04.06.2026 KILÇIK
BAŞKAN GENÇ’İN ALKIŞLANACAK PROJESİ
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç'in gerek Ortahisar gerekse Büyükşehir'deki başkanlık döneminde en fazla önem verdiği hizmetlerden birinin özel gereksinimli bireyler ve ailelerine yönelik sosyal projeler olduğunu bilmeyen yok.
Başkan Genç'in her fırsatta, "Engelleri birlikte aşacağız. Bir şehir en zayıfını kucaklayabildiği kadar güçlüdür" anlayışını dile getirmesi, şimdi çok önemli bir yatırımla somut karşılık buluyor.
MAPA İnşaat'ın tamamen bağış yöntemiyle hayata geçireceği Otizm Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi için imzaların atılması, sadece yeni bir bina yapılacağı anlamına gelmiyor. Bu proje, yıllardır ihtiyaç duyulan bir yaşam merkezinin Trabzon'a kazandırılması açısından da büyük önem taşıyor.
Edindiğimiz bilgilere göre Başkan Genç, projenin fikir aşamasından bugüne kadar süreci yakından takip etti ve merkezin bir an önce hayata geçirilmesi için yoğun mesai harcadı.
Özel gereksinimli bireylerin eğitimden sosyal yaşama kadar birçok ihtiyacına cevap verecek bu merkezin, Trabzon'da sosyal belediyeciliğin en önemli eserlerinden biri olması bekleniyor.
Kısacası, Başkan Genç'in özel gereksinimli bireylere yönelik hassasiyetinin yeni adresi, Geçit Mahallesi'nde yükselecek Otizm Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi olacak.
İmzalanan protokole göre Büyükşehir Belediyesi 30 gün içerisinde arazinin yer teslimini MAPA İnşaat'a yapacak ve firma yer tesliminden 30 gün sonra inşaata başlayacak. İnşaat ise 18 ayda tamamlanacak.
Şunu net olarak söyleyelim: Başkan Genç'in Türkiye’ye örnek olacak bir merkezi Trabzon'a kazandırma gayreti, şehir nüfusunun yüzde 12'lik kısmını oluşturan özel gereksinimli bireylere hizmet konusundaki samimiyetinin de belgesi niteliğinde.
İş birliği içinde yapacağınız bu hayırlı iş için teşekkürler Ahmet Metin Genç, teşekkürler MAPA İnşaat.
***
BAŞKAN KAYA EKİP ÇALIŞMASINA ÖNEM VERİYOR
Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, Trabzon’da sevilen ve saygı gören belediye başkanları arasında yer alıyor. Bunda sadece vatandaşa yaklaşımı değil, belediye içindeki yönetim anlayışı da etkili. Çünkü Kaya’nın en dikkat çeken yönlerinden biri, işi tek başına yürütmeye çalışmaması. Yetkiyi de sorumluluğu da paylaşmayı tercih ediyor.
Her programa kendisi gitmiyor mesela. Her toplantıda, her organizasyonda, her açılışta ön planda olma derdinde değil. Onun yerine başkan yardımcılarını devreye sokuyor. Belediyeyi ilgilendiren birçok etkinlikte, toplantıda, programda belediye adına onları görevlendiriyor. Hem de aynı isimleri değil, konusuna göre farklı başkan yardımcılarını öne çıkarıyor. Kimin alanı neyse, kim hangi başlıkta daha etkili olacaksa ona göre bir görev dağılımı yapıyor.
Bu da belediye içinde önemli bir denge oluşturuyor. Çünkü sadece koltuk vermekle olmuyor bu işler. Yetki vereceksin, sorumluluk vereceksin, temsil hakkı tanıyacaksın. Ahmet Kaya’nın yaptığı da biraz bu. Başkan yardımcılarını sadece makamda oturan isimler olarak bırakmıyor, belediye yönetiminin aktif bir parçası haline getiriyor.
Belediye meclisinde de benzer bir tablo var. Her konuşmayı kendisi yapmıyor. Zaman zaman grup başkan vekiline söz veriyor, belediyenin siyasi tarafında da tek başına görünmeyi tercih etmiyor. Yani belediyede sadece idari değil, siyasi anlamda da bir paylaşım var. Bu da haliyle ekip ruhunu güçlendiriyor.
Başkan yardımcılarıyla yaptığı görev paylaşımı da bence işin en kıymetli taraflarından biri. Trabzon’da yapılan organizasyonlara bakıyorsunuz, çoğunda belediyeyi farklı başkan yardımcıları temsil ediyor. Üstelik bu görevlendirmeler gelişigüzel de yapılmıyor. Her isim, daha çok kendi görev alanına giren programlarda yer alıyor. Böyle olunca hem iş bölümü netleşiyor hem de belediye yönetiminde herkes daha görünür hale geliyor.
Ahmet Kaya ise daha çok belediye başkanlığı makamını doğrudan ilgilendiren programlarda, resmi organizasyonlarda ve cenaze merasimlerinde yer alıyor. Diğer alanlarda ise ekibini öne çıkarıyor. Aslında doğru olan da bu. Çünkü belediyecilik sadece bir kişinin her yere koşmasıyla olmaz. Güçlü ekip kuracaksın, o ekibe alan açacaksın, sonra da sorumluluk vereceksin. Ahmet Kaya’nın yapmaya çalıştığı da tam olarak bu.
Bir başka dikkat çeken konu da şu… Başkan yardımcıları görüşlerini rahat ifade edebiliyor. Gerek sosyal medyada, gerek katıldıkları toplantılarda, gerekse kamuoyuna açık açıklamalarda daha serbest bir görüntü veriyorlar. Yani öyle her şeyin tek merkezden konuşulduğu, herkesin aynı cümleyi kurduğu bir tablo yok. Bu da belediye içinde rahat bir çalışma ortamı olduğunu gösteriyor.
Kısacası Ortahisar Belediyesi’nde son dönemde öne çıkan şeylerden biri, ekip anlayışı. Her şeyi tek başına sahiplenmeye çalışan bir yönetim tarzı değil bu. Yetkiyi de paylaşan, temsili de paylaşan, çalışma alanını da paylaşan bir anlayış var. Bence bunun adı da tam olarak şudur: ekip çalışması.
***
SOSYAL MEDYADA AYAR TUTMAYINCA!
Sosyal medya artık hayatımızın her alanında var. Hatta öyle bir noktaya geldi ki, yaşanan gelişmeleri, dünyadaki olayları, siyaseti, gündemi çoğu zaman önce oradan takip eder hale geldik. Kimi zaman bir haberin ilk adresi oluyor, kimi zaman da vatandaşın derdini duyurduğu en güçlü mecra haline geliyor.
Şunu teslim etmek lazım; sosyal medya halkın sesini duyurabilmesi adına önemli bir alan. İnsanlar yaşadıkları sıkıntıyı, taleplerini, tepkilerini artık buradan daha rahat dile getirebiliyor. Bu yönüyle bakıldığında kıymetli bir mecra. Ama her şeyde olduğu gibi burada da önemli olan nasıl kullanıldığı.
Çünkü sosyal medyayı faydalı kullanan da var, işi şova çeviren de…
Geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde CHP Kars Milletvekili bir konuşma yaptı ve valilerin sosyal medya kullanımıyla ilgili eleştirilerde bulundu. Açık söylemek gerekirse, söylediklerinin bir kısmına katılmamak mümkün değil. Çünkü bugün sadece siyasiler değil, bazı bürokratlar da sosyal medyayı oldukça aktif kullanıyor. Buna elbette itiraz eden yok. Olsun zaten, kullansınlar da… Vatandaş yapılan işi görsün, yapılan hizmetten haberdar olsun. Buna kimsenin bir şey dediği yok.
Ama mesele şu… Bazı paylaşımlarda ayar kaçıyor.
Özellikle sosyal yardımlarla ilgili paylaşımlarda bu durum daha çok göze çarpıyor. Yardım yapılan vatandaşın yüzü açık şekilde paylaşılabiliyor. İhtiyaç sahibi insanların görüntüleri, evleri, yaşam koşulları olduğu gibi sosyal medyada servis edilebiliyor. İşte burada durmak lazım. Çünkü yardım yapmak başka bir şeydir, yardımı teşhir ederek paylaşmak başka bir şey.
Bir vatandaşın mağduriyeti gideriliyorsa, bir ailenin ihtiyacı karşılanıyorsa, bir sosyal destek veriliyorsa bunu kalkıp da şov malzemesine çevirmeye gerek yok. İlla bir mesaj verilecekse, yapılan hizmet anlatılacaksa da o insanların yüzünü göstermek zorunda değilsiniz. İnsanları rencide etmeden de sosyal yardım paylaşımı yapılabilir. Hatta yapılmalıdır da.
Ne yazık ki bu hassasiyet her zaman gösterilmiyor. Oysa sosyal yardım alan bir insanın, yaşadığı zorlukların bir fotoğraf karesine sığdırılıp kamuoyuna sunulması çok doğru değil. O insanların onurunu, mahremiyetini düşünmek gerekiyor önce. Yardım ediyorsan et, çözüm üretiyorsan üret ama bunu bir reklam malzemesine dönüştürme.
Bir başka mesele de şu… Artık olur olmaz her şey sosyal medyada paylaşılır hale geldi. Sabah yapılan toplantı, öğlen verilen talimat, akşam gerçekleştirilen ziyaret… Elbette kamu görevi yapan isimlerin vatandaşla iletişim kurması önemli. Belediye başkanının da, valinin de, bürokratın da yaptığı çalışmaları duyurması gerekir. Buna itiraz yok. Zaten vatandaş da yapılan işi görmek ister.
Ama her şeyi paylaşmanın da bir ölçüsü olmalı.
Çünkü bir belediye başkanının, bir valinin ya da önemli bir bürokratın görevi zaten günlük işleyişi yürütmek, hizmeti sürdürmek, sorunları çözmektir. Yani görevini yapıyor diye her adımı ayrı bir gösteriye dönüştürmenin çok da anlamı yok. Olağanüstü bir durum olur, örnek bir çalışma olur, toplumu ilgilendiren önemli bir gelişme yaşanır… İşte bunlar paylaşılır, elbette paylaşılmalı da. Ama her şeyi sosyal medya üzerinden bir vitrine çevirmek, bir noktadan sonra samimiyeti de zedeliyor.
Sosyal medya önemli bir araçtır, doğru. Ama şov aracı haline geldiğinde anlamını kaybediyor. Hele hele kamu görevi yapan isimlerin kendilerini birer fenomen gibi sunmaya başlaması, işin ciddiyetine de zarar veriyor. Vatandaş yapılan hizmeti görmek ister ama yapay bir görüntü değil, samimiyet görmek ister. Gösteriş değil, iş görmek ister.
O yüzden bu ayarın çok iyi yapılması gerekiyor. Sosyal medya kullanılmalı, hem de etkili şekilde kullanılmalı. Ama ölçü kaçmadan, insan onuru zedelenmeden, vatandaşın mağduriyeti teşhir edilmeden, kamu görevinin ağırlığı unutulmadan kullanılmalı. Mesele tam da budur zaten… Paylaşmak başka, gösteriye çevirmek başka.
HABER61’İN HİKÂYESİ, EMEKLE YAZILDI
Haber61 gerçekten büyük bir aile. Dile kolay, tam 20 yıldır Trabzon basınında ve internet haberciliğinde varız. Bu şehirde internet gazeteciliğinin ilk adımlarını atan kurumuz biz. 2006’da çıktık yola, 2026’ya geldik. Ve görünen o ki daha uzun yıllar da bu yolda yürümeye devam edeceğiz.
Bu 20 yıllık süreçte çok sayıda gazeteci arkadaşımızın yolu Haber61’den geçti. Mesleğe burada başlayanlar oldu, burada tecrübe kazananlar oldu, burada yetişip bugün farklı kurumlarda görev yapanlar oldu. Kimisi hâlâ basının içinde, kimisi farklı alanlarda ama yine iletişimin, medyanın çevresinde… Her birinin bu yapıda emeği var. Az ya da çok demeden, katkı sunan herkese teşekkür etmek gerekiyor. Çünkü bir kurumu ayakta tutan sadece bina değil, sadece isim değil; emektir, alın teridir, sadakattir.
Haber61 öyle sıradan bir mecra değil. Trabzon’da internet haberciliğini ilk başlatan kurum olmanın yanında, bu çizgiyi yıllardır bozmadan sürdüren bir yapıya da sahip. Yayın politikasını belli ilkeler üzerine kurmuş, kurumsallığı önemseyen, ahlak ve etik kuralları gözeten bir anlayışla yoluna devam ediyor. Kolay mı? Değil elbette. Emek ister, sabır ister, yatırım ister. Hele bu çağda… Teknoloji her gün değişirken, habercilik her gün başka bir boyuta evrilirken ayakta kalmak da kolay değil.
Ama biz hep şuna inandık: Günü kurtaran değil, geleceği düşünen bir yayıncılık anlayışı lazım. Onun için de yenilenmekten kaçmadık. Gelişen teknolojiye sırtımızı dönmedik. Okuyucunun beklentisini görmezden gelmedik. Son 3 gündür de Haber61’in yeni yüzüyle ilgili gelen olumlu tepkiler, yaptığımız işin karşılığını aldığımızı gösteriyor. Güzel şeyler duyuyoruz, mutlu oluyoruz. Çünkü bu değişim öyle bir günde ortaya çıkmadı. Arkasında emek var, mesai var, kafa yorma var.
Tabii her kurumun görünmeyen kahramanları olur. Haber61’in de var. Bu yapının yükünü omuzlayan, taşın altına elini koyan isimler var. Genel Müdürümüz Ergün Hardaloğlu, Genel Yayın Yönetmenimiz Tuncay Lakot, İmtiyaz Sahibimiz Tanju Akıncıoğlu… Bu istikrarın, bu duruşun, bu kurumsal yapının oluşmasında emekleri büyük. Her birinin ayrı bir katkısı, ayrı bir sorumluluğu var.
Bir isim var ki, onu ayrıca anmak gerekir. Okan Çıtlak… Yaklaşık 13 yıldır gazeteciliğin içinde olan, bunun son 8 yılını Haber61’de yazı işleri müdürü olarak geçiren bir isim Okan. Son bir yıldır ise çok daha yoğun, çok daha yorucu bir sürecin içinde. Haberlerin sizlere sağlıklı şekilde ulaşması, teknik altyapının güçlenmesi, sistemin daha düzenli işlemesi, kurumsallaşma adına atılan adımların takibi… Hepsinde emeği var. Sessizdir, sakindir ama işini ciddiye alır. Kurumu sahiplenir. Eksik gördüğünde üstüne gider, çözüm arar. Yorulur belki ama geri durmaz.
Böyle insanlar önemlidir kurumlar için. Çünkü sadece çalışmazlar, aidiyet de hissederler. Sadece görev yapmazlar, sahip de çıkarlar. Okan da onlardan biri işte. Sadakatiyle, disipliniyle, çalışkanlığıyla bu yapının güçlenmesine katkı sunan isimlerden biri.
Dediğimiz gibi… Biz büyük bir aileyiz. Dün nasıl bu şehrin nabzını tutuyorsak, bugün de tutmaya devam ediyoruz. Şimdi de Haber61’in yeni yüzüyle sizlere daha kaliteli, daha güçlü, daha etkili bir yayın sunmanın gayreti içindeyiz. Haberle, yorumla, analizle… Yine burada olacağız. Yine Trabzon’un gündemini birlikte konuşacağız. Çünkü bu şehirle büyüdük biz. Bu şehrin sesi olduk, olmaya da devam edeceğiz.