TRABZON VE KİLİS ARASINDA SICAK BİR BULUŞMA
Suriye’nin Halep kentinde düzenlenen iftar programına katılan Trabzon heyeti, yol üzerinde Kilis’te anlamlı bir buluşmaya imza attı. Heyet, Kilis Valisi Ömer Kalaylı’yı ziyaret etti.Kalaylı, çocukluğunun Kahramanmaraş’ta geçtiğini ve oradaki Trabzon Caddesi’nde büyüdüğünü anlattığında, sohbet bir anda farklı bir yöne kaydı. Çünkü Trabzon’un kalbinde de bir Kahramanmaraş Caddesi bulunuyor. Yani yıllardır iki şehir arasında sessiz ama güçlü bir gönül köprüsü var.
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Kalaylı’ya üzerinde isminin yazılı olduğu Trabzonspor forması hediye etti. Küçük bir jest gibi görünse de, gönülleri ve şehirleri birbirine bağlayan bir simgeydi.
Ziyarette bir başka anlamlı buluşma daha yaşandı. Trabzon Valisi Tahir Şahin, kısa süre önce Kilis Valisi olarak görev yapıyordu. Yaklaşık iki ay önce Trabzon’a atanan Şahin, eski çalışma arkadaşlarıyla hasret giderdi. Kilis Valisi Kalaylı ise ilk fırsatta Trabzon’a geleceğini ve Vali Şahin’e hayırlı olsun ziyaretinde bulunacağını söyledi.
Kısacası, Halep yolculuğu sırasında Kilis’te verilen bu mola, sıradan bir protokol ziyareti olmanın çok ötesine geçti. Küçük bir sohbet, eski bir hatıra ve bir forma… Hepsi, şehirlerimizi ve gönüllerimizi birbirine bağlayan güzel bir anıya dönüştü.
***
TRABZON’UN ÇAMUR KÂBUSU BİTMEK BİLMİYOR!Trabzon… Doğası, insanı, tarihiyle övünülecek bir şehir. Ama yağmur yağınca güzelliğimiz adeta yerle bir oluyor. Sokaklar çamurla kaplanıyor, pazar yerleri göle dönüyor, otoparklar kullanılamaz hâle geliyor. Altyapıya milyarlarca lira harcanıyor, yollar yenileniyor, parkeler döşeniyor; ama sonuç, şehrin her yağmurda aynı kaosa teslim olması.Semt pazarlarına gittiğinizde, ayakkabılarınız çamura bulanıyor, çocuklar sırılsıklam koşuşturuyor. Sıradan bir sokakta yürürken parke taşlarının arasından fışkıran su, günü mahvediyor. Toplantıya giderken üstünüz başınız mahvolmuş bir hâlde görünüyorsunuz. Profesyonelliğiniz değil, çamurla mücadeleniz konuşuluyor.
Sorunun kaynağı belli: yanlış altyapı planlaması, eksik yağmur suyu hattı, yetersiz kanalizasyon ve bazı sokakların kaderine terk edilmiş olması. Betonlama ve drenaj çalışmaları yetersiz kalıyor. Sadece yağmur değil, ihmaller de her yağmurda şehri bir bataklığa çeviriyor.
Ama çözüm yok değil. Öncelikle belediyeler, yağmur suyu ve kanalizasyon hatlarını hızlıca tamamlamalı, sokakları ve pazar alanlarını beton veya dayanıklı zeminle güçlendirmeli. Otoparklar düzenlenmeli, çukurlar doldurulmalı, su birikintileri giderilmeli. Uzun vadede ise altyapı planlamasında modern drenaj sistemleri ve sürdürülebilir çözümler öncelik olmalı.
Biz vatandaşlar da temizlik ve düzen konusunda üzerine düşeni yapıyoruz, ama yeterli değil. Şehir yönetimi hızlı, kararlı ve somut adımlar atmazsa her yağmur sonrası aynı tabloyu izlemeye devam edeceğiz.
Trabzon güzelliğini kaybetmesin. İnsanları gururlansın. Çamurla savaşmak zorunda kalmasın. Şehrin yönetimi, bu utanç tablosuna son vermek zorunda.
***
AİLE DEĞERLERİ TELEVİZYONDA KAYBOLUYOR!Son on yılda Türkiye’de televizyonlarda adeta bir dizi patlaması yaşanıyor. Kanallar her sezon onlarca yapımı izleyiciyle buluşturuyor. Ancak bu dizilerin çoğu, aile ve toplum değerleriyle uyumlu olmayan konuları ön plana çıkarıyor. Çocukların babalarının geç ortaya çıkması, evliliklerde ihanet, boşanmalar ve aile içi anlaşmazlıklar sık işlenen temalar arasında. Diyaloglarda hakaret ve küfürlerin havada uçuştuğu sahneler, özellikle genç izleyiciler üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor.Buna ek olarak, şiddet ve suç övgüsü içeren sahneler de yaygın. Sebepsiz öldürmeler, kabadayı ve mafya figürlerinin örnek gösterilmesi, gençlerin yanlış rol modellerle karşılaşmasına yol açıyor. Elbette benzer olaylar gerçek hayatta da yaşanıyor; ancak yayıncılığın sorumluluğu, bu tür içeriklerin normalleşmesini önlemeyi gerektiriyor.
Sinema filmleri zaman zaman bu konuları işleyebilir, ama dizilerde tekrarlayan olumsuz görüntüler, izleyici üzerinde ciddi etkiler bırakıyor. Aile içi ilişkilerin karmaşık ve kaotik sunumu, çocuk ve gençlerin değer yargılarının şekillenmesinde risk oluşturuyor.
Bu noktada RTÜK ve ilgili kurumların devreye girmesi şart. Toplumun kültürel değerlerini yansıtan, örf ve adetlerimizle uyumlu yapımların teşvik edilmesi gerekiyor. Sabah kuşağı programları da aynı şekilde dikkatle denetlenmeli; canlı yayınlarda yaşanan seviyesiz diyaloglar, izleyen neslin karakter gelişimini olumsuz etkileyebilir.
Son tahlilde yayıncılık hem eğitici hem de sorumluluk sahibi bir alan olmalı. Toplumu doğru mesajlarla buluşturacak içerikler üretmek, Türkiye’nin geleceği açısından kritik bir önceliktir.
***
TRABZON KADIN İSTİHDAMINDA ÖNE ÇIKIYOR
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 Hanehalkı İşgücü Araştırması verileri, Trabzon’un kadın istihdamında önemli bir başarıya imza attığını gösteriyor. Ülke genelinde kadınların iş gücüne katılım oranları hâlâ sınırlı olsa da, Karadeniz’in bu şehri umut veren bir tablo çiziyor.
Verilere göre, en yüksek kadın istihdam oranı %39,3 ile TR61 bölgesi (Antalya, Isparta, Burdur) olurken, en düşük oran %20,9 ile TRB2 bölgesi (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) kaydedilmiş. Bu tablo bize, coğrafyanın ve yerel ekonominin kadınların iş hayatına katılımında büyük rol oynadığını açıkça gösteriyor.
TR90 bölgesi; yani Trabzon, Ordu, Rize, Giresun, Artvin ve Gümüşhane, kadın istihdam oranı bakımından yüzde 36,8 ile dikkat çekiyor. Bu oran, bölgeyi kadın istihdamının en yüksek olduğu 5 bölge arasında üçüncü sıraya yerleştiriyor. Trabzon’un bu başarıdaki payı ise tartışmasız. Hem sanayi hem de hizmet sektöründe kadınlara sunulan iş fırsatları, kentin ekonomik canlılığıyla paralel ilerliyor.
Ancak bu başarı, üzerinde durmamız gereken bir gerçeği de ortaya koyuyor: Kadınların iş gücüne katılım oranı hâlâ yüzde 50’nin çok altında. Yani hâlâ gidilecek çok yol var. Yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör, kadınların istihdamını artıracak projeler geliştirmek için daha fazla çaba göstermeli.
Trabzon, Karadeniz’in diğer illerine kıyasla kadın istihdamında önde olsa da, hedef net olmalı: Kadınlar sadece iş hayatına katılan değil, aynı zamanda kariyerlerinde yükselen, ekonomik ve sosyal anlamda güçlenen bireyler olmalı. Kadın istihdamı sadece sayısal bir başarı değil, aynı zamanda toplumun kalkınmasının da göstergesidir.










