27.03.2025 KILÇIK
CEMİYET ARTIK BU YÜKÜ KALDIRAMAZ!
Nisan ayında yapılacak olan Trabzon Gazeteciler Cemiyeti seçimleri öncesinde adaylar hummalı bir çalışma yürütüyor.
Mevcut Başkan Ersen Küçük, üçüncü dönemde de bu koltuğa talip. Çay TV'den Halil İleli ve Taka Gazetesi'nden Zihni Ağırman da delegenin kantarına çıkacak.
Ersen Küçük, iki dönem boyunca yaptığı icraatlarla yoğun eleştirilere maruz kaldı. Özellikle işbilmezliği nedeniyle tarihi derneği kayyumla tanıştırdı.
Elle tutulur hiçbir icraatı olmadı. Derneğe maddi kaynak sağlamak adına bakanlıkların kapılarında yattı, ancak derneğe yansıyan bir şey olmadı.
Önceki başkanlar gibi Cemiyet Lokali'ni dekore ettirmekle yetindi, ancak yeni bir bina kazandırmadı.
Üyelerinin kaynaşması ve bir arada bulunması için hiçbir gayret göstermedi. Mağdur olan hiçbir meslektaşına sahip çıkmadı. Derneği temsil edeceği organizasyonlara katılırken, kılık kıyafetinden tutun da üslup ve tavırlarına kadar her yönüyle eleştirildi.
Üyelerle sürekli tartışmalar yaşadı. Uzlaşma yerine hizipleşmelere ve bölünmelere yol açtı. Kendisine defalarca uyarılarda bulunmamıza rağmen, yanlışlarında ısrar etti. Her seçimde "Bir daha aday olmayacağım" dese de, koltuğuna o kadar sımsıkı yapıştı.
Artık Trabzon Gazeteciler Cemiyeti, Ersen Küçük'ün yükünü kaldıramaz duruma geldi. Bu sebeple değişimin gerçekleşmesi şart.
Arkadaşım olarak sevdiğim, fakat cemiyet başkanlarındaki icraatlarını tasvip etmediğim Ersen kardeşimin, kararını yeniden gözden geçirmesini diliyorum.
***
BİRAZ EMPATİ, BİRAZ SAYGI LÜTFEN!
Toplu taşıma araçlarında seyahat etmek, şehir yaşamının kaçınılmaz bir gerçeği.
Ancak, bu yolculuklar bazen o kadar çetin bir hale getiriyorlar ki, yolculuk bir kabusa dönüşebiliyor.
Özellikle, yüksek sesle konuşanlar, seyahati adeta bir hengameye dönüştürebiliyor.
Trabzon gibi bazı illerde ise bu durum daha da ön plana çıkıyor.
Yöre insanının agresif ve yüksek sesle konuşma alışkanlıkları bir yolculuk esnasında bazen o kadar yoğun oluyor ki, insan kendisini bir televizyon programının içinde gibi hissediyor.
Oysaki toplu taşıma, hepimizin bir arada paylaştığı ortak bir alandır ve burada başkalarının huzuruna saygı göstermek, en temel bir insanlık görevi olması lazım.
Ancak, yüksek sesle telefonla konuşan ya da arkadaşlarıyla sohbet eden bu kişiler, sanki tüm dünyayı dinlemeye mecbur bırakmış gibi davranıyorlar.
Hem başkalarının huzurunu bozuyorlar hem de kişisel mahremiyetin sınırlarına saygısızlık ediyorlar. Böyle anlarda, nazikçe seslerini kısmalarını rica etmek istiyorum ama bazen aldığım tepkiler o kadar sert ve arsızca oluyor ki, şaşkınlık içinde kalıyorum. "Yavuz hırsız ev sahibini bastırır" misali, üste çıkarak hem haklılıklarını savunuyorlar hem de daha fazla gürültü çıkarıyorlar.
Bu durum, sadece toplumsal empati eksikliğini değil, aynı zamanda başkalarının varlığını ve rahatsız olabileceklerini göz ardı etme alışkanlığını da gözler önüne seriyor.
***
HER ZİYARETE GELEN İŞ İSTİYOR
Ortahisar CHP Belediye Meclis üyeleri ve partililer, Başkan Ahmet Kaya üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor.
Belediyede, mevcut kapasitenin üç katı kadar personel çalıştırılmasına rağmen, yeni isimlerin alınması yönündeki talepler, sürekli olarak Kaya’ya iletiliyor.
Bu durum, meclis üyeleri ve partililer tarafından Kaya’ya büyük bir stres kaynağı oluyor.
Taleplerinin karşılık bulmadığını gören bu kişiler, kapalı kapılar ardında dedikodu yaparak Kaya’yı eleştirmekten geri durmuyorlar.
Belediyenin içinde bulunduğu maddi sıkıntıları ve personel fazlalığını çok iyi bilmelerine rağmen, bu taleplerin ısrarla sürdürülmesi oldukça akıl almaz bir durum.
Kaya, gün boyunca makamında onlarca kişi ağrılıyor. Ziyarete gelenlerin yüzde 90’ı Kaya’dan iş talebinde bulunuyor.
Ne yazık ki, belediyenin mevcut durumu, bu talepleri karşılayabilecek nitelikte değil. Taleplerine karşılık bulmayan bu kişiler, Kaya’ya gönül koyarak geri dönüyorlar.
Bu tutumun, tasvip edilecek bir yanı yok!
Hem iktidarı iş alımları konusunda eleştireceksin hem de kendi belediye başkanına aynı taleplerle gideceksin! Bunun adı ikiyüzlülükten başka bir şey değil!
İnsanların anlamadığı belediyeler, insanlar için bir işistihdam etme kurumu değildir. Dışarıda sayısız iş imkânı varken, insanların kolay yoldan para kazanma arayışı, anlaşılması güç bir durum.
***
TRABZON: BÜYÜME FIRSATINI KAÇIRIYOR
Trabzon, sahip olduğu potansiyeli ne yazık ki bir türlü hayata geçiremiyor. Şehirdeki gelişmelerin hızı, gerçekten düşündürücü bir boyutta. Liman, sanayi ve turizm gibi alanlarda bazı adımlar atılmış olsa da, bu adımlar yüzeysel kalıyor ve Trabzon’un gerçek gücünü ortaya koymaya yetmiyor. Özellikle sanayi açısından Trabzon’un yıllardır değişen bir şey yok. Şehirde güçlü bir sanayi geçmişi yok ve bugün de bu durumu değiştirecek bir ilerleme yok. Şehrin ekonomisi hala geleneksel sektörlere dayalı; tekstil, gıda, tarım gibi alanlar şehrin bel kemiği olmaya devam ediyor. Ancak Trabzon’un sanayi yapısındaki bu dar çerçeve, şehri gerçek anlamda bir sanayi merkezi yapmaktan uzak bırakıyor. Yüksek teknolojiye dayalı yatırımlar yok, dijital dönüşümden bahsedemiyoruz ve bu da Trabzon’u geri bırakıyor. Sanayi tarafında gelişim beklerken, hâlâ eski usul üretimle yetinilmesi, şehrin ne kadar geride olduğunu gösteriyor.
Turizmde ise Trabzon’un potansiyelini sömürmek bir yana, kış turizmi konusunda hiçbir atılım yok. Uzungöl ve Sümela Manastırı gibi yerler yazın turist akınına uğruyor, ancak kışın bu şehirdeki turizm hareketliliği neredeyse sıfır. Trabzon’un kış turizmine uygun doğal yapısına rağmen, bu alan hala gelişmiş değil. Trabzon’un bu kadar cazip doğal güzellikleri varken, kış aylarında turizmi canlandıracak stratejiler bir türlü hayata geçirilemiyor. Sadece yaz turizmine dayalı bir ekonomi, şehrin geleceğini sağlam temeller üzerine kuramaz.
Ve en büyük sorunlardan biri, Trabzon’daki iş dünyası ve siyasilerin duyarsızlığı. Trabzon’un gerçek potansiyeli, siyasilerin ve iş dünyasının ilgisizliği yüzünden boşa gidiyor. Şehirdeki yerel yönetimler, sanayiye yönelik hiçbir cesur adım atmıyor, turizmi çeşitlendirecek projeler üretmiyor ve şehri geleceğe taşıyacak bir vizyon ortaya koyamıyor. İş dünyası da bu vizyon eksikliğinden nasibini alıyor; mevcut durumla yetinmekle yetiniyorlar, yenilikçi yatırımlar yapma konusunda ise oldukça çekingenler. Trabzon’un kalkınabilmesi için gerekli stratejiler ve yatırımlar bir türlü masaya yatırılmıyor.
Günün sonunda Trabzon ekonomik anlamda potansiyelini asla değerlendiremiyor. Liman, sanayi ve turizm gibi alanlarda atılan küçük adımlar, Trabzon’un gerçekten büyüyebilmesi için yeterli değil. Şehri daha büyük, daha güçlü bir ekonomik yapıya kavuşturmak için çok daha fazlası gerekiyor. Ancak bu durumu değiştirecek vizyon, cesaret ve strateji eksikliği, Trabzon’un daha uzun yıllar bu durumu kabullenmesine neden olacak gibi görünüyor. Şehir, bu fırsatları değerlendirmek bir yana, onları görmezden gelmeye devam ederse, ekonomik geleceği her geçen gün daha da kararmaya devam edecek.