33 YAŞINDA ADAMA 3 YIILLIK SÖZLEŞME Mİ?
Trabzonspor, Stefan Savic’i transfer etti. Adam 33 yaşında…
Evet geçmişi parlak, Fiorentina, Manchester City ve nihayet uzun yıllar Atletico Madrid gibi kulüplerde forma giymiş…
Çok sayıda şampiyonluk kupası kaldırmış…
Ülkesinde 6 kez yılın futbolcusu seçilmiş…
Tamam da yaşı artık kemale ermiş, emeklilik günleri yaklaşmış bir isimle KAP bildirimine göre yıllık 3 milyon Euro, birilerine göre ise yıllık 4,5 milyon Euro karşılığı 3 yıllık sözleşme yapılır mı? Böyle bir risk alınır mı? İnsan bir kere olsun, “Bu adam 9 yıl Atletico Madrid formasını giydi. 200’den fazla maça çıktı. Hala direk oynama kapasitesi var. Maliyeti de çok yüksek değil. Sözleşmesinin bitmesine bir yıl daha var. Eğer futbol hayatı uzun sürebilecek bir isim olsa İspanyol kulübü böyle bir kişiyi neden bonservis bedeli istemeden bırakabilir? Ya da en azından bir yıllık daha yeni sözleşme önerisinde bulunmaz?” diye sormaz mı?
BU YAŞTAKİ OYUNCULAR HER ZAMAN RİSKTİR
Bakın benim de yaptığım araştırmalarda Stevan Savic, sert, agresif bir futbolcu ama futbol hayatı, sarı, çift sarı karttan kırmızı ve kırmızı kartlarla dolu… Adamın gördüğü sarı kart sayısı 100’e dayanmış…
Ayrıca çok sayıda sakatlık geçirmiş. Bunların büyük bölümünün de adale sakatlığı olması dikkat çekici…
Bu tür futbolcularla Trabzonspor kesinlikle sözleşme yapmamalıdır. İlla yapacaksa da sözleşmeler 1+1 şeklinde olmalıdır. Bir de emeklilik günleri gelen futbolculara çok yüksek bedeller ödenmemelidir. Futbolcunun geçmişinden kaynaklı başarıları, onu gelecek vaat eden isim yapmaz. Sadece iyi oynarsa günü kurtarırsınız. Oysa kulüpler geleceği planlamalı… Ancak geleceği planladığınız futbolcu için yüksek bedelleri gözden çıkarmalısınız. Sonuçta Trabzonspor, geçmişi parlak, geleceğinin ne olacağı belirsiz 33 yaşındaki Stefan Savic ile 3 yıllık ballı kaymaklı sözleşme yaparak büyük bir riske imza atmıştır. Oluşacak riskin bedelini de Başkan Ertuğrul Doğan ve yönetimi ödemelidir.
***
HACIOSMANOĞLU VE ŞEFFAFLIK ÖYLE Mİ?
Türkiye Futbol Federasyonu'nda İbrahim Hacıosmanoğlu'nun yönetiminde yer alan Bayram Saral, anlaşmazlıklar ve görüş ayrılıkları nedeniyle geçtiğimiz günlerde görevinden ayrıldığını açıklamıştı. Bunu açıklarken de sözlerinin bir yerinde; “Bu mücadele sürecinde şiarımız “adil, liyakate dayalı, herkese eşit mesafede davranış ve tüm yönetim kurulu üyelerinin katılımı ile birlikte şeffaf yönetim vaadi olmuştur.” Sözlerine yer verdi. Sonra da, “İstişareye dayalı, birlikte şeffaf yönetim anlayışının gerçekleşmeyeceğine dair şahsımda oluşan kanaat dolayısıyla, bu derin fikir ayrılığının TFF kurumuna ve mevcut yönetime zarar vermemesi adına TFF yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğimi kamuoyuna duyurur, mevcut başkan ve yönetim kuruluna üstün başarılar dilerim.” Bayram Saral, genel kurul öncesinde İbrahim Hacıosmanoğlu için en çok çalışan isimlerden biri olarak kabul ediliyor. Bu isim demek ki kongre öncesinde bizzat Hacıosmanoğlu tarafından uyutulmuş…
İNSAN HİÇ Mİ ARAŞTIRMA YAPMA İHTİYACI DUYMAZ
Bu açıklamaları okuyunca şaşkınlığımı gizleyemedim. Hadi Hacıosmanoğlu’nun kişisel hayatını bilmeyebilirler. Bu futbol dünyasında yer alan insanlar, İbrahim Hacıosmanoğlu’nu hiç mi tanımamışlar diye düşündüm…
Yani bu isim Trabzonspor’u 2 yıl yönetti. Göreve gelirken hangi sözleri verdi, iş başında ise neleri yaptı hiç mi araştırmadılar. Bu adamın verdiği tek bir sözü tutmadığına tanıklık edecek onlarca insan var Trabzonspor camiasında…
Hacıosmanoğlu gibi bir ismin istediği koltuğa oturmak için tüm insanlarla işbirliği yapabileceğini nasıl görmezler. Bir kişi hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan’a şirinlikler yaparken, hem de Amedspor’a mesaj verirken ne kadar Makyevalist olduğunu göstermedi mi zaten o genel kurulda…
Türk futbolunu bir isme emanet edeceksiniz ve doğru dürüst bir araştırma bile yapmayacaksınız. Sonra da zırım zırım ağlayacaksınız.
Gidin işinize ya…
***
İLK İCRAATLAR 3 BÜYÜKLERE TAVİZ Mİ?
Sözü İbrahim Hacıosmanoğlu’ndan açmışken, devam edelim…
Geçtiğimiz gün bir gazetede, “Hacıosmanoğlu’nun ilk işi 3 büyüklere taviz vermek” şeklinde manşet okudum. Haberin içeriğine baktığımda da gerçekten bunların olabileceğine kanaat getirdim. Gazete haberinde tüm kulüplere şirin gözükmek istediği ifade ediliyor İbrahim Hacıosmanoğlu’nun ve 14 yabancı kuralını getirmesini Galatasaray’ın istediğini dile getiriyor haberde…
Ceyhun Kazancı’nın Milli takımlardan sorumlu olmasını Beşiktaş’ın talebi olduğunu vurgularken, Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu’yu da Fenerbahçe’nin isteği olduğu dile getiriliyor. Bu haberlere bilmem Trabzonsporlu olduğunu söyleyen ve İbrahim Hacıosmanoğlu aşkıyla yanıp tutuşanlar okuyor mu? Ama umurlarında bile olmaz ki! Onlar Hacıosbanoğlu’nu değil, onun yaratacağı ranttan nasıl yararlanacaklarına bakarlar. Ve Trabzonspor’un da yok olması onlar için önemsizdir. Varsa yoksa çıkarlarıdır.
***
VE OSMAN DİYADİN MESELESİ!
Bu arada şu bizim Osman Diyadin de her taşın altından çıkmasa olmaz…
Ya bir dönemler Bülent Ecevit, Özkan Sümer hastasıydı. Sonra Mehmet Ali Yılmaz, Koray Aydın aşığı oldu. AKP iktidarında Recep Tayyıp Erdoğan delisi oldu çıktı. Bir ara Erdoğan Bayraktar için yanıp tutuşuyordu. Sonra Süleyman Soylu sevdası depreşti. Ama tüm bu duyguları yaşarken hep bir takım koltuklara talip oldu ve onlarda oturmayı başardı. Cebini şişirdikçe şişirdi. Adam bir bakıyorsun Karadeniz Gazetesi’nde, bir bakıyorsun Beyaz TV’de bir bakıyorsun Kayyum atanmış bilmem hangi şirketin yönetim kurulunda…
Şimdi de TFF’nin Temsilciler Kurulu’nda yeniden yönetimine girmiş…
Daha önce onunla ilgili defalarca, “Yazıları intihal” şeklinde iddialar da ortaya atıldığını unutmadık tabii ki…
Ne diyelim!
Devir o ve onun gibilerin devri… Bu devir de hiç bitmeyecek. İktidar değişse de, yeni güç odaklarına yaranacak liyakatsızar koltukları dolduracak. Bunu bugün de CHP belediyelerinde görebiliyoruz! O nedenle, Osman Diyadin’e de kızmak istiyorum ama kızamıyorum. Yönetenler yandaşları seviyor, onlar da istedikleri koltuğu kapıyor.
Acı ama gerçek bu!...
***
İKİ BAŞKANDA BU KONUDA DUYARLI
Trabzon Sokak hayvanları konusunda Türkiye’nin en duyarlı şehirleri arasında yer alıyor. Bölge halkının paylaşımcı, cömert ve merhametli oluşu bu konudaki en büyük etken.
Zamam zaman kırsal kesimlerdeki vatandaşlarımızın vahşi hayvanların yavrularının aç kalmaması için verdikleri çabaya da haberlerde rastlamışsınızdır. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu döneminde Büyükşehir Belediyesi’ne ait barınağı durumu içler acısı idi. O dönem barınak Bahçecik Mahallesi’nde çok kötü koşullar içinde hizmet veriyordu. Barınakta çalışan personeller piskopat ruhlu, hayvan sevgisinden uzak oldukları için can dostlarımıza sürekli zulmediyorlardı.
Fakat Murat Zorluoğlu geldiğinde barınağı Çağlayan’a taşıdı. Personeli değiştirdi. Veteriner hekim sayısını arttırıp tıbbi cihazlara takviye yaptı. Zaman zaman ziyaret ettiğimiz barınak oldukça hijyenik ve temizdi. Hayvanların huzurlu ve sağlıklı oldukları ve iyi bakıldıkları açıkca ortadaydı.
Ahmet Metin Genç’te Ortahisar Belediye Başkanlığı döneminde Beşirli’de kediler içim bir klinik açtı. Donanımlı ve hayvan sevgisi ile dolu personelden oluşan çok iyi bir kadro kurdu. Normal insanların, “bırakın dokunmayı yanından bile geçmedikleri kedileri” personelin kucaklayıp öperek tedavi ettiklerine defalarca şahit olduk.
Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in eşinin de hayvanların tedavileri ve bakımları için şahsi olarak birçok hayvansevere yardımcı olduğunu da biliyoruz.
Bundan son derece mutluluk duyduğumuzu ifade etmeliyiz.
Şimdilerde ise hem Büyükşehir hem de Ortahisar’da hayvan bakım ve tedavi merkezlerinde şartların daha elverişli hale getirilmesi için iki Ahmet Başkan’da ciddi gayretler sarfediyor. İkisini de tebrik ediyoruz.
Şimdiki en büyük dileğimizde KTÜ’ye bağlı Veterinerlik Fakültesi’nin açılması ve bölgeye hizmet vermesi…










