KAYA SER VERİYOR, SIR VERMİYOR!
Geçtiğimiz günlerde bu köşeden duyurmuştuk: Ortahisar Belediyesi büyük bir festivale hazırlanıyor!
Haberin ardından hem şehirde hem sosyal medyada ciddi bir hareketlilik başladı. Biz de merakımızı bastıramadık, hemen telefon trafiğine başladık. Ortahisar yönetiminden bazı önemli isimlerle temas kurduk, detayları öğrenmeye çalıştık.
Ama ne mümkün!
Başkan Ahmet Kayave ekibi adeta ketum.
Kaya gibi duruyorlar: Ser veriyorlar ama sır vermiyorlar!
Yine de kulislerden sızan bazı bilgiler var ki heyecanlanmamak elde değil...
Festivalin özellikle gençleri hedef aldığı, onların ilgi alanlarına hitap edecek özel konseptler hazırlandığı söyleniyor. Konserlerden atölyelere, sürpriz performanslardan şehirde ilk kez yapılacak etkinliklere kadar dopdolu bir program konuşuluyor.
Sadece Trabzon değil, Türkiye bu festivali konuşacakmış!
İddia büyük, beklenti yüksek. Şehirde uzun süredir bu kadar merak edilen bir etkinlik olmamıştı.
Ortahisar Belediyesi bu işin altından nasıl kalkacak, birlikte göreceğiz.
Açıklamanın önümüzdeki hafta yapılacağı söyleniyor.
Yani geri sayım başladı!
Biz de sabırsızlıkla bekliyoruz…
Hem programı hem de festivalin şehre katacağı heyecanı!
Takipteyiz.
Ve elbette gelişmeleri ilk öğrenenlerden olacağınız yer yine burası olacak.
***
TRABZON TURİZMİ: LAF ÇOK, İŞ YOK!
Trabzon turizmi üzerine konuşan, yazan, çizen, toplantı üstüne toplantı yapan, kamera karşısına geçip söz veren, umut dağıtan, bol keseden vaat sıralayanların artık haddi hesabı yok diyebiliriz. Her mevsim başka bir rapor, başka bir proje, başka bir umut masaya yatırılıyor. Fakat tüm bu söylemler, afişler ve sunumlar arasında Trabzon’un turizm gerçeği günden güne kan kaybediyor. Sorunlar büyüyor, çözüm üretmesi gerekenler ise ya susuyor ya da aynı cümleleri dönüp dolaşıp tekrar ediyor.
Kuşkusuz ki bu köşeden defalarca yazdık; anlattık, uyardık, önerdik. Ama ne yazık ki etkili bir değişim görmek hâlâ mümkün değil. Çünkü bu şehirde turizme dair atılacak her adımın, önce ehliyetli ellerle atılması gerektiğini defalarca söyledik:
Trabzon turizmi için liyakat, liyakat ve yine liyakat şart!
Kentin doğal zenginliği, tarihi mirası, kültürel dokusu dünyaya açılmak için kapı aralarken, yetersiz planlamalar, günübirlik çözümler ve ehliyetsiz karar mekanizmaları bu kapıyı sürekli kapatıyor. Yol gösteren yok, vizyon çizen yok, sürdürülebilirlik adına gerçekçi bir adım atan neredeyse hiç yok. Tanıtım desen yetersiz, alt yapı eksik, koordinasyon sıfır.
Turizm sezonu geldiğinde hep aynı senaryo: Kalabalıklar geliyor, şehir hazır değil. Turlar akıyor, otopark yok. Gelen memnun değil, dönen bir daha gelmiyor. Sonra da dönüp "Tanıtım yetmedi" deniyor. Oysa sorun tanıtımda değil, hazırlıksızlıkta ve iş bilmezlikte.
Trabzon’un turizmini şahlandıracak o gerçek irade hâlâ ortaya çıkmadı. Çünkü mesele sadece reklam yapmak değil, bu işi bilen, bu şehri seven ve bu alana gönül vermiş kadroları göreve getirmektir. O koltuklarda oturanlar, sadece makamları doldurmamalı; vizyonuyla, emeğiyle, bilgisiyle bu şehre değer katmalıdır.
Kısacası mesele nettir:
Trabzon turizmi için artık laf değil, liyakat konuşmalıdır.
Ve biz, bu köşeden yazmaya devam edeceğiz.
Ta ki bu şehir hak ettiği değeri görene kadar
***
ŞEHİR HASTANESİ VE ESNAF!
Trabzon’da sağlık alanında taşlar yerinden oynamak üzere. Şehir Hastanesi inşaatı yükseldikçe, şehirdeki kulisler daha gür sesle konuşmaya başladı. Bir yanda modern bir kompleksin yükselişi, diğer yanda yıllardır Trabzon halkına hizmet eden hastaneler için çalan kapanma zilleri...
Artık sadece fısıltılarla değil, açık açık konuşuluyor: Şehir Hastanesi’nin doluluk garantisi, çevre hastanelerin kaderini belirlemeye başladı bile. Bu durumun ilk sinyalini geçtiğimiz aylarda CHP’li Cüneyt Zorlu Büyükşehir Meclisi’ne taşıdı. O günkü tartışma, şimdi gerçeğe bir adım daha yakın: Bilinen üç hastanenin kapatılacağı konuşuluyor. Ancak son gelen bilgiler, bu sayının artabileceğini gösteriyor. Listenin uzaması an meselesi...
Peki kapanan sadece hastaneler mi olacak?
Hayır. Kapanan her hastanenin ardından, çevresindeki onlarca esnaf da kepenk indirmek zorunda kalacak. Hastane koridorlarında yıllardır çay satan, fotokopi çeken, kantin işleten, taksi bekleyen yüzlerce Trabzonlu esnaf bugünlerde diken üstünde. “Biz ne olacağız?” diye soran kimseye henüz net bir yanıt verilmiş değil.
Üstelik mesele yalnızca ekonomik değil. Vatandaş, mahalle arasındaki hastanesine yürüyerek giderken, şimdi kilometrelerce uzaktaki Şehir Hastanesi'ne nasıl ulaşacağını düşünüyor. Ulaşım planı hazır mı? Acil bir durumda dakikalarla yarışan hastalar için bu yeni düzenleme ne kadar işlevsel olacak?
Trabzon’da sağlıkta yeni bir dönem başlıyor, evet. Ama bu yeni dönem, ardında kırılan hayatlar, boşalan sokaklar ve susturulan esnaf hikâyeleri bırakırsa, o zaman bu sessiz fırtınanın asıl bedelini kim ödeyecek?
Cevap henüz verilmiş değil...
***
TRABZON MÜZESİ AÇILDI AMA...
Sekiz yıl süren restorasyonun ardından Trabzon’un tarihî simgelerinden biri olan Kostaki Konağı, yani Trabzon Müzesi, bugün sessiz sedasız kapılarını yeniden açtı. Ne bir tören, ne bir duyuru, ne de kamuoyuna açık bir bilgilendirme... Sanki kapalı bir oda yeniden hizmete giriyor, sanki bu şehir sekiz yıl boyunca bu projeye milyonlar harcamadı.
Hâlbuki çalışmalar tamamlandığında, mülki amirlerin, ilgili kurum yetkililerinin, sektör temsilcilerinin ve vatandaşların davet edildiği, bu uzun bekleyişe yaraşır bir açılış yapılabilirdi. Elbette kimse “gösterişli bir açılış olsun” demiyor, ama en azından şehrin hafızasına not düşecek bir an yaşanabilirdi.
Turizmde söz sahibi olduğunu her fırsatta dile getiren bunca yetkili varken, ortak akıl nerede devreye girerdi bilinmez. Belki de sessizlik, alınan kararların üzerini örtmenin en zarif yoludur. Görüntü vermemek, bazı soruları da sormamayı beraberinde getirir.
Açık konuşalım: Milyonlar harcanan projelerin sonunda, halkla buluşmayan müzeler yalnızca beton ve taştan ibarettir. Şehir kültürü ise törenle değilse bile, en azından sahiplenmeyle yaşar. Şimdi soruyoruz: Trabzon Müzesi açıldı, ama acaba gerçekten açıldı mı?










