ALDIKLARINIZI AYNI PARAYLA SATABİLİR MİSİNİZ?
Trabzonspor kulübünü yönetenler hemen hemen her sezon çok sayıda transfer yaparken, bunların çok büyük bölümünü gerçek piyasa değerinin çok çok üzerinde para ödüyorlar. Bu yanlış yaklaşım hem bonservis bedelleri, hem de kendilerine ödenen ücret noktasında geçerli… Bu sezonda şu ana kadar 11 transfer gerçekleştirdi yönetim… Her birinde Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın ‘oluru’ var. Hatta futbolcuların tümüyle görüntülü konuşarak onları ikna ettiği de biliniyor. Kulübü yönetenler ne yazık ki geçmişte yaşadıklarından hiç ders çıkarmıyorlar. “Biz bu kadar yüksek ücretleri neden ödüyoruz ki?” diye sorma ihtiyacı bile hissetmiyorlar. Bunca önemli transfer yaptılar ancak Alexand.er Sorhoth dışında hiçbir futbolcudan gözle görülür önemli karlar elde edemediler. Takıma yararlı olanlar bile giderken kulübe para kazandırmaktan uzaktılar.
FUTBOLCU PAZARINIZI DEĞİŞTİRECEKSİNİZ!
Bu noktada, “Biz kendimize bu soruyu soruyoruz ve futbolcuları Trabzon gibi küçük bir kente gelmek için ancak yüksek paralarla ikna edebiliyoruz” diyorlarsa o zaman bu kulübe tarihi kötülük yapıyorlar. Çünkü bu durumda yapmaları gereken, Trabzon’u küçük değil, büyük ve tarihi açıdan büyük önem taşıyan kent olarak gören ülkelerden ve takımlardan oyuncu almalıdırlar. Bir PR ekibi kurup, Afrika, Asya, Güney Amerika, Kuzey Avrupa’nın futbolda piyasası düşük ülkelerini tarayacaklar ve en iyileri bulup, düşük maliyetlerle alacaklar. Mevcut yöntemle yapılan transferlerde kesinlikle kulüp her zaman büyük zararlara uğrayacaktır ve bu kaçınılmazdır. Bu transfer döneminde yapılan transferlere de yüksek ücretler verildiği tespit edilebilir. Bu noktada yönetim, en kaliteli transferleri olarak kabul ettikleri bir ismi satılığa çıkarsın, baksınlar da kendilerinin o futbolcuya ödedikleri rakama yaklaşacak bir tek kulüp bulabilirler mi?
Bulamazlar!
Çünkü hiçbir kulüp Trabzonspor gibi bonkör değil!
***
AVCI’NIN SOSYAL MEDYA ÇIKIŞI VE HATIRLATTIKLARI!
Trabzonspor teknik direktörü Abdullah Avcı, Rapit Wien maçından önce ve sonra sosyal medyada kendisine ağır hakaretler edildiğinden ve telefon numarasının birilerine verildiğinden söz etti. Bunların da telefonundan arayıp hakaretler ettiğini, çirkin mesajlar attığını vurguladı, organize bir kötülüğün varlığını dile getirdi. Kuşkusuz böyle bir eylemin yapılmış olması halinde affedilemez. Yapanın da insanlıkla ilgili olmadığını düşünenlerdenim. Twetter ve İnstangram kullanmadığım için bu mecralarda Avcı ile ilgili ne yazılıyor, ne çiziliyor bilmiyorum. Facebook’ta ise 5 bine yakın arkadaşım var ve Trabzonspor taraftarlarının büyük bölümü, Abdullah Avcı’ya tepki gösteriyorlar. Ama hakaret yok. İş bilmezliğinden, yetersizliğinden, yanlış transferlerinden söz edip, istifaya davet ediyorlar. Telefonunun birilerine servis edilip edilmediğini de bilmiyoruz. Keşke Abdullah Avcı, telefonundan kendisine yapılan hakaret mesajlarını paylaşsa da kamuoyu bu kişilerin kimler olduğunu da öğrense… Ya da bu kişiler emniyete bildirilmişse, aynı işlemi Trabzon Emniyet Müdürlüğü yapsa…
AYLARCA KULÜPTE KÖSTEBEK ARANMIŞTI
Çünkü somut bir delil ortaya konmayınca, “Gerçekten telefonu birilerine verildi mi?” diye sormak durumunda kalıyoruz. Neden mi? Biliyorsunuz iki yıl önce takım çok kötü giderken Abdullah Avcı, “Takım kadrosunu sızdıranlar var. Bu kulüpte çalışan, kulübe hizmet edecek, arkadaşlarına, dostlarına değil” diyerek içeriden bilgi sızdırıldığını söylemişti. Türkiye günlerce Trabzonspor kulübünde köstebek aramıştı. Bir ara fatura bir masör ve malzemeciye çıkarılmaya çalışılmış ama onların da suçsuz olduğu anlaşılmıştı. Avcı daha sonra da, “Ben kulüp içinde köstebek olduğunu ima etmedim” açıklaması yapmıştı. Yani demem o ki, işler kötü giderken Abdullah Avcı’nın mağdur rolüne bürünme gibi bir tavrı olduğunu daha önceden biliyoruz. Bu kez de benzer bir operasyon ile karşı karşıya kalmadığımızı bilmek istiyoruz. Bunun yolu da Avcı’ya bilinmeyen numaralardan gelen mesajların o numaralarla birlikte kamuoyu ile paylaşılmasıdır. Bu yapılırsa, o kişileri hem çok daha sert lanetlerin, hem de Abdullah Avcı’nın yaşadığı mağduriyeti kamuoyuna aktarırken, kalemimizi daha rahat oynatabiliriz.
Bu çağrımız karşılık bulur mu?
Bekleyeceğiz!!!
***
ONLARINDA TATİL YAPMAYA HAKKI VAR!
Türkiye’de siyasilerin tatil yapmaları halk tarafından sürekli eleştirilir. Vatandaş, oy vererek seçtiği kişileri sürekli o makamlarda aktif halde görmek ister. Hatta yöneticilerin normal bir insan olduğunu unutur, karşısındakine adeta robot gözüyle bakar.
Bu yaklaşımı doğru bulmadığımızı belirtmek isteriz. Siyasilerinde bizler gibi normal insanlar olduğunu, hiçbir şey yapmasalar dahi günlük telefon görüşmelerinin bile kendilerini ne kadar yorduğunu biliyoruz. Bir gün içinde farklı birkaç ilde olduklarına da şahitlik etmişliğimiz var. Hizmet dışı işlerinin yoğunluğunu söylemiyoruz bile. Ziyaretler, ziyaretçiler, düğünler, cenazeler, taziyeler, açılışlar v.s.
Şöyle bir düşündüğünüzde sadece bunları bile gerçekleştirmek bir insanın yorulmasına neden olacak faktörler.
Trabzon’da görev yapan Belediye Başkanları içinde bu geçerli. Ahmet Metin Genç’in en son ne zaman tatil yaptığını hatırlamıyoruz. Yanlış hatırlamıyorsam, geçtiğimiz yıl kızının üniversite kayıt işlemleri için İzmir’e gitmiş birkaç gün orada kalmıştı. Kış aylarında sadece Pazar günleri bir günlüğüne köydeki evinde istirahate çekildiğini, burada birkaç saat dinlendikten sonra nikâh ve cenazelere katıldığını biliyoruz.
Genç’inde bu yoğun tempoya ara vererek, ailesi ile birlikte kısa da olsa bir tatili hak ettiğini düşünüyoruz.
Ahmet Kaya’nın ise milletvekilliği döneminde çok çalıştığını gözlemlemiştik. Kaya’nın bir yandan Trabzon’da diğer tarafta partisinin görev verdiği illerde yoğun bir mesai verdiğini daha önceki yazılarımızda dile getirmiştik.
Kaya genel seçimler sonrası iyi bir dinlenme fırsat ele geçirmişti. Yerel seçim çalışmalarına diğer rakiplerine nazaran iki ay erken başlayan Kaya, yüksek tempoda bir seçim kampanyası yürütmüş ve karşılığını da başkan seçilerek elde etmişti.
Ortahisar Belediye Başkanlığı döneminde günde 18 saat mesai yapan Ahmet Kaya’nın da bunda sonraki süreçte te bu ritmi kaybetmemesi gerekiyor.
Şimdilerde Kaya’nın küçük bir tatil yaparak yeniden enerji depolaması ve sahalara daha da aktif bir şekilde dönmesi gerekiyor.
***
ŞAHİNKAYA KAMUOYUNU BİLGİLENDİRMELİ
Trabzonspor altyapısı üretken bir yapıya sahip olmasına rağmen yıllarca faaliyetlerini hep içine kapalı olarak yürüttü.
Müsabaka sonuçları dışında kamuoyunun Trabzonspor altyapısında neler yaşandığına ne gibi faaliyetler yapıldığına dair en ufak bir kanaati yok!
Sokakta konuşulan “altyapıda torpil var” kelimesi dışında başka bir değerlendirmeye şahit olmanız çok zor.
Hâlbuki Trabzonspor gibi büyük ve geniş bir altyapıya sahip olan bir kulübün kent ile daha uyumlu ve barışık olması elzem görünüyor.
İnsanların Trabzonspor altyapısı denince, bilgi sahibi olması en azından dışarıdan biri soru sorulduğunda, birkaç cümle kurması gerekir.
Bunun için altyapı yönetiminin aylık basın toplantısı düzenleyerek, faaliyetler hakkında bilgi vermesi gerekiyor. Böyle bir yaklaşım yapılan işe ayrı bir ciddiyet kazandırır.
Trabzonspor’un Gençlik Geliştirme Koordinatörü Güngör Şahinkaya’nın yıllık planlama, yapılacak uygulamalar ve hedefler konusunda geniş bir sunum yaparak, yeni sezon öncesinde camiayı aydınlatmasını temenni ediyoruz.
***
AMATÖR FUTBOL YOK OLMA AŞAMASINDA
Türkiye’de futbol, profesyonel liglerde olduğu gibi amatörde de artık paranın hâkim olduğu bir sektör haline dönüştü. Konuşulan rakamlar dudak ucuklatacak cinsten.
Uzun yıllar Trabzon amatöründe yöneticilik yapmış birisi olarak eski sporcularımla zaman zaman sohbet ediyorum. Kendilerine yıllık transfer ücretlerini sorduğumda hayretler içinde kalıyorum. Bölgesel Amatör Lig’lerde altyapıdan yeni çıkmış 18-19 yaşlarındaki bir futbolcunun kulüplerden aldığı yıllık peşinat 200 bin liradan başlıyor. Biraz daha yaşlı ve tecrübeli sporcuların rakamlarının 1 milyondan başladığı ve 2 milyona kadar yükselebildiği ifade ediliyor. Bunlar korkunç rakamlar. Hatta profesyonel liglerde bile konuşulmayan paralar.
Diğer tarafta Trabzon 1. Amatör Küme takımlarının da Bölgesel Ligleri aratmadığını ve rakamların tahammül edilemeyecek boyutlara ulaştığını söyleyebiliriz. Trabzon’da amatör bir takım BAL’a yükselmeyi düşünüyorsa bir sporcuya taban fiyatı olarak 150 bin lira vermeyi gözden çıkarmalıymış. Burada da rakamlar 500 bin liraya kadar yükselebiliyormuş.
Türkiye’de ciddi ekonomik sıkıntılar yaşandığı bir dönemde, bu tür rakamların telafüz edilmesi mantıkla bağdaşmasa da gerçek bu.
Son 10 yıldır aynı futbolcularla kısır bir döngü içinde devam eden, kalitenin yerlerde süründüğü Trabzon amatöründe altyapıların verimsizliğinin başlıca sebebi A takımlara ödenen gereksiz ve fahiş paralar.
Hâlbuki bu bütçenin yarısı altyapılara harcanmış olsa Trabzon amatörü eski günlerine kısa sürede kavuşacak hale gelir.
Altyapıda bir teknik adam yerine 3 teknik adam çalıştırılıp, sporculara antrenman için ulaşım imkânı sağlanıp, orta düzeyde de olsa kaliteli malzemelerle çalışma imkânı verilirse standartların yukarıya doğru çıkacağı aşikâr.
Fakat kulüp yönetimleri bir anda fahiş fiyatları sporcuların önüne seriyor. Onlardan kapasitelerinin çok üzerinde performans bekliyorlar. Tabi kaçılnızmaz son hüsran oluyor. Futbol piyasasını arttıran o yöneticiler bir sonraki sezon ortalıktan kayboluyor. Olanda gerçek ve samimi kulüpçülere oluyor.
Trabzon amatörünün dibine dinamiti koyan günü birlik başarı bekleyen, kendisine bu yolla popüler olma yolunu açmaya çalışan bu isimler, başarı gelmeyince paraları ile rezil olup toplum içine çıkamaz hale geliyorlar…
Trabzon’daki amatör futbol taban birliklerinin ve kulüplerin ortak bir karar alarak bu sorunu çözmesi gerekiyor. Aksi halde birkaç yıl sonra Trabzon’da amatör futbolun A’sının dahi konuşulmayacağını söyleyebiliriz.






