22.08.2024 KILÇIK

YÖNETİCİLER BİLE TAKIMI YALNIZ BIRAKTI!

Trabzonspor’un St. Gallen ile oynayacağı UEFA Konferans Ligi Play-Off Turu ilk maçına yönetim kurulu üyeleride yeterince ilgi göstermedi.

Trabzonspor asbaşkanı Zeyyad Kafkas, Ali Haydar Gedikli, Derviş Köz ve Birhan Emre Yazıcı karşılaşmayı izlemek için İsviçre’ye giden isimler oldu.

Deplasmanda oynanan Rapid Wien karşılaşmasına neredeyse tam kadro giden bordo mavili yöneticiler, St. Gallen ile oynanacak olan müsabakaya gitmeyi tercih etmediler.

Bazı yöneticilerin iş yoğunluğunu bahane ettiği, bazılarının ise takımın performansından memnun olmadıkları için böyle bir karar verdikleri öğrenildi.

***

REKTÖRLÜK NEDEN ÇOK ÖNEMLİ?

Trabzon gibi sanayi ve üretimden söz edilemeyen şehirlerde genelde kamu kurumlarındaki hareketler gündemi meşgul eder. Bölge müdürlerinden tutun da çeşitli kurum amirlerine, hatta okul müdürlerine kadar şehirde konuşulur gündem olur. Gazeteciler olarak okurlarımıza şehrin gündemini aktarmak gibi bir görevimiz olduğundan dolayı bizde bu bilgileri sayfalarımıza taşırız. Son dönemde özellikle Karadeniz Teknik Üniversitesi ile ilgili oldukça fazla haber akışı oluşmaya başladı. Bunun nedeni ne olabilir diye baktığımızda karşımızda Rektörlerin yetkileri çıktı. KTÜ rektörü olmak isteyenler bu yetkilerin cazibesi ile tüm tuşlara basıyorlar. Kısa bir süre içerisinde (belkide bu gece) açıklanacak olan atamalarda resmi gazetede ismini görmek isteyen adayların Ankarada hiç iyi bir izlenim bırakmadıkları konuşuluyor. Külliyeye gönderilen isimsiz bilgiler Trabzon ve KTÜ için oldukça olumsuz bir iz bırakmış durumda. Buradan rektör adaylarına söyleyelim aday olarak demokratik hakkınızı kullandınız. Ama yarın yüzyüze bakmak zorunda kalırsanız, o kapıları açık bulma ihtimaliniz oldukça düşük olacaktır. Artık siyasilerin peşini bırakın ve kim atanırsa ona destek olun.

***

YETER; İÇİŞLERİ BAKANI FAİLLERİ YAKALATMALI!

Türkiye 5 Nisan 2015 tarihinde Çaykur Rizespor ile maç yapan Fenerbahçe kafilesinin Sürmene’ye yakın bir yerde ve tam da otobüs viyadükün üzerinden geçerken silahlı saldırıya uğramıştı. Yaralanan şoför büyük bir soğukkanlılıkla birlikte otobüsü viyodükten aşağı uçmadan durdurmayı başarmış belki de ülkenin kan gölüne dönmesini önlemişti. Bu olayı önce Trabzonspor taraftarlarına mal etmeye çalıştılar. Hatta, ‘Vandallar’ diye tepki gösterenler de oldu. Ama tüm suçlamalar fos çıktı. Çünkü bu kadar profesyonel bir saldırıyı Bordo-Mavili sıradan taraftarın düzenlemesi olası dışıydı. Peki böyle bir saldırıyı kim ya da kimler yapmış olabilirdi. Ne yazık ki bir türlü fail ya da failler yakalanamadı. Önce Sürmene ilçesinde görev yapan tüm güvenlik güçlerinin tepe kadrolarının FETÖ’cü olduğu iddia edilmişti. Bunlar görevden alındı ama aradan geçen neredeyse 9 yıl içinde olay faili meçhul kaldı.

KOÇ O OLAYI DİLİNE DOLAMAYI ALIŞKANLIK YAPTI

Fenerbahçe başkanı Ali Koç son yıllarda mağduriyet edebiyatı uygularken, Sürmene yakınlarındaki silahlı saldırıyı da diline dolamıştı. Göztepe ile oynanan maçta sahaya girdiğinde kendisini iten bir görevlinin müdahalesiyle yere düşen Koç, birkaç gün önce konuyla ilgili açıklama yaparken, yine bu Sürmene olayına değindi. Ali Koç bu noktada şunları söyledi: "Fenerbahçe ile uğraşanlarla ilgili bir şey söylemek istiyorum. Bir kere Fenerbahçe'ye bu zulmü yaşatmaya devam etmeyin. Şampiyonlukların çalınmasına alıştık. Suçlu gösterilmeye alıştık. Ben fiili saldırıya uğruyorum. 'Yok efendim neden sahadayım?' Otobüsümüz kurşunlanıyor, hala faili meçhul kaldı. Haksızlıklar, bize yaşatılan zulümlere alıştık." Biz de buradan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sesleniyoruz; “Göreve geldiğiniz günden itibaren sayısız çeteyi çökerttiniz. Binlerce suçluyu olması gereken yere tıktınız. Artık şu Fenerbahçe’nin saldırıya uğradığı olaya da bir el atmanızı ve derinliğine soruşturmanızı bekliyoruz. Bu menfur katliam girişimini kim gerçekleştirdi, arkasında kimler vardı ve asıl amaçları neydi? Tüm bunların bir bir ortaya çıkarılması Devletin görevi olsa gerek. Burada de en önemli sorumluluk bugünün İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın üzerine düşüyor.

Çözün artık bu olayı da ülke de, bizler de rahatlayalım!

Olmaz mı?

***

BEN DE OLSAM MİNNET DUYARDIM

Trabzonspor’un büyük umutlarla transfer ettiği ancak hayal kırıklığı yaratığı için 700 bin Euro tazminat verilerek yollarını ayırdığı Uruguaylı santrafor Maximilano Gomez bir veda mesajıyla birlikte herkese teşekkür etti. Gomez veda mesajında şu ifadeleri kullandı:

"Bugün, sizlerden ayrılma zamanı geldi, arkadaşlar. Farklı bir kültürde yaşamak benim için büyük bir deneyim ve zorluktu, ancak bu süreçten sonsuz anılar ve dersler çıkararak ayrılıyorum. Beni bu büyük kulübün bir parçası yaptığınız ve bana güvendiğiniz için teşekkür ederim. Her an bana destek olan ve sevgi gösteren tüm taraftarlara sonsuz teşekkürler; sizler gerçekten vefakârsınız. Takım arkadaşlarıma, çalışanlara, teknik ekibe, tercümanlara ve Trabzonspor'un bir parçası olan herkese büyük bir teşekkür borçluyum. Bir oyuncu olarak her zaman bu büyük kulübün emrinde olacağım. Bu sezon ve gelecek tüm sezonlarda sizlere en iyisini diliyorum."

HİÇBİR ŞEY YAPMADI, ADAMA BALLI BÖREK YEDİRİLDİ

Maxi Gomez’in aslında istenmeyen adam ilan edilerek gönderilmesine isyan etmesi gerekirdi ama o minnet duygularını dile getiriyor. Tabii ki yaşananlardan sonra adam haklı… Trabzonspor’a gelmiş, kendisi için 3 milyon Euro bonservis bedeli ödenmiş… Yıllık da 3,5 milyon Euro kazanması garanti edilmiş… Fakat hiçbir varlık gösterememiş… Giderken kendisinden bonservis bedeli istenmiyor, üstüne üstlük bir de 700 bin Euro tazminat ödeniyor. Bir de 3,5 milyon Euro iki yıl önceden cepte zaten… Geçen sezon da kiralık oynadığı Cadiz’e bedava gönderilmiş… Orada da yüklü parayı yine cebe indirmiş… Sonuçta Trabzonspor’da bir yıl geçirip, Cadiz’den kazandıklarıyla birlikte yaklaşık 7 milyon Euro’yu kemiksiz kazanmış… Böyle bir durumda, bu ballı böreği sağlayan kurum ve kişilere de teşekkür edilir değil mi?

Gomez de bunu yapmış…

***

DOĞAN TRANSFERDE CRESPO’YU ÖRNEK ALMALI!...

Trabzonspor’un sürekli transferle başarıyı kovalamasına cepheden karşıyız. Ancak kendi bünyesinde yetiştirdikleri arasında belli bölgeler için yeterli oyuncu yoksa transfere sıcak bakabiliriz. Aynı bölgeye üç yabancı alma, bir bölgeye üç pahalı transfer yapma gibi saçmalıkları kabul etmemiz ise olanaksızdır. Transfere çok mecbur kalınırsa ‘evet’ diyebiliriz. Trabzonspor’u yönetenler öyle çılgınlıklar yapıyor ki inanın insanın aklı almıyor. Sıradan futbolculara olmadık paralar veriyorlar. Sonra hiçbiri işe yaramıyor. Sonra göndermeye kalkıyorlar ama ne yazık ki bu oyunculara Bordo-Mavili kulübün ödediği ücretin yarısını bile veren çıkmadığı için uğraşılıp duruluyor. Ya tazminat ödeniyor, ya da bonservisi eline verilip gönderiliyor. Bakın Fenerbahçe’de son olarak Miguel Crespo ile yollar ayrıldı. Adam daha ayrıldıktan sonra Fenerbahçe tesislerinden çıkmadan Başakşehir’le sözleşme imzaladı.

BU TÜR OYUNCULARDAN ZARAR ETMEZSİNİZ

Çünkü bu futbolcu, Fenerbahçe için şu anda gereksiz gibi kabul edilse de kaliteli bir kumaş ve Süper Ligde her takımda oynayabilecek kapasitesi var. Süper Lig olmazsa Avrupa’da orta karar birçok takımda forma giyebilir. Kalitesi olduğu için de her takım, Crespo’ya Fenerbahçe’den aldığı ücrete yakın bir maaş vermekten çekinmiyor. Yaşı da 27 ve ölü yatırım olmaz. Yani iyi oynarsa bonservissiz alınmış bir oyuncu, çok iyi bir karla satılabilir. Sonuçta burada bir tek zararlı çıkan Fenerbahçe… Çünkü her değişen teknik direktörün kafasına göre transfer yaptığı için Crespo gibi kaliteli bir oyuncuyu harcamış oldular ve ondan yeterince yararlanma becerisi gösteremediler. Son söz; Eğer Ertuğrul Doğan illa transfer yapmak zorundaysa Miguel Crespo gibileri tercih etmeli… En azından gönderirken, akla karayı seçmek zorunda kalmaz.

Bilmem yanlış mıyım?