HACIOSMANOĞLU, DOĞAN GERGİNLİĞİ!
18 Temmuz tarihinin üzerinden 17 hafta geçti. Türkiye Futbol Federasyonu seçimlerinde toplam 281 delegenin oy kullandığı genel kurul sonunda İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu, Mehmet Büyükekşi'nin topladığı 129 oya karşı 134 oyla Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı'na seçildi.
Hacıosmanoğlu’ya o güne kadar destek veren kulüplerin başında Trabzonspor geliyordu. Aradan geçen 4 ay zarfında özellikle cezalardan, hakem atamalarından ve hakem hatalarından en büyük hasarı alan kulüp yine Trabzonspor oldu.
Son olarak kulüp başkanı Ertuğrul Doğan sert ve ağır ifadeler kullanarak Federasyon’u hedef alarak, birtakım çevreler Doğan’ın sadece meşhur ‘yapı’yı kastettiğini öne sürerek ‘Hakareti hakemlere etmiştir’ görüşünü savundu.
Üst üste nizami golleri verilmediği için seri maçlar kaybeden Trabzonspor’un bu en üst telden sert mesajları sonunda yerine ulaşmış olacak ki Hacıosmanoğlu dün bir açıkama yaptı ve “Eleştiri olur, hakaret nedir” diye bir çıkışta bulundu.
Haftaya Trabzonspor’un kongresi var. Bu kongreye kulüp tek adayla giriyor. Doğan’ın devam etmesi favori; ancak genel kurulda tepkilerin büyüğünü Hacıosmanoğlu’nun alacağı belirtiliyor.
“Ne olursa olsun kulüp başkanlarının disiplin kuruluna sevkini kaldıracağım” diyen Hacıosmanoğlu’nun bu sözü de Doğan’ın disipline gönderilmesi ile havada kaldı.
Gelinen süreçte “Ben o kulüpte başkanlık yaptım, kimse benden fazla Trabzonsporlu olamaz” diye bağırıp çağırsa da kulübe en büyük zararı onun verdiği görüşü ağırlık kazandı.
Şimdi, 30 Kasım-1 Aralık tarihlerinde yapılacak Trabzonspor kongresinde Hacıosmanoğlu’nun Trabzonsporluluğunun sorgulanacağı belirtiliyor.
Peki, genel kurul böyle bir aksiyon alırsa Oflu başkanın koltuğu sallanır mı?
Bizce sallanır…
Nitekim yabancı kontenjanları konusundaki radikal yaklaşımları, milli takım maçları için seçilen şehirler ve hakemlerle ilgili tepki toplayan tasarrufları yönünden Hacıosmanoğlu’ndan memnun olan kulüp yok gibi. Ayrıca arkasında siyaset var denilmesine rağmen bu 4 aylık süreçte siyasi destekten emare de görmedik.
A Milli Takım’ın play-off grubuna kalarak Macaristan ile eşleşmesi dışında hiçbir kredisi kalmadı dersek acele etmiş sayılmayız.
Hacıosmanoğlu’nun koltuğu Aralık başında sallanıp Mart sonunda yıkılırsa da kimse şaşırmaz.
Çünkü bugüne kadar Trabzonspor’a hiçbir katkısı olmadı, dolaylı zararı ise en az 10 puan.
***
TRABZON BU ŞANSI NEDEN KULLANAMIYOR?
Özellikle Akdeniz ve Ege’de son 20 yılda yüzde 90’lara ulaşan doluluk oranı sezonun tamamlanmasıyla yüzde 65’lerde kaldı.
Bunun en önemli nedeninin pahalılık ve fiyat dengesizliği olduğu belirtiliyor. Karadeniz böyle bir düşüş yaşamadı. Ama Akdeniz veya Ege’ye gitmeyi planlayıp gitmeyenler de Karadeniz Bölgesi’ni tercih etmedi. Burada da tesis yetersizliği, ulaşım etkenleri, deniz ve sahillerin turist çekecek olgunluk ve cazibeye sahip olmaması gibi sebepler yatıyor.
Savaştaki Rusya’nın, Gürcistan’ın, hatta Trakya’nın sahil şehirleri Sinop’tan, Samsun’dan, Trabzon’dan daha fazla turist çekmiş. Bize gelenlerin birçoğu da yayla, kültür, tarih ve sağlık turizmi için gelmiş.
Bölge turizmciler pastadan hiçbir zaman pay alamadığımızı söylüyor. Hemen her toplantıda dile getirdikleri “Trabzon ve bölge illeri yılın 4 mevsimi turizme müsait” şeklindeki değerlendirmeleri ise turizm çevrelerini iki kez üzdü.
Madem 4 mevsim turist çekebilecek potansiyelimiz var, bunu kim engelliyor? Özelleştirerek soralım; Rize’den Sinop’a kadar yol kenarları karavanlarla dolu. Sayıları da giderek artıyor. Neden yerli-yabancı turist tesislerde konaklayarak turizm yapmıyor?
***
NARİN CİNAYETİ VE SEMPOZYUM
Tam Narin cinayetini ve bir köyün toplu halde inanılmaz suskunluğunu konuştuğumuz günlerde Trabzon iki gündür “İnsan Ticaretinin Çocuklara Yönelmesinin Önlenmesi ve Kayıp Çocuklar” konulu sempozyuma ev sahipliği yapıyor.
Toplumsal farkındalığı artırmayı hedefleyen sempozyum, 22-23 Kasım 2024 tarihlerinde Hamamizade İhsanbey Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriliyor.
Çocuk ihmali, istismarı ve göç konusunda bilgilendirmeyi hedefleyip farkındalık oluşturmayı amaçlayan alan çalışmalarına tüm vatandaşlar davet edildi.
Ancak bu gibi sempozyum ve etkinlikler bir-iki gün yapılıp devamı gelmeyince sahada karşılığı olmuyor. Resmi istatistiklere göre ülkemizde her yıl 10 bini aşkın çocuk kayboluyor.
Neredeyse her sene orta ölçekli bir stat dolusu çocuğumuzun akıbetleri meçhul. Toplumsal anlamda bundan daha acı bir yara olabilir mi? Dolayısıyla bu gibi çalıştay ve sempozyumları destekliyoruz ama sürekli duyarlılık, koruyucu resmi önlemler ve sahadaki devamlılık çok çok daha önemli.
***
SESVERTRABZON SESLENMİŞTİ DERSİNİZ
Bu onbinlerce kaybımızın yanında bir de Narinimiz var. Hepimizin içini acıtan, yüreğini kanatan ve sinirlerini parçalayan bir Nari Güran olayı.
Kendi ailesi, yakınları, hatta köyü Narin cinayetine kör-sağır. Buna sosyolojik terimle ‘omerta’ deniyor. Yani toplu suskunluk. Öyle bir suskunluk ki, zanlıları içerden çıkarmak için toplantılar, gruplar, konseyler, komiteler ardı ardına ama çocuğa üzülen yok.
İlk duruşmadan sonra bu yapı daha da hareketlendi ve ümitlendi. Hatta kendini tutamadığı için ‘her an çözülebilir’ denilen sanık; ağabey Enes ne diyor?.. “Ben ikinci duruşmada çıkarım, diğerleri içeride halleder” diyor. Kim neyi halleder; yoksa sen çıkacaksın da içeride tek itirafçı Nevzat Bahtiyar’ı mı bitireceksiniz?
Elbette Türk Adaleti bunların tamamını not ediyordur. Ama bizim bu hunharca cinayet ve amansız omerta ile duruşma öncesi eklemek istediğimiz başka bir not var; 26 Aralık’taki duruşmada itirafçı Nevzat’ı artık CMK avukatı savunmayacak. Yani yasal olarak atandığı için hiçbir şekilde savunma yapmayan, ‘dosyaya hakim değilim’ diyerek aradan çıkan o avukat-müdafi artık yok.
Evet; göreve emrivaki atanıp hiçbir savunmada bulunmayan ilk müdafi artık yok. Nevzat yeni bir avukat tuttu. Ankara Barosu avukatı hem cezada deneyimli hem de korkusuz biri. Dolayısıyla burada Nevzat’ı savunacak ya da aklayacak değiliz ama bir tarafta seri toplantılar yaparak ağız birliği kurmaya çalışan yapı olsa da, karşılarında hiçbir şekilde diyaloga geçemedikleri biri olacak. Yaklaşık 1 ay sonra…
Nevzat korkusundan yine yeni bir şey konuşmasa da hiç susmayacak bir müdafi avukatı olacak. Savcılığın topladığı yeni delilleri ve ilk duruşmada elde ettiği açıkları, duruşma heyetinin marjinal başkanını ve bu hakimin sıradışı yöntemlerini hiç katmıyoruz. Yani ortada çok büyük bir acı var ama kamuoyunda çizilen tabloya siz bakmayın; öyle ümitsiz bir durum yok. Omertacıların işleri bu kez çok zor. Nevzat’a ‘Yeter artık söyle’ dediğimiz her şeyi bu kez müdafii direkt ve detaylı şekilde söyleyecek. Ayrıca…
Salim Güran’ın ‘işçim’ dediği küçük Ramazan çözülürse cinayet 4 ay dolmadan direkt çözülüyor!..
Bu olmadı diyelim; başta Enes, Salim ve Hediye Güran olmak üzere ayrı hücrelerde tek başlarına yatan omertacı tüm Güran’lardan da birbirlerine girip sürpriz suçlamalar-ikrarlar yapmak zorunda kalacaklarına kesin gözüyle bakıyoruz biz. Bir sanık bir sözcük söylerse devamı çorap söküğü gibi gelecek!.. Kimse kimseyi tutamayacak ve koruyamayacak!..
Not edin; ikinci duruşmada bu gelişmeler hep birlikte sıralanırsa sesvertrabzon seslenmişti’ dersiniz.










