Son zamanlarda şehir merkezinden kırsal alanlara, sahil kesimlerinden piknik alanlarına kadar pek çok yerde çöp dağları oluştuğu görülüyor. Yerli halk da, şehri ziyarete gelen turistler de ne yazık ki bu konuda aynı sorumsuzluğu gösteriyor. Sahilde oturup yemeğini yiyen, yaylada mangalını yakıp eğlenen herkes, ardından geride çöplerini bırakıp çekip gidiyor. Ne çevreyi düşünüyor, ne doğayı. Sanki doğa onların çöplüğüymüş gibi…
Özellikle gençler arasında bu sorumsuzluk daha da göze çarpıyor. Sosyal medyada paylaşmak için gittikleri doğal güzellikleri aynı zamanda en çok kirletenler de onlar oluyor. Eğlenmekle doğaya zarar vermek arasında fark var. Ama bunu kavrayamıyoruz.
Peki bu böyle nereye kadar?
Artık bu gidişe bir “dur” deme zamanı geldi de geçiyor.
Kamu kurumları bu konuda daha sert ve kararlı olmalı.
Uyarılarla sonuç alamıyorsak, cezai müeyyidelerle ilerlemeliyiz. Yasalar uygulanmalı, denetimler sıklaştırılmalı, kirlilik yaratanlara caydırıcı cezalar verilmelidir. Aksi takdirde bu sorumsuzluk, sadece çevreyi değil, turizmi, ekonomiyi ve en önemlisi geleceğimizi de tehdit eder hale gelecek.
Unutmayalım, doğa bize ait değil, biz doğaya aitiz.
Ve doğa, bizimle birlikte milyonlarca canlının evi. O yüzden ona zarar vermek, sadece ağaçlara ya da denizlere değil, kendi yaşadığımız dünyaya zarar vermek demektir.
Trabzon gibi güzelliklerle dolu bir şehirde, çöplerin değil çiçeklerin konuşulması gerekir.
Bu güzel kente bu görüntüler yakışmıyor!
Doğayı korumak, sadece belediyelerin, valiliklerin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Ama bu ortak sorumluluğu yerine getirmeyenlere karşı da devletin yaptırımı şarttır.
Sessiz kalmak, suça ortak olmaktır.
Görmezden gelmek, doğaya ihanettir.
Lütfen artık duyarlı olalım. Çünkü doğa affetmez.
***
AKARSULARIMIZ YOK OLUYOR!
"Karadeniz akarsuları dört mevsim gümbür gümbür akar, kurumaz!"Biz de öyle sanıyorduk. Hepimizin ezberinde olan bu cümle artık gerçeği yansıtmıyor. Çünkü gerçekler değişti. Doğa sinyal veriyor, hem de açık açık.
Daha geçen hafta Maçka’nın yükseklerinde dolaşırken Coşandere’ye hayat veren o derelere bir göz attık. Sonbaharda değil, yaz ortasında, Temmuz ayında... Karların erimesiyle gürül gürül akması gereken su neredeyse can çekişiyor.
"Kazın ayağı öyle değilmiş" meğer. Bu yaz iki haftadır su neredeyse yok. Son bir ayda sadece bir kez yağmur yağmış. Evet, yanlış duymadınız. Karadeniz’de, doğanın en cömert davrandığı yerde, yağmur yok!
Peki ya sonuçları? Akarsuyun beslediği balıklar, hayvanlar, bitki örtüsü, köylüler, tesis sahipleri… Herkes şaşkın. Herkes bir köşeden, "ne oluyoruz?" diye sormaya başladı.
Bir zamanlar sellerle gündeme gelen bu dereler artık çocukların oynayamayacağı, hayvanların kana kana içemeyeceği kadar kurak. Derenin suyuna göre plan yapan işletmeler ise adeta iflasın eşiğinde.
"Batı yanıyor. Biz daha iyiyiz."İşte bu cümle artık Karadeniz için bir teselli değil. Çünkü kuraklık Karadeniz’i de vurdu. Üstelik biz buna hiç hazırlıklı değiliz.
Bu yazı bir uyarıdır. Sessiz sedasız çekilen suya, yok olan ekosisteme, her geçen gün azalan yağmura ve gözümüzün önünde eriyen doğaya dair bir uyarı.
Doğaya bakıp hâlâ susuyorsak, yarın susuzluk konuşacak.
***
MOTOSİKLETTE KADIN RÜZGÂRI
Eskiden, Trabzon’un o güzel sokaklarında motosiklet dendiğinde akla hep erkekler gelirdi. O zamanlar, kadınları motosiklet sürerken görmek neredeyse imkansızdı. Bir nevi “adam işi” sayılırdı bu iş. Ama işte zaman değişiyor, rüzgar gibi esen kadınlar da iki tekerin hakkını vermeye başladı.
Bugün, sokakta yanınızdan hızla geçen o zarif motosikletlinin kadın olduğunu fark etmek şaşırtıcı değil artık. Hatta öyle ki, trafikte kadın kurye görünce “Aaa bu da yeni trend” diye düşünür olduk. Çünkü kadınlar bu işi ciddiye alıyor, sadece şov yapıp havalı görünmekten çok, dikkatle, özenle sürüyorlar motosikletlerini. Bu da yetmezmiş gibi, trafik kurallarına uymaya da pek hevesliler.
Tabii, motosiklet normal araçlardan daha riskli. Bir anlık dikkatsizlik hayata mal olabilir. Ama kadınların bu konuda erkeklere kıyasla daha temkinli oldukları da bir gerçek. Trafikte şov yapmıyorlar, kasıtlı risk almıyorlar; belki de biraz daha “hayatın kıymetini bilen” tarafları ağır basıyor.
Şimdi düşünün bir an; evde siparişiniz kapıya geliyor. Zili çalanın kadın motosikletli kurye olduğunu görünce şaşırmayın. Ya da trafikte tartıştığınız kişinin kaskını çıkardığında uzun saçlı, kararlı bir kadınla göz göze geldiğinizde! İşte o an fark edeceksiniz, motosiklette kadınlar artık sadece bir istisna değil, bir norm.
Belki de bu, toplumun değişen yüzünün küçük ama anlamlı bir yansıması. Kadınlar her alanda varlıklarını hissettirmeye devam ederken, motosiklet de artık onlara ait yollardan biri oldu. Şimdi onlara sadece “güvenli sürüşler” demek düşer.
Yollar açık, rüzgar hep yanınızda olsun!
***
İSMAİL DÜZGÜN SEBAT GENÇLİK’TETrabzon basınında uzun süredir görev yapan genç meslektaşlarımızdan İsmail Düzgün, Sebat Gençlik Spor Kulübü’nün medya sorumlusu oldu. Trabzon amatöründen profesyonel liglere kadar birçok spor medyasında önemli ve başarılı haberlere imza atan İsmail Düzgün, en son Karadeniz Gazetesi’nde görev yapıyordu. Karadeniz Gazetesi’nin yayın hayatına son vermesinin ardından bir süre dinlenen genç meslektaşımız, şimdi Sebat Gençlik Spor’un medya servisini yönetecek.İsmail Düzgün, Erzurum’da kamp yapan Sebat Gençlik Spor’un fotoğraf ve haberlerini şimdiden başarılı bir şekilde servis etmeye başladı. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyoruz.









