
Hadisene Trabzon… Hayırlı, uğurlu, haberli olsun!
***
GAZETECİLER İÇİN YENİ BİR ÇATI!Trabzon Gazeteciler Cemiyeti son günlerde kelimenin tam anlamıyla “yeni bir sayfa” açma peşinde. Ama bu kez sayfa haberle değil, betonla dolacak gibi görünüyor. Çünkü Cemiyet Başkanı Ersen Küçük’ün gönlünde yatan aslan, ne bir manşet, ne de tiraj rekoru. Onun gönlü kalıcı bir bina istiyor. Hem de öyle geçici bir konteyner değil; şehir merkezinde, gazetecilere yakışır bir lokal ve idari merkez.Geçtiğimiz günlerde Trabzon Valisi Aziz Yıldırım ile yapılan görüşme, bu hedefin ilk tuğlası olarak not edildi. Gazeteciler sordu, vali dinledi; çay içildi mi bilinmez ama proje kayda geçti.
Şimdi sırada Büyükşehir ve Ortahisar belediye başkanları var. Görüşmeler sırasıyla yapılacak, projeler anlatılacak, destekler istenecek. Yani anlayacağınız, cemiyet yönetimi bu aralar gazetecilik kadar imar planlarıyla da haşır neşir.
Ama durun, daha bitmedi! Başkan Küçük’ün ajandasında bir proje daha var: “Gazeteciler Cemiyeti Evi.” Bir nevi meslektaşlar için mini bir tatil köyü. Butik otel kıvamında, 20-30 yatak kapasiteli, restoranı olan, toplantılara ev sahipliği yapabilecek bir merkez. Hedef hem şehir içi hem şehir dışı üyelerin uygun fiyatla konaklayabileceği, kafa dinleyebileceği ama gerektiğinde de klavyesini alıp haber yazabileceği bir ortam sunmak.
Arazi arayışları Maçka ve Akyazı bölgelerinde sürüyor. Devlet destekli bir çözüm için kulisler şimdiden başladı. Üstelik Başkan Küçük şehir dışı temaslarında inşaat malzemesi konusunda iş insanlarından destek sözü almış. Anlayacağınız, bu proje kağıt üstünde kalacak gibi durmuyor.
Şimdi geriye bir şey kaldı: Araziyi bulup temel atmak. Ondan sonrası zaten Trabzon’un klasik ritüeli: Bir açılış, birkaç kurdele, biraz alkış ve bol bol selfie...
Gazeteciler bu kez haber yapmakla kalmayacak, tarihe not düşecek bizzat “haberin mekanı”nı inşa edecekler gibi. Bekleyip görelim; belki de yıllar sonra bu yazıyı yeni binanın lokalinde, bir fincan kahve eşliğinde tekrar okuruz. Tabii internet çekerse...
***
ÜNVER, YENİDEN TRABZONSPOR’DA!
Trabzonspor’da yeni sezon hazırlıkları hem saha içinde hem de saha dışında hız kesmeden sürüyor. Geçtiğimiz sezon Bordo-Mavili takımı adeta ateş hattından çekip çıkaran Fatih Tekke, teknik direktörlükteki kararlılığı kadar, ekip yönetimindeki stratejik hamleleriyle de dikkat çekiyor.Tekke, sadece transfer çalışmalarına odaklanmakla kalmıyor; teknik kadrosunu da güçlendirerek takımın yapısını sağlam temellere oturtmak istiyor. Bu doğrultuda yaptığı son hamle, camiayı yakından tanıyan bir ismin, Serkan Ünver’in ekibe dahil edilmesi oldu.
Serkan Ünver, Trabzonspor camiasına yabancı bir isim değil. Geçmiş dönemlerde kulüpte idari menajerlik görevinde bulunan Ünver, şimdi yeniden Bordo-Mavili takım için sahne alıyor. Ancak bu kez biraz daha farklı bir rolde… Edinilen bilgilere göre Ünver, teknik heyet ile yönetim arasında adeta bir köprü olacak. Organizasyonel yapının güçlendirilmesi ve saha dışı koordinasyonun daha profesyonelce yürütülmesi adına önemli bir görev üstlenecek.
Bir anlamda Fatih Tekke’nin sportif danışmanı gibi de görev yapacak olan Serkan Ünver, geniş çevresi, deneyimi ve güçlü iletişim yönüyle Trabzonspor’a çok şey katacak gibi görünüyor. Günümüz futbolunda saha kenarındaki başarının perde arkasında iyi bir organizasyon, sağlam bir ekip ve doğru iletişim stratejisi yatıyor. Tekke’nin bu hamlesi de bunu fazlasıyla yansıtıyor.
Trabzonspor’un hedefleri büyük. Bu hedeflere yürürken hem sahada hem kulislerde doğru adımlar atmak gerekiyor. Fatih Tekke’nin attığı bu adım, hem teknik anlamda hem de profesyonel yönetim anlayışı açısından son derece yerinde.
Yeni görevinde Serkan Ünver’e başarılar diliyoruz. Trabzonspor camiası için hayırlı olsun.
***
KENT KONSEYİ: ADI VAR, KENDİ YOK!
Trabzon Kent Konseyi… Kuruldu kurulalı bir türlü düzlüğe çıkamadı. Seçimler, iptaller, mahkemeler derken daha doğru dürüst “Bismillah” demeden yolda kaldı. Hani “başlamadan yorulmak” diye bir tabir vardır ya, işte o.
Göreve gelen Hasan Karal başkanlığındaki yeni yönetim, umutları tazeledi belki ama iş icraata gelince, elde var sıfır. Ne heyecan var, ne hareket, ne de ortak bir akıl. Öyle bir yapı ki, bırakın Trabzon’un dertlerine derman olmayı, kendi içinde bir araya gelemiyor bile.
20 kişilik yönetimin, 15 günde bir yapması gereken toplantılara 10 kişi zor katılıyor. “İki dirhem bir çekirdek” toplanalım diyorlar ama biri hasta, biri seyahatte, diğeri ‘zaten ne olacak ki’ havasında. Toplantılar toplantı değil, çay içme bahanesi olmuş adeta. Hani derler ya, “İşleyen demir ışıldar”, bizimki pas tutmuş artık.
Oysa Kent Konseyi neydi? Şehir halkının, akademisyenin, sivil toplumun, kanaat önderinin bir araya gelip fikir ürettiği bir platform. Ama şimdi bakınca “Sen ağa, ben ağa; bu ineği kim sağa?” dedirtiyor insana. Ortada proje yok, çözüm önerisi yok, kamuoyuna yansıyan faaliyet hiç yok.
Bu kadarla kalsa iyi… Geçmişte konseyin yükünü sırtlamaya çalışan Bekir Aktürk, Mehmet Kara ve Gökhan Gedikli gibi isimler de bu manzaraya daha fazla tahammül edemeyip, “Bir dahaki dönem biz yokuz” diyor. Haklılar mı? Sonuna kadar haklılar. Zira “Taş yerinde ağırdır,” ama bu taşlar artık yük olmuş durumda.
Kent Konseyi şu haliyle, saman altından su yürütmek değil; suyun altında saman aramak gibi bir çaba. İçi boş bir çuval gibi, ne dik durabiliyor ne taşınabiliyor.
Velhasıl, “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” demek bile lüks burada. Çünkü bırak iki eli, bir elin parmakları bile farklı yönlere çekiyor.
Sonuç mu? Sonuç yok.
Ama biz yine de umudumuzu kaybetmeyelim. Ne de olsa “Umut fakirin ekmeğidir, yer yer bitirir.” Belki bir gün bu yapı silkelenir, kendine gelir, biz de alkışlayarak yazarız.
Ama bugün değil…
