09.07.2026 KILÇIK
YENİCUMA’YA PARK ET, MEYDAN’A İN, DOLMUŞLA DÖN!
Trabzon’da yaz aylarının gelmesiyle birlikte trafik yükü iyice arttı. Tanjant, Kanuni Bulvarı, D100 Sahil Yolu ve duble yol hattında günün büyük bölümünde yoğunluk yaşanıyor. Gurbetçilerin memlekete dönmesi, tatilcilerin şehre akın etmesi ve turist hareketliliğinin artmasıyla birlikte kent içi ulaşım adeta kilitlenme noktasına geliyor.
Özellikle şehir dışından gelen araç sayısındaki artış, Trabzon’un zaten sınırlı olan trafik kapasitesini daha da zorluyor. Arap Yarımadası’na gidenler bilir; bazı Arap turistlerin trafikte sol şeridi sürekli işgal etmesi ve ani fren yapmaktan kaçınmaması, yaz döneminde yaşanan kazaların sebeplerinden biri olarak gösteriliyor. Normal şartlarda çok sık zincirleme kazaların yaşanmadığı Trabzon yollarında, yaz aylarında görülen bazı kazalarda bu tür sürüş alışkanlıklarının da etkili olduğu konuşuluyor.
Asıl büyük sorun ise şehir merkezine araçla girildiğinde başlıyor. Meydan çevresindeki otoparklarda öğle saatlerinden geceye kadar boş yer bulmak neredeyse imkânsız hale geliyor. Sahil hattındaki otoparklar zaten yaz boyunca tam kapasite çalışıyor. Sadece merkez değil; Yenimahalle, Boztepe, Gülbaharhatun gibi bağlantılı mahallelerdeki park alanları da dolup taşıyor.
Açık olan şu ki, Trabzon’un mevcut otopark kapasitesi yaz nüfusunu taşımaya yetmiyor. Bu nedenle araç sürücüleri çareyi üst mahallelerde, ara sokaklarda ya da ücretli ticari otoparklarda yer aramakta buluyor. Aracını buralara bırakan vatandaş ise sonrasında Meydan’a yürüyerek iniyor, dönüşte ise dolmuş ya da otobüs kullanmak zorunda kalıyor. Kentte adeta yeni bir ulaşım modeli oluşmuş durumda: “Yenicuma’ya park et, Meydan’a in, dolmuşla dön.”
Bir başka sorun da merkezde park yeri arayan araçların oluşturduğu ek trafik. “Aracıma bir şey olmasın, birkaç saatlik park için fahiş ücret ödemeyeyim” diyen sürücüler, nispeten güvenli ve makul fiyatlı yarı özel otoparkların önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. Böyle olunca sadece akan trafik değil, otopark arayan araçların yarattığı ikinci bir yoğunluk da şehir merkezindeki sıkışıklığı artırıyor.
Bu yaz artık büyük ölçüde geçti. Ancak görünen o ki, aynı manzarayı önümüzdeki yıl da yaşamamak için bugünden adım atılması gerekiyor. Trabzon’un yaz aylarına özel otopark ve ulaşım planlamasına ihtiyacı var. Şehir merkezine araç girişini azaltacak, üst mahallelerde kontrollü park alanları oluşturacak ve toplu taşımayla entegre bir sistemi devreye sokacak çözümler artık ertelenmemeli.
***
BİTMEYEN CEZALAR: YAZAN HAKLI, ÖDEYEN MAĞDUR
Trabzon’da otopark sorunu büyüdükçe, sürücüler de çareyi yol kenarları, banketler, cepler ve duraklarda araç bırakmakta buluyor. Ancak bu alanlara park edenlerin büyük bölümü ceza almaktan kurtulamıyor.
Sağ şeritten ayrılarak oluşturulan bu hatların otopark olmadığını bilmeyen ya da mecbur kaldığı için buralara park eden sürücüler, Mayıs ayına kadar 940 lira ceza ile karşı karşıya kalıyordu. Haziran itibarıyla ise bu rakam 1.240 liraya yükseldi.
Engelli geçişini kapatan, kaldırıma çıkan, sokak girişini ya da resmi kurum, okul ve cami gibi alanların önünü kapatacak şekilde park edenler ise daha ağır cezalarla karşılaşıyor. Öyle ki, neredeyse birçok mahalle muhtarının elinde ceza tebligatlarıyla dolu adeta “çuvallar” birikmiş durumda.
SORUMLULUK KİMDE?
Bazı muhtarların, idari para cezası tebligatlarını yetiştirebilmek için yardımcı personel alımına yöneldiği bile konuşuluyor. E-tebligat aboneliği bulunmayan sürücüler ise çoğu zaman cezadan çok sonra haberdar oluyor.
Ortada iki yönlü bir sorun var: Ne bu kadar yüksek ceza adil ve ölçülü bulunuyor ne de her boş görülen yol kenarının uzun süreli park alanı gibi kullanılması doğru. Bu nedenle sürücülerin özellikle köprü altlarına, cami önlerine, alçak banketlere ve dur-kalk ceplerine araç bırakmaması gerekiyor.
Çünkü ekipler anlık işlem yapmasa bile, kent genelindeki MOBESE kameraları üzerinden cezalar sonradan düzenlenebiliyor.
Sonuçta ortaya garip bir tablo çıkıyor: Cezayı yazan haklı, cezayı ödeyen ise mağdur hissediyor. Bu noktada bilgilendirme ve uyarı görevi emniyete düşerken, merkezde alternatif otopark alanları oluşturma sorumluluğu da yerel yönetimlerin omzunda duruyor.
***
DALGALARA KARŞI SAATLERCE FOTOĞRAF FANTEZİSİ
Trabzon’da sahillere inenlere yönelik ikaz ve kontrol tedbirleri uygulandı. Denize girmek isteyenler engellendi, ısrar edenler hakkında ise idari işlem yapıldı.
Yağışların etkisini kaybetmeye başladığı, sıcak havanın yeniden kendini hissettireceği bu süreçte hem polis hem de jandarma ekipleri sahillerde sıkı denetim gerçekleştirdi. Denize girme yasağından haberdar olmayan bazı vatandaşlar ise kimlik kontrolü, GBT taraması ve sahile geliş nedenlerinin sorulması karşısında şaşkınlık yaşadı.
Aslında alınan önlemlerin önemli bir bölümü, yağıştan çok şiddetli rüzgar ve dalga riskine karşı devreye sokulmuştu.
Ancak bu kurallara uymayanların başında, bir kısmı konudan habersiz, bir kısmı ise duyarsız davranan Orta Doğulu turistler geldi.
Endişeli bakışlar arasında zaman zaman insan boyunu aşan dalgaların önünde fotoğraf çektirip saatlerce şakalaşmaları dikkat çekti. Üstelik bunu Karadeniz Teknik Üniversitesi Sahil Tesisleri gibi resmi kurumların sahil alanlarında yapmaları hem tedirginlik yarattı hem de tepki çekti.
***
RAKİP DESTİNASYONLAR KAVRULURKEN BİZ ÜŞÜYORUZ
Türkiye sıcak hava dalgasının etkisi altında. Ne yazık ki Batı ve Güney bölgelerimizden orman yangını haberleri de gelmeye başladı. Nerede bir fidan tutuşsa, milletçe içimiz yanıyor. Allah beterinden korusun.
Sıcaklardan kaçmak isteyenlerin ilk yöneldiği bölgelerin başında ise Karadeniz geliyor. Karadeniz ve turizm denildiğinde akla gelen ilk şehirlerden biri de elbette Trabzon oluyor. Ülke genelinde sıcaklıklar 33 ila 40 derece arasında seyrederken, Trabzon’da termometreler 22-27 derece bandında dolaşıyor.
Sadece Türkiye’de değil, kıta Avrupası’nda, yakın komşu ülkelerde ve KKTC’de bile belli saatlerde asfaltın erime noktasına geldiği, ağır tonajlı araçların transit geçişlerine sınırlama getirildiği bir dönemde Trabzon çok farklı bir tablo sunuyor.
TOPLANTILARDA KALMASIN
Trabzon ve çevresi böyle bir sorun yaşamıyor. Hatta gece ve sabah saatlerinde hava öylesine serin geçiyor ki, insanlar adeta üşüyor. Özellikle Köşk, Uzungöl, Sümela ve yayla rotalarını tercih edenler, bu turlara montla çıkıyor.
Trabzon doğasının dört mevsim turizme ne kadar uygun olduğu bir kez daha kendini gösteriyor.
Ancak iş sadece bu avantajı konuşmakla bitmiyor. Hemen her ay yeni bir turizm zirvesi, toplantısı ya da değerlendirme programı haberi yazılıyor.
Fakat artık bu toplantıların sahaya yansımasını görmek gerekiyor. Trabzon; sahada, sektörde ve elbette kasada yaz turizminden daha fazla pay almayı hak ediyor.
VE GÜNEŞSİZ GÜN REKORU!
Madalyonun diğer yüzü ise Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı Türkiye Güneş Radyasyonu Haritası ile ortaya çıktı. Verilere göre Trabzon, Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyeli en düşük ili oldu.
Kentte metrekareye düşen günlük ortalama güneş radyasyonu 3,3-3,5 kWh/m² seviyesinde kaldı. Uzmanlar, bunun en önemli nedeninin yıl boyunca etkili olan yoğun bulutluluk ve nemli iklim olduğunu belirtiyor.
Bu durum, güneş enerjisi yatırımlarının geri dönüş süresini de uzatıyor. Ayrıca kayıtlı güneşli gün sayısının son 25 yıllık dönemde daha da azaldığı ifade ediliyor.