09.10.2025 KILÇIK
OYMAN: BİRLİK LAFLA DEĞİL, DAVRANIŞLA OLUR
Bazen bir açıklama, içinde bulunduğumuz sürecin fotoğrafını bir karede öyle net gösterir ki, fazlasını anlatmaya gerek kalmaz. CHP Ortahisar Eski İlçe Başkanı Fatih Suat Oyman’ın son değerlendirmesi tam da böyle bir açıklamaydı. Ne kırıcı, ne de yıkıcı… Ama bir o kadar yerinde, ölçülü ve samimi.
Oyman, CHP’nin ilçe kongreleri sürecinde dile getirilen “tek liste” çağrısına dair önemli bir noktaya temas etti: “Başka adaylar varken tek liste talebini isim üzerinden yapmak, diğer adayları yok saymaktır.”
Bu cümle aslında bir eleştiriden çok, siyasetin en temel ahlakına yapılan bir hatırlatmadır. Çünkü demokrasinin özü, farklı seslerin varlığını kabul etmekle başlar. Tek liste elbette birliği temsil edebilir, ama birlik, farklılıkları bastırarak değil, onları kapsayarak anlam kazanır.
Oyman’ın “Yola çıkıştaki duruş ile yolda yürüyüş arasında fark olmamalıdır” sözü ise siyasette en çok unutulan ilkeyi yeniden hatırlatıyor. Birçok kişi, iyi niyetle başladığı bir yolda, zamanla hesapların, dengelerin, kişisel çıkarların arasında kayboluyor. Oyman’ın bu uyarısı, sadece CHP için değil, siyasette sorumluluk üstlenen herkes için bir aynadır.
Yine “Birlik ve beraberlik” söyleminin sadece bir söz olmaması gerektiğini vurgularken, bu kavramın içinin boşaltılmasına da dikkat çekiyor. Çünkü gerçekten birlikten söz edebilmek, önce adaleti ve hakkaniyeti gözetmekle, sonra da samimiyetle fedakârlık göstermekle mümkündür.
Bugün CHP’nin ihtiyacı olan şey, tam da Oyman’ın altını çizdiği gibi: “İyileştirilmiş, geliştirilmiş kurumsal bir sistem.”
Yani kişilere göre değişmeyen, ilkeleriyle, değerleriyle, adalet anlayışıyla kalıcı bir yapı.
Belki de en çok ihtiyacımız olan şey bu — bir partiden öte, bir kültür inşa etmek…
Oyman’ın açıklaması, sadece bir eleştiri değil, bir vicdan çağrısıdır. Bu çağrıyı duymak, aynı yolda yürüyen herkes için bir sorumluluktur.
***
TRABZON’DAN SAMSUN’A KOKARCA KÂBUSU
Doğu Karadeniz’de, Trabzon’dan Samsun’a kadar evlerimiz istila altında. Bahçelerimiz, fındık ve sebzelerimiz zarar görüyor, üreticimiz perişan… Ama en kötüsü, artık kokarca sadece tarlalarda değil, evlerimize giriyor, yaşam alanlarımızı işgal ediyor. Yüzlerce kahverengi kokarcayla karşılaşan vatandaş, penceresini bantlayarak bir nebze korumaya çalışıyor.
CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, TBMM’de yaptığı açıklamada durumu net bir şekilde ortaya koydu: “Herkes gider aya, biz kalırız kokarcaya. Trabzon'un gündeminde kokarca var. Kahverengi kokarca artık Trabzon'un, Karadeniz'in değil, Türkiye'nin sorunu hâline gelmiştir.”
Bu sözler yalnızca bir uyarı değil, aynı zamanda hepimize bir çağrı: sessiz kalmak çözüm getirmez. Tarım ve Orman Bakanlığı il müdürlüklerinin ve yerel yetkililerin yetersizliği, sorunun büyümesine neden oldu. Milletvekili Suiçmez’in dediği gibi: “Teşekkürü bırakın, sorunu çözün; bu gidişle iktidarınızı kokarca gönderecek.”
Ama burada kritik olan nokta şu: sorun sadece devletin görevi değil. Biz vatandaşlar olarak da duyarlı olmalı, çevremizi, bahçelerimizi ve evimizi koruma yollarını birlikte bulmalıyız. Üreticilerimize destek olmalı, yetkililere baskı yapmalı ve çözüm için fikirlerimizi paylaşmalıyız.
Artık geç kalamayız. Kahverengi kokarca karşısında hep birlikte hareket etmeliyiz. Sorumluluk sadece bir kişi veya kurumda değil, hepimizde. Evlerimizi, bahçelerimizi ve geleceğimizi korumak için bugün bir adım atalım, yarın değil. Çünkü sessiz kalmak, sadece sorunların büyümesine hizmet eder.
***
BİLİM VE TEKNOLOJİ KALBİMİZ TRABZON’DA ATIYOR
Türkiye’nin dört bir yanındaki gençler, mucitler ve meraklı zihinler, bu hafta Trabzon’da buluşacak. Trabzon Bilim Festivali 2025, 10 Ekim Cuma günü Özdemir Bayraktar Bilim Merkezi’nde başlıyor. Üç gün sürecek bu etkinlik, yalnızca teknolojiyi takip edenleri değil, aynı zamanda geleceği birlikte inşa etmek isteyen herkesi bir araya getirecek.
Trabzon Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanı Özgür Kara’nın dediği gibi, “Bilim ve teknolojinin kalbi Trabzon’da atacak.” Ve gerçekten de festival boyunca atölye çalışmaları, bilim tiyatroları, planetaryum gösterimleri, drama etkinlikleri ve canlı heykel performanslarıyla ziyaretçiler unutulmaz bir deneyim yaşayacak.
Ama asıl önemli olan nokta şurada: Bilim, sadece izlemekle sınırlı değil; onu anlamak, sorgulamak ve geliştirmek herkesin sorumluluğu. İşte bu nedenle festival, genç mucitleri, mühendis adaylarını ve bilim tutkunlarını bir araya getirerek geleceğin bilim insanlarına ilham kaynağı olmayı hedefliyor.
Yerli ve milli teknolojiler festivalin yıldızları olacak. TOGG T10F’den ADA-7 ve ARAT robotlarına kadar birçok proje, ziyaretçilerle etkileşime girerek teknolojimizin geldiği noktayı gözler önüne serecek. Konya Bilim Tırı’ndan Roketsan’a, TUSAŞ’tan TÜBİTAK’a kadar onlarca kurumun katılımıyla gerçekleşecek bu festival, gökyüzünden uzaya, raylı sistemlerden dijital dünyaya uzanan geniş bir vizyonu Trabzon’a taşıyacak.
Bu noktada şunu unutmamalıyız: Bilim, paylaşarak büyür. Eğer hepimiz sorumluluk alıp merakımızı ve ilgimizi ortaya koyarsak, Trabzon sadece bir festival şehri değil, Türkiye’nin bilim üssü haline gelir. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Metin Genç’in çağrısını yineliyorum: 10-13 Ekim tarihleri arasında Özdemir Bayraktar Bilim Merkezi’ne gelin, bilimle yürüyen zihinler arasında yerinizi alın.
Gelin, teknolojiyi izlemekle yetinmeyelim; gelin, sorumluluk alalım, soru soralım, deneyelim ve birlikte öğrenelim. Çünkü gelecek, bilimle yürüyen bizlerin ellerinde şekillenecek.
***
DEVLET CİDDİYETİ HERKESİN SORUMLULUĞU
Trabzon’da son günlerde yaşanan bir olay, devlet ve siyaset ilişkisini yeniden düşünmemiz gerektiğini gösteriyor. İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın, AK Parti İl Başkanı’nın İl Sağlık Müdürü’nü yanına alarak Trabzon Şehir Hastanesi önünde yaptığı açıklamaya dikkat çekti ve haklı olarak uyardı: “Böyle bir devlet anlayışı olamaz. Devleti temsil eden kişi vali iken, AK Parti İl Başkanı’nın bürokratla açıklama yapması kabul edilemez.”
Aydın’ın sözleri, siyasetin devlet işleyişine müdahale etmemesi gerektiğini hatırlatıyor. “Eğer AK Parti İl Başkanı bir bürokratla açıklama yapabiliyorsa, muhalefet partilerinin il başkanları da bürokratlarla yan yana açıklama yapabilmelidir. Bu düzen partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin çarpıklığını gösteriyor.”
Siyaset, topluma hizmet etmek için vardır; bürokratlar ise görevlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Bu sınırlar net olmalıdır. Aydın’ın da vurguladığı gibi: “Valinin görevini mi üstlenmiştir, yoksa Vali Bey görevini AK Parti İl Başkanına mı devretmiştir?”
Bu olay bize şunu hatırlatıyor: Devlet ciddiyeti herkesin sorumluluğudur. Siyasetçiler ve bürokratlar, görev ve yetkilerini bilerek, birbirlerinin işine karışmadan çalışmalıdır. “İYİ Parti iktidarında siyasetçiler siyaset yapacak, bürokratlar millete hizmet edecek. Herkesin görevi ve yetkisi net olacak; kimse kimsenin işine karışmayacak.”
Trabzon halkı olarak biz de bu konuda duyarlı olmalıyız. Devletin kurumları, kişisel çıkar veya siyasi tartışmaların alanı değildir. Hepimiz üzerine düşeni yapmalı, devletin düzenini ve ciddiyetini korumalıyız. Çünkü devlet, sadece bir makam değil; toplumun güveninin ve düzeninin teminatıdır.