DAİRE BAŞKANLARI NEDEN HAREKETE GEÇMİYOR?
Trabzon Büyükşehir Belediyesi'nde yeni kurulan müdürlüklerin büyük bölümüne atamalar tamamlandı. Birkaç müdürlük boş bırakıldı. Onların da önümüzdeki günlerde doldurulacağı konuşuluyor.
Asıl hareket ise ağustos ayında yaşanacak gibi...
Belediye kulislerinde konuşulanlara göre bazı daire başkanlarının görev yerleri değişecek. Hatta bununla da sınırlı kalmayacağı, genel sekreter yardımcıları arasında da revizyona gidilebileceği dillendiriliyor.
Elbette bunların tamamı bugün için kulis bilgisi.
Kararı verecek olan Başkan Ahmet Metin Genç.
Ancak...
Başkanın önüne gitmesi gereken başka dosyalar da var.
Hem de acil...
Son günlerde belediye koridorlarında en çok konuşulan konulardan biri şu...
Bazı personellerin aylarca işe gitmediği, buna rağmen maaş almaya devam ettiği iddia ediliyor.
Üç ay...
Altı ay...
Hatta bir yıla yakın süredir aktif görev yapmadığı öne sürülen personellerden söz ediliyor.
Tekrar edelim...
Bunlar ciddi iddialar.
Eğer doğru değilse, çıksın biri yalanlasın.
Ama doğruysa...
Orada sadece personelin değil, yöneticisinin de sorgulanması gerekir.
Çünkü insanın aklına şu soru geliyor:
Bir personel işe gelmiyorsa, daire başkanı bunu görmüyor mu? Görüyorsa neden işlem yapmıyor? Görmüyorsa zaten orada niye oturuyor?
Kimse kusura bakmasın.
Makam odasında oturmakla daire başkanı olunmuyor.
Kapının önünde makam aracı beklemekle de yönetici olunmuyor.
Önce yönettiğin birime hâkim olacaksın.
Personelini tanıyacaksın.
Sabah işe geldi mi, akşam çıktı mı bileceksin.
İşini yaptı mı, yapmadı mı takip edeceksin.
Yapamıyorsan...
O koltuğun da bir anlamı kalmıyor.
İddiaların bir başka boyutu daha var.
Önceki yönetim döneminde yapılan görev değişikliklerinden sonra bazı personellerin yeni görevleri benimsemediği, bu nedenle işe karşı tavır aldığı konuşuluyor.
Kusura bakmasınlar.
Burası belediye.
Keyfe göre girip çıkılacak bir yer değil.
Canı istediğinde gelecek...
Canı istemediğinde kahvehanede oturacak...
Sonra da ay sonunda maaşını eksiksiz alacak...
Böyle düzen olur mu?
Vatandaş görüyor çünkü.
Mahallesindeki kahvehanede oturanı da görüyor.
Mesai saatinde parkta gezeni de görüyor.
Sonra dönüp şu soruyu soruyor:
"Ben vergimi bunun için mi ödüyorum?"
İşte belediyeye zarar veren de tam olarak bu algı.
Faturayı da sonunda Başkan Ahmet Metin Genç ödüyor.
Vatandaş, "Başkanın haberi vardır" diye düşünüyor.
Belki haberi yok.
Belki önüne hiç gitmedi.
Ama yöneten olunca, sorumluluk da sana ait oluyor.
Bir sözümüz de daire başkanlarına...
Yarın bir gün bu iddialar belgelenir, personel listeleri masaya konur, devamsızlıklar tek tek ortaya çıkar...
Ne diyeceksiniz?
"Haberim yoktu" mu?
İşte o cümle, yöneticilik adına en ağır itiraftır.
Çünkü haberiniz yoksa yönetemiyorsunuz demektir.
Haberiniz var da sessiz kalıyorsanız...
O zaman daha büyük bir sorun vardır.
Kimse unutmasın...
Bu belediye kimsenin şahsi şirketi değil.
Ödenen her maaşta milletin alın teri var.
Harcanan her kuruşta yetimin hakkı var.
O yüzden herkes bulunduğu makamın hakkını verecek.
Veremiyorsa da...
O makamı işgal etmeyecek.***
ALTYAPIDA SORUN İSİMLER Mİ, SİSTEM Mİ?
Trabzonspor altyapısında yine bir görev değişikliği yaşandı.
Daha önce farklı dönemlerde altyapının başında görev yapan, bugün ise Fatih Tekke'nin teknik ekibinde yer alan Prof. Dr. Hamit Cihan, yeniden Altyapı Koordinatörlüğü görevine getirildi.
Aslında Hamit Cihan, bu yapının yabancısı değil. Altyapıyı biliyor, kulübü tanıyor, sistemi yakından tanıyor. Fatih Tekke'nin de A Takım ile altyapının aynı futbol aklında buluşmasını istemesi son derece doğal. Bu tercih, o açıdan bakıldığında sürpriz sayılmaz.
Ancak...
Bizim dikkat çekmek istediğimiz konu başka.
İsimler değil mesele... Sürekli değişen sistem.
Bir dönem Güngör Şahinkaya vardı bu görevin başında. Ardından İlker Erdem getirildi. Şimdi yeniden Hamit Cihan...
İnsan ister istemez soruyor:
Sorun gerçekten görev yapan isimlerde mi, yoksa Trabzonspor altyapısında istikrarın bir türlü sağlanamamasında mı?
Çünkü altyapı öyle günü kurtaracak bir alan değil. Bir sezonluk başarıyla da ölçülmez. Sabır ister. Plan ister. En çok da devamlılık ister.
Bir koordinatör gelir, kendi sistemini kurmaya başlar. Tam taşlar yerine oturacakken değişiklik olur. Gelen başka bir anlayış getirir. O da tam adapte olacakken yeni bir değişim yaşanır. Böyle olunca da istenen düzeni kurmak kolay olmaz.
İşte üzerinde durulması gereken nokta tam da burası.
Altyapıda görev yapan antrenörlerin zaman zaman değişmesi normaldir. Performansa göre değerlendirilir, yollar ayrılır ya da devam edilir. Futbolun doğasında var bu.
Ama koordinatörlük makamı öyle değil.
Orası, altyapının omurgasıdır. Planlamanın merkezi, geleceğin şekillendiği noktadır. O koltukta oturan ismin uzun yıllar görev yapabilmesi gerekir. Çünkü bugün 13 yaşındaki bir oyuncunun A Takım'a uzanan yolculuğunu planlayan kişi de odur.
Trabzonspor'da bugüne kadar görev yapan herkes iyi niyetle çalıştı. Güngör Şahinkaya da emek verdi, İlker Erdem de... Şimdi aynı sorumluluk Hamit Cihan'ın omuzlarında olacak.
Kimsenin emeğini tartışmıyoruz.
Ama artık şu sorunun cevabını vermek gerekiyor:
Trabzonspor altyapısında sürekli değişim mi isteniyor, yoksa kalıcı bir sistem mi kurulmak isteniyor?
Çünkü güçlü altyapılar, güçlü projelerle oluşur. Güçlü projeler ise sık sık değişen isimlerle değil, yıllara yayılan istikrarla başarıya ulaşır.
Bizce Trabzonspor'un artık bu konuda net bir karar vermesi gerekiyor. Altyapı koordinatörlüğü günlük hesaplarla değil, en az beş yıllık bir vizyonla planlanmalı. Göreve gelen isim de bu güveni hissetmeli.
Bugün ekilen tohumun meyvesi yarın alınmaz.
Beklemek gerekir.
Sabretmek gerekir.
Ve en önemlisi...
İstikrarı korumak gerekir.
Trabzonspor altyapısının bugün en büyük ihtiyacı da tam olarak budur.***
ORTAHİSAR'DA YAZ HAREKETLİ GEÇECEK
Ortahisar Belediyesi, yaz sezonu için düğmeye bastı. Görünen o ki, bu yaz kentin birçok noktasında kültür ve sanatın izi olacak.
Başkan Ahmet Kaya'nın göreve gelmesiyle birlikte belediyenin en fazla ağırlık verdiği alanlardan biri oldu kültür ve sanat. Sadece rutin belediyecilikle yetinmedi. Şehrin sosyal hayatını canlandıracak adımlar attı. Geçen yıl düzenlenen "Trabzon: Bir Şehir Günleri" festivali de bunun en somut örneklerinden biriydi.
Şimdi ise yeni bir hazırlık var. Hem de daha geniş kapsamlı…
Kulağımıza gelen bilgilere göre programın merkezinde çocuklar bulunuyor. Oyunlar olacak, spor etkinlikleri düzenlenecek, film gösterimleri yapılacak, müzik dinletileri gerçekleştirilecek. Ama en önemlisi şu… Vatandaşın etkinliğe gitmesi değil, etkinliğin vatandaşa gitmesi hedefleniyor. Mahalle mahalle dolaşacak organizasyonlar.
Aslında önemli olan da bu. "Kültür ve sanat herkesin ulaşabileceği yerde olmalı." Anlaşılan o ki hazırlıklar da bu anlayış üzerine kuruluyor.
Bir başka dikkat çeken ayrıntı ise müzeler…
Bir dönem sadece ziyaret edilen mekanlardı. Şimdi ise yaşayan alanlara dönüşüyor yavaş yavaş. Tarih Müzesi, Basın Tarihi Müzesi ve Hasanpaşa Asker Hamamı Müzesi'nde konserler, söyleşiler, dinletiler ve sergiler hız kesmeden sürecek.
Hepsi bununla sınırlı mı?
Değil…
Duyduğumuza göre Volkan Konak Seyir Terası, Ekopark ve Tünel Akvaryum da yaz boyunca hareketli olacak. Çocuklar için ayrı, yetişkinler için ayrı etkinlikler planlanıyor. Kültür ve sanatı dört duvar arasına hapsetmeyen bir anlayış hâkim olacak gibi görünüyor.
Trabzon'un buna ihtiyacı var.
Çünkü yaz aylarında şehir sadece turistlerle değil, sosyal hayatıyla da nefes almalı. Sokaklar hareketlenmeli. Meydanlar dolmalı. İnsanlar aynı etkinliklerde buluşabilmeli.
Planlanan organizasyonlar hayata geçerse, bu yaz Ortahisar'da yalnızca sıcak hava konuşulmayacak. Kültür de konuşulacak, sanat da…
Bizden söylemesi…
***
KÜLTÜR MİRASINI KURSLARLA BÜYÜTELİM
Ortahisar Belediyesi'nin kültür ve sanat çalışmalarından bahsetmişken, kendilerine küçük ama önemli bir tavsiyemiz olsun.
Trabzon denildiğinde akla sadece Sümela, Uzungöl ya da yaylalar gelmiyor. Kemençe geliyor, çoban kavalı geliyor, horon geliyor. Yani bu şehrin ruhunu oluşturan, nesilden nesile taşınması gereken kültürel değerler geliyor.
İşte tam da bu nedenle, Ortahisar Belediyesi'nin yaz dönemi boyunca ücretsiz kemençe, çoban kavalı ve halk oyunları kursları düzenlemesi çok yerinde bir adım olur diye düşünüyoruz.
Çünkü bir gerçeği kabul edelim… Trabzon'da yaşayan birçok kişi bugün hâlâ horon oynamayı bilmiyor. Halk Eğitim Merkezi zaman zaman bu yönde kurslar açıyor, doğru. Ancak tek başına yeterli olmuyor. Özellikle yaz aylarında belediyelerin de bu yükün altına elini koyması gerekiyor.
Üstelik Ortahisar Belediyesi'nin bu kursları düzenleyebilecek salonları da var. Büyük bir yatırım gerekmiyor. İşin özü belli; alan var, geriye sadece eğitmenlerin belirlenmesi ve kursiyerlerin bir araya getirilmesi kalıyor.
Böyle bir çalışma sadece birkaç kişiye horon öğretmekten ibaret olmaz. Yöre kültürünün yaşatılmasına, gelecek kuşaklara aktarılmasına da önemli katkı sağlar. Bugün kemençeyi öğrenen bir çocuk, yarın bu kültürün taşıyıcısı olur. Horon öğrenen bir genç, yıllar sonra bunu kendi çocuklarına öğretir. Kültür dediğiniz şey de zaten böyle yaşar.
Bir başka yönü daha var işin…
Maddi imkânı elvermeyen, özel kurslara gitme fırsatı bulamayan birçok vatandaş da bu sayede kültür ve sanatla buluşma imkânı yakalar. Sosyal belediyecilik dediğimiz anlayışın en güzel örneklerinden biri de budur aslında.
Sürekli eleştirmek olmaz. Yeri gelir yapılanı alkışlarız, yeri gelir eksiği söyleriz, yeri gelir de önerimizi sunarız. Bizimkisi de tam olarak bu…
Gerisi artık Ortahisar Belediyesi'nin değerlendirmesine kalmış.









