CHP’DE HALUK BATMAZ RÜZGÂRI
CHP’nin 39. Olağan Kurultayı süreci başlarken, Türkiye'nin dört bir yanında siyasi hareketlilik gözle görülür şekilde artıyor.
Ancak bazı illerde bu süreç, sadece takvimsel bir yenilenmeden ibaret değil; çok daha derin anlamlar taşıyor.
Trabzon işte bu illerden biri. Karadeniz’in bu köklü kentinde parti içi dengeler değişiyor, yeni yüzler, yeni sözler, yeni yaklaşımlar örgütte ve tabanda karşılık bulmaya başlıyor. Bu değişim dalgasının tam ortasında ise bir isim öne çıkıyor: Ortahisar İlçe Başkanı Haluk Batmaz.
Haluk Batmaz, siyaset sahnesine alışılmış kalıpların dışında bir profil sunuyor. Genç, enerjik, halkla kurduğu bağ kuvvetli, üslubu samimi ve sahici. Siyaseti sadece bir kariyer planı değil, bir sorumluluk alanı olarak görüyor.
Bu yönüyle hem parti tabanında hem de seçmen nezdinde güven telkin ediyor. Onu farklı kılan yalnızca gençliği ya da dinamizmi değil; örgütü tanıması, süreçleri yönetmedeki disiplini ve kararlılığı. Ortahisar Belediyesi'nin CHP’ye kazandırılmasında sergilediği performans bunun en somut örneği. Kolay değildi; karşısında güçlü bir yapı vardı. Ancak Haluk Batmaz, çatışmadan değil, çalışarak kazandı.
Adım adım, sabırla, planlı bir mücadeleyle ilerledi. Bu da onun siyaseti lafla değil, icraatla yaptığını gösterdi.
Trabzon’da CHP’nin yeniden ivme kazanması isteniyorsa, bu tür profil ve yaklaşımlara ihtiyaç var. Haluk Batmaz, partinin geleneksel tabanını küstürmeden, yeni seçmen gruplarına da dokunabilecek bir potansiyel taşıyor.
Mahalle örgütleriyle bağlarını güçlendirmesi, kırsalda daha görünür olması, halkla temasını artırması, bu potansiyelin somut güce dönüşmesinde belirleyici olacak. Aynı şekilde kadın ve gençlik kollarına daha fazla alan açarak, sahada diri, üretken ve heyecan verici bir ekip oluşturması durumunda,
CHP’nin Trabzon’da çok daha farklı bir siyasal tabloyla karşılaşması işten bile değil.
Kimi "iddialı" bulabilir ama doğru örgütlenme, etkili iletişim ve kararlı liderlikle Trabzon’dan 4 milletvekili çıkarılması artık "hayal değil." Seçmen artık sadece "konuşanı değil," "sahada olanı," "mücadele edeni," "çözüm üreteni" görmek istiyor.
Bu noktada Haluk Batmaz, temsil ettiği yeni nesil siyaset anlayışıyla bu beklentilere yanıt verebilecek bir isim. Göreceğiz. Belki de Trabzon, CHP’de yükselen yeni bir hikâyenin başlangıç noktası olacak.
***
KURDELELER KESİLDİ, YOL KAPANDI!
Yıllardır Karadeniz’in yolları meşakkatlidir. Dağ var, viraj var, sis eksik olmaz. Bu yüzden yapılan her tünel bizim için büyük bir nimettir.
Maçka–Torul arasındaki tünel de tam bu yüzden önemliydi. İnsanlar yol derdi yaşamadan seyahat edecek diye sevindik.
Ama ne oldu?
Daha bir yıl dolmadan Gümüşhane yönündeki tünel kapandı.
Şimdi herkesin sorduğu soruyu soralım: “Bu kadar kısa sürede bir tünel neden kapanır?” Üstelik bu sıradan bir bakım da değil; aylarca süreceği söyleniyor. Hal böyle olunca insanın aklına türlü türlü şey geliyor. Tünel eksik mi yapıldı? Yoksa sırf seçim öncesi açılış olsun diye mi alelacele hizmete sokuldu?
Eğer ikincisiyse, ortada ciddi bir sorun var demektir. Çünkü bu ülkenin parasıyla yapılan işlerin, günü kurtarmak uğruna savurganca kullanılması kabul edilemez. “Kurdele kesilsin de, sonrası ne olursa olsun” anlayışı bu millete hakarettir.
Üstelik yazın en yoğun zamanı. Bölgeye turist akıyor, esnaf iş yapıyor, trafik tavan yapmış. Tam da bu dönemde, insanların en çok ihtiyacı olan bir ulaşım hattı devre dışı bırakılıyor. “Böyle bir planlama olur mu?” diye soruyor herkes. Varsa eksik, daha inşa aşamasında fark edilmesi gerekirdi. Veya tamamlanana kadar kimseye açıldığı duyurulmamalıydı.
İnsanların asıl tepkisi ise başka: Kimse doğru düzgün bilgi vermiyor. Ne oldu, neden kapatıldı, ne zaman açılacak, ne kadar sürecek… Bunlar hep belirsiz. Oysa vatandaş şeffaflık ister. “Yapılan işin arkasında duran, açık konuşan bir idare görmek istiyor.” Sessizlik ise sadece güven kaybı yaratıyor.
Eğer gerçekten bir hata yapıldıysa, bu hatanın sorumlusu çıkıp halkın karşısına geçmeli. Özür dilemek de bir erdemdir. Çünkü “eksik işi milletin başına bela etmek”, hiçbir yöneticiliğe sığmaz.
Tünel açmak güzel iştir, kolaylık getirir. Ama önemli olan sadece açmak değil, doğru zamanda, tam anlamıyla bitmiş bir şekilde hizmete sokmaktır. “Açtım, sonra kapattım” anlayışıyla bu işler yürümez. Bu halk artık günü kurtaran değil, sağlam ve kalıcı çözümler istiyor.
Unutmayın, bu yolları kullanan insanlar sadece direksiyon değil, sabır da çeviriyor. Kandırıldığını hisseden vatandaş bir gün döner, hesabı da sorar.
***
TURUNCULAR HAREKETİ SİYAHA DÖNÜŞTÜ!
Trabzon iş dünyasının kalbi olan Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO)’nda tam bir kaos yaşanıyor.
Başkan Erkut Çelebi’nin “tek adamlık hevesi” kurumun en üst katmanında işleri iyice karıştırdı.
Yönetim kurulunun önde gelen isimlerinden Mehmet Çelebi’nin istifa etmesi, aslında yaşananların sadece buzdağının görünen kısmı.
Kulislerde konuşulanlara göre, “Erkut Çelebi’nin bu tavrından rahatsız olan başka üyelerin de istifa edeceği” söyleniyor. Yani bu işin sonu hiç iyi görünmüyor.
Başkan Çelebi, göreve başlayalı beri “kimseyi işin içine katmadı, kendi bildiğini okudu.” Üyelere TTSO’nun kapılarını kapattı, seçim öncesinde söz verdiği insanların yüzüne bile bakmadı.
Oy isterken oluşturduğu “Turuncular Hareketi”ni, kısa sürede unuttu, şimdi ise “Siyahlar Hareketi”nin lideri olarak anılıyor. Bu da üyelerin büyük hayal kırıklığı yaşamasına neden oldu.
Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası hiç böyle kötü yönetilmemişti!
Bu sadece bir yönetim problemi değil, Trabzon’un iş dünyasının geleceğine büyük bir darbe.
Erkut Çelebi, maalesef TTSO’nun en başarısız ve vizyonsuz başkanı olarak tarihe geçmeyi başardı!
Yönetimdeki istifalar da bunun en açık kanıtı.
TTSO sadece iş dünyasının değil, Trabzon’un sosyal hayatının da merkezi. Buradaki bu karışıklık, iş dünyasına zarar verirken, üyelerin kurumdan soğumasına, güvenlerinin sarsılmasına yol açıyor.
TTSO’nun bu zor günleri atlatması için yönetim tarzını tamamen değiştirmesi şart. Artık “şeffaf, katılımcı ve paylaşımcı” bir anlayışa dönmek zorunda. Yoksa Trabzon iş dünyasının kalbi bu yükü daha fazla taşıyamaz ve tüm bölge bundan büyük zarar görür.
Trabzon iş dünyası bu liderlik krizini aşmak zorunda. Bugün atılacak doğru adımlar, yarınlar için umut olacak.
***
BU REZALETE SON VERİN ARTIK!
Son günlerde telefonlarımız susmuyor. Arayan belli: Mahalleli, esnaf, vatandaş... Dertleri de hep aynı.
“Hocam şu Akyazı’daki sahil yolu ne hale geldi böyle?”
İlk başta “abartıyorlar mı acaba?” dedik ama gidip gözümüzle görünce hak verdik. Ne yazık ki durum içler acısı. Akyazı Spor Kompleksi’nin hemen deniz tarafındaki o güzelim sahil yolu, alkol alanların, uygunsuz davranışlarda bulunan çiftlerin ve iddiaya göre fuhuş yapanların adeta uğrak noktası haline gelmiş.
Burası gündüzleri ailelerin, çocukların, spor yapanların kullandığı bir alan. Akşam olunca bambaşka bir tablo ortaya çıkıyor. Arabanın camını indirip yüksek sesle müzik açanlar mı dersiniz, çimenlerde uygunsuz görüntüler mi... Hepsi var.
Polis zaman zaman kontrol ediyor elbette. Ama bu kontroller yetmiyor, belli. Çünkü sorun aynı şekilde devam ediyor.
Vatandaş da haklı olarak soruyor:
“Biz mi çekileceğiz bu alanlardan, yoksa kuralsız yaşayanlar mı?”
Asıl mesele şu: Burası kamuya açık bir alan. Herkesin ortak kullanımında. Ama belli bir kesim, bu alanı kendi keyfine göre kullanınca olan yine normal vatandaşa oluyor. Ailesiyle yürüyüşe çıkan insanlar rahatsız. Genç kızlar korkarak geçiyor.
Yetkililere sesleniyoruz: Bu konuya artık ciddi bir çözüm şart. Ya buraya düzenli güvenlik sağlanmalı, bir işletme kurulup alan kontrol altına alınmalı ya da belli saatler için sınırlama getirilerek halkın huzuru sağlanmalı.
Trabzon gibi köklü bir şehirde böyle görüntüler kimseye yakışmıyor. Sahillerimiz bizim gözbebeğimiz. Kendi elimizle değer kaybettirmeyelim.
Bu yazı bir şikâyet değil, bir çağrıdır.
“Trabzon halkı huzur istiyor.”
Gerisi sizde, yetkililer...










