YANGIN FELAKETLERİ VE ALINMAYAN DERSLER
Türkiye, 76 kişinin hayatını kaybettiği ve Cumhuriyet tarihinin en büyük yangın facialarından biri olarak tarihe geçen Kartalkaya Grand Otel faciasına ağlıyor. Ancak bu acı tablo, yalnızca bir yangın trajedisi değil; aynı zamanda ihmaller zincirinin ve denetimsizliğin neden olduğu bir felakettir.
Facianın gerçekleştiği Kartalkaya Kayak Merkezi, sömestir tatilinde ailelerin ve çocukların yoğun olarak tercih ettiği bir destinasyon. Böyle bir yoğunluk beklenirken otelin yangın güvenlik önlemleri neden yeterince denetlenmedi? Yangın çıkışı, alarm sistemleri ve müdahale mekanizmaları gibi temel güvenlik unsurlarının eksikliği, yaşanan kayıpların başlıca nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu ihmaller, sadece otel işletmecilerinin değil, aynı zamanda ilgili kurumların denetim sorumluluğunu yerine getirmemesinin de bir göstergesidir.
Yangından sonra yapılan açıklamalarda, yetkili bakanlıkların sorumluluk alması bir yana, klasikleşmiş "soruşturma başlatıldı" ifadeleriyle olay geçiştirilmeye çalışıldı. Ancak demokrasilerde böylesine büyük bir ihmalin ardından sorumlu yetkililerin istifa etmesi beklenir. Bu, yalnızca bir etik sorumluluk değil, aynı zamanda halkın devlete olan güvenini tazelemenin bir gerekliliğidir. Maalesef, Türkiye’de AK Parti hükümetleri döneminde istifa müessesesi neredeyse tamamen ortadan kalktı. İstifa kültürünün yokluğu, yetkililerin hesap verme sorumluluğunu kaybetmesine ve halkın olaylardan ders çıkarılacağına dair inancını yitirmesine yol açıyor.
Bu tür facialar bir kader değil, ihmal ve yetersizliklerin kaçınılmaz bir sonucudur. Yangın gibi risklerin yüksek olduğu alanlarda sıkı denetimler, katı yaptırımlar ve kriz yönetimi planları hayata geçirilmeden benzer acıların yaşanması kaçınılmazdır. Sadece faillerin değil, denetim mekanizmalarını işlemeyen kamu görevlilerinin de sorumluluk alması gerekiyor. Ancak gerçek bir değişim, ancak sorumluluğun sadece sözde değil, eylemde de sahiplenilmesiyle mümkün olacaktır.
Unutulmamalıdır ki kaybedilen 76 canın vebali, ihmallere ve denetimsizliklere göz yuman herkesin omuzlarındadır. Toplum olarak, böyle trajedilerin tekrarlanmaması için hesap sorma ve hesap verme kültürünü yaşatmak zorundayız.
Hiçbir Şey Olmamış Gibi!
Kartalkaya'da Grand Otel'de yaşanan yangın faciası, 76 kişinin hayatını kaybettiği korkunç bir trajedi olarak hafızalara kazındı. Ancak bu elim olayın çevresindeki başka bir gerçek, toplum olarak duyarsızlığımızı ve bireysel önceliklerimizin ne denli öne çıktığını bir kez daha gözler önüne serdi. Aynı bölgede bulunan diğer otellerdeki tatilcilerin, büyük bir yangının hemen ardından tatillerine kaldıkları yerden devam etmesi, üzerinde durulması gereken bir toplumsal mesele haline geldi.
Bu tür olaylar, sadece kayıplarımızı değil, toplum olarak duyarlılığımızı da sorgulatan anlara dönüşüyor. Bir otel kül olmuş, 76 kişi yaşamını yitirmiş, onlarca aile yasa boğulmuşken, birkaç yüz metre ötede tatilcilerin kayak yapmaya ve eğlenmeye devam etmesi, vicdanlarımızı yaralayan bir görüntü oluşturdu. İnsanlar, çevrelerinde bu denli büyük bir acı yaşanırken, nasıl "hiçbir şey olmamış gibi" davranabiliyor?
Bu tavrın altında yatan sebepler çok boyutlu olabilir:
1. Empati Eksikliği: Modern toplumlarda bireyselleşme, empati kurma yeteneğimizi zayıflatıyor. İnsanlar, bir felaketin kendi başlarına gelmediği sürece derin bir bağ kurmakta zorlanıyor. Bu durum, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" anlayışının yaygınlaşmasına neden oluyor.
2. Alışılmışlık ve Kayıtsızlık: Türkiye’de trajik olaylar ne yazık ki sıklıkla yaşanıyor. Yangınlar, depremler, kazalar... Toplum olarak bu felaketlere alışıyor ve zamanla tepki göstermek yerine olayları normalleştiriyoruz. Büyük acılar bile gündelik hayatımızı kesintiye uğratmıyor.
3. Tatil ve Bireysel Çıkarların Önceliklendirilmesi: Tatile çıkan bir birey, genellikle o süreyi "hak edilmiş bir ödül" olarak görüyor. Bu algı, çevrede yaşanan felaketlere karşı duyarsızlığa yol açabiliyor. "Benim tatilim bozulmasın" düşüncesi, bireysel çıkarların toplumsal duyarlılığın önüne geçmesine neden oluyor.
Bu olay, toplum olarak vicdani sorumluluklarımızı tekrar sorgulamamız gerektiğini gösteriyor. Böyle bir facia karşısında en azından bir durup düşünmek, saygı göstermek ve kayıpları anmak, toplumsal birlikteliğin en temel göstergelerinden biridir. Herkesin tatiline devam etmesi, ne bu trajedinin önemini azaltır ne de yaşanan kayıpların acısını hafifletir. Aksine, toplumsal dayanışmanın eksikliğini ve bireysel bencilliklerin ne denli ön planda olduğunu gözler önüne serer.
Toplum olarak, böyle durumlarda durup acıyı paylaşabilmek, başkalarının kayıplarına saygı gösterebilmek ve toplumsal bir bilinç geliştirebilmek zorundayız. Çünkü bir yerde duyarsızlık, zamanla daha büyük kopuşlara ve empati yoksunluğuna neden olur. Ve en önemlisi, insan olmanın anlamını kaybetmeye başlarız.
***
BU NE SORUMSUZLUK SAYIN KOÇAL!
Bolu’da yaşanan yangın faciası sonrası onlarca vatandaşımız yaşamını yitirdi. Ülkede milli yas ilan edildi. Fakat, AK Partili Vakfıkebir Belediye Başkanı Fuat Koçal ve Vakfıkebir Turizm İlçe Müdürü Tahsin Albayrak Tonya’da bir Restoran’ta bağlama eşliğinde Türkü söylerken görüntülendi. Üstelikte bu Türkü şöleni sosyal medya hesabında canlı olarak yayınlandı.
Vatandaşlardan gelen tepkiler üzerine yayın kısa bir süre sonra sonlandırıldı.
Koskoca bir ilçenin belediye başkanı ve Turizm İlçe Müdürü’ne böyle bir tavır hiç yakışmadı. Ülkede insanların içi kan ağlarken böyle bir sorumsuzluk sergileyen Koçal ve Albayrak’ın bu tavrını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.
***
TEMEL KOÇHAN KOLLARI SIVADI
Cumhuriyet Halk Partisi’nin iki ay içinde yapılacak olan İlçe kongresinde Maçkalı iş insanı Temel Koçhan İlçe başkanlığı görevine talip oldu.
Maçka’nın köklü CHP’li ailelerinden birine mensup olan Temel Koçhan Maçka’daki partililerin yoğun ısrarı karşısında bu göreve talip oldu.
Kongreye kadar Maçka’daki delegelerle görüşüp istişarelerde bulunacak olan Koçhan’ın sıkı ve disiplinli bir seçim süreci yöneteceği öğrenildi.
***
HAKAN USTA BAŞKENT YOLCUSU
Trabzon Sağlık Hizmetleri İl Müdürü Hakan Usta, Sağlık Bakanlığında önemli bir göreve getiriliyor. Uzun yıllardır Trabzon’da doktorluk, başhekimlik ve Sağlık İl Müdürlüğü görevinde bulunan Usta, önümüzdeki günlerde bakanlıkta göreve başlayacak.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun bizzat kadrosunda yer almasını istediği Usta’ya Daire Başkanlığı görevinin verilmesi bekleniyor. Usta’nın atamasının birkaç gün içinde netleşeceği öğrenildi.








