Türkiye’de son dönemde genel siyasette yaşanan gerilim, vatandaşın siyasete olan ilgisinin azalmasına neden oluyor. İktidar partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi arasında yaşanan tartışmaların, özellikle yerel siyasete olan ilgiyi de zayıflattığı değerlendiriliyor.Merkezi siyasette öne çıkan sert dil, karşılıklı polemikler ve çözümsüzlük görüntüsü, yerel siyaseti de doğrudan etkiliyor. Siyasi partilerin il başkanları ya da yöneticileri arasında yaşanan açıklama trafiğinin, kamuoyunda artık eski karşılığını bulmadığı görülüyor. Bir tarafın yaptığı açıklamaya diğer tarafın cevap vermesiyle süren tartışmaların, vatandaş nezdinde giderek daha sınırlı ilgi gördüğü ifade ediliyor.Son dönemde yaşanan siyasi gelişmelerin ardından toplumun siyasete karşı daha mesafeli bir tutum geliştirdiği dikkat çekiyor. Siyasi aktörlerin kısa süre içinde birbirinden farklı ve çelişkili söylemler ortaya koyması, partiler içinde yaşanan krizler ve çözümsüzlük görüntüsü, vatandaşın siyasete duyduğu güveni zayıflatıyor.Trabzon özelinde bakıldığında da benzer bir tablo öne çıkıyor. İktidar partisi milletvekillerinin sahadaki görünürlüğünün sınırlı kaldığı, daha çok salon programları, açılışlar ve düğün gibi organizasyonlarda yer aldığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Vatandaşın ise daha çok halkın arasında bulunan, sorunları yerinde dinleyen ve sahada daha görünür olan bir siyasetçi profili beklediği ifade ediliyor.Öte yandan Trabzon’da sahada çalışan siyasi yapılar bulunduğu, vatandaşın sorunlarını dinleyen parti teşkilatlarının da aktif olduğu belirtiliyor. Ancak özellikle muhalefet partileri açısından bakıldığında, sorunları dile getirmek ile çözüm üretmek arasındaki farkın daha belirgin hale geldiği değerlendiriliyor. Eleştirilerin kamuoyuna yansıdığı, eksiklerin gündeme taşındığı ancak bu eleştirilerin toplum nezdinde güçlü bir karşılık bulabilmesi için çözüm önerileriyle desteklenmesi gerektiği ifade ediliyor.Siyasette dikkat çeken bir başka başlık ise dil ve üslup sorunu olarak öne çıkıyor. Geçmiş dönemlerle kıyaslandığında, siyasi aktörlerin bugün daha sert, daha kırıcı ve zaman zaman hakaret sınırına yaklaşan bir dil kullandığı yönünde eleştiriler dile getiriliyor. Sokak ağzına yaklaşan, küçümseyici ve gerilimi artıran söylemlerin siyasetin olağan unsurlarından biri haline gelmesinin, toplumda rahatsızlık oluşturduğu belirtiliyor.Siyasette kullanılan dil sertleştikçe vatandaşın siyasete bakışının da olumsuz etkilendiği değerlendiriliyor. Toplumun, kendisini temsil eden isimlerden kavga yerine seviye, polemik yerine çözüm, gerilim yerine ciddiyet beklediği ifade ediliyor. Buna karşın son yıllarda siyaset dilindeki sertleşmenin daha görünür hale geldiği kaydediliyor.Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte siyasetçilerin görünürlüğü artarken, iletişim alanları da genişledi. Ancak bu genişlemenin, beklenenin aksine daha yapıcı bir dil üretmediği yönünde eleştiriler bulunuyor. Birçok siyasetçinin sosyal medya paylaşımlarında da sert, küçümseyici ve öfke yüklü ifadeler kullandığı, bunun da toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiği belirtiliyor.Uzmanlara göre siyasetin asli görevi gerilim üretmek değil, topluma yön vermek, güven oluşturmak ve sorunlara çözüm üretmek. Bunun için de daha sahici bir iletişim dili, daha ölçülü bir üslup ve halkla daha güçlü bir temas kurulması gerektiği ifade ediliyor.Değerlendirmelere göre bugün vatandaşın siyasetten uzaklaşmasında yalnızca ekonomik ya da yapısal sorunlar değil; siyasetçinin tavrı, halktan kopuk görüntüsü, sert üslup ve sürekli tekrarlanan polemikler de etkili oluyor. Vatandaşın artık yüksek sesle konuşanı değil, sorununu anlayanı; polemik üreteni değil, çözüm ortaya koyanı görmek istediği belirtiliyor. Siyasetin yeniden itibar kazanabilmesi için ise öncelikle dilin, tavrın ve siyaset yapma biçiminin değişmesi gerektiği vurgulanıyor.
Siyaset
06 Temmuz 2026 - 08:52
SİYASETTE GERİLİM ARTIYOR, VATANDAŞ İLGİSİNİ KAYBEDİYOR
Siyaset
06 Temmuz 2026 - 08:52










