Bu süreçte Trabzon Turizm Master Planı yeniden masaya yatırıldı, kapsamlı bir çalışma başlatıldı ve planın hazırlık süreci hızlandırıldı. Yıllardır herkesin çözüm beklediği Uzungöl için sahada detaylı incelemeler yapıldı; sorunlar yerinde tespit edilerek raporlandı. Hazırlanan kapsamlı dosya ise TBMM Turizm Komisyonu’na sunuldu.
Şehirdeki önemli turizm noktalarının tamamı yeniden ele alınarak rotalar oluşturuldu ve bu güzergâhların haritaları basıldı. Turizme daha bütüncül bir anlayışla yaklaşmak adına hem “Trabzon Turizm Rehberi” hem “Trabzon Travel” adlı dijital e-dergi, hem de Rusça ve Gürcüce cep rehberleri hazırlandı. Gürcüce rehberlerin Sarp Sınır Kapısı’nda dağıtımına da başlandı.
Gastronomi alanında ise Trabzon mutfağını uluslararası alanda öne çıkaracak güçlü bir hamle geliyor: “Lezzet Trabzon” projesi. Bu projeyle kentin yöresel lezzetlerinin dünyaya tanıtılması ve gastronomi turizminin güçlendirilmesi hedefleniyor. Aynı kapsamda, önümüzdeki dönemde Trabzon’da geniş katılımlı bir Gastronomi Festivali düzenlenmesi de gündemde.
Kısacası, Trabzon turizminde uzun zamandır beklenen o taze nefes nihayet esmeye başladı. Şehrin değerleri artık daha planlı, daha güçlü ve daha görünür bir şekilde dünyaya açılıyor.
***
ŞEHİT ÖĞRETMENLERİN ANISI FİDANLARLA YAŞAYACAKOrtahisar Kent Konseyi Gençlik Meclisi, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde anlamlı bir etkinliğe imza attı. “Şehit Öğretmenlerimiz Adına Fidan Dikme Etkinliği”nde, şehit öğretmenlerimizin anısı 16 çam fidanıyla yaşatıldı.
Etkinliğe Ortahisar Belediye Başkan Yardımcıları Cüneyit Zorlu ve Celal Akaç, Kent Konseyi Başkanı Önder Taşan, Gençlik Meclisi Başkanı Hamza Mumci ve çok sayıda gönüllü katıldı. Öğretmen bir baba çocuğu olan Zorlu, duygularını şöyle paylaştı:
“Şehit öğretmenlerimize vefa borcumuzun küçük bir karşılığı olarak, anılarını bu fidelerle yaşatmak istiyoruz. Öğretmenlik en kutsal meslektir ve biz onları hiçbir zaman unutmayacağız.”
Gençlik Meclisi Başkanı Mumci ise, “Bugün diktiğimiz her fidan, şehit öğretmenlerimizin hatırasına bir saygı duruşudur. Onları sonsuza kadar hatırlayacak ve yaşatacağız” dedi.
Konuşmaların ardından katılımcılar, büyük bir özen ve sevgiyle fidanları toprakla buluşturdu. Her bir fide, şehit öğretmenlerimizin anısını gelecek nesillere taşıyacak bir hatıra oldu.
***
DERELERİMİZ KURUDU, SESSİZLİK AKIYOR!Trabzon’un dağlarından süzülen o deli dolu suları hatırlıyor musunuz?Şimdi o dereler yok…
Yerin altında borulara hapsedilmiş, beton duvarların arkasına gömülmüş birer “enerji kaynağına” dönüştürüldüler.
Bugün o derelerin yerinde bataklığa dönüşmüş çimenlikler, yabani otların sardığı kurumuş yataklar var.
Yağmur yağıyor, gök gürlüyor, ama su akmıyor.
Çünkü artık suyun yolu yok, nefesi yok, sesi yok.
Biz “doğaya hükmettik” sandık.
Oysa aslında doğayı boğduk.
Her HES inşaatında biraz daha kuruduk, biraz daha kirlendik.
Bir avuç elektrik uğruna, yüzlerce canlının yaşamını söndürdük.
Bir zamanlar çocukların taş sektirdiği, köylü kadınların çamaşır yıkadığı, balıkların dans ettiği dereler şimdi “ölü bir hatıradan” ibaret.
Suyun yerinde çamur, çalılık, ot var.
Rüzgâr bile artık o vadilerden geçerken utanıyor.
Bize hâlâ “Temiz enerji” masalları anlatanlara sormak lazım:
Temiz olan ne?
Kuruyan dere mi, ölen balık mı, çürüyen doğa mı?
Yağmur yağıyor ama akacak dere bulamıyor!
Biz kalkınmadık…
Biz kendi toprağımızı kazdık, kendi doğamızı gömdük.
Karadeniz’in damarlarına saplanan o beton borular, aslında bizim vicdanımıza saplanan hançerler oldu.
Yarın çocuklarımız soracak:
“Baba, senin çocukluğunda bu dağlardan su mu akardı?”
Ve biz utanarak cevap vereceğiz:
“Evet evladım, akardı… Biz onu da tükettik.”
***
TRABZON’DA BÜROKRASİ HALKTAN KOPUKTrabzon’da son zamanlarda konuşulan bir konu var: Şehrin en önemli bazı kurumları halkla neredeyse hiç iletişim kurmuyor. Vatandaşa dokunması gereken, toplumu ilgilendiren bu kurumların başındaki yöneticiler adeta görünmez gibi.Özellikle İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile İl Millî Eğitim Müdürlüğü dikkat çekiyor. Bu iki kurumu yöneten bürokratlar başka şehirlerden gelmiş; ama geleli ne şehirle kaynaşmışlar ne de halkla bir bağ kurmuşlar.
“Turizmde neler olup bitiyor, ne planlanıyor kimse bilmiyor. Eğitimde hangi adımlar atılıyor, hangi sorunlar var yine kimsenin haberi yok.”
Bu iki kurum şehirde binlerce insanı etkiliyor ama başındaki isimler sessizliğe bürünmüş durumda.
Kimse onlardan her gün gazetelere çıkmalarını, sürekli boy gösterip reklam yapmalarını beklemiyor.
Ama en azından halkla bir köprü kursalar, biraz daha görünür olsalar fena mı olur?
Kurumlar halktan kopuk olursa, şehirle aralarındaki bağ da zayıflar.
Bu yüzden Trabzon’da görev yapan bu yöneticilere çağrı yapılıyor:
“Kapınızı halka kapatmayın, iletişim kurun, neler yapıldığını anlatın. Çünkü bu şehir sizden bunu bekliyor.”










