03.07.2026 KILÇIK

BAŞKAN YARDIMCILARI KUYRUĞA GİRDİ

Bilindiği üzere Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, göreve geldiği ilk yıl içinde Ortahisar’a 2 Kent Lokantası kazandırmıştı. Kent Lokantaları, özellikle dar gelirli vatandaşlardan büyük rağbet görüyor; takdir de topluyor.

Başkan Kaya, sadece vatandaşı değil, personelini de düşünerek Ortahisar Ana Hizmet Binası içerisinde Kent Mutfağını hizmete açtı. Üstelik bu hizmetten yalnızca Ortahisar Belediyesi personeli faydalanmıyor. Aynı bölgede bulunan Kaymakamlık binasında görev yapan kamu personeli, hatta Trabzon Büyükşehir Belediyesi çalışanları da öğle yemeklerinde Kent Mutfağı’nı tercih ediyor.

Kent Mutfağı’nda Haziran ayında bazı değişikliklere gidilmiş. Daha önce çorba, ana yemek ve içecekten oluşan menü, daha da zenginleştirilmiş. Esnaf usulü sisteme geçilmiş. Haziran ayından itibaren her gün iki ya da üç çeşit yemekten oluşan menüler arasından tercih yapılabilir hale getirilmiş. Etli yemeklerden oluşan menülerde ise fiyat üst sınırı 180 lira olarak belirlenmiş.

Menü zengin, fiyat makul olunca... Oluşuyor haliyle öğle saatlerinde uzun kuyruklar. Kent Mutfağı’ndaki yemek sırasında meclis üyelerinden birim müdürlerine kadar birçok ismi görmek mümkün.

Hatta Belediye Başkan Yardımcıları Cüneyit Zorlu ve Celal Akaç da öğle yemeklerini Kent Mutfağı’nda yemeyi tercih ediyor. Kuyruğa giriyor, yemek sıralarını bekliyorlar. Alışılmışın dışında bir görüntü bu; ama bir o kadar da örnek.

İsteseler yemeklerini masalarına getirtebilirler elbette. Ama yapmıyorlar. Personelle birlikte sıraya girip yemeklerini kendileri alıyorlar. Bugünün siyasetinde, belediye yönetimlerinde kendilerine tanınan ayrıcalıkları doğal gören o kadar çok isim var ki... Hal böyle olunca, bu tabloya biz de gönül rahatlığıyla “örnek davranış” diyoruz.

***

SAHİLDE SERİNLİK VAR, HUZUR YOK

Yaz geldi, sıcaklar arttı. Hal böyle olunca insanlar da akşam saatlerinde evde oturmak yerine kendini sahile atıyor. Özellikle Trabzon sahili, bu günlerde en çok tercih edilen yerlerin başında geliyor. Kış boyunca denizden uzak kalan vatandaş, şimdi akşam serinliğinde hem yürüyüş yapıyor hem de deniz havası alıyor. Parklar doluyor, bahçeler doluyor, çay ocakları dolup taşıyor.

Çocuklar da karne tatiline girdi. Aileler, akşam saatlerinde çocuklarını alıp park ve bahçelere gidiyor. Biraz nefes almak, biraz vakit geçirmek istiyor herkes. Buraya kadar her şey normal. Hatta olması gereken de bu.

Ama işin bir de rahatsız eden tarafı var.

Özellikle sahil bandında, parkların kuytu köşelerinde gelişigüzel alkol kullanan kişiler vatandaşın huzurunu kaçırıyor. Sadece alkol kullanmaları değil mesele… Ardında bıraktıkları görüntü de ayrı bir sorun. İçki şişeleri, çekirdek kabukları, yiyecek ambalajları, poşetler… Ne varsa olduğu gibi bırakıp gidiyorlar. Sabah başka, akşam başka bir manzara çıkıyor ortaya.

Vatandaş yürüyüş yapmak için geliyor, ailesiyle vakit geçirmek için geliyor, çocuğunu parka götürmek için geliyor. Ama karşılaştığı tablo hiç de iç açıcı olmuyor. Özellikle çocuklu aileler, bu durumdan ciddi şekilde rahatsız. Çünkü herkes sahilde huzur arıyor, gerginlik değil.

Eskiden bu tür görüntüler çok daha sınırlıydı. Şimdi ise daha sık karşımıza çıkıyor. Ekonomik şartlar da bunda etkili olabilir. Bazı kişiler artık restoran ya da işletmeler yerine park köşelerini, sahil kenarlarını tercih ediyor. Ama bu durum, ortak yaşam alanlarının hoyratça kullanılmasını haklı çıkarmaz. Çıkaramaz da.

Sahil hepimizin, park hepimizin. O yüzden herkesin biraz daha dikkatli olması gerekiyor. Ama sadece vatandaşın duyarlılığı da yetmez. Denetimlerin artırılması, özellikle akşam saatlerinde sahil ve park alanlarında daha sık kontrol yapılması şart. Çünkü şikayet çok. Vatandaş bu konuda rahatsız, bunu açık açık söylüyor.

Bize de sık sık ulaşıyor bu yönde şikayetler. Biz de vatandaşın sesini buradan ilgililere duyuralım istedik. Çünkü Trabzon sahili, huzur arayanın yeri olmalı. Çöpün, şişenin, rahatsızlığın deği

***

HABER61 YENİ YÜZÜYLE GÖZ DOLDURDU

Dün sabah Haber61 internet sitemize girmek istediğimde karşıma son teknolojiyle donatılmış, yepyeni bir haber portalı çıktı. Doğrusu, bunu görmek bizleri son derece mutlu etti. Her ayrıntının büyük bir titizlikle düşünüldüğü yeni tasarımın, bizzat İmtiyaz Sahibimiz Tanju Akıncıoğlu tarafından yakından takip edildiğini öğrendim.

Tanju Akıncıoğlu, 2006 yılında Haber61'i yayın hayatına kazandırdığında büyük bir heyecan ve istek içerisindeydi. Aradan yaklaşık 20 yıl geçti. Bugün de aynı heyecanı, aynı çalışma azmini ve aynı vizyonu koruyor olması gerçekten takdire şayan.

İlk kurulduğu dönemde  Haber61'in Yayın Yönetmeni olarak görev yaptım. Tanju Bey o zamanda da gecesini gündüzüne katarak henüz bugünkü kadar gelişmemiş olan internet haberciliğinde önemli bir mücadele veriyordu. O yıllarda dijital medya bugünkü seviyesinden çok uzaktı. Ancak o, tüm zorluklara rağmen Haber61'i büyütmek ve Trabzon'un güçlü sesi hâline getirmek için büyük emek harcadı.

Dile kolay, tam 20 yıl... Yirmi yıl boyunca her gün gündemi takip etmek, gelişmelerin içinde olmak ve sürekli yeniliklerin peşinden koşmak kolay bir iş değil. Üstelik gazeteci kökenli olmamasına rağmen bu mesleğe birçok gazeteciden daha büyük bir özveri ve istikrarla sahip çıkması da ayrıca takdiri hak ediyor.

Bugün Haber61, ciddi bir yatırımla son teknolojiye sahip yeni yüzüne kavuştu. Hem görsel anlamda hem de teknolojik altyapısıyla çok daha güçlü bir yayın platformu oluşturuldu.

Bu süreçte emeği bulunan Okan Çıtlak ile Genel Müdürümüz Ergün Hardaloğlu'na da teşekkür etmek istiyorum. Elbette bu başarının arkasında büyük emek veren tüm çalışma arkadaşlarımızın katkısı da çok kıymetli.

Yeni haber portalını gören ekip arkadaşlarımızın tamamı büyük bir mutluluk yaşadı. Trabzon, yalnızca haberleriyle değil; görselliği, hızı ve teknolojik altyapısıyla da örnek gösterilebilecek modern bir haber sitesine kavuştu.

Haber61 ailesine hayırlı, uğurlu olsun. Nice başarılı yıllara...

***

İLÇE BELEDİYELERİ NE ZAMAN İNSAFA GELECEK

Trabzon'un 18 ilçesi var. Bu ilçelerin yalnızca birinde, Ortahisar Belediyesi bünyesinde kedi kliniği bulunuyor. Geriye kalan 17 belediyede ise böyle bir hizmet yok.

Düşünün…

Sokakta ezilen, yaralanan, sakat kalan ya da gözünü kaybeden bir kediyle karşılaşıyorsunuz. Eğer Ortahisar sınırları içerisindeyse bir umut var. Peki ya diğer ilçelerde?

Maalesef yok.

Belediyeler sürekli yeni projelerden söz ediyor. Yol yaptık, park yaptık, sosyal tesis yaptık, köprü yaptık… Hepsi güzel. Ama iki veteriner hekim ile küçük bir klinik kurmak gerçekten bu kadar mı zor?

Üstelik öyle büyük yatırımlardan da bahsetmiyoruz. İki odalı mütevazı bir alan, iki veteriner hekim ve birkaç personel... Hepsi bu.

Unutulmaması gereken bir gerçek var.

Belediyeler sadece insanlara değil, sokakta yaşayan canlara da hizmet etmek zorunda. Çünkü onlar da bu şehrin bir parçası. Onların da yaşam hakkı var.

Bugün birçok vatandaş, yaralı bir kediyi ya da köpeği veterinere götürmek istiyor ama maddi imkânı el vermiyor. Tedavi masrafları ağır geliyor. Sonuç ne oluyor?

Veteriner müdahalesiyle kurtulabilecek hayvanlar, çaresizce kaderine terk ediliyor.

Oysa her ilçede belediyeye ait küçük bir klinik olsa, ilk müdahale kısa sürede yapılır. Hayvanlar da yaşam mücadelesini yalnız vermek zorunda kalmaz.

Bunun yükünü sürekli Trabzon Büyükşehir Belediyesi ya da Ortahisar Belediyesi neden taşısın?

Her belediyenin sokak hayvanları için ayırdığı bir bütçe var. Yetmediğinde dışarıdan destek alma imkânı da bulunuyor. Yani mesele bütçe değil, biraz da öncelik meselesi.

Bakıyoruz…

Bazı belediyeler spor kulüplerine destek veriyor, turnuvalar düzenliyor, farklı branşlara yatırım yapıyor. Elbette bunlar yapılsın. Kimsenin itirazı yok.

Ama o yatırımların küçük bir kısmını da sokak hayvanları için ayırmak çok mu zor?

Bir projeyi eksik yapın…

Bir sosyal tesisi bir yıl sonra açın…

Ama şu şehre birkaç veteriner kliniği kazandırın.

Kimse çıkıp da "Biz insanı düşünüyoruz." demesin.

İnsanı düşünen, merhameti de düşünür.

Sokaktaki yaralı bir canı görmezden gelen anlayışın, sosyal belediyecilikten söz etmesi de pek inandırıcı olmuyor.

Bir başka konu daha var.

Belediyelerde zaman zaman eş, dost, akraba ya da partili isimlerin işe alındığı yönünde eleştiriler yapılıyor. O kadroların bir bölümünü veteriner hekimlere ve veteriner sağlık personeline ayırsanız, hem istihdam sağlanır hem de sokaktaki canlar hayata tutunur.

İnanın, çok şey istemiyoruz.

Her ilçeye bir klinik...

İki veteriner hekim...

Birkaç personel...

Hepsi bu.

Çünkü bu şehirde yaşayan sadece insanlar değil. Dilsiz canların da yaşam hakkı var. Onlara sahip çıkmak ise vicdanın olduğu kadar, belediyelerin de görevidir.