ŞEHİT AİLELERİ DERNEĞİ VE BÜYÜKŞEHİR
Trabzon Şehit Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Şeref İşler’in, Kıbrıs Hamsi Festivali’ne davet edilmesi ve ardından listeden çıkarıldığı iddiaları, kamuoyunda tartışma yarattı. İşler’in, Trabzon Meydanı’nda terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’la ilgili yapılan bir basın açıklamasına katılması nedeniyle festival davetinden çıkarıldığı öne sürülüyor. Ancak bu iddialar henüz resmi olarak doğrulanmış değil.
Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin konuya ilişkin açıklama yapması beklenirken, bu süreçte yaşananların şeffaf bir şekilde aydınlatılması büyük önem taşıyor. Özellikle şehit aileleriyle ilgili bir derneğin başkanının böyle bir durumla karşı karşıya kalması, toplumda farklı tepkilere neden olabilir. Festivalin amacı, kültürel bir buluşma ve dayanışma ortamı yaratmakken, yaşanan bu gelişmeler, etkinliğin ruhuna gölge düşürmemeli. Bu tür hassas konularda daha dikkatli adımlar atılması gerekli.
Trabzon halkı ve şehit aileleri, bu süreçte belediyenin tutumunu merakla takip ederken, konunun bir an önce netlik kazanması ve doğru bir iletişim stratejisiyle kamuoyuna aktarılması bekleniyor. Bu tür olaylar, toplumsal birlik ve beraberliğin önemini bir kez daha hatırlatırken, herkesin daha sorumlu davranması gerektiğini de gözler önüne seriyor.
Konuyla ilgili olarak Trabzon Şehit Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Şeref İşler bir basın bildirisi yayınladı. İşler, ““Bir internet sitesinde yayınlanan, “Kıbrıs’ta düzenlenen organizasyona, Trabzon’da yapılan Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasına itiraz mitingine katıldığım gerekçesiyle davet edilmediğim” iddiaları doğru değildir. Zira, Kıbrıs’taki organizasyon şehit aileleriyle ilgili bir organizasyon da değildir. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Metin Genç’in, şehit aileleri ve yakınları konusundaki hassasiyeti hepimiz ve kamuoyu tarafından gayet iyi bilinmektedir. Biz bağımsız bir derneğiz ve bütün başkanlarımızla uyum içinde çalışıyoruz. Böyle bir durum söz konusu dahi değildir. Asıl skandal olan, yalan olan bu haber ve üsluptur. Başkanımız daha önceki bir görüşmemizde bizi Kıbrıs’a götüreceğini söylemişti. Ancak bu, o etkinlik değildir. Biz Kıbrıs’ta düzenlenen başka bir programa katılacağız. Bu sözü hâlâ geçerlidir. Bu organizasyona Kıbrıs gazilerimiz davet edilmiştir.
Şimde de Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nden gelecek olan açıklamayı bekliyoruz.
***
UZUNGÖL GÜNDEMDE YİNE HEDEFTE!
Trabzon Uzungöl Turizm İşletmecileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin İnan’ın, Bolu’daki yangın felaketi sonrası Uzungöl hakkında yapılan haberler ve açıklamalara yönelik tepkisi, turizm sektöründe yaşanan algı sorunlarını bir kez daha gündeme taşıdı. İnan, son günlerde Uzungöl’e yönelik yapılan eleştirilerin haksız ve kasıtlı olduğunu belirterek, “Şovmen ruhlu, mikrofon hastalığına yakalanmış kişiler, Uzungöl’ün adını kullanmayı bıraksınlar” ifadeleriyle duruma tepki gösterdi.
İnan’ın bu çıkışı, Uzungöl’ün her sezon öncesi maruz kaldığı algı kampanyalarına dikkat çekiyor. Trabzon turizminin en önemli destinasyonlarından biri olan Uzungöl, doğal güzellikleri ve turistik potansiyeliyle öne çıkarken, zaman zaman yapılan olumsuz yorumlar ve eleştiriler bölgenin imajını zedeleyebiliyor. Ancak İnan’ın da vurguladığı gibi, bu tür eleştirilerin yapıcı olmaktan ziyade, bölgeyi karalamaya yönelik olduğu düşünülüyor.
Uzungöl’de denetim eksikliği veya düzensiz yapılaşma gibi sorunlar varsa, bunların elbette çözülmesi gerekiyor. Ancak bu çözüm süreci, bölgenin imajını zedeleyecek manipülatif açıklamalarla değil, ilgili kurumların iş birliği ve şeffaf bir yaklaşımla yürütülmeli. Örneğin, Uzungöl ile benzer bir yapılaşmaya sahip olan Ayder Yaylası’nda bu tür olumsuz algı kampanyalarına rastlanmıyor. Bu durum, Uzungöl’ün neden sürekli hedef tahtasına oturtulduğu sorusunu akıllara getiriyor.
Metin İnan’ın açıklamaları, turizm sektöründe yaşanan bu tür algı sorunlarına karşı bir uyarı niteliği taşıyor. Uzungöl gibi doğal ve kültürel zenginliklere sahip bir bölgenin, yapıcı eleştiriler ve iyileştirici adımlarla daha da geliştirilmesi gerekiyor. Turizmde rekabet ve kalite artışı, ancak olumlu bir iletişim ve iş birliğiyle mümkün olabilir. Uzungöl’ün hak ettiği değeri görmesi ve bu tür manipülatif açıklamalardan uzak tutulması, hem bölge halkı hem de Türkiye turizmi için büyük önem taşıyor.
***
TRABZON NE ZAMAN MUTLU OLACAK!
TÜİK’in geçtiğimiz aylarda paylaştığı araştırma sonuçlarına göre Trabzon’un Türkiye’nin en mutsuz 3. şehri olması, kentte yaşayanlar ve kent yöneticileri için ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Bu veriler, Trabzon’un sadece doğal güzellikleri ve kültürel zenginlikleriyle değil, aynı zamanda halkın refahı ve mutluluğuyla da anılması gerektiğini gözler önüne seriyor. Ancak görünen o ki, bu çarpıcı sonuçlar, kentimizin 6 milletvekilinin, valisinin ve büyükşehir yöneticilerinin dikkatini yeterince çekmemiş.
Trabzon’un mutsuzluk sıralamasında üst sıralarda yer alması, kentteki ekonomik, sosyal ve kültürel sorunların derinleştiğine işaret ediyor. İşsizlik, göç, altyapı eksiklikleri, eğitim ve sağlık hizmetlerindeki yetersizlikler gibi temel meseleler, halkın yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Bu durumda, kent yöneticilerinin bu sorunlara karşı daha proaktif ve çözüm odaklı bir yaklaşım sergilemesi gerekiyor. Ancak ne yazık ki, bu konuda yeterli adımların atıldığını söylemek mümkün değil.
Bu noktada, ana muhalefet partisinin de sorumluluk alması ve Trabzon’un mutsuzluğuna dair bu verileri ciddiye alarak, yerel yönetimleri ve hükümeti harekete geçmeye zorlaması gerekiyor. Muhalefetin, halkın sesini daha gür bir şekilde duyurması ve bu sorunların çözümü için somut öneriler sunması, kentteki siyasi dinamikleri canlandırabilir.
Trabzon’un mutsuzluğu, sadece bir istatistikten ibaret değil; bu durum, kentte yaşayan insanların hayatlarını doğrudan etkileyen gerçek bir sorun. Kent yöneticileri, bu verileri görmezden gelmek yerine, halkın refahını artıracak adımlar atmalı. Daha iyi bir Trabzon için, yerel yönetimler, merkezi hükümet ve muhalefet partileri el ele vererek, halkın sesine kulak vermeli ve mutsuzluğun nedenlerini ortadan kaldırmak için çaba göstermeli.
Unutulmamalıdır ki, bir kentin gerçek zenginliği, sadece doğal güzellikleri veya tarihi değil, o kentte yaşayan insanların mutluluğu ve refahıdır. Trabzon’un bu mutsuzluk tablosunu tersine çevirmek, hepimizin ortak sorumluluğudur.
***
KTÜ VE YAŞANAN ÇELİŞKİLER
Trabzonda bacası tüten bir fabrikanın olmaması ama şehirde üç üniversite olması ve bunların içerisinde de köklü bir üniversite olan Karadeniz Teknik Üniversitesinin yer alması, Trabzon’u zorunlu olarak bir eğitim şehri haline getirmiş durumda.
Tabi rektör Prof. Dr.Hamdullah Çuvalcı KTÜ’de oldukça başarılı işler yaptı.
Ulaşılabilir ve etkin bir görev bilinci ile hareket ettiği de söylenebilir. Ancak bazı konularda kampüste ciddi soru işaretleri bulunuyor.
Örneğin bize gelen bilgilere göre KTÜ’de yeni atanma kriterleri devreye alınmış.
Rektör bey tavizsiz olarak bu kriterleri uyguluyormuş. Özellikle Tıp ve Sağlık ağırlıklı fakültelerde bu nedenle mağduriyetler yaşandığı iddia ediliyor.
Geçiş sürecinin kısa tutulduğu alternatiflerin oluşturulmadığı dile getiriliyor. Bir diğer iddia ise İktisat, Tarih ve Edebiyat gibi sözel bölüm ağırlıklı fakültelerin kriterlerinin bilinçli olarak düşük tutulduğu yönünde.
Bu fakültelerin kriterlerinin düşük tutulmasının nedeni ise KTÜ rektörlük yönetimi olarak görülüyor.
İlgili fakültelerden KTÜ yönetiminde yer alan bazı akademisyenlerin akademik çıktılarının oldukça düşük seviyede olduğu iddia edilirken, rektör Çuvalcı' nın ise akademik çıktılarının oldukça iyi seviyede olduğu söyleniyor.
Kendi yönetiminde yer alan hocaların durumu ortadayken daha ağır kriterlerin normal akademisyenlere uygulanması ise büyük bir tezat oluşturuyor.
KTÜ yönetimi önce kendine bakmalı!
Sonra hocalardan istemeli. Akademisyen maaşlarının oldukça düşük kaldığı bu dönemde hocaları birde kriter tamamlama stresinde görmek bizleri oldukça üzdü. Rektör Prof. Dr.Çuvalcı’ya buradan vereceğimiz mesaj nasıl başladığınızın değil!










