Trabzon… Tarihiyle, doğasıyla, deniziyle, yaylasıyla tam bir cennet köşesi. Karadeniz’in incisi, kültür ve turizmin gözbebeği… Ama ne yazık ki bu güzellikler her geçen gün biraz daha hoyratça kirletiliyor, adeta yok ediliyor.
Son zamanlarda şehir merkezinden kırsal alanlara, sahil kesimlerinden piknik alanlarına kadar pek çok yerde çöp dağları oluştuğu görülüyor. Yerli halk da, şehri ziyarete gelen turistler de ne yazık ki bu konuda aynı sorumsuzluğu gösteriyor. Sahilde oturup yemeğini yiyen, yaylada mangalını yakıp eğlenen herkes, ardından geride çöplerini bırakıp çekip gidiyor. Ne çevreyi düşünüyor, ne doğayı. Sanki doğa onların çöplüğüymüş gibi…
Özellikle gençler arasında bu sorumsuzluk daha da göze çarpıyor. Sosyal medyada paylaşmak için gittikleri doğal güzellikleri aynı zamanda en çok kirletenler de onlar oluyor. Eğlenmekle doğaya zarar vermek arasında fark var. Ama bunu kavrayamıyoruz.
Peki bu böyle nereye kadar?
Artık bu gidişe bir “dur” deme zamanı geldi de geçiyor.
Kamu kurumları bu konuda daha sert ve kararlı olmalı.
Uyarılarla sonuç alamıyorsak, cezai müeyyidelerle ilerlemeliyiz. Yasalar uygulanmalı, denetimler sıklaştırılmalı, kirlilik yaratanlara caydırıcı cezalar verilmelidir. Aksi takdirde bu sorumsuzluk, sadece çevreyi değil, turizmi, ekonomiyi ve en önemlisi geleceğimizi de tehdit eder hale gelecek.
Unutmayalım, doğa bize ait değil, biz doğaya aitiz.
Ve doğa, bizimle birlikte milyonlarca canlının evi. O yüzden ona zarar vermek, sadece ağaçlara ya da denizlere değil, kendi yaşadığımız dünyaya zarar vermek demektir.
Trabzon gibi güzelliklerle dolu bir şehirde, çöplerin değil çiçeklerin konuşulması gerekir.
Bu güzel kente bu görüntüler yakışmıyor!
Doğayı korumak, sadece belediyelerin, valiliklerin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Ama bu ortak sorumluluğu yerine getirmeyenlere karşı da devletin yaptırımı şarttır.
Sessiz kalmak, suça ortak olmaktır.
Görmezden gelmek, doğaya ihanettir.
Lütfen artık duyarlı olalım. Çünkü doğa affetmez.







