doğruları öğrenme hakkı hiçe sayıldı.
Sonuç olarak artık parayı verenin düdüğü çaldığı bir medya dünyasıyla baş başayız. ÇÜRÜMEYE DİRENENLER ONURLA AYAKTA KALDILARBöyle bir dünyanın içinde kaleminin namusunu her türlü çıkarının üzerinde tutanlara yer yoktu. Onlar da kenarda köşede kaldı, Yarı aç, yarı tok yaşamlarını idame ettirme çabası içine girdi ama her şeye rağmen kalemlerini satmayı bir kez bile akıllarının ucundan geçirmediler. Ne baskılar, ne ekonomik boğazlama girişimleri, ne tehditler yıldıramadı bu bir avuç namuslu kalem erbabını… “Bana ne, ben mi kurtaracağım ülkeyi?” demediler… Karıncanın yangına su taşımasındaki niyetini düşünerek yapmaya çalıştılar işlerini… “Biz, kalem elimizde durduğu sürece onun namusuna leke sürmeyi ölmekten daha evla görürüz” dediler, yollarına devam ettiler. Çürümüş koca sistemin içinde temiz kalmayı onur meselesi yaptılar… Onlar büyük büyük gazete, televizyon ya da internet sitelerinde boy göstermek için güçlülere kulluk yapmayı namussuzluk saydılar. İşte bu duygular içinde gazetecilik mesleğinin içinde var olma savaşı verirken 2022 yılının Eylül ayının başında Atakan Kadıoğlu kardeşim aradı. “Ağabey bir site kuruyorum. Benimle beraber olur musun?” teklifi üzerine, “Gazeteciliğin namusunu her şeyin üzerinde tutacaksak seve seve” yanıtını verdim ve Trabzonx.com sitesini yeni doğmuş bir bebek gibi büyütme çabası gösterirken, Trabzon kentinin ve Trabzonspor’un tüm gerçeklerini de hiçbir duygusallığı, çıkar ortaklığına kurban etmeden halka taşımaya çalıştık. Çok az destek gördük. Bu anlamda kendi adıma büyük hayal kırıklıkları yaşadım. Bu kentte, hem siyaset, hem iş dünyası, hem de Trabzonspor adına kendini sorumlu sayan, bunları dert edinen ne yazık ki çok az insanın varlığını bir kez daha görmüş oldum. YENİ BİR YOLA YİNE BAŞIMIZ DİK ÇIKIYORUZTam 1 yıl, 9 ay Atakan Kadıoğlu ile büyük emeklerle birlikte büyütmeye ve gerçeklerin sesi olmaya adadığımız Trabzonx.com sitesinde sonuçta ayrılık rüzgarlarının esme zamanı gelmişti. Atakan kardeşim ayrılınca, birlikte yola baş koyduğumuz gerçeğinden hareketle ben de veda etmenin yakışan davranış olduğunu düşündüm. Kısa süre önce bir küçük dinlenme molası vermiştik. Atakan Kadıoğlu bu kez de Ses Ver Trabzon.com ismini koyduğu yeni bir siteyi hayata geçirmek için geceli gündüzlü çalışırken, yine kendisiyle beraber yürüyüp yürümeyeceğimi sordu. Ben de, doğruların peşinde koştuğumuz süre içinde beraber olmaktan yine onur duyacağımı ifade ettim. Ve yeni bir yola baş koyma kararını artık hayata geçirme vakti geldi. Biz gerçeklerin peşinde koşarken, yine ayağımıza büyük büyük taşlar takılacağını, yolumuzu kesme çabası gösteren güçlü güçlü insanlarla(!) mücadele etmek zorunda kalacağımızı biliyoruz. Ama tüm bunlara karşı gazetecilik ve insanlık erdemleriyle birlikte yolumuza kim çıkarsa çıksın, yılmadan, yorulmadan yine gerçeğin peşinde koşacağımızı buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Hürriyet Gazetesinin kurucusu Sedat Simavi ne demişti; “Genç gazeteci arkadaşım; Gazetecilik zor bir meslektir ama insan severek çalışır. Kalemine daima efendi kal, uşak olmamaya dikkat et. Mecbur kalırsan kır ama sakın satma.” Ve Karl Marx’in kulağa küpe olması gereken sözü, “Zirveye çıkan bir kral yolu yoktur. Ancak onun dik patikalarında zorlu tırmanmaları göze alanların aydınlık doruklarına ulaşma şansları vardır.” Gazetecilik mesleğinde 41 yılı geride bırakırken yolumu çizmeme yardımcı olan iki insanın ve muhteşem tespitleri…Hayatım boyunca gazetecilikte koltuk işgali açısından hiçbir zaman zirveye tırmanamadım. Çünkü o koltuklara ulaşacak ilişkiler kurmayı kendime hakaret saydım. Ama bu mesleği tüm toplumun ve kamu kurumlarının çıkarları adına taviz vermeden yürütürken kendimi özgür bir insan olarak hep zirvede hissettim. Bu kalemi bugüne kadar satın almaya yeltenebilecek tek bir güç bile çıkmadı. Bundan sonra da onun namusunu Ses Ver Trabzon.com Sitesi’nde de aynı duyarlılıkla koruyacağımın sözünü veriyorum… Evet, biz karanlıkları aydınlığa çıkarma yolunda bir mücadelenin içinde yine, yeniden kolları sıvıyoruz. Bu engebeli yeni yolu yürüyüp, gazetecilik mesleğinin onurlu zirvesine çıkmaya hazırız…
Bu onur savaşı verdiğimiz dikenli, engebeli yolda bizimle misin Trabzon?
……………….
Göreceğiz!
Sonuç olarak artık parayı verenin düdüğü çaldığı bir medya dünyasıyla baş başayız. ÇÜRÜMEYE DİRENENLER ONURLA AYAKTA KALDILARBöyle bir dünyanın içinde kaleminin namusunu her türlü çıkarının üzerinde tutanlara yer yoktu. Onlar da kenarda köşede kaldı, Yarı aç, yarı tok yaşamlarını idame ettirme çabası içine girdi ama her şeye rağmen kalemlerini satmayı bir kez bile akıllarının ucundan geçirmediler. Ne baskılar, ne ekonomik boğazlama girişimleri, ne tehditler yıldıramadı bu bir avuç namuslu kalem erbabını… “Bana ne, ben mi kurtaracağım ülkeyi?” demediler… Karıncanın yangına su taşımasındaki niyetini düşünerek yapmaya çalıştılar işlerini… “Biz, kalem elimizde durduğu sürece onun namusuna leke sürmeyi ölmekten daha evla görürüz” dediler, yollarına devam ettiler. Çürümüş koca sistemin içinde temiz kalmayı onur meselesi yaptılar… Onlar büyük büyük gazete, televizyon ya da internet sitelerinde boy göstermek için güçlülere kulluk yapmayı namussuzluk saydılar. İşte bu duygular içinde gazetecilik mesleğinin içinde var olma savaşı verirken 2022 yılının Eylül ayının başında Atakan Kadıoğlu kardeşim aradı. “Ağabey bir site kuruyorum. Benimle beraber olur musun?” teklifi üzerine, “Gazeteciliğin namusunu her şeyin üzerinde tutacaksak seve seve” yanıtını verdim ve Trabzonx.com sitesini yeni doğmuş bir bebek gibi büyütme çabası gösterirken, Trabzon kentinin ve Trabzonspor’un tüm gerçeklerini de hiçbir duygusallığı, çıkar ortaklığına kurban etmeden halka taşımaya çalıştık. Çok az destek gördük. Bu anlamda kendi adıma büyük hayal kırıklıkları yaşadım. Bu kentte, hem siyaset, hem iş dünyası, hem de Trabzonspor adına kendini sorumlu sayan, bunları dert edinen ne yazık ki çok az insanın varlığını bir kez daha görmüş oldum. YENİ BİR YOLA YİNE BAŞIMIZ DİK ÇIKIYORUZTam 1 yıl, 9 ay Atakan Kadıoğlu ile büyük emeklerle birlikte büyütmeye ve gerçeklerin sesi olmaya adadığımız Trabzonx.com sitesinde sonuçta ayrılık rüzgarlarının esme zamanı gelmişti. Atakan kardeşim ayrılınca, birlikte yola baş koyduğumuz gerçeğinden hareketle ben de veda etmenin yakışan davranış olduğunu düşündüm. Kısa süre önce bir küçük dinlenme molası vermiştik. Atakan Kadıoğlu bu kez de Ses Ver Trabzon.com ismini koyduğu yeni bir siteyi hayata geçirmek için geceli gündüzlü çalışırken, yine kendisiyle beraber yürüyüp yürümeyeceğimi sordu. Ben de, doğruların peşinde koştuğumuz süre içinde beraber olmaktan yine onur duyacağımı ifade ettim. Ve yeni bir yola baş koyma kararını artık hayata geçirme vakti geldi. Biz gerçeklerin peşinde koşarken, yine ayağımıza büyük büyük taşlar takılacağını, yolumuzu kesme çabası gösteren güçlü güçlü insanlarla(!) mücadele etmek zorunda kalacağımızı biliyoruz. Ama tüm bunlara karşı gazetecilik ve insanlık erdemleriyle birlikte yolumuza kim çıkarsa çıksın, yılmadan, yorulmadan yine gerçeğin peşinde koşacağımızı buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Hürriyet Gazetesinin kurucusu Sedat Simavi ne demişti; “Genç gazeteci arkadaşım; Gazetecilik zor bir meslektir ama insan severek çalışır. Kalemine daima efendi kal, uşak olmamaya dikkat et. Mecbur kalırsan kır ama sakın satma.” Ve Karl Marx’in kulağa küpe olması gereken sözü, “Zirveye çıkan bir kral yolu yoktur. Ancak onun dik patikalarında zorlu tırmanmaları göze alanların aydınlık doruklarına ulaşma şansları vardır.” Gazetecilik mesleğinde 41 yılı geride bırakırken yolumu çizmeme yardımcı olan iki insanın ve muhteşem tespitleri…Hayatım boyunca gazetecilikte koltuk işgali açısından hiçbir zaman zirveye tırmanamadım. Çünkü o koltuklara ulaşacak ilişkiler kurmayı kendime hakaret saydım. Ama bu mesleği tüm toplumun ve kamu kurumlarının çıkarları adına taviz vermeden yürütürken kendimi özgür bir insan olarak hep zirvede hissettim. Bu kalemi bugüne kadar satın almaya yeltenebilecek tek bir güç bile çıkmadı. Bundan sonra da onun namusunu Ses Ver Trabzon.com Sitesi’nde de aynı duyarlılıkla koruyacağımın sözünü veriyorum… Evet, biz karanlıkları aydınlığa çıkarma yolunda bir mücadelenin içinde yine, yeniden kolları sıvıyoruz. Bu engebeli yeni yolu yürüyüp, gazetecilik mesleğinin onurlu zirvesine çıkmaya hazırız…
Bu onur savaşı verdiğimiz dikenli, engebeli yolda bizimle misin Trabzon?
……………….
Göreceğiz!











Sonuna kadar tam destek Adnan
Yazılarınızdan mahrum kalmamak sevindirici; hayırlı olsun...
Hayırlı olsun kardeşim. Yazılarını her zaman keyifle okuyorum.