Trabzon bu günlerde bambaşka bir heyecan yaşıyor… Şehrin üzerine sinen o mis gibi deniz kokusuna bu kez bilimin enerjisi karışmış durumda. Özdemir Bayraktar Bilim Merkezi’nde düzenlenen Bilim Festivali, adeta bilgiyle nefes alan bir şenlik havasında sürüyor.
Sabahın erken saatlerinden itibaren kapıda oluşan kalabalığı görseniz, “demek ki bilim hâlâ kalplerimizde yer bulabiliyor” dersiniz. Çocuklar, gençler, anne babalar... Herkesin gözlerinde aynı merak, aynı heyecan var. Kimisi teleskopla gökyüzünü izliyor, kimisi robotların arasında kaybolmuş; kimi ise elinde minik bir deney tüpüyle bilimin sihrine kapılmış.
Bu yıl festivalin mottosu “Bilimle Büyüyen Zihinler”. Ne kadar doğru bir ifade! Çünkü büyümek sadece yaş almakla olmuyor; bazen bir deneydeki küçük bir keşif, bazen bir çocuğun “neden?” diye sorması bile zihni büyütmeye yetiyor.
TÜBİTAK’tan ROKETSAN’a, TOGG’dan T3 Vakfı’na kadar birçok kurumun stant kurduğu festivalde teknoloji ve bilimin geleceği Trabzon’da adeta elle tutulur hale gelmiş durumda. Planetaryum gösterileri, bilim şovları, drama etkinlikleri, atölyeler… Her biri ayrı bir dünya, ayrı bir ufuk açıyor.
Bu şehrin çocukları, bilimin peşinde koşmayı öğreniyor. Belki bugün bir roket maketinin başında hayranlıkla duran o minik çocuk, yarın Türkiye’nin uzay programında görev alacak. Kim bilir?
Bilim Festivali yarın sona erecek ama bu atmosferin ruhu, bu heyecanın izi uzun süre Trabzon’un sokaklarında kalacak gibi… Çünkü bilim bir festivalden çok daha fazlası — o, insanın merakını diri tutan, hayata anlam katan en güzel yolculuk.
Ve belki de bu festivalin asıl başarısı, insanlara yeniden “öğrenmenin mutluluğunu” hatırlatması…
Bilimle büyüyen bir Trabzon dileğiyle…
***
TRABZON’DA BÜROKRASİ HALKTAN KOPUKTrabzon’da son zamanlarda konuşulan bir konu var: Şehrin en önemli bazı kurumları halkla neredeyse hiç iletişim kurmuyor. Vatandaşa dokunması gereken, toplumu ilgilendiren bu kurumların başındaki yöneticiler adeta görünmez gibi.Özellikle İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile İl Millî Eğitim Müdürlüğü dikkat çekiyor. Bu iki kurumu yöneten bürokratlar başka şehirlerden gelmiş; ama geleli ne şehirle kaynaşmışlar ne de halkla bir bağ kurmuşlar.
“Turizmde neler olup bitiyor, ne planlanıyor kimse bilmiyor. Eğitimde hangi adımlar atılıyor, hangi sorunlar var yine kimsenin haberi yok.”
Bu iki kurum şehirde binlerce insanı etkiliyor ama başındaki isimler sessizliğe bürünmüş durumda.
Kimse onlardan her gün gazetelere çıkmalarını, sürekli boy gösterip reklam yapmalarını beklemiyor.
Ama en azından halkla bir köprü kursalar, biraz daha görünür olsalar fena mı olur?
Kurumlar halktan kopuk olursa, şehirle aralarındaki bağ da zayıflar.
Bu yüzden Trabzon’da görev yapan bu yöneticilere çağrı yapılıyor:
“Kapınızı halka kapatmayın, iletişim kurun, neler yapıldığını anlatın. Çünkü bu şehir sizden bunu bekliyor.”
***
HİZMET EŞİTSİZLİĞİ KIRSALDA DERİNLEŞİYOR!Trabzon, Büyükşehir Belediyesi statüsüne kavuştuğunda, köylerin mahalleye dönüştürülmesi kararı hızla alındı. Ancak altyapı hazırlığı tamamlanmadan atılan bu adım, kırsal alanların tam anlamıyla mahalleleşmesini sağlayamadı. Şehir merkezindeki mahalle sakinleri ile kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşlar aynı vergileri öderken, aldıkları hizmetler arasında derin bir uçurum bulunuyor.Özellikle yaz aylarında kırsal mahallelerde ciddi su sıkıntıları baş gösteriyor. Çöplerin zamanında toplanmaması ve ulaşımda yaşanan güçlükler ise gündelik yaşamı zorlaştırıyor. Dar ve bakımsız yollar, sık sık yaşanan elektrik kesintileri ve arızaların uzun süren onarımları, bölgedeki hizmet kalitesini düşürüyor.
Ancak tüm bu sorunları doğrudan belediyelerin üzerine yıkmak adil olmaz. Çünkü belediyeler, bu yeni durum karşısında hazırlıksız yakalandılar. Devlet kurumlarının kırsal alanlardan çekilmesiyle birlikte, sorumluluk belediyelere bırakıldı. Fakat ne yeterli insan gücü ne de gerekli araç-gereçle donatılmış durumdalar. Ellerindeki kısıtlı imkânlarla çözüm üretmeye çalışan belediyeler, zaman zaman talepleri karşılamakta zorlanıyor; bu da vatandaşın tepkisine yol açıyor.
Kırsal mahallelerdeki en büyük sorunlardan biri de yolların dar oluşu. Trabzon’un kırsal kesimlerinde asfalt ve beton kaplama yollar genel olarak sorun yaratmazken, arazi yapısının elverişsizliği nedeniyle yolların genişletilmesi mümkün olmuyor. Üstelik özellikle bahar ve yaz aylarında yol kenarındaki yoğun otlar ve ağaç dalları, dar yolları daha da kullanışsız hâle getiriyor ve sürücülerin görüşünü engelliyor. Belediyelerin bu tür engelleri düzenli budama çalışmalarıyla kaldırması gerekiyor. Bu konuda vatandaşların sayısız şikâyetleri var ve en kısa sürede bu taleplerin karşılanması bekleniyor.
Trabzon’un kırsal mahallelerinde yaşanan hizmet eksiklikleri ve altyapı sorunları, yeni statüye geçiş sürecinde göz ardı edilmemeli. Vergi veren herkesin eşit hizmet alabilmesi için bu sorunlara acil çözüm aranmalı ve kırsal alanların ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır.
***
LİSANSLI SPORCU SAYISI NEDEN AZALDI?Trabzon… Sporla anılan, tarih boyunca birçok başarılı sporcu yetiştirmiş, coşkulu taraftarlarıyla her zaman adından söz ettirmiş bir şehir. Ancak son yapılan değerlendirmeler, Trabzon’un spor alanındaki potansiyelinin tam olarak kullanılamadığını gösteriyor.
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün açıkladığı verilere göre, ilimizde faaliyet gösteren 336 spor kulübünde sadece 4 bin 648 faal lisanslı sporcu bulunuyor. Kulüp başına düşen ortalama 14 sporcu rakamı, Türkiye ortalamasının çok altında.
Bu durum, sadece rakamlardan ibaret değil; aslında şehrimizin spor kültürü ve geleceği için büyük bir uyarı niteliğinde. Trabzon gibi sporun bir yaşam biçimi haline geldiği şehirlerde, kulüplerin faal sporcu sayısını artırmak, genç yetenekleri sporla buluşturmak ve sürdürülebilir bir spor ekosistemi oluşturmak elzemdir.
Ancak bu hedefe ulaşmak için sadece kulüplerin değil, yerel yönetimlerin, sponsorlukların ve toplumun tüm kesimlerinin destek vermesi gerekiyor.










