BU ZAM RAMAZAN’A YAKIŞTI MI?
Ramazan ayı, yalnızca oruç tutulan bir zaman dilimi değildir. Aynı zamanda paylaşmanın, empati kurmanın, “komşum açken ben tok yatamam” bilincinin diri tutulduğu müstesna bir aydır. Sofralar sadeleşir ama gönüller genişler. En azından olması gereken budur.Ne var ki önceki gün yapılan Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Meclisi toplantısından çıkan karar, bu ruhla ne kadar örtüşüyor, ciddi biçimde tartışmaya muhtaç. Artan maliyetler gerekçe gösterilerek kasap ve et ürünlerinde azami fiyat tarifesi yükseltildi.
Kıyma 900 liradan 1.050 liraya, kuşbaşı ise 950 liradan 1.200 liraya çıktı.
Rakamlar soğuk…
Ama mutfağa girdiğinizde, tencerenin başında çok daha yakıcı bir hâl alıyor.
Zaten uzun süredir ete “uzaktan bakan” dar gelirli vatandaş için bu zam, Ramazan ayında adeta son kapının da kapanması anlamına geliyor. İnsan sormadan edemiyor:
Bu karar Ramazan’dan bir ay sonra alınamaz mıydı?
Bir ay beklemek kimi batırırdı?
Kararı alanlar kim?
TTSO Meclis üyeleri…
İş dünyasının temsilcileri…
Hayat pahalılığını Excel tablolarında görenler…
Pazara fileyle değil, rakamlarla bakanlar…
Kimse maliyet artışlarını inkâr etmiyor. Elbette kasap da ayakta kalmalı. Ancak Ramazan ayı, biraz da vicdan muhasebesi yapma zamanıdır. Bir ay boyunca “idare edelim” demek bu kadar mı zor?
Asıl tehlike ise burada bitmiyor. Eğer böylesine köklü bir kurum bile Ramazan hassasiyetini gözetemiyorsa, her gün etiket yenilemeyi alışkanlık hâline getiren fırsatçılardan ne beklenebilir?
Bugün et zammı konuşulur…
Yarın bakliyat…
Ertesi gün ekmek…
Ve her seferinde biraz daha küçülür Ramazan sofraları.
Unutmayalım:
Ekonomi sadece rakamlardan ibaret değildir.
Toplumsal huzur, vicdan ve zamanlama, en az maliyet hesapları kadar önemlidir.
Ramazan geçer…
Ama bu kararların bıraktığı iz, insanların hafızasında uzun süre kalır.
***
KAPILAR ÇALINDI, SORUNLAR MASADA DURUYORSiyaset, sadece kapı çalmak değildir. Siyaset, o kapının arkasındaki gerçeği duymaktır.Adalet ve Kalkınma Partisi teşkilatları, Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla her Ramazan’da olduğu gibi ev ziyaretlerini sürdürüyor. Trabzon İl Başkanı Sezgin Mumcu şu ifadeleri kullanmış:
“AK Parti ailesi olarak yalnızca seçim dönemlerinde değil, her zaman sahadayız. İl, ilçe, kadın ve gençlik kollarımızla birlikte Ramazan ayında da vatandaşlarımızın kapısını çalıyor, hanelerine misafir oluyoruz. Onların hâlini hatırını soruyoruz. Hedefimiz Ramazan boyunca Trabzon genelinde yaklaşık 16 bin haneyi ziyaret ederek gönül köprülerimizi daha da sağlamlaştırmaktır.”
Sözler güzel. Niyet güzel. Ziyaret güzel.
Ama asıl mesele şu: O kapılar gerçekten ne anlatıyor?
Sayın Mumcu ve ekibi elbette sahada. Buna itiraz eden yok. Ancak ziyaret edilen hanelerin önemli bir kısmının partiye gönül vermiş, aidiyet hisseden aileler olduğu da bir gerçek. Doğal olarak böyle ortamlarda ağır ekonomik eleştirilerle karşılaşmak çok kolay değil. Çünkü ortada bir “bağlılık” var.
Bizim önerimiz açık ve net:
Partili olmayan, hatta memnuniyetsiz olan kapıları da çalın.
Sorun bakalım:
Kira fiyatlarından memnunlar mı?
Emekli maaşı yetiyor mu?
Asgari ücret ay sonunu görüyor mu?
Pazara giden bir anne, çocuğunun istediği her ürünü alabiliyor mu?
Yoksa hesap makinesiyle dolaşıp “ölmeyecek kadar” alışveriş mi yapıyor?
Bu soruları çoğaltmak mümkün. Çünkü mesele gönül almak değil artık; mesele geçim derdi.
Tam 25 yıldır ülkeyi tek başına yöneten bir partinin temsilcileri olarak şu soruyla yüzleşmek gerekiyor:
Ekonomi politikalarından halk gerçekten memnun mu, Sayın Mumcu?
Partili bir aileyle çekilmiş gülücük dolu fotoğraflar, sosyal medyada güzel durur. Fakat o kareler, mutfaktaki yangını söndürmez. Elektrik faturasını düşürmez. Pazardaki fiyat etiketini değiştirmez.
Sahada olmak kıymetlidir. Ama sahada sadece destekçiyi görmek eksiktir. Siyasetin cesareti, alkışlayanı değil; eleştireni dinlemekle ölçülür.
Önümüzde bir seçim havası var. Start verilmiş gibi. Muhtemelen sandık seneye kurulacak. İşte tam da bu noktada görev sadece ziyaret etmek değil; gerçeği görmektir.
Sayın Mumcu ve tüm AK Parti yöneticilerine düşen asli sorumluluk şudur:
Vatandaşın sorunuyla gerçekten yüzleşmek, bu tabloyu süslemeden genel merkeze rapor etmek ve acil çözüm üretilmezse bu gönül ziyaretlerinin sandıkta karşılık bulmayacağını açıkça anlatmak.
Çünkü seçmen artık fotoğrafa değil, faturaya bakıyor.
Ziyaretler tamam olabilir.
Ama halkın sorunu hâlâ masada duruyor.
***
KAR ALTINDA 24 SAATLİK MÜCADELE
Trabzon’da üç gündür etkili olan yoğun kar yağışı, şehrin yaşamını adeta durma noktasına getirdi. Özellikle ilçeler ve kırsal kesimlerde kar kalınlığı yarım metreyi bulmuş durumda. Bu nedenle bazı ilçelerde taşımalı eğitime ara verildi. Hava sıcaklıkları ise eksi derecelere kadar düştü ve kar yağışı hız kesmeden devam ediyor.Başta belediyeler ve kamu kurumları olmak üzere ekipler, kapanan yolları açmak için 24 saat mesai veriyor. Trabzon merkezde Ortahisar Belediyesi, 87 mahallede 25 personel, 4 greyder, 4 JCB ve 2 kepçe ile hem karla mücadele çalışması yürütüyor hem de yoğun yağışın neden olduğu heyelan ve toprak kaymalarına müdahale ediyor.
Büyükşehir Belediyesi de özellikle Çaykara, Köprübaşı, Düzköy, Sürmene, Arsin ve Araklı ilçelerinde kapanan köy yollarını ulaşıma açtı. Devam eden kar yağışıyla birlikte kapanan yol sayısı her saat artarken, ekipler hummalı bir çalışma ortaya koyarak vatandaşların mağduriyetini gidermeye çalışıyor.
Bu zor şartlarda fedakârca hizmet veren kurum ve personellere kolaylıklar diliyoruz.
***
BELEDİYE ARACI TARTIŞMASI SÜRÜYOR
Ortahisar Belediyesi’ne ait minibüsün renkleri sosyal medyada gündem oldu. AK Parti’nin önceki dönem İlçe Başkanı Selahaddin Çebi, belediyeye ait aracın Cumhuriyet Halk Partisi’nin renkleriyle boyandığını belirterek bunu “basitlik ve acizlik” olarak nitelendirdi. Çebi, minibüste belediyenin kendisine özgü renklerinin kullanılmasının gerektiğini savundu ve kamu malının siyasi amaçlarla kullanılmaması gerektiğini vurguladı.
CHP Ortahisar İlçe Başkanı Haluk Batmaz ise Çebi’nin paylaşımına sert yanıt verdi. Batmaz, Çebi’nin belediyenin ihtiyaç sahiplerine hizmet eden mobil market aracının renkleri üzerinden tartışma başlattığını belirterek, “AKP’nin görevden azledilmiş ilçe başkanı, bir yıldan fazladır ihtiyaç sahiplerinin ayağına giderek ihtiyaçlarını karşılayan mobil marketin renkleri üzerinden fitne-fesat işine girişmiştir” dedi.
Batmaz, CHP’nin kurumsal renginin kırmızı ve beyaz olduğunu hatırlatarak, belediyenin renklerinin mavi-beyaz olduğunu ve bu renklerin belediyenin kimliğini temsil ettiğini ifade etti. Ayrıca Batmaz, Çebi’nin çıkışının arkasında kaybedilen koltuğu geri alma çabası ve siyasi rekabetin yattığını belirtti.
Batmaz sözlerini, “Ortahisar’ın hakka dokunan işlerini, siyasi çekişmelere alet etme. Her belediyenin kurumsal kimliği vardır. Kullanılacak renkler bellidir. Bu kadar aciz, basit ve buradan siyaset üretmek hiç yakışmıyor” şeklinde tamamladı.









