TFF KAPISINDA İŞE ALIM BEKLENTİSİ
Türkiye Futbol Federasyonu'nda (TFF) yaşanan başkan ve yönetim değişikliği futbol camiasında büyük bir işe alım beklentisi oluşturdu. Mehmet Büyükekşi ekbinin ardından göreve gelen İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu'nun tüm kurul başkanları ve üyelerinden istifalarını istemesi, TFF'de yeni bir dönemin başladığının en büyük göstergesi oldu.Bu gelişme, futbol camiasında TFF'de yeni iş imkânları doğacağı beklentisini artırdı. TFF'nin yeni yönetiminin futbolun tüm paydaşlarını kucaklayan, şeffaf ve katılımcı bir anlayışla hareket edeceği beklentisi, işe alım süreçlerinin de bu doğrultuda şekilleneceği düşüncesini güçlendiriyor. Özellikle liyakat esasına dayalı, adil ve eşit fırsatlar sunan bir işe alım sürecinin hayata geçirilmesi, TFF'nin yeni dönemde güvenilirliğini ve itibarını artıracaktır.Ancak işe alımlar bu krtiere göre mi yoksa, eş - dost, ahbap – çavuş, siyaset ilişkisine göre mi olacak büyük merak konusu...İyi niyetli beklenti sahipleri, TFF'nin yeni yönetiminin açıklayacağı vizyon ve hedefler doğrultusunda, futbolun farklı alanlarında uzmanlaşmış profesyonellere ihtiyaç duyulacağı görüşündeler. Özellikle spor yönetimi, hukuk, iletişim, pazarlama, finans, bilgi teknolojileri ve veri analitiği gibi alanlarda deneyimli kişilerin TFF'deki yeni kadrolarda yer alması gerketiğine dikkat çekiliyor. TFF'nin yeni dönemde gençlere ve kadınlara daha fazla fırsat tanıyarak, Türk futbolunun gelişimine daha geniş bir perspektiften katkı sağlaması bekleniyor. Bu doğrultuda, işe alım süreçlerinin genç yetenekleri keşfetmeye ve kadınların futbol dünyasında daha aktif rol almasına yönelik adımlar içermesi büyük önem taşıyor.TFF'deki işe alım beklentisi, Türk futbolunun geleceği için yeni bir umut ve heyecan kaynağı oluşturuyor. Yeni yönetimin atacağı adımların ve hayata geçireceği projelerin, futbol camiasının TFF'ye olan güvenini yeniden tesis etmesi ve Türk futbolunun daha parlak bir geleceğe yelken açmasını sağlayacağı yorumları yapılıyor…***KTÜ DE REKTÖR ADAYLARI MÜLAKATLARI BİTTİKampüs çevrelerinde merakla beklenen Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) rektörlük ataması için bir işlem adımı daha geçtiğimiz hafta tamamlandı. Mevcut Rektör Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı ile birlikte KTÜ içerisinden ve farklı yerlerde görev yapan yaklaşık 30 aday Ankarada YÖK başkanlığında mülakata girdi. Adayların projelerini anlattığı mülakatlar sonucunda YÖK heyetinin belirleyeceği bir grup profesör listesi sıralama yapılarak Cumhurbaşkanlığına sunulacak. Tabi artık Türkiyede bu işler biraz formalite olarak görülüyor. Çünkü Cumhurbaşanı YÖK 'ün belirlediği listeden rektör ataması yapmak zorunda değil. Eğer isterse hiç başvuru yapmayan bir akademisyeni bile rektör olarak atayabilir. Öte yandan KTÜ de mülakata katılan akademisyenler sürecin nasıl geçtiği ile ilgili ser verip sır vermiyormuş. Bu açıdan değerlendirildiğinde önceki dönemlere nazaran rektörlük yarışının sessiz sedasız sonuçlanacağı görülüyor.***TFF SEÇİMİ SONRASI TRABZON’DA KİMLER KAYBETTİ?Yapılan olağanüstü seçim sonrası Türkiye Futbol Federasyonu başkanı seçilen İbrahim Hacıosmanoğlu, Türkiyen’in belkide gelmiş geçmiş en az kabul gören Federasyon başkanı Mehmet Büyükekşi'ye ciddi bir şok yaşattı. Servet Yardımcı' nın adaylıktan çekilmesi ile yarışta Hacıosmanoğlu ile başbaşa kalan Büyükekşi herşeyi planladığını düşünsede dip dalgayı hesap edemedi. Kişiselleştirmeden sadece Türk Futbolu açısından bakıldığında bu tepki çok değerli bir tepki olarak tarihe geçmiştir. Divan başkanlığı için yapılan açık oylamada neredeyse Hacıosmanoğlundan iki kat fazla oy alan Büyükekşi, kapalı oylamada ise adeta İstanbulspor Başkanı Ecmel Sarıalioğlunun dediği gibi "çocukların bile o koltukta görmeye tahammül edemediği" bir başkan olduğunu gördü. Hacıosmanoğlunun zaferinin etkisi Büyükekşi ile birlikte Göksel Gümüşdağ ve Mehmet Baykan gibi isimlerin yüzlerinden okunuyordu. Hatta Spor Bakanı Osman Aşkın Bak tweet dahi atamadı. Aslında kazananın olduğu bu yarışta kaybedenlerin olması çok doğal. Ama bu kaybedenlerin Trabzondan olması ise çok enteresan. Kaybedenlerden ilk göze çarpan Büyükekişi’nin adayı olarak Mehmet Baykanla birlikte divanda yer alan CHP Beşikdüzü belediye başkanı Burhan Cahit Erdem. Büyükekşi gibi bir adayın yanında olması çok yanlış bir tercih oldu. Seçimi kazansa dahi Büyükekşi, Baykan, Gümüşdağ ve hatta Trabzon’u düşman olarak gören Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım ile aynı kulvarda yer alması hafızalarda unutulmaz bir etki bırakacaktır. Ama yinede tercih hakkı vardır ve Trabzonun bir değeridir.Seçimde oy hakkı olup Büyükekşi ile birlikte hareket eden Talat Tokat gibi hakemlerde vardı. Tarafsız olması gereken hakemlerin Büyükekşiyi açıktan desteklemesi lige nasıl yansır tahmin etmesi zor değil. Ancak aynı Tokat ailesine Trabzondan destek verenlerin olması ise şok edici bir gerçek. Yanlış duymadınız Trabzonlu hakem delegelerin ve Trabzon hakem derneği başkanı Ali Şükrü Beldüz’ün Trabzonspor’un ve Trabzonlu hakemlerin defalarca hakkını gaspetmiş Metin Tokatı Cüneyt Çakırla birlikte açıktan desteklemesi de hiç unutulmayacak bir başka iz olarak hafızalarda kalacak.Kalmasıda gerekir. Çünkü hakemler kulvar değiştirme konusunda oldukça uzmanlaşmışlardır. Kaybedenler kulübünde kalmak istemezler. Bir diğer kaybeden ise Trabzonlu MHK üyesi Sefer Altuntaş olarak kayıtlara geçti. Büyükekşinin devam edeceğini seçimi kazanacağını hakemlere bildirmişti. Tarafız kalması gerekirken son anda güç zehirlenmesi yasayarak hakemlere gözdağı vermesi hiç yakışmadı.Bu arada herkes Yeni Merkez Hakem Komitesine Trabzondan kimin gireceğini merak ediyor. Bize gelen duyumlar Barış Şimşek veya Abdullah Yılmaz'dan birinin olabileceği yönünde. Barış Şimşek için ise tek olumsuzluk Cüneyt Çakır’a olan bağlılığı. Umarız onlarda gorevleri bitince kaybedenler külübünde yer almazlar ve Trabzona sahip çıkarlar.***BAŞKANIN KAFASINI KİM KARIŞTIRIYOR?Siz bir insanı sevmiyorsanız, ona elli tane hata yükleyebilirsiniz. En iyi yönlerini bile sanki kusurlarıymış gibi anlatırsınız. Ama bir kişiyi seviyorsanız, yüzündeki çibanları dahi tomurcuk gül gibi yutturma çabası bile gösterebilirsiniz. Bunları neden söyledim? Trabzonspor başkanı Ertuğrul Doğan, geçtiğimiz akşam Aspor’da bir canlı yayına konuk oldu. Burada birçok açıklama yaptı. Altyapı oyuncularıyla ilgili sözleri ise kafa karıştırıcıydı. Doğan, altyapı futbolcularının kazanılması yönünde sorulan soruya yanıt verirken, “Buradan gelen futbolcular bazı yönlerden eksik yetişmiş oluyorlar. A takıma adapte olamıyorlar. Başka takımlara gidiyorlar ve kulübe de düşman olanlar bile çıkıyor” ifadelerini kullandı. Göreve gelirken, en önemli mücadelelerinin üretmek olacağını, aksi takdirde kulübün ayakta bile duramayacağını söyleyen Doğan bir anda altyapı uzmanı kesilmiş ve oyuncuların fiziksel ya da başka yönlerden eksik geldiklerini ifade etme ihtiyacı hissetti. ANTENÖRLER KÖTÜYSE KİM GÖREVE GETİRDİ?Böyle bir düşünceyi Ertuğrul Doğan’a acaba altyapı düşmanı Nenad Bjelica ve Abdullah Avcı mı empoze etti? Gerçekten merak ediyoruz… Dünyada teknoloji ve iletişim her geçen gün gelişirken, Trabzonspor altyapısı da bunlardan alabildiğine yararlanırken oyuncular nasıl eksik gelebilir? Yani teknik adamları mı yetersiz? Bu teknik adamlar yetersizse torpilleri kimler? Ertuğrul D:oğan yönetici ve başkan olarak 7 yıldır kulübün içinde, altyapıya eğitme düzeyi yüksek teknik adamlar bulamadı mı? Kimlerin adamlarını işe aldı? Bu işe alınanların liyakatları yerlerde mi sürünüyordu? Kaldı ki altyapıyı abat edecek diye Duble-Pass isimli firmayla işbirliği yapılmadı mı? Bu firmaya altyapı eğitimi üst seviyeye çıksın diye 2 milyon Euro ödenmedi mi? Başkan Ertuğrul Doğan söylemleriyle birlikte kendi eylemleriyle çelişkiye düştüğünün de farkına varamıyor mu acaba?ALTYAPIDAN ÇIKAN OYUNCULAR GÖZÜNÜZE GİRSİN!Tüm dünya bilir ki Trabzon bir futbolcu tarlasıdır. Bu futbolun ülkemizde hayat bulduğu günden itibaren böyledir. Trabzonspor kurulduktan sonra da kendi tarlasındaki ürünlerden beslenme yoluna gittiğinde Türkiye’de bir devrim yapmıştır. Merhum Özkan Sümer tarafından altyapı kurulduktan sonra da burası bir fabrikaya dönüşmüştür. Bu ülkede hem kendi takımına, hem de başka kulüplere en çok futbolcuyu veren altyapı Trabzonspor’dadır. Ertuğrul Doğan doğmadan buradan futbolcu fışkırıyordu. Çocukluk ve gençlik günlerinde de Trabzonspor altyapısı fabrika olmaya devam etmişti. İsimleri saymamıza gerek var mı? Yine Doğan genç olduğunda da Bordo-Mavili kulübün altyapısı harikalar yaratıyordu. Y:abancı ve transfer yapma sevdasına rağmen yine de ülkenin en çok üreten fabrikasıydı Trabzonspor altyapısı… Ve Doğan olgunlaşıp yönetime girdiğinde de bu altyapı Uğurcan Çakır, Yusuf Yazıcı, Abdulkadir Ömür, Abdulkadir Parmak, Hüseyin Türkmen, Ahmet Can Kaplan ve nicelerini Türk futboluna da bu kulübe de armağan etti. Takım onlarla ayağa kalktı. Bunları da mı unuttu Ertuğrul Doğan?TRANSFER ETTİKLERİNİZ KUSURSUZ MU BAŞKAN?Ahmet Ağaoğlu’yla başlayan ve Ertuğrul Doğan ile devam eden rezalet transfer politikası altyapının fabrika ayarlarına dönme eğiliminden tornistan yapılmasına sebep oldu. O kadar transfer yaparsanız ve alttan gelen oyunculara güven duyup, özgüven aşılayıp sahaya sürmezseniz tabii ki onları kazanma şansınız kalmaz. Ama ben burada başka bir şey sormak istiyorum Sayın Doğan’a; “Siz altyapıdan gelen oyuncuların eksik yönleri bulunduğunu söylüyorsunuz. O toz kondurmadığınız Abdullah Avcı ve daha önce yere göğe sığdıramadığınız Nenad Bjelica ile birlikte transfer ettiğiniz bir tek kusursuz futbolcu bana gösterin. Bir tek.” Var mı? Tabii ki yok! Ama onlara milyonlarca Euro verirken gözünüzü bile kırpmıyorsunuz. Kulübün paralarını her yönüyle eksik olan, birçok zaafı bulunan yabancı-yerli isimlere harcamaktan ve toplumun umutlarını sömürmekten geri durmuyorsunuz.ALTTAN GELEN EN AZINDAN İFLAS ETTİRMEZŞu Abdullah Avcı’ya bir sorsanız bakalım, alttan gelenler eksisi var da milyonlarca Euro ödettiklerinin yok mu? Onların eksisi yoksa, neden birçoğuna bir iki sezon bile dayanamayıp hemen gerisin geri postalıyor ve kulübe korkunç zararlara mal olmasına sebep oluyorsunuz? Neden alttan gelenlerin eksik olduğu söylemine inanıyorsunuz da, dışarıdan size fahiş fiyatlarla aldırılan oyuncuların çöp olmasıyla birlikte, bunları size önerenleri hesaba çekmiyorsunuz. Bakın Sayın Ertuğrul Doğan; Altyapıdan gelen oyuncuların da eksikleri olacak kuşkusuz ama oynayarak, güven verilerek, özgüven kazandırılarak eksiklerini adım adım azaltacaklar ve bir kısmı kusursuzluğa uzanacak. Böyle olmasa bile en azından kulübün kasasından 10 milyonlarca Euro’nun çıkmasına neden olmayacaklar. Yani demem o ki, alttan gelenler çok yararlı olamasalar bile kulübü iflas ettirmezler. Ve sizin büyük umutlarla ve tantanayla milyonlarca Euro ödeyerek transfer ettirip, hava alanlarında karşılattırdıklarınız gibi… Bunu aklınızın bir köşesine yazın olur mu?***YALÇIN ORHAN İHRAÇ EDİLMELİ Mİ?Türkiye Futbol Federasyonu seçimleri yapıldı. Trabzonspor eski başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu Mehmet Büyükekşi’ye karşı kazandı. Büyükekşi’nin listesinde Yalçın Orhan’ın bulunması ise bazı çevrelerce tepkiyle karşılandı. Orhan aslında, Mehmet Büyükekşi gibi futbolu yönetirken kaostan başka bir şey üretmeyen bir ismin listesinde olma tercihiyle vizyonunun ne kadar zayıf olduğunu göstermiş oldu. Sağlıklı düşünen her insan Mehmet Büyükekşi’nin kesinlikle aday olmaması gerektiğini bilir. Ama aday olduğu takdirde de yine Türk futbolunun geleceğinin planını doğru yapmak isteyen hiç kimse listesinde yer almaz. Yalçın Orhan bu açıdan büyük bir yanlışa imza atmıştır. Cahit Erdem de aynı şekilde Büyükekşi’nin Divan Kurulu’nda yer alarak koltuk sevdasını bir kez daha göstermekten geri durmamıştır. Erdem, koltuk olsun da nasıl olursa olsun havasında bir isimdi ve bundan kesinlikle vazgeçmeyeceğini gösterdi. HACIKERİMOĞLU’NUN ÇAĞRISI ÇOK İLGİNÇTüm bu olaylar yaşanırken, TFF eski yöneticisi Mustafa Hacıkerimoğlu, yazılı bir açıklama yaparak Yalçın Orhan’ın kesin ihraç istemiyle Disiplin Kuruluna sevk edilmesini talep etmişti. Hacıkerimoğlu yaptığı yazılı açıklamada “Kongre sürecinde Trabzonspor'un desteklediği adaya karşı rakip listede yer alan eski Trabzonspor yöneticisi Yalçın Orhan'ın Trabzonspor'a rağmen ve karşısında duruşunu Trabzonspor'un kurumsal kimliğine ve camianın birlik ve bütünlüğüne bir meydan okuma olarak algıladığımdan, Trabzonspor Yönetim Kurulu'na bir dilekçe ile başvurmuş bulunmaktayım. Camianın fertlerinin bundan sonraki süreçte tekrar böyle durumlar yaşamaması için Trabzonspor Disiplin Kurulu'nun bir an önce toplanıp ihraç kararı alması, birlik ve bütünlüğü koruyacağı gibi tekrar böyle durumların yaşanmasını da engelleyecektir. Trabzonspor Yönetim Kurulu ve Disiplin Kurulu'ndan bu konuda gereğini yapmalarını saygılarımla arz ederim” ifadelerini kullanmıştı. GENEL KURUL MU DESTEK KARARINI VERDİ?Trabzon’da 41 yılı aşkın süredir spor gazeteciliği yapıyorum. Bu sürenin neredeyse tümünde de Trabzonspor muhabiri ya da, yazarıydım. Mustafa Hacıkerimoğlu’nun ismini TFF yönetimine girdiğinde duymuştum. Bu kulübün her hangi bir yerinde aktif olduğuna tanık olmamıştım. Ya da birileri, “Mustafa Hacıkerimoğlu isimli çok çalışkan, bilgili, vizyon sahibi isim var. Kulübe büyük katkılar sunuyor” dediğini de duymadım. Ancak TFF’ye girdikten sonra ismi sık sık gündeme gelmeye başladı. Yöneticiliği bıraktıktan sonra da yine kendinden söz ettiriyor. Peki Mustafa Hacıkerimoğlu’nun Yalçın Orhan için yaptığı çağrı gerçekçi mi? Bana göre kesinlikle değil. Bir kere Trabzonspor yönetiminin desteklediği adayı, tüm Bordo-Mavili kulübün eski yöneticilerinin ya da üyelerinin destekleme gibi bir tavrı olması beklenemez. Belki de yönetim, çok kötü bir adayı desteklemeyi tercih etmiştir. İbrahim Hacıoısmanoğlu’nun bu kulübü yönetirken verdiği zararlardan Hacıkerimoğlu’nun hiç haberi var mıdır? Neyse bunlar ayrı konu… Ancak Trabzonspor yönetimi, TFF seçimleriyle ilgili tek maddelik bir genel kurul çağrısı yapsaydı, burada adaylar arasında kimin destekleneceği konuşulsaydı ve kongre üyelerinin kararıyla bir isim etrafında toplanma şeklinde bir karar çıksaydı Yalçın Orhan’ı yargılama hakkı olabilirdi. Ama böyle bir şey olmadı. O halde, neden bu celallenme? Ve gereksiz yere gündem oluşturma!...Bu kulübü üye veya taraftar olarak da olsa temsil ettiğini düşünen insanların biraz daha duyarlı ve dikkatli dil kullanması en doğrusudur. Umarım bu uyarımız dikkate alınır! Kılçık
22 Temmuz 2024 - 07:29
Güncelleme: 22 Temmuz 2024 - 10:45
22.07.2024 KILÇIK
Kılçık
22 Temmuz 2024 - 07:29
Güncelleme: 22 Temmuz 2024 - 10:45











Yazınıza baştan sona katılıyorum.. “Kral öldü yaşasın yeni kral..“ özdeyişi devletin devamlılığına işaret eden cümledir.. Zira iktidarı elinde bulunduran değişse de, aslolan iktidarın kendisidir. ülkemizin kurumlarında sıkça karşılaşabileceğiniz bir hadisedir bu aslında.. Yönetici değişir,eski yöneticiye daha düne kadar padişah muamelesi yapan çomarlarımız bir anda çark eder, yeni yöneticinin tebaasıdır artık onlar..