08.07.22026 KILÇIK
ERTUĞRUL GENÇ SİYASETE GERİ DÖNECEK Mİ?
Trabzon siyasetinde dürüstlüğü, karakteri ve hayata geçirdiği hizmetlerle iz bırakan isimler vardır. Bu isimlerden biri de, Maçka’da iki dönem belediye başkanlığı yapan Ertuğrul Genç’tir.
Ertuğrul Genç, Maçka’nın tanınan ailelerinden birine mensup. Uzun yıllar boyunca babasıyla birlikte Trabzon’da ticaret yaptı. Halk tarafından sevilen, saygı duyulan; temsil kabiliyeti yüksek, nazik, kibar ve naif kişiliğiyle bilinen bir isimdir. 2004 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Maçka Belediye Başkanı seçildi. 2014 yılına kadar iki dönem boyunca bu görevi yürüttü. Hem 2004 hem de 2009 yerel seçimlerinde Maçka halkının desteğini arkasına aldı.
Belediye başkanlığını bıraktıktan bir süre sonra İstanbul’a taşındı. Bugün ise ticaret hayatını orada sürdürüyor. Kendisiyla yaptığımız telefon görüşmesinde hem neler yaptığını hem de siyasete dönüp dönmeyeceğini sorduk. İstanbul’daki işlerinin oldukça yoğun olduğunu, huzurlu bir hayat sürdüğünü ve “aktif siyasete dönmeyi düşünmediğini” ifade etti. Bununla birlikte Türkiye’nin gerçeklerini, ülkede yaşanan gelişmeleri ve siyasi süreci yakından takip ettiğini de özellikle vurguladı. Siyasi partilerde bulunan arkadaşlarıyla yakın temas halinde olduğunu, sık sık görüştüğünü, bazı siyasilere de fahri olarak danışmanlık yaptığını anlattı. Görüşlerini paylaştığını, değerlendirmelerde bulunduğunu söyledi.
Ertuğrul Genç’in Trabzon’dan, hatta Maçka’dan ayrılması bence önemli bir eksikliktir. Çünkü o, siyaseti halkın içinde, halkla birlikte yapmayı seven bir isimdi. İyi niyetliydi, samimiydi, ulaşılabilirdi. Ancak ben kendisine yeterince vefa gösterilmediğini düşünüyorum. İyi niyetinin zaman zaman suistimal edildiğine, hak ettiği değerin tam anlamıyla verilmediğine inanıyorum.
Türk siyasetinde Ertuğrul Genç gibi saygılı, beyefendi, temsil kabiliyeti yüksek ve dürüst isimlere çok sık rastlanmıyor. Hele ki belediye başkanlığı yapıp da servetine servet katan isimlerin konuşulduğu bir düzende, Ertuğrul Genç’in hikâyesi başka bir yerde duruyor. Çünkü o, belediye başkanlığı yaptığı dönemde kendi özel işlerinde ciddi sıkıntılar yaşamış, hatta görev öncesindeki birikiminin önemli bir kısmını kaybetmiş bir isimdi. Siyasetten maddi kazanç devşirenlerden olmadı; tam tersine, siyaset ona ekonomik anlamda yük de getirdi.
Bazen siyaset, dürüst insanları ödüllendirmez. Ne yazık ki böyledir. Ama geriye bıraktıkları, kurdukları ilişkiler, taşıdıkları itibar ve insanlarda bıraktıkları iz kalır. Ertuğrul Genç de böyle bir isimdir.
Trabzon için önemli bir değerdi, önemli bir şanstı. Maçka halkı onu iki dönem belediye başkanı seçerek zaten bu güveni göstermişti. Belki de beklenti şuydu: Trabzon’da kalsın, yerel siyasetin içinde daha güçlü bir şekilde varlığını sürdürsün, şehrin siyasal hafızasında daha büyük bir rol üstlensin. Olmadı. Tercihini İstanbul’dan yana kullandı.
Bugün ise İstanbul’da mutlu, huzurlu ve kendi düzeni içinde hayatını sürdürüyor. İş dünyasında da önemli adımlar atıyor. Trabzon siyasetinden uzak görünse de, belli ki memleketten de, memleketin meselelerinden de kopmuş değil. Bazen bazı insanlar makamdan ayrılsa da etkileri sürer. Ertuğrul Genç de o isimlerden biri olarak hafızalarda yerini koruyor.
***
TRABZON’DA ELEKTRİK ÇİLESİ YAZ SICAĞINDA KATLANDI
Trabzon’da elektrik kesintileri artık vatandaşın sabrını taşıran bir noktaya ulaştı. Kent merkezinde de kırsalda da yaşanan kesintiler, özellikle yaz aylarında günlük hayatı ciddi şekilde aksatıyor. Buzdolaplarının çalışmaması nedeniyle gıdalar bozuluyor, insanlar duş alamıyor, temizlik yapamıyor, telefonlarını şarj edemediği için iletişim kurmakta zorlanıyor.
Sorun yalnızca kesintilerle de sınırlı değil. Kırsal mahallelerde ve yaylalarda yaşanan voltaj düşüklüğü, vatandaşın elektrikli cihazlarını dahi kullanamaz hale gelmesine neden oluyor. Bazı bölgelerde gece sokak lambaları yanmazken, bazı yerlerde lambaların gündüz vakti boş yere yanması ise sistemdeki plansızlığı açıkça ortaya koyuyor.
Bütün bu tablo, dağıtım şirketinin vatandaşa gerekli özeni göstermediği yönündeki eleştirileri güçlendiriyor. İnsanlar artık geçici müdahaleler değil, kalıcı çözüm istiyor. Çünkü ortada basit bir arıza değil, doğrudan yaşamı zorlaştıran ciddi bir mağduriyet var.
***
ARSİN YAZ AYINA ŞENLİK VE FESTİVALLE GİRİYOR
Arsin’de uzun süredir eksik kalan bir alan vardı; o da sosyal ve kültürel etkinliklerdi. Şimdi bu alanda yeniden bir hareketlilik oluşuyor.
Festival ve şenliklerin yeniden gündeme gelmesi, ilçe adına olumlu bir gelişme. Belediyecilik sadece yol, kaldırım, altyapı işi değildir. İnsanların bir araya geldiği, nefes aldığı, yaşadığı yere aidiyet hissettiği etkinlikler de bu işin bir parçasıdır.
Bu kapsamda ilk önemli organizasyon, 18 Temmuz Cumartesi günü Taşköprü Yaylası’nda yapılacak “15. Santa Taşköprü Kültür ve Yayla Şenlikleri” olacak. Taşköprü Yaylası resmi olarak Gümüşhane sınırlarında yer alıyor ama bu yaylayı kullanan, burada vakit geçiren, burayla bağı olan insanların önemli bir kısmı Arsin ve Yomra’dan. O yüzden bu şenliği sadece bir yayla eğlencesi olarak görmek eksik olur. Trabzon ile Gümüşhane arasında yıllardır süren sosyal bağın, komşuluğun ve ortak kültürün bir yansımasıdır biraz da.
Şenliğe Gümüşhane’den de katılım olması bekleniyor. Bu da etkinliğin yalnızca Arsin’e ya da Trabzon’a dönük bir program olmadığını gösteriyor. Bölgesel bir buluşma niteliği taşıyor. Programda yöresel sanatçılar sahne alacak. Onay Şahin, Ali Alkurt, Elif Köse, Filiz Yıldırım ve Seyfettin Çakıral gibi isimler vatandaşlarla buluşacak.
Bunun yanında Arsin’e özgü el sanatları ve yöresel ürünler de tanıtılacak. Yani sadece müzikten ibaret bir organizasyon olmayacak; kültürel tarafı da öne çıkacak.
Arsin’deki hareketlilik bununla sınırlı değil. 24, 25 ve 26 Temmuz tarihlerinde de “3. Arsin Kültür, Turizm, Sanat ve Yöresel Ürünler Festivali” düzenlenecek.
Bu da ilçenin yaz aylarını biraz daha canlı geçireceğini gösteriyor. Eğer katılım beklenen düzeyde olursa, Arsin’in tanıtımı açısından da fayda sağlayabilir. Çünkü bu tür etkinlikler sadece eğlence için yapılmıyor; ilçenin adını duyurmak, esnafa katkı sunmak ve dışarıdan insan çekmek gibi yönleri de var.
Tabii burada önemli olan bir başka konu da şu: Bu tür organizasyonlar tek başına yeterli değildir. Bir ilçenin tanıtımı sadece festivalle olmaz. Ama doğru planlanırsa, düzenli hale getirilirse ve içi doldurulursa katkı sağlar. Arsin’in buna ihtiyacı var mı? Var. Çünkü ilçenin doğal güzelliği var, yayla kültürü var, yöresel ürünleri var. Bunların görünür hale gelmesi için de bu tür etkinlikler bir fırsat olabilir.
Arsin Belediye Başkanı Hamza Bilgin de vatandaşları şenlik ve festivallere davet etti. Başta Arsinliler ve Gümşhaneliler olmak üzere Trabzon’dan, çevre illerden ve yurt dışında yaşayan hemşehrilerden katılım bekleniyor.
***
VATANDAŞIN SİNEKLERLER BAŞI BELADA!
Soğuk ve uzun bir kışın ardından yazın gelmesini herkes dört gözle bekler. Havaların ısınmasıyla birlikte insanlar daha özgür hareket eder; tatile gider, ailesiyle daha fazla vakit geçirir, günün büyük bölümünü dışarıda geçirmenin keyfini yaşar. Yazın güzel tarafı çoktur elbette. Ama bir de can sıkan, huzur kaçıran tarafı var: sinekler, böcekler ve haşereler…
Bu konuyu daha önce de gündeme getirmiştik. Ancak vatandaşlardan gelen şikâyet o kadar fazla ki, yeniden değinmek şart oldu. Çünkü özellikle yaz akşamlarında insanlar günün yorgunluğunu atmak, serin bir ortamda rahat bir uyku uyumak istiyor. Havalar sıcak olduğu için birçok kişi cam açık yatıyor. Sineklik olan evlerde bile tam anlamıyla çözüm sağlanamıyor. Son birkaç yıldır Trabzon’da sinek, böcek ve haşere yoğunluğunun ciddi şekilde arttığı da açıkça görülüyor.
Üstelik mesele, vatandaşın kendi imkânlarıyla çözebileceği boyutu çoktan aşmış durumda. Ev içinde kullanılan çeşitli cihazlar, spreyler ya da bireysel önlemler yetersiz kalıyor. Bu yüzden insanlar çözümü belediyelerde arıyor, düzenli ve etkili ilaçlama yapılmasını istiyor. Ne var ki Trabzon’daki birçok belediyede ilaçlama aracı bulunmuyor. Olan araçlar ise ihtiyacı karşılamaya yetmiyor.
Bazı belediyeler bu araçları kiralamayı düşünüyor, ancak yüksek maliyetler nedeniyle bundan da geri duruyor. Sonuçta kendi imkânlarıyla, mevcut araçlarına takılan motor ve cihazlarla sokaklarda ilaçlama yapmaya çalışıyorlar. Fakat bu yöntem çoğu zaman beklenen sonucu vermiyor. Özellikle su birikintilerinin bulunduğu alanlarda sinek yoğunluğu daha da artıyor. Kırsalda ise hayvancılıkla uğraşılan bölgelerde, ahırların ve kümeslerin çevresinde sorun çok daha büyüyor. Oralarda sinek adeta hayatı çekilmez hale getiriyor.
Elbette yüksek kesimlerde hava daha serin olduğu için sinek sorunu şehir merkezine göre daha az hissediliyor. Ama merkezde ve sahil hattında vatandaş ciddi şekilde bunalmış durumda. Sorun yalnızca araç eksikliğiyle de sınırlı değil. İlaçlama yapan personelin yeterli bilgiye sahip olmaması da verimi düşürüyor. Çünkü ilaçlama araçlarının yavaş ilerlemesi, ilacın doğru noktaya ve doğru yoğunlukta verilmesi gerekiyor. Oysa çoğu zaman araçlar hızla geçiyor; ilaç ise havaya savrulup gidiyor. Ne sokakta etkili oluyor ne de soruna çare olabiliyor.
Açık konuşmak gerekirse bu iş, göstermelik birkaç tur ilaçlamayla çözülecek bir mesele değil. Planlı, teknik ve koordineli bir çalışma gerekiyor. Güçlü bir ekip lazım, doğru ekipman lazım, düzenli takip lazım. Belediyelerin bu konuda ortak hareket etmesi artık kaçınılmaz hale geldi. Gerekirse birden fazla belediye bir araya gelip ortak ilaçlama araçları, motorları ve ekipmanları satın almalı. Çünkü bu araçlar yılın her günü kullanılan araçlar değil. Ortak kullanım modeliyle hem maliyet düşer hem de vatandaşın sorunu daha hızlı çözülür.
Kısacası mesele basit bir yaz rahatsızlığı değil. İnsanların uykusunu, huzurunu ve günlük yaşamını bozan ciddi bir halk sağlığı sorunu ile karşı karşıyayız. Yaz mevsimi keyifle anılmalı, sinekle değil. Bunun için de belediyelerin artık mazeret üretmek yerine kalıcı çözüm üretmesi gerekiyor.