YOMRA BU DEDİKODULARLA KAYNIYOR!
Gün geçmiyor ki, Trabzon siyaseti ile ilgili farklı konular konuşulmasın. Özellikle Trabzon merkezden sonra siyasetin en hareketli olduğu ilçe Yomra diyebiliriz. Yomra’da şu günlerde en çok konuşulan konu ise Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ile AK Parti Yomra İlçe Başkanı arasında geçen diyalog!
İddia odur ki;
AK Parti Yomra İlçe Başkanı Ufuk Yiğit, damadının Trabzon Büyükşehir Belediyesi'nde işe alınmasını rica etmek üzere Ahmet Metin Genç’e ziyarete gitmiş. Talebini Genç’e iletmiş...
Fakat aldığı cevap karşısında şok olmuş!
İddiaya göre; Genç, Yomra İlçe Başkanı Yiğit’e, “Yomra’da parti olarak ne başarınız oldu da benden böyle bir talepte bulunuyorsun” diye çıkışmış ve Ufuk Yiğit’in bu isteğini geri çevirmiş.
Genç’ten olumsuz yanıt alan Yiğit, sinirlenerek makamdan ayrılmış…
Sonrasında yaşananlar kamuoyuna yansıyınca, Yomra’da konu dilden dile dolaşmaya başlamış.
Yomra’da uzunca bir süredir konuşulan ve tepkilerin dinmediği bir başka konu daha var…
Yine iddiaya göre; Ahmet Metin Genç yerel seçimler öncesinde Yomra’daki eski belde ve mahalle başkanlarını aramış. Onlara, “Yomra’da Belediye Başkanlığı seçimi kaybedilirse bu kime yazar?” diye sormuş.
Sorunun muhatapları, “İl Başkanı Sezgin Mumcu” diye cevap vermişler. Şimdi bu soruda ne var diyebilirsiniz?
Genç, Akçaabat’ta oturan Ayfer Cihan’ı Yomra Belediyesinden meclis üyesi adayı olarak ilk sıraya koydurmuştu. Yomra halkı da buna ciddi şekilde tepki göstermişti..
Bu yüzden AK Parti Belediye Meclisini de kaybetmişti.
Genç, önceden bir nabız yoklaması yaparak şimşekleri üzerine çekmemek için seçimin sorumlusunun kim olduğunun analizini yapmıştı…
Kardeşi Büyükşehir’de çalışan Ayfer Cihan’ın şimdiki hedefinde de diğer kardeşini Yomra AK Parti İlçe Başkanı yapmak varmış. Ahmet Metin Genç’ten bu konuda destek sözü alan Cihan’ın, partinin etkin isimleriyle istişarelerini sürdürdüğü biliniyor.
Ahmet Metin Genç ve Ayfer Cihan’ın partinin her işine karışması ve kendilerine yatırım yapmaları, teşkilatlarda son derece rahatsızlık yaratıyor…
***
ARSİN’E MAZERET DEĞİL, ÇÖZÜM LAZIM!
Mahalli İdareler Seçimlerinin üzerinden 100 gün geçti fakat Arsin Belediye Başkanı Hamza Bilgin’in mazeretleri bitmedi!
Her defasında belediyenin imkansızlıklarından, parasının olmayışından bahseden Bilgin, bu açıklamaları ile adeta "kabak tadı" vermeye başladı.
Dün, Bilgin’in “elimizde avucumuzda hiç para yok” şeklindeki demeci, önümüze düştü. Göreve geldiği günden bu yana ne yapacaklarını değil de ne yapamayacaklarını anlatıyor.
İyi tamam da, durumunu bilmediğin bir belediyeye neden aday oldun? Türkiye’de hangi belediye güllük gülistanlık da, Arsin Belediyesi öyle olacak!
İnsanlar zaten belediyeden memnun olsaydı iktidar partisini seçerlerdi. Sizi o makama maharetlerinizi sergileyin, belediyeyi düzeltin diye getirdiler. Mazeret değil, çözüm üreteceksiniz!
Belediyeye ait plajı hazır kurulmuş işletmeyi neden, hangi düşünce ile devrettiğinizi de anlamış değiliz!
Sponsorum var festival yaparım, çayı ucuza satarım, istediğim kararlar geçmezse mağdur rolü oynarım diyerek ilk 100 günü tamamlayan Bilgin, İstanbul ziyaretlerine de başlayarak bu yönetim şeklinin tüm gereklerini yerine getirmiş oldu.
***
BIYIK’IN SON MAĞDURU URALOĞLU MU?
Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık’ı hepimiz ezberledik. Biraz “twitter popüleritesi”, biraz herkese “şirin gözükme gayreti ve “bakın beni herkes seviyor” anlayışı onu bu hale getirdi.
Göreve geldiği ilk zamanlarda milletvekili olan Salih Cora’ya duyduğu sevgiyi dile getiriyordu. Çay TV’de Halil İleli’nin programına katılan Bıyık, “Salih Cora beni arayarak AK Parti ilçe teşkilatı ile ilgili Bizimkiler ne yapıyor anlamıyorum” dediğini ve kendisine dert yandığını canlı yayında ballandıra ballandıra anlatacak kadar ileri gitmesi, kendi idealleri için vaz geçemeyeceği kişi olmadığını göstermişti.
Salih Cora vekil olamadı...
Sonra Murat Zorluoğlu ile olan samimiyetini her ortamda anlattı. “İlçe belediye başkanları arasında en iyi benimle çalışıyor” ifadesini kullandı…
“Ailece görüşüyoruz” diyerek, evinde çektirdiği fotoğrafı servis edecek kadar bunu ispatlamaya ihtiyaç duydu.
Zorluoğlu yeniden aday gösterilmedi…
Şimdi sıra Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’na geldi…
Oda TV’ye karşı devletin bakanını savunacak kadar cesaretliyim mi demek, yoksa dikkat mi çekmek istiyor buna henüz karar veremedik!
“AK Partili ilçe belediye başkanları Bakanı savunmuyor, ben savunuyorum, Lütfen beni sev” diye şevkat mi dileniyor!
Hemşehricilik ayağına yapmadığı atraksiyon kalmayan Bıyık, epeydir Ekrem İmamoğlu ve İbrahim Özkan’la ilgili paylaşım yapmadı!
Rüzgâr bu taraftan esiyor demek ki.
Aman ha Sayın Bıyık, hemşehricilik önemli ve ihmale gelmez!
Herkese mavi boncuk dağıtmaya devam!
Bir de totem yapalım!
İlgi ve alaka göstermeye çalıştığı herkesin yerinden olduğu bir süreci bizzat yaşayan Bıyık’ın bu esrarengiz hikmeti bakalım Bakan Uraloğlu’na da sirayet edecek mi?
“Evet” dediğinizi duyar gibiyim!
***
FUTBOL TAM BİR YAZBOZ TAHTASI
Türkiye’de hiçbir konuda, hiçbir kuralın neredeyse sürekliliği olmuyor. Siyasette de, sivil toplumda da, meslek odalarında da futbolda da aynı yöntem yıllardır sürüp gidiyor ve sonra da, “Biz neden geri kalıyoruz?” diye anlamsız soru beyinleri yakıyor. Bilindiği gibi TFF’nin bir önceki yönetimi yapılan yoğun çalışmalar sonunda, yabancı sayısının 12’ye indirilmesini ama sahada 11 yabancı oynatmanın serbest olduğuna dair karar almıştı. Bu da mevcut sezonda uygulanacaktı. Fakat yeni seçilen İbrahim Hacıosmanoğlu’nun ilk icraatı bu yeni kuralı çöp kutusuna atmak oldu. Futbolun bu kadar dışından gelen bir isimden de mantıklı bir çalışma sonunda futbolun yeni değerlerini oluşturmasını beklemek söz konusu değildi. Ne yaptılar. İlk icraatları yabancı sayısını kulüplerin istediği gibi yine 14’e çıkarmak oldu. Ve sahada 11 yabancı futbolcunun bulunması kuralı da devam edecek.
***
HALKIN PARASININ DÜŞMANI MISINIZ?
Kardeşim daha dün bu kural kötü de olsa eski federasyon tarafından neden alınmıştı? Niçin yürürlüğe konmuştu? Bu konularla ilgili detaylı en küçük bir çalışmanız oldu da mı hemen kulüplere şirin gözükmek için 14 yabancı kuralını yeniden hayata geçirdiniz? Madem böyle bir kural getirdiniz o halde geçen sezon uygulanan sahada 8 yabancı bulundurma kuralını da işletseydiniz ya… Şimdiki koşullarda Türk futbolcusunun önü nasıl açılacak. Zaten güç bela forma buluyordu çok özel yetenekler. Şimdi onların da önünü kapatma adına ilk harcı koymuş oldunuz. Sizin gibi futbolun F’sinden haberi olmayanlar bile bu sporu yönetiyorlar da, Türk oyuncusunun sahada daha fazla sayıda olmasının sakıncasını bana biriniz anlatabilir mi? Yazık değil mi gençlerimize? Yabancılara verilen yüz milyonlarca Euro bu ülkenin halkının cebinden çıkıyor, yurt dışına transfer ediliyor. Siz bu ülke halkının parasının düşmanı mısınız? Futbolu böyle yaz boz tahtasına çevirerek nereye varacaksınız?
Yazıklar olsun!










