10.07.2026 KILÇIK

FARUK KANCA’NIN ÜSLUBU MECLİSE ZARAR VERİYOR

Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin temmuz ayı meclis toplantıları önceki gün başladı. Daha ilk oturumda tansiyon yükseldi. AK Parti ile CHP grubu arasında yaşanan tartışmalarda sesler yükseldi, gerilim arttı, araya girenler oldu. Ortam, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in uyarılarıyla güçlükle yatıştırıldı.

Ancak asıl kriz, bir sonraki oturumda yaşandı. İlk oturumda yaşanan tartışmalarda Trabzon Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkan Vekili Faruk Kanca’nın CHP’li meclis üyesi Alper Öztürk’e yönelik sözleri ve tavrı muhalefetin sert tepkisine neden oldu. Dün yapılan toplantıda CHP Grup Başkan Vekili Cüneyt Zorlu, kamuoyuna da yansıyan bu gerilimin ardından Faruk Kanca’nın Alper Öztürk’ten özür dilemesini istedi. Aksi halde CHP grubu olarak meclisi terk edeceklerini açıkça söyledi. Kanca’dan beklenen özür gelmeyince CHP grubu da meclis salonunu terk etti.

Burada üzerinde durulması gereken asıl konu, mecliste ortaya çıkan üslup sorunudur. Ahmet Metin Genç de zaman zaman tartışmalı oturumlar yönetti, muhalefete söz vermediği ya da itirazlarını dikkate almadığı anlar oldu. Ancak buna rağmen meclisi belli bir seviyede tutmaya, süreci rayında götürmeye çalıştığı da görüldü. En azından dengeyi koruma çabası ortaya koydu. Faruk Kanca’nın yönettiği tablo ise bu açıdan daha fazla tartışma üretiyor.

Normal şartlarda nazik, kibar ve ölçülü biri olarak bilinen Faruk Kanca’nın meclis oturumlarındaki tavrı ise bu görüntüyle örtüşmüyor. Sert olmak başka, gerilimi büyüten bir dil kullanmak başka. Devlet ciddiyeti başka, öfkeyle hareket etmek başka. Meclis başkanvekilliği makamında oturan bir ismin, tansiyonu düşüren değil yükselten bir görüntü vermesi hem kurumsal ciddiyet hem de temsil sorumluluğu açısından doğru bir tablo oluşturmuyor.

Unutulmamalı ki belediye meclis üyelerini halk kavga etsinler, birbirlerine yüklenip gerilimi tırmandırsınlar diye seçmedi. Hizmet etsinler, şehre katkı sunsunlar diye seçti. Meclis kürsüsünü kişisel gerilim alanına dönüştüren her tavır, siyasete de kuruma da zarar verir.

Açık olan şu ki mecliste son günlerde ortaya çıkan üslup, Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi’nin saygınlığına katkı sunmuyor. Ahmet Metin Genç’in dengelemeye çalıştığı zemini zorluyor, muhalefetle iktidar arasındaki mesafeyi daha da büyütüyor. Siyaset; bilgi ister, birikim ister, temsil kabiliyeti ister, kültür ister, en önemlisi de ölçü ister. Mecliste kullanılan dil ve sergilenen tavır da bu ölçünün dışına çıktığında, tartışmanın odağı hizmetten uzaklaşıp kişisel gerilimlere sıkışıyor.

Faruk Kanca uzun yıllardır siyasetin içinde olan bir isim. Tam da bu nedenle bugün bulunduğu makamın ağırlığını daha fazla hissettirmesi, meclis yönetirken daha kapsayıcı ve daha soğukkanlı bir tavır ortaya koyması gerekir. Çünkü belediye meclisi, kişisel öfkenin ya da anlık tepkilerin öne çıkacağı bir alan değil; şehrin meselelerinin konuşulacağı, çözüm üretileceği bir zemindir.

Ahmet Metin Genç’in de artık bu tabloya daha yakından bakması gerekiyor. Kendisine ve yönettiği meclisin siyasi iklimine zarar veren, tartışmaları büyüten, kurumun saygınlığını zorlayan görüntülere karşı daha net bir tutum alması şart. Çünkü bir başkan sadece projelerle değil, etrafındaki kadronun ortaya koyduğu siyasi dil ve temsil kalitesiyle de değerlendirilir. Toparlanmaya çalışılan bir zeminin, yanlış üsluplar nedeniyle yeniden gerilim alanına dönüşmesi en çok iktidar tarafına zarar verir.

Faruk Kanca’nın da bu yaşananlardan ders çıkarması gerekiyor. Siyasette sertlik olabilir, eleştiri olabilir, itiraz olabilir. Ancak temsil makamında bulunan herkesin önce üslubuna, sonra tavrına dikkat etmesi gerekir. Mecliste yükselen her tansiyon, sadece o anın tartışması olarak kalmaz; kamuoyunda da iz bırakır. Bu nedenle meclis kürsüsünde söylenen her sözün, gösterilen her tavrın bir siyasi karşılığı olduğu unutulmamalıdır.

Gelelim ikinci meseleye… AK Parti’nin toplumun dini hassasiyetleri üzerinden yüksek sesle siyaset yapmasına, bu konuda sert çıkışlar sergilemesine kimsenin itirazı yok. Evet, kimse insanların dini ve manevi değerleriyle alay etmemeli. Şaka adı altında bile olsa bu alan istismar edilmemeli. Buna itiraz eden herkes haklıdır. Ancak o tepki sadece karşı taraftan biri yaptığında veriliyorsa, orada samimiyet tartışması da kaçınılmaz hale gelir.

AK Partili meclis üyelerine düşen de tam olarak budur: Kim yaparsa yapsın, aynı tepkiyi göstermek. Kendi içlerinden biri benzer bir dil kullandığında susup, başka görüşten biri aynı yanlışa düştüğünde ortalığı ayağa kaldırmak ilkesel bir duruş olarak görülemez. Eğer savunulan değerlerde gerçekten samimiyet varsa, ölçü kişiye ve partiye göre değil ilkeye göre belirlenmelidir. Aksi halde söylenen her söz, kendi ağırlığını kendi eliyle azaltır.

Toplum artık neyin gerçek hassasiyet, neyin siyasi poz olduğunu ayırt edebiliyor. Bu yüzden hem mecliste kullanılan dilin hem de verilen siyasi tepkilerin daha tutarlı, daha dengeli ve daha samimi olması gerekiyor. Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi’nin ihtiyacı olan şey yeni gerilimler değil; şehrin sorunlarına odaklanan, seviyesini koruyan ve kurumsal ciddiyeti öne çıkaran bir siyaset dilidir.

***

TRABZON KIYILARINDA ANAYASA NASIL İHLAL EDİLİYOR?

Sahiller devletin. Yani milletin. Trabzon ve çevresinde özellikle duble yolun inşasından sonra sayılı plaj kaldı. Onları da devlet ve belediyeler işletemediği için sahiller özel sektöre kaldı. Sahillerin ve denizlerin durumu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 43. Maddesi ile güvence altına alınmış olsa da tamamına para ile giriliyor.

43. Madde açıkça ihlal edilmekle kalmıyor, herhangi bir şey soran da tehdit edilip kovuluyor. Oysa bu madde ve ilgili kanunlar net bir şekilde halkın kıyılardan serbestçe faydalanma hakkını devlet güvencesine bağlıyor. Amir Kanun açık; “Devletin Hüküm ve Tasarrufu: Kıyılar özel mülkiyete konu olamaz; devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyıları herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyılardan yararlanmada öncelikle kamu yararı ve kullanımı gözetilir. Hiçbir kişi, otel veya işletme kıyıyı çeviremez, tel örgü çekemez veya ‘burası özel plaj’ vs diyerek geçişi engelleyemez. Deniz kenarına havlunuzu serip güneşlenmeniz veya yüzmeniz için kimse ücret talep edemez.

Zaten su genelde kirli, deniz dalgalı, yağış var, güneş yok denecek kadar az. Denize geçiş(!) fiyatları yine de kişi başı 200’den başlıyor. Merak ettiğimiz şu; hergün akşama kadar ‘cankurtaran var mı?’ ‘yeterli lavabo var mı?’ ‘deniz kirliliğini gösterir flama var mı?’ diye kontrol yapan ekipler “Sahillere girişte para almaya hakkını var mı” demeyi ve bu yaygın ihlale karşı yaptırım yapmayı; yani bir anlamda Anayasa’yı uygulamayı neden hiç düşünmüyor?

 Anayasa’dan örnek verdik; özellikle sosyal hususlara duyarlılığı ile tanınan en yüksek kanuni temsilci konumundaki Vali Tahir Şahin’e bu yöndeki yoğun şikayetleri sunmak isteriz

***

REKTÖRLÜK YARIŞINDA GRUP İÇİNDE GRUP REKABETİ

Trabzon Üniversitesi rektörlük ataması gün sayıyor. Yaklaşık 1 buçuk ay içerisinde mevcut rektör Prof. Dr. Emin Aşıkkutlu görevi bırakacak ve yerine yeni bir isim atanacak. Mevcut rektörün üçüncü dönem beklentileri, bu olmazsa YÖK bünyesinde bir üst görev ya da komisyon üyeliği beklentisi olduğu öne sürülüyor. Bu arada rektörlüğe atanmayı bekleyen isimler 4 gruba ayrıldı.

1-      Mevcut yönetimde yer alan/idari ekipte devam eden rektör yardımcısı, dekan ve müdürler. Bu grupta Prof. Dr. Emin Aşıkkutlu da doğal aday.

2-      Yönetime her iki dönem boyunca muhalif olup propaganda yapan, siyaset ve medya üzerinden altyapı oluşturmaya çalışan hocalar.

3-      Şehirdışında-yurtdışında isim-kariyer yapmış, memleketlerine dönmek isteyen ve rektörlük makamını hedefleyen akademisyenler.

4-      Tıpçılar.

Son grupta yer alan ve rektörlüğe favori gösterilen Trabzon Tıp Fakültesi hocalarının şu anda hem diğer üç grupla, hem de kendi aralarında rekabet içerisinde olduklarını öğrendik.

Atama 5 Eylül’e kadar gerçekleşmiş olacak.

Aday esame listesinde halihazırda 25-30 kişi olsa da; en şanslı isimlerin Fatih Eğitim Fakültesi ile Tıp Fakültesi dekan ve başhekimleri olduğu görüşü netlik kazandı.

Yarışta Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ilk ulaşan değil, en çok güven veren ismin rektörlük makamına getirileceği belirtiliyor.

Atanan kim olursa olsun; ulusal başarılar artsın, şikayet ve eleştiriler azalsın, kazanan bilim, Trabzon ve Türkiye olsun.

***

TRABZON MÜZİK ZİYAFETİNE DOYACAK!

Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Uluslararası Trabzon Horon ve Müzik Festivali bugün başlıyor. Dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen halk oyunları ekiplerinin geleneksel kıyafetleri, yöresel enstrümanları ve özgün ritimleriyle renk katacağı festival, saat 18.30’da Kahramanmaraş Caddesi’nden başlayacak kortej yürüyüşüyle start alacak.

Festival coşkusu, Yenimahalle Fuar Alanı’nda düzenlenecek halk oyunları gösterileri, kültürel etkinlikler ve konserlerle devam edecek. Bu akşam saat 20.30’da Mesut Uçar, saat 21.30’da ise Zeynep Başkan sahne alarak izleyicilere müzik dolu bir gece yaşatacak.

Horonun, müziğin ve kültürlerin buluşacağı bu özel akşamda Trabzon'da yaşayan herkesin festival heyecanına ortak olması bekleniyor.