10.01.2026 KILÇIK
10 OCAK’TA ONURLU KALEMLERE SAYGI
Gazetecilik; yalnızca haber yazmak, görüntü almak ya da bilgi aktarmak değildir. Gazetecilik, kamu adına tanıklık etmek, gerçeğin izini sürmek ve toplumun vicdanı olmaktır. Bu yönüyle gazetecilik, meslekten öte bir sorumluluk, hatta bir duruştur.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, bu ağır sorumluluğu hakkıyla taşıyan, mesleğin etik kurallarına bağlı kalan, ilkeli, dürüst ve sınırlarını bilen gerçek gazetecileri anmak ve onlara teşekkür etmek için önemli bir gündür. Baskılara, ekonomik zorluklara, tehditlere ve zaman zaman yalnız bırakılmaya rağmen kalemini satmayan, kamunun haber alma hakkını her şeyin üzerinde tutan gazeteciler, demokrasinin görünmez ama vazgeçilmez yapı taşlarıdır.
Ne var ki bugün gazetecilik mesleği, büyük bir sınavdan da geçmektedir. Bir yanda meslek ahlakını rehber edinen, tarafsızlığı ilke kabul eden ve doğrulamadan tek kelime yazmayan gazeteciler; diğer yanda ise mesleğe saygısı olmayan, tarafsızlığını yitirmiş, kamuoyunu bilinçli biçimde yanıltan ve etik değerleri hiçe sayanlar bulunmaktadır. Bu ayrım, gazeteciliğin itibarını belirleyen en önemli çizgidir.
Gerçek gazeteciler bilir ki; güçten yana değil haktan yana olmak esastır. Bilirler ki; haber, birilerine yaranmak için değil, gerçeği ortaya koymak için yapılır. Kalemlerini kişisel çıkarların, siyasi hesapların ya da algı operasyonlarının aracı haline getirenler ise sadece kamuoyunu değil, mesleğin kendisini de yaralamaktadır.
Bugün, mesleğini onuruyla sürdüren gazetecilerin varlığı; karanlığa karşı yakılmış bir ışıktır. Bu ışık, doğruyla yanlışı ayıran, topluma nefes aldıran ve geleceğe umut taşıyan bir ışıktır.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle; mesleğin etik değerlerine sahip çıkan, ilkelerinden taviz vermeyen, halkın haber alma hakkını her koşulda savunan tüm gazetecilerin günü kutlu olsun. Gerçek gazetecilik, tüm zorluklara rağmen yaşamaya ve yol göstermeye devam edecektir.
***
SOSYAL MEDYA AVUKATLARIN GEÇİM KAPISI OLDU!
Türkiye Barolar Birliği, verilerine göre Türkiye’de 199.142 avukat bulunuyor. En çok avukat 65.772 ile İstanbul’da, en az avukat ise 52 ile Ardahan’da görev yapıyor. Batman Barosu’nun avukat sayısı ise 685.
Son yıllarda hukuk fakültelerinin fazlalığı nedeniyle Türkiye’de avukat sayısı, geçmiş yıllara oranla her yıl neredeyse ikiye katlanarak artıyor.
Avukat sayısındaki artışa paralel olarak dosya sayısı da yükselmiş olsa da, avukatlar arasında ciddi gelir farklılıkları yaşanmaya başladı. Bir avukat aylık 3–4 milyon TL kazanırken, bir diğeri asgari ücretle çalışmak zorunda kalabiliyor.
Hukuk büroları özellikle genç avukatları asgari ücretle istihdam ediyor. Çalışma yükünün ağırlığı göz önüne alındığında, bu rakamlar oldukça düşük kalıyor.
Kendileri tek başına yeni bir büro açmak istediklerinde ise maliyetler nedeniyle buna cesaret edemiyorlar. Kira, büro giderleri ve vergiler derken başka çözüm yolları aramak zorunda kalıyorlar.
Maaşlarıyla geçinemeyen genç hukukçular, son dönemlerde çıkış yolu olarak sosyal medya platformlarını kullanmaya başladılar.
Çektikleri kısa videolarla vatandaşlara haklarını anlatan, adli konularda nasıl hareket etmeleri gerektiğini gösteren hukukçular, yakaladıkları yüksek takipçi sayısı sayesinde ciddi gelirler elde ediyorlar. Bu videolar sayesinde hem gelir sağlıyor hem de tanınırlıklarını artırıyorlar.
Eski avukatlar ise daha geleneksel bir yaklaşım benimseyerek, oturttukları düzen ve tecrübeleri ile iş yaşamlarını sürdürüyorlar.
***
AYASOFYA’DAKİ YAZI SOSYAL MEDYAYI FETHEDİYOR
Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin Ayasofya Müzesi bahçesine yerleştirdiği “Sevdamız Trabzon” yazısı, sadece bir fotoğraf noktası değil; aynı zamanda geç kalınmış bir şehir hafızası hamlesi olarak dikkat çekiyor.
Son dönemde kentin simge mekanlarına art arda yerleştirilen Trabzon yazıları, “turistik süs” olarak görülse de, belediye cephesinde mesele biraz daha derin bir anlam taşıyor.
Edindiğimiz bilgilere göre Başkan Ahmet Metin Genç, şehrin kartpostallık karelerini çoğaltmaktan ziyade, Trabzon’un dijital vitrinini güçlendirmeyi hedefliyor. Sosyal medyada paylaşılan her fotoğrafın, klasik tanıtım kampanyalarından çok daha etkili olduğu düşünülüyor.
Ayasofya tercihi ise tesadüf değil. Burası, yerli ve yabancı turistin mutlaka uğradığı bir nokta olarak öne çıkıyor.
Kulislerde konuşulan bir diğer detay da şu: Bu uygulama burada bitmeyecek. Özellikle sahil hattı ve yüksek kotlu seyir noktaları için yeni sürprizler masada.
Hatta bazı bürokratların “her yere yazı koymayalım” itirazına rağmen, Başkan’ın “önemli olan yer değil, kadraj” yaklaşımında ısrarcı olduğu ifade ediliyor.
Kısacası, Ayasofya’daki “Sevdamız Trabzon” yazısı, sadece objektiflere değil, şehrin tanıtım stratejisine de net bir imza atmış görünüyor.
***
HEMŞEHRİ DERNEKLERİ ÇÖZÜM İSTİYOR
Trabzon’da Bayburt, Gümüşhane, Artvin ve Giresun’u temsil eden hemşehri dernekleri, yaklaşık yüz bin kişiyi bir araya getiriyor.
Trabzon Bayburtlular Derneği Başkanı Saadettin Okay, Trabzon Artvinliler Derneği Başkanı Ahmet Külekçi, Trabzon Gümüşhaneliler Derneği Başkanı Mürteza Eroğlu ve Trabzon Giresunlular Derneği Başkanı Cemil Alparslan, geçtiğimiz yıllarda güçlerini birleştirerek “Trabzon Hemşehri Dernekleri Platformu”nu kurmuştu.
Platform, yerel seçimler öncesinde Trabzonspor’daki “Hasta Yakınları Refaketçi Konukevi Projesi”ni gündeme taşımış ve bu konuda Trabzon’daki siyasiler ile kamu kurumlarından söz almıştı.
Ancak üzerinden geçen iki yıla rağmen proje konusunda hiçbir ilerleme sağlanamadı. Ne temel atıldı, ne kazma vuruldu, ne de somut bir adım atıldı. Bu durum, hemşehri dernekleri arasında büyük tepkiye yol açtı.
Dernekler, kendi imkânlarıyla zorluklar içinde mücadele verirken, Trabzon’a şifa bulmak için gelen hasta yakınlarının konaklama sorununu “çok ağır bir problem” olarak nitelendiriyor ve “Hasta Refaketçi Konukevi Projesi’nin bir an önce hayata geçirilmesini” talep ediyor.