Trabzon AK Parti İl Başkanı Sezgin Mumcu, partide yalnız bir döneme girdi. Bir dönem kendi ekibiyle siyaset yürüten Mumcu, ikinci döneminde gelen baskılar nedeniyle ekibini dağıtmak zorunda kaldı. Yeni yönetim listesi, Trabzon Milletvekili Adil Karaismail tarafından hazırlandı.
Mumcu, eski çalışma arkadaşlarını yanına alamadı; çünkü karşısında adaylıktan son anda çekilen Zeki Kavanoz vardı. Genel merkez yönetiminin baskıları sonucu Kavanoz adaylıktan çekilmiş, Mumcu ise tek aday olarak seçime girmişti. Partideki tüm gücünü kaybeden Mumcu, kendisine verilen listeyle yeni bir yönetim oluşturmak zorunda kaldı ve yeniden başkan seçildi.
Eski yönetimde Mumcu ile kader birliği yapan 5-6 kişilik çekirdek kadro artık yanındaydı. Bu kadrodan vazgeçmek zorunda kalan Mumcu, AK Parti İl Başkanlığı’nın soğuk duvarları arasında tek başına kaldı. Bakan ve parti üst düzey yöneticilerinin ziyaretleri dışında yüzü gülmeyen Mumcu, her geçen gün halktan uzaklaşarak salon siyasetçisine dönüştü.
Parti içinde etkisini kaybeden Mumcu döneminde, Trabzon AK Parti tarihinin en başarısız dönemlerinden biri yaşanıyor.
***
HOPARLÖRLER SUSACAK, MESAJLAR KONUŞACAK!
Yomra Belediyesi, 1 Ocak 2026 itibarıyla cenaze duyurularında hoparlör anonslarını kaldırıp sadece SMS uygulamasına geçeceğini açıkladı. Gerekçe basit: “gürültü kirliliği” ve vatandaşların “daha hızlı bilgilendirilmesi.” İlk bakışta modern, çağdaş ve hatta çevre dostu bir karar gibi görünüyor.
Gerçekten de şehirlerdeki en büyük sorunlardan biri gürültü. Günün herhangi bir saatinde hoparlörlerden yükselen cenaze anonsları kimi zaman insanların günlük yaşamını bölüyor. Bu uygulamanın kalkması, özellikle sessizliği tercih edenler için ciddi bir rahatlama. Ayrıca SMS’in doğrudan kişiye ulaşması, bilgiyi tüm mahalleye değil yalnızca ilgilisine götürmesi açısından da bir mahremiyet kazanımı.
Fakat işin öteki yüzü de var. Telefon kullanmayan, SMS okuyamayan yaşlı vatandaşlar bu sistemden nasıl faydalanacak? Teknolojiye mesafeli insanlar tamamen dışarıda mı kalacak? Üstelik SMS’in gecikmesi ya da hiç ulaşmaması ihtimali de göz ardı edilemez. “Daha hızlı ve daha güvenli” denilerek tanıtılan sistem, bazı durumlarda tam tersine “daha yavaş ve daha güvensiz” bir tabloya dönüşebilir.
Asıl mesele, teknolojinin kendisi değil; bu teknolojiyi ne kadar kapsayıcı hale getirebildiğimiz. Eğer Yomra Belediyesi bu sistemi, özellikle yaşlı ve teknolojiyle bağı zayıf vatandaşları da kapsayacak alternatiflerle desteklerse, bu karar gerçekten yenilikçi ve faydalı bir dönüşüm olur. Aksi halde, sessizlik uğruna bazı insanların tamamen sessizliğe mahkûm edildiği bir tablo ile karşı karşıya kalabiliriz.
***
KÜÇÜK BALIĞIN GÜNAHI NE?Trabzon’da balık denetimleri yapıldı. Ortahisar’da satış yerleri tek tek kontrol edildi, 11 işletmeye küçük balık sattıkları için ceza kesildi. Ceza da az buz değil, toplam 415 bin 470 lira. Helal olsun, olması da lazım.
Şimdi soruyorum: Bir balık daha büyümeden, üremeden, sofralara düşmeden yakalamanın kime faydası var? Küçük balığı denizden çekip almak demek, geleceği çalmak demek. Bugün tezgâhta ufacık istavrit gördüğünüzde bilin ki yarın sofrada büyük balık bulamayacaksınız.
Satıcıya bakıyorsun, “Vatandaş istiyor, biz de satıyoruz” diyor. Vatandaşa bakıyorsun, “Ucuz, işimize geliyor” diye alıyor. Bu işin bahanesi yok. Denizin hakkı var, doğanın dengesi var. Küçük balık satıp üç kuruş kazanmak için yarının bereketini tüketmeye değer mi?
İl Tarım ve Orman Müdürü İsa Kaplan güzel söylemiş: “Amacımız hem balıkçının emeğini korumak hem de vatandaşın güvenle balık yemesini sağlamak.” İşte mesele tam da bu. Denizi hoyratça kullanırsak, kimsenin emeği korunmaz.
Unutmayalım, deniz bizden intikam almaz ama sessizce tükenir. Balığın küçüğüne göz dikmek, soframızın geleceğini yok etmektir. Bir gün gelecek, balık hali bomboş kalacak, işte o zaman kimse bahaneye sığınamayacak.
***
CAHİT ERDEM AK PARTİYE Mİ?
Trabzon siyasetinde ilginç olduğu kadar aslında çok da ilginç olmayan bir gelişme yaşandı. CHP’li Beşikdüzü Belediye Başkanı Cahit Erdem’in, Ak Parti İl Başkanı Sezgin Mumcu’yu ziyareti gündeme adeta bomba gibi düştü. Aramadığımız, sormadığımız CHP’li kalmadı diyebiliriz. Kimse bir anlam veremedi bu sürpriz ziyarete.
Kulislerde konuşulan iddialar çok farklı. Kimine göre bu ziyaret “sıradan bir nezaket” görüşmesiydi, kimine göre ise “önümüzdeki süreçte atılacak daha büyük adımların ilk işareti.” Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son günlerde bahsettiği “CHP’den AK Parti’ye geçişler olacak” sözleri hatırlanınca, Cahit Erdem’in bu hamlesi ister istemez daha dikkat çekici hale geldi.
Peki, Cahit Erdem’in bu ziyareti, gerçekten de bir yol ayrımının başlangıcı mı? Bize göre, Cahit Erdem’in Ak Parti’ye geçişi ihtimal dâhilinde. Ancak asıl mesele, Cahit Erdem’in Beşikdüzü ilçesinde bu durumu nasıl açıklayacağıdır. Çünkü ilçede hem CHP tabanı hem de genel seçmen dengeleri açısından bu hamle, kolay sindirilecek bir hamle değil.
Önümüzdeki günlerde yeni kulis bilgileri gelir mi, işaretler netleşir mi? Hep birlikte bekleyip göreceğiz.









