İMAMOĞLU TRABZON’U ELE ALDI
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında başlatılan İBB soruşturması kapsamında tutuklanmasının ardından İstanbul Saraçhane’de başlayan miting sürecinde, memleketi Trabzon’dan beklediği desteği göremedi. Saraçhane’deki mitinglere Trabzon teşkilatının neredeyse hiç katılmaması, İmamoğlu cephesinde ciddi bir rahatsızlık yarattı.
Aynı şekilde, Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde Trabzon’da toplanan imza sayısının 100 binin altında kalması, bu kırgınlığı daha da derinleştirdi. Parti içi kulislerde, İmamoğlu’nun Trabzon teşkilatına olan güvenini sorgulamaya başladığı konuşulurken, yaklaşan CHP kongresi öncesinde bu bölgeye yönelik adımların hızlandığı belirtiliyor.
İddiaya göre İmamoğlu, teşkilatı yeniden yapılandırmak ve kendisine yakın bir kadro oluşturmak amacıyla CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ı özel olarak Trabzon’a gönderdi. Günaydın, dün CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak’ın ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısına katıldı. Toplantıda milletvekilleri Musa Can, Zeynel Emre ve Cemal Enginyurt da yer aldı.
Bu ziyaretin yalnızca rutin bir program olmadığı, aynı zamanda İmamoğlu’nun bölge teşkilatına yönelik “ince ayar” mesajı taşıdığı yorumları yapılıyor. Özellikle yaklaşan il ve ilçe kongreleri öncesinde İmamoğlu’nun; delegelerden başlayarak, yeni il ve ilçe başkanlarının belirlenmesinde etkili olmak istediği ifade ediliyor.
Bu kapsamda, CHP’nin etkili kurmaylarının önümüzdeki süreçte dönüşümlü olarak Trabzon’a gönderileceği, teşkilatın İmamoğlu çizgisine daha da yakınlaştırılmasının hedeflendiği bildiriliyor.
Kulislerde, İmamoğlu’nun Trabzon’a karşı mesafeli tutumunun kalıcı olmayacağı, ancak yeni bir denge kurulana kadar bu sürecin devam edeceği belirtiliyor. “İmamoğlu Trabzon’a çok şey verdi ama karşılığını alamadı, şimdi denge değişiyor” ifadesi, bu sürecin parti içindeki yansımasını özetliyor.
***SİVRİKAYA PARTİYİ HAREKETLENDİRDİMHP Trabzon İl Başkanı Tolgay Sivrikaya, parti kulislerinde son dönemin en çok konuşulan isimlerinden biri haline geldi. Göreve geleli henüz bir yıl bile olmadan sahada gösterdiği yoğun mesai, teşkilatın tüm kademelerinde yankı bulmuş durumda.
Parti kaynaklarından sızan bilgilere göre, Sivrikaya'nın sadece il merkezine değil, Trabzon’un tüm ilçelerine ikişer kez giderek esnafla birebir temas kurması, tabanda ciddi bir memnuniyet oluşturdu. MHP’nin uzun süredir sahada bu denli görünür olmadığına dikkat çeken teşkilat mensupları, “Tolgay Başkan sahaya indi, teşkilat uyandı” yorumlarını yapıyor.
Özellikle uzun yıllardır düzenlenmeyen “Ülkü Geceleri”ni yeniden başlatması, Sivrikaya’nın teşkilatçılık anlayışını gözler önüne serdi. Gençlik ve kadın kollarını aktif sürece dahil etmesiyle partiye tabandan yeni bir enerji kazandırdığı kulislerde sıkça konuşuluyor.
Genel Merkez'in de bu tabloyu yakından izlediği ve Sivrikaya’nın performansından memnuniyet duyduğu öne sürülüyor. Hatta bazı partililer, Sivrikaya’nın çizdiği bu profilin “yerel siyasetle sınırlı kalmayabileceği” yorumunu da yapıyor.
***
GENÇ’İN TEMPOSU EKİPLERİ ZORLUYOR
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in mesai anlayışı klasik büro saatlerinin çok ötesinde. Sabah saatlerinde başlayan yoğunluk, çoğu zaman gece geç saatlere kadar sürüyor. Açılışlar, saha gezileri, toplantılar, ziyaretler…
Liste uzun…
Bu tempo artık sadece şehirde değil, belediye koridorlarında da konuşulan bir konu haline geldi.
Genç’in daha önceki görevlerinden tanıdığımız dinamik tarzı, büyükşehir makamına geçtikten sonra daha da görünür oldu. Ancak başkanın kendi temposuna uyum sağlama konusunda ekip içinde ciddi bir sınav yaşandığı da bir gerçek. Görüştüğüm belediye personelinden biri durumu şöyle özetledi:
“Başkan hiç durmuyor. Biz ise dönüşümlü çalışmak zorundayız. Eve döndüğümüzde fiziksel olarak bitmiş oluyoruz ama yaptığımız işin değerli olduğunu bildiğimiz için ses çıkarmıyoruz.”
Bu sözler aslında belediyedeki iç motivasyonu da gösteriyor. Fakat diğer yandan, kurumsal dayanıklılık açısından bir alarm işareti sayılabilir. Çünkü bu tempo sadece bireysel eforla sürdürülemez. Kurumsallaşmış bir yapı, görev ve yetki dağılımı, güçlü bir yönetim şeması olmadan bu hız bir süre sonra yıpratıcı hale gelir.
Genç’in avantajı; Trabzon’un siyaset iklimini iyi bilmesi, aktörleri tanıması ve kamuoyuyla doğrudan temas kurabilme becerisi. Fakat her etkinlikte birebir bulunma refleksi zamanla yönetimsel ölçek sorunları yaratabilir. Başkanın her yerde olması güzel ama her işin merkezinde onun olması sürdürülebilir değil.
Kulislerde bu tempo nedeniyle önümüzdeki dönemde bazı iç yapılanmaların gündeme gelebileceği konuşuluyor. Özellikle daire başkanlıkları ve danışman kadrosunun daha işlevsel hale getirilmesi, başkan üzerindeki yükü hafifletmek adına masada olan konular arasında.
***
ZİL SESİ YERİNE SORUMLULUK MU?
Yeni eğitim yılı kapımızda, okullar açılıyor ama Milli Eğitim Bakanlığı'ndan enteresan bir karar geldi: Bazı okullarda zil çalınmayacakmış. Doğrusunu söylemek gerekirse, eğitim sistemimizin çarpıcı sorunları ortadayken zil sesini konuşmak bana biraz yersiz geliyor.
Hababam Sınıfı’nda Adile Naşit’in elindeki zil, sadece dersin bitişini haber veren bir nesne değil, o sınıfın coşkusunun, enerjisinin sembolüydü. Zil sesiyle başlayan teneffüsler, öğrencilerin nefes aldığı, okul hayatına renk kattığı anlardı. Bugün ise öğrencilerin zaman yönetimini geliştirmek bahanesiyle bu zil kaldırılıyor.
Peki, gerçekten küçük yaş grubundaki çocuklardan kendi ders saatlerini takip etmeleri beklenebilir mi? Yoksa öğretmenlere fazladan sorumluluk yüklemek mi amaçlanıyor? Üstelik eğitim sisteminde çözülmeyi bekleyen onlarca sorun varken, zil sesinin rahatsızlık vermesi öncelikli mesele haline gelmiş gibi duruyor.
Eğitimde yenilik elbette şart, ancak bu tür uygulamalar gerçek ihtiyaçlara dayanmalı, günü kurtarmaya değil kalıcı çözümlere hizmet etmeli. Zilsiz okul fikri belki bazı pilot okullarda denenebilir, ama genel uygulama olarak yaygınlaştırılması aceleci ve gereksiz görünüyor.
Unutmamak gerekir ki, okul zilinin sesi sadece bir sinyal değil; öğrenci hayatında bir ritüel, anılarla dolu bir melodidir. Eğitim sorunlarının çözümü, zil sesini susturmakla değil, yapısal ve köklü iyileştirmelerle mümkün olur.










