“Bilmek egemen olmaktır.” Bu söz 1561-1626 yılları arasında yaşamış olan İngiliz felsefeci, hukukçu, yazar, bilim ve siyaset insanı Francis Bacon tarafından söylenmiş… Bilgiye sahip olmanın başkalarına karşı üstünlüğün en önemli kriter olduğunu ortaya koymuş… Gerçeğimiz şu ki bilgi bizi özgür kılar… Yani elektrik işinden anlarsak, elektrik ustasına, su işinden anlarsak, su tesisatçısına, siyasetten anlarsak, siyaset madrabazlarına, yemek yapmasını bilirsek aşçıya ihtiyaç duymayız. Ve futbolu derinliğine bilirsek, onu laf cambazlıklarıyla kendi çıkarları için kullananların oyununa gelmeyiz, yönetirken de, uygularken de doğruyu ortaya koyar, kulübünüzü zarara uğratmayız. Futbolu derinliğiyle bilmek, onun sosyolojisini, psikolojisini, felsefesini, ideolojisini, ekonomisini, altyapısını, eğitimini çok iyi algılamak demektir. Sadece algılamak değil, uygulamada kararlı, tutarlı olabilmeyi gerektirir. Bir de yönettiğiniz ya da yöneteceğiniz kulübün tarihini çok iyi bilmek ve doğru analiz etmek de şarttır kuşkusuz… Öyle tribünden inmekle, para basarcasına zenginlikle asla futbolun kendi doğasına egemen olmak mümkün değil… bilmek tribünden taraftar gözlüğüyle izlemeye hiç benzemez. Tıpkı Trabzonspor başkanı Ertuğrul Doğan’ın tribünden gelmesine karşın, kulübü hiçbir zaman doğru yönetemediği gerçeğinde olduğu gibi… Ya da Abdullah Avcı gibi yanına futbolun belli alanlarında biraz uzmanlaşmış isimleri katıp, devleti yanında hisseden kulüplerde laf ebeliğini de çok iyi becerip, doğrulara ulaşamadığı gibi… Ne yazık ki bir yanda Ertuğrul Doğan gibi bilgiyi hiçe sayan bir başkan ve ona hiç ses çıkarmayan bir yönetim, diğer yanda laf salatasından başka üretkenliği olmayan, benzer cümlelerle toplumu ve çevresini oyalamaktan öte bir yeteneğini görmediğimiz, bu oyunu para kazanıp zenginleşme aracı gören Abdullah Avcı tarafından dizayn edilen Trabzonspor bir felaketin içine doğru sürüklendikçe sürükleniyor. Bordo-Mavililer adeta bir “uçurum politikası” ile yönetiliyor. Tam uçuruma düşerken kurtarabileceklerini düşünenler tarafından idare ediliyor. Ya da, “Biz uçurma taşırız, birileri oradan çıkarır” anlayışının egemen olduğu süreci yaşıyoruz.ÜRETİMDEN VAZGEÇEN TÜKETİM ÇILGINI YÖNETİMLERŞu anda yine bir transfer sezonunun içindeyiz. Taraftarın büyük bölümü tabii ki transfer bekliyor. Çünkü futbolu derinliğine algılayamayan, renk aşkıyla dolu fakat başarıya gidecek yolun nereden geçtiğinden bihaber kitlelerin zirveye çıkmanın yolunun transfer olduğunu düşünmesi doğal… Onlara verilen de bu zaten… Başka bir yolu bilmelerinin önü her türlü iletişim aracılığıyla kapatılıyor. Ancak yönetenler, en azından kendinden öncekilerin, ya da bizzat kendilerinin eylemlerinin sonuçlarını tahlil etme yeteneği olması ve hatalarından ders çıkarma yeteneğinin gerekir. Aynı deneyi yapıp, farklı sonuçlar çıkacağını düşünmenin ahmaklıktan başka bir şey olmadığını bilmeleri şarttır. Trabzonspor özellikle 1984’lerden sonra büyük oranda yabancı ve yıldız artığı transfer politikasını gündemine aldı. Üretimden değil, tüketimden beslendi. Oysa olanakları İstanbul kulüplerine göre çok çok kısıtlı Bordo-Mavili kulübün başarısının altında yatan tek gerçek üretimden gelen gücünü kullanması, kendi insanına zorunlu da olsa güven duymak ve görev alanların da süreç içinde özgüveninin doruğa çıkması yatar. Efsane Takım da zaten bu olgularla yaratıldı. Özellikle 12 Eylül faşist darbesinin yarattığı yeni Amerikancı ve Batıcı iktidarlar, küresel sermayeye hizmet edecek yasaları tek tek çıkarırken, toplumu da üretmenin değil, tüketmenin erdemli bir alışkanlık olduğuna inandırdı. Sonuç ülke adına felaket değil mi? İşte o 12 Eylül darbesinin yarattığı siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik yıkım politikası acı ki futbola ve özelinde Trabzonspor’a da sirayet etti. Yıllarca yıldız ya da yıldız eskisi dış transferlerle sonuç elde edileceğini, hatta ülkenin değil, dünyanın en büyük kulüplerinden biri haline geleceği düşüncesini empoze etti. Ama bu düşüncenin tam bir ham hayal olduğu da yaşanan fiyasko sonuçlarla ortaya çıktı. Bugün Ertuğrul Doğan’ın uyguladığı da tam bu ham hayalden oluşan politikanın çok daha dibe vurmuş hali olarak karşımıza çıkıyor. DOĞAN’IN TRABZONSPOR AŞKI SADECE LAFTAYMIŞ!Trabzonspor tüketim politikasıyla, yani gereksiz çok fazla ve yüksek maliyetli transferlerle 2021-22’de şampiyon olunca, “Biz doğruyu yapıyoruz. Bakın şampiyon olduk” havası estirildi. Oysa bozuk saatin bile günde iki kez doğruyu gösterme gibi bir özelliği olduğunu hiç dikkate almadı yönetenler… Çılgın transfer politikası devam ettikçe borç sarmalının içinde debelenip duran bir kulüp yönetimiyle karşı karşıya kaldık. Bırakın bir önceki dönemi, Ertuğrul Doğan iş başı yaptıktan sonra ilk yıl tam 17 transfer gerçekleştirdi. Bu 17 transfer içinde Paul Onuachu, Batista Mendyi ve Thomas Meunier’den başka sahada takıma katkısı olan çıkmadı. Bu oyuncular arasında da bir tek geleceğe dönük yatırım olarak Mendy’i sayabiliriz. Yani 16 ölü yatırım. Sadece günü kurtarma planına uygun transferler ama sonuç hüsran… Ertuğrul Doğan ve ekibinin geçtiğimiz sezon yaptıkları bu transfer hatalarından ders çıkarmalarını bekledik ama boşunaymış…Her defasında kulübü çok sevdiğini söylediğini dile getiren Başkan Ertuğrul Doğan’ın aslında böyle bir aşkı falan yokmuş… Zaten sürekli sevgisini diline dolayan kişilerin sevgisinden şüphe etmek gerekir değil mi? Bu sezon transfer piyasasına freni patlamış kamyon gibi giren ve bir de üst perdeden konuşup, “12 transfer yapacağız” sözleriyle taraftarı da gaza getirme çabasındaki Ertuğrul Doğan, Geçen sezon, “Nenad Bjelica isimli bir teknik adamı göreve getirdik. Çünkü bu teknik adam, tam Trabzonspor’un karakterine uygun bir isim… Hırslı, inatçı, savaşçı, çalışkan” ifadelerini kullandı. Ama adama 16 maç zor dayandı ve 1 milyon 600 bin Euro tazminatı tıkır tıkır ödedi ve işine son verdi. Transferleri onunla yaptı ve şampiyon olacak kadro kurma hayali vardı ama tam bir skandal sezonu geride bıraktı değil mi? Doğan’ın bundan bir ders çıkarması gerekmez miydi? Ama ne yazık ki bırakın dersi bir özeleştiri yapma ihtiyacı bile duymadı. BU ABDULLAH AVCI KULÜBÜ BATIRMADI MI?Aynı Ertuğrul Doğan, “Bu Abdullah Avcı ile birlikte çalıştık. Çok pahalı transferler yaptırdı. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın yarışın içinde olmadığı bir sezonda ancak 81 puan toplayarak şampiyon olabildik. O da VAR sistemi hep lehimize çalıştı. Konyaspor ile yarışırken bu takımın en önemli oyuncusu trafik kazasında öldü ve camia travma geçirdi. Bizi şampiyonluğa birçok şans faktörü taşıdı. Zaten Fenerbahçe ile aramızda 21 puan varken, İsmail Kartal ile birlikte o farkı bir ara 5’e kadar bile düşürdüler. Şans ve VAR yanımızdaydı da şampiyon olduk. Bir sezon sonra Abdullah Avcı’nın talebiyle 13 pahalı oyuncu aldık. Hiçbiri bir halta benzemedi, sadece kulübü iflasa sürükledi. Şampiyonlar Liginden, UEFA Avrupa Ligi’nden, UEFA Konferans Ligi’nden çok basitçe elendik. Türkiye Kupası’nın da sahibi olamadık. Ligde zaten tel tel döküldük. Avcı sadece mazeret üretti, en küçük bir liderlik örneği sergileyemedi. Bilgisiyle, vizyonuyla takımı ayağa kaldırma bir yana, yerlerde süründürdü” şeklinde düşünmesi gerekmez miydi? Ama yok, bu yeteneksiz, laf cambazı ismi 20 aylığına tam 100 milyon lira karşılığı yeniden takımın başına getirmekte hiçbir sakınca görmedi.
Takımın başına yine Abdullah Avcı’ya getirdi. Onun raporları doğrultusunda transferleri yapmaya devam ediyor. Başkan bir yandan borcun yükselmesinde sürekli döviz kurundaki sıçramayı gösterip, diğer yandan da her sezon yapılan transferlere, bir önceki sezonki yapılanlardan daha yüksek ücret ödemekten de geri durmuyor. Hem de bu futbolcuların yüzde 90’ı yabancı ve yaşlı… Bir başkan nasıl bu kadar sığ düşünebilir ve bir önceki gün yaptığı hatayı unutabilir. Ve böylesine sorumsuzca hareket edip ardından da, “Borç yükseliyor, çünkü döviz kuru yerinde durmuyor” diyebilme pişkinliği gösterebiliyor. Yönetimde bu başkana tek söz söyleyecek kişi yok mu? Trabzonspor geçen sezon da 17 transfer yaparken, hepsi allanıp pullanmadı mı, hava alanlarında karşılama törenleri düzenlenmedi mi? O transferlerin büyük bölümü ülkelerinin A milli takımlarında oynamıyor muydu?
Peki sonuç ne? Hüsran…TRABZONSPOR DÜŞMANLARI BİLE BUNU YAPMAZDI!Ama aynı yöntemle, aynı biçimde ve daha da pahalı olan yeni transferlerle bir yandan sahada fırtınalar estirileceği, bir yandan da ekonominin düzeleceği inancı taşınıyor. Böyle bir düşüncenin varsayılması bile söz konusu olamaz aklı başında insanlar için… İnsanların yaşadığından bile ders çıkarmaması nasıl bir yapının ürünüdür gerçekten merak etmiyor değilim… Yahu düşünebiliyor musunuz henüz 30 yaşına girmemiş Nwakaeme’ye 900 bin Euro yıllık ücret ödeniyordu. Bu oyuncu şampiyon kadronun içindeydi ve en son 1,5 milyon Euro kazanırken nüfus cüzdanı yaşı 33’dü. Bugün 36 yaşına gitmiş. Tabii anne yaşını bilmiyoruz… Suudi Arabistan kulübü bile, “İşimize yaramazsın, yürü de ense tıraşını görelim” demiş. Geçen sezonun büyük .ölümünü sakat geçirmiş ve hiçbir kulüpten de teklif almamış bu Anthony Nwakaeme’ye yıllık tam 2 milyon 75 bin liradan 2 yıllık sözleşme imzalıyor Ertuğrul Doğan yönetimi… Ve Trabzonspor’a aşık olduklarını söylüyorlar yüzleri kızarmadan… İnanın Trabzonspor’u yok etme yemini etmişler bile böyle bir eylemi gerçekleştirmekten imtina ederdi. Çünkü kulübü yok etmek istediklerinin anlaşılacağını düşünürdü.
Ne yazık ki Trabzonspor camiası, 16’ncı Yüzyılda yaşamış Bacon’un ulaştığı noktanın çok çok gerisinde bir çağın düşünce insanlarına bu kulübü gönül rahatlığıyla teslim etmiş. Böylesine bilginin değerinin farkına bile varamayanlara bırakın kulüp teslim etmeyi tribüne çıkmalarına bile izin verilmemesi gerekirdi inanın! Ne diyelim, Trabzonspor’u yaratan, yaşatan, büyüten nesil yavaş yavaş yaşama veda etti. Kalanlar da artık 90’lı yaşları sürüyor ve hasta yataklarından bile zor kalkabiliyorlar. İçim acıyor inanın. Onların gidişiyle, Trabzonspor kulübüne değer verdiğini söyleyenlerde de büyük bir akıl tutulması yaşanıyor. Borçtan korkan, küçük burjuva beyinlilerin elinde koca çınar adım adım ve içten çürümeye doğru gidiyor.
Tüm Trabzonsporlular da koltuklarına yaslanmış, ayaklarını uzatmış ve bu dehşet manzarayı keyifle(!) izliyor…BİRKAÇ SÖZ DE KENDİNİ UYANIK SANAN ABDULLAH AVCI’YABir başka konu başlığım da Abdullah Avcı olsun… Adam sanki dünyaya başka kulüpleri, menajerleri ve futbolcuları zenginleştirmek için futbolun içine girmiş… Son kurbanını da bazı siyasetçiler tarafından kurgulanmış bir şekilde Trabzonspor olarak seçmiş… Çalıştığı kulüplerin parasına düşman politikası izlemekten hiç sapma yapmadan bildiği yolda ilerliyor. Bu adamın arkasında gerçekte kim ya da kimler var merak etmiyor değilim… Çünkü bu kadar büyük hatalar yapan kötü bir teknik adamın hala el üstünde tutulması akılla izah edilebilecek bir durum değil… Avcı geçtiğimiz günlerde gazetecilere bir açıklama yapıyor ve diyor ki; “TFF, yabancı kuralını değiştirmeli…Sayısının azaltılması kademeli olmalı. Çünkü kulüplerde çok sayıda yabancı var ve bunları elden çıkarması ya da sözleşmesinin bitmesine izin verilmeli.” Bu Abdullah Avcı kendisini çok uyanık sanıyor ama gerçekten zekasının seviyesini sorgulatacak laflar ettiğinin farkına bile varmıyor. Ya arkadaş; Bu Türkiye’de Futbol Federasyonunu yönetenler defalarca yabancı sayısını indirmek istemedi mi? Her defasında kulüpleri yönetenler ve senin gibiler; “Elimizde çok saylıda yabancı var. Zor durumda kalırız. Bu oyuncuları elden çıkarırken büyük paralar vermek durumunda kalırız. Bu oyuncuları yavaş yavaş azaltalım öyle yabancı sayısı azaltılsın” demediniz mi? Federasyon da her defasında yabancı kuralında kulüplerin ve senin gibilerin istediğini yapmadı mı? Bay Abdullah Avcı, sen ve senin gibi teknik adamlar yönetimlerine, “Yabancı sayısı düşecek. O halde yeni yabancılar almayalım. Elimizdekilerin sözleşmesinin bitmesini bekleyelim. Ya da onların takımdan ayrılmasının koşullarını oluşturalım. Kulüp zarar etmeden bu oyuncular gitsin. Yabancı kuralının gerektirdiği sayısının çok altına düşelim ve sonra da yeni transfer planlaması yapalım” hiç dediniz mi? AZ GÖZLÜLÜKTEN VAZGEÇTİN Mİ HİÇ BAY AVCI!Sen ve senin gibi teknik adamlar ne yaptınız Abdullah Avcı hatırlıyor musun? Kulüpleri büyük maddi zararlara uğratacak şekilde eldeki sözleşmeli yabancılardan bir kısmına tazminat ödeterek gönderirken, yeni yeni ve çok daha fazla sayıda yabancı transferini dayattınız. Yanlış mı? Çok geçmişe gitmeye gerek yok… Trabzonspor’da geldiğin ilk günden itibaren uyguladığın politikaları bir irdele bakalım nasıl bir sonuçla karşılaşacaksın. Ama işine gelmez değil mi böyle bir irdeleme… Transferde aç gözlülükten hiç vazgeçtin mi Bay Avcı!... Abdullah Avcı; Sen ve senin gibi teknik adamlarla birlikte kulüplerdeki yabancı sayısı hiç normalleşir mi? Federasyon’un öngördüğü rakamın altına bir kez olsun düşer mi? Sen, şampiyon olan takıma kaç yabancı aldırdın unuttun mu? Şampiyon olan takımdaki birçok yabancıyı gönderirken ya da elde tutamazken bir sonraki sezon kaç transfer yaptırdın hatırlıyor musun? Ben söyleyeyim 13 tane ve bir teki bile işe yaramadığın da mı aklına gelmiyor? Kaç yabancıya milyonlarca Euro tazminat ödeterek gönderdiğin bizim aklımızda Abdullah Avcı!Bay Abdullah Avcı, sadece bu takıma getirttiğin Marc Bartra ve Maxi Gomez’e ödenen maaşları bir hatırla bakalım… Nerede bu isimler şimdi? Tek bir kez özeleştiri yaptın mı? Hatalarından ders çıkarıp, bir sonraki sezon kulübün senin yüzünden uğradığı zararları telafi etme yoluna gittin mi? Yaptığın tek şey sürekli transfer… Ve bunların büyük bölümü de yabancı oldu değil mi? Hala daha aynı uygulamayı sürdürmüyor musun? Trabzonspor’a şu anda 4 yabancı transferi yaptırırken takımın bünyesinde 14 yabancı olduğunu bilmiyor muydun? Hala daha yeni yabancı transferi peşinde koşturuyorsun her yönüyle ele geçirdiğin Ertuğrul Doğan’ı… Bugün göndermek istediğin yabancıların büyük bölümü de senin 10 milyonlarca Euro karşılığı yönetime yaptırdığın transferler değil mi? Geçmişte yaptırdığın transferlerin yüzde 90’ı işe yaramaz çıkarken, bugün yaptırdığın ya da yaptırmaya çalıştığın transferlerin bu kulübe büyük katkılar vereceğini düşünmemizi gerektirecek bize aklı başında bir kriter sunabilir misin? Sunamazsın! Akılla değil, ilişkiyle işleri yürütüyorsun Abdullah Avcı… Ve transfer ettirdiğin, kulübe büyük paralar ödettiğin futbolcuların büyük bölümü de ölü yatırım Bay Avcı… Çok pişkinsin çok… Ama suç sende değil… Suç seni iş başına getiren, orada tutan yönetimde ve hala sana güvenen ve şakşakçılığını yapan taraftar kitlelerinde…Kusura bakmayın; Herkesin bir umutla yeni sezonu sabırsızlıkla beklerken karamsar bir tablo çizmek zorunda kaldım ama aklın, bilimin ve Trabzonspor gerçeğinin ışığında bunları yazmak zorundaydım. Yazık ki Trabzonspor’un hem yönetiminde hem teknik kadrosunda, hem de tüm camiasında genel olarak bir akıl tutulması yaşanıyor. Birilerinin kış uykusundaki insanları uyandırma çabası göstermesi gerekiyor. Yapmaya çalıştığım sadece bu…Ve tarihe not düşmek!
Saygılarımla…
Takımın başına yine Abdullah Avcı’ya getirdi. Onun raporları doğrultusunda transferleri yapmaya devam ediyor. Başkan bir yandan borcun yükselmesinde sürekli döviz kurundaki sıçramayı gösterip, diğer yandan da her sezon yapılan transferlere, bir önceki sezonki yapılanlardan daha yüksek ücret ödemekten de geri durmuyor. Hem de bu futbolcuların yüzde 90’ı yabancı ve yaşlı… Bir başkan nasıl bu kadar sığ düşünebilir ve bir önceki gün yaptığı hatayı unutabilir. Ve böylesine sorumsuzca hareket edip ardından da, “Borç yükseliyor, çünkü döviz kuru yerinde durmuyor” diyebilme pişkinliği gösterebiliyor. Yönetimde bu başkana tek söz söyleyecek kişi yok mu? Trabzonspor geçen sezon da 17 transfer yaparken, hepsi allanıp pullanmadı mı, hava alanlarında karşılama törenleri düzenlenmedi mi? O transferlerin büyük bölümü ülkelerinin A milli takımlarında oynamıyor muydu?
Peki sonuç ne? Hüsran…TRABZONSPOR DÜŞMANLARI BİLE BUNU YAPMAZDI!Ama aynı yöntemle, aynı biçimde ve daha da pahalı olan yeni transferlerle bir yandan sahada fırtınalar estirileceği, bir yandan da ekonominin düzeleceği inancı taşınıyor. Böyle bir düşüncenin varsayılması bile söz konusu olamaz aklı başında insanlar için… İnsanların yaşadığından bile ders çıkarmaması nasıl bir yapının ürünüdür gerçekten merak etmiyor değilim… Yahu düşünebiliyor musunuz henüz 30 yaşına girmemiş Nwakaeme’ye 900 bin Euro yıllık ücret ödeniyordu. Bu oyuncu şampiyon kadronun içindeydi ve en son 1,5 milyon Euro kazanırken nüfus cüzdanı yaşı 33’dü. Bugün 36 yaşına gitmiş. Tabii anne yaşını bilmiyoruz… Suudi Arabistan kulübü bile, “İşimize yaramazsın, yürü de ense tıraşını görelim” demiş. Geçen sezonun büyük .ölümünü sakat geçirmiş ve hiçbir kulüpten de teklif almamış bu Anthony Nwakaeme’ye yıllık tam 2 milyon 75 bin liradan 2 yıllık sözleşme imzalıyor Ertuğrul Doğan yönetimi… Ve Trabzonspor’a aşık olduklarını söylüyorlar yüzleri kızarmadan… İnanın Trabzonspor’u yok etme yemini etmişler bile böyle bir eylemi gerçekleştirmekten imtina ederdi. Çünkü kulübü yok etmek istediklerinin anlaşılacağını düşünürdü.
Ne yazık ki Trabzonspor camiası, 16’ncı Yüzyılda yaşamış Bacon’un ulaştığı noktanın çok çok gerisinde bir çağın düşünce insanlarına bu kulübü gönül rahatlığıyla teslim etmiş. Böylesine bilginin değerinin farkına bile varamayanlara bırakın kulüp teslim etmeyi tribüne çıkmalarına bile izin verilmemesi gerekirdi inanın! Ne diyelim, Trabzonspor’u yaratan, yaşatan, büyüten nesil yavaş yavaş yaşama veda etti. Kalanlar da artık 90’lı yaşları sürüyor ve hasta yataklarından bile zor kalkabiliyorlar. İçim acıyor inanın. Onların gidişiyle, Trabzonspor kulübüne değer verdiğini söyleyenlerde de büyük bir akıl tutulması yaşanıyor. Borçtan korkan, küçük burjuva beyinlilerin elinde koca çınar adım adım ve içten çürümeye doğru gidiyor.
Tüm Trabzonsporlular da koltuklarına yaslanmış, ayaklarını uzatmış ve bu dehşet manzarayı keyifle(!) izliyor…BİRKAÇ SÖZ DE KENDİNİ UYANIK SANAN ABDULLAH AVCI’YABir başka konu başlığım da Abdullah Avcı olsun… Adam sanki dünyaya başka kulüpleri, menajerleri ve futbolcuları zenginleştirmek için futbolun içine girmiş… Son kurbanını da bazı siyasetçiler tarafından kurgulanmış bir şekilde Trabzonspor olarak seçmiş… Çalıştığı kulüplerin parasına düşman politikası izlemekten hiç sapma yapmadan bildiği yolda ilerliyor. Bu adamın arkasında gerçekte kim ya da kimler var merak etmiyor değilim… Çünkü bu kadar büyük hatalar yapan kötü bir teknik adamın hala el üstünde tutulması akılla izah edilebilecek bir durum değil… Avcı geçtiğimiz günlerde gazetecilere bir açıklama yapıyor ve diyor ki; “TFF, yabancı kuralını değiştirmeli…Sayısının azaltılması kademeli olmalı. Çünkü kulüplerde çok sayıda yabancı var ve bunları elden çıkarması ya da sözleşmesinin bitmesine izin verilmeli.” Bu Abdullah Avcı kendisini çok uyanık sanıyor ama gerçekten zekasının seviyesini sorgulatacak laflar ettiğinin farkına bile varmıyor. Ya arkadaş; Bu Türkiye’de Futbol Federasyonunu yönetenler defalarca yabancı sayısını indirmek istemedi mi? Her defasında kulüpleri yönetenler ve senin gibiler; “Elimizde çok saylıda yabancı var. Zor durumda kalırız. Bu oyuncuları elden çıkarırken büyük paralar vermek durumunda kalırız. Bu oyuncuları yavaş yavaş azaltalım öyle yabancı sayısı azaltılsın” demediniz mi? Federasyon da her defasında yabancı kuralında kulüplerin ve senin gibilerin istediğini yapmadı mı? Bay Abdullah Avcı, sen ve senin gibi teknik adamlar yönetimlerine, “Yabancı sayısı düşecek. O halde yeni yabancılar almayalım. Elimizdekilerin sözleşmesinin bitmesini bekleyelim. Ya da onların takımdan ayrılmasının koşullarını oluşturalım. Kulüp zarar etmeden bu oyuncular gitsin. Yabancı kuralının gerektirdiği sayısının çok altına düşelim ve sonra da yeni transfer planlaması yapalım” hiç dediniz mi? AZ GÖZLÜLÜKTEN VAZGEÇTİN Mİ HİÇ BAY AVCI!Sen ve senin gibi teknik adamlar ne yaptınız Abdullah Avcı hatırlıyor musun? Kulüpleri büyük maddi zararlara uğratacak şekilde eldeki sözleşmeli yabancılardan bir kısmına tazminat ödeterek gönderirken, yeni yeni ve çok daha fazla sayıda yabancı transferini dayattınız. Yanlış mı? Çok geçmişe gitmeye gerek yok… Trabzonspor’da geldiğin ilk günden itibaren uyguladığın politikaları bir irdele bakalım nasıl bir sonuçla karşılaşacaksın. Ama işine gelmez değil mi böyle bir irdeleme… Transferde aç gözlülükten hiç vazgeçtin mi Bay Avcı!... Abdullah Avcı; Sen ve senin gibi teknik adamlarla birlikte kulüplerdeki yabancı sayısı hiç normalleşir mi? Federasyon’un öngördüğü rakamın altına bir kez olsun düşer mi? Sen, şampiyon olan takıma kaç yabancı aldırdın unuttun mu? Şampiyon olan takımdaki birçok yabancıyı gönderirken ya da elde tutamazken bir sonraki sezon kaç transfer yaptırdın hatırlıyor musun? Ben söyleyeyim 13 tane ve bir teki bile işe yaramadığın da mı aklına gelmiyor? Kaç yabancıya milyonlarca Euro tazminat ödeterek gönderdiğin bizim aklımızda Abdullah Avcı!Bay Abdullah Avcı, sadece bu takıma getirttiğin Marc Bartra ve Maxi Gomez’e ödenen maaşları bir hatırla bakalım… Nerede bu isimler şimdi? Tek bir kez özeleştiri yaptın mı? Hatalarından ders çıkarıp, bir sonraki sezon kulübün senin yüzünden uğradığı zararları telafi etme yoluna gittin mi? Yaptığın tek şey sürekli transfer… Ve bunların büyük bölümü de yabancı oldu değil mi? Hala daha aynı uygulamayı sürdürmüyor musun? Trabzonspor’a şu anda 4 yabancı transferi yaptırırken takımın bünyesinde 14 yabancı olduğunu bilmiyor muydun? Hala daha yeni yabancı transferi peşinde koşturuyorsun her yönüyle ele geçirdiğin Ertuğrul Doğan’ı… Bugün göndermek istediğin yabancıların büyük bölümü de senin 10 milyonlarca Euro karşılığı yönetime yaptırdığın transferler değil mi? Geçmişte yaptırdığın transferlerin yüzde 90’ı işe yaramaz çıkarken, bugün yaptırdığın ya da yaptırmaya çalıştığın transferlerin bu kulübe büyük katkılar vereceğini düşünmemizi gerektirecek bize aklı başında bir kriter sunabilir misin? Sunamazsın! Akılla değil, ilişkiyle işleri yürütüyorsun Abdullah Avcı… Ve transfer ettirdiğin, kulübe büyük paralar ödettiğin futbolcuların büyük bölümü de ölü yatırım Bay Avcı… Çok pişkinsin çok… Ama suç sende değil… Suç seni iş başına getiren, orada tutan yönetimde ve hala sana güvenen ve şakşakçılığını yapan taraftar kitlelerinde…Kusura bakmayın; Herkesin bir umutla yeni sezonu sabırsızlıkla beklerken karamsar bir tablo çizmek zorunda kaldım ama aklın, bilimin ve Trabzonspor gerçeğinin ışığında bunları yazmak zorundaydım. Yazık ki Trabzonspor’un hem yönetiminde hem teknik kadrosunda, hem de tüm camiasında genel olarak bir akıl tutulması yaşanıyor. Birilerinin kış uykusundaki insanları uyandırma çabası göstermesi gerekiyor. Yapmaya çalıştığım sadece bu…Ve tarihe not düşmek!
Saygılarımla…











Bu kadar araştırıp, inceleyip yazdığınız bu yazılara acaba kulüpten bir idareci de yahu bu Adnan sürekli yazıp bizlere hataları gösteriyor, bizde kafamızı artık kuma gömmek ten vazgeçelim ders alalım diyen oluyor mu ? Merak ediyorum.