NAKLEN YAYIN AYIBI YÖNETİME YAZAR!
Trabzonspor yeni sezon hazırlıklarını 24 Haziran’da başlattı ve 1 Temmuz’dan itibaren de Macaristan’da yoğun tempoyla çalışmalarını sürdürüyor. Bordo-Mavili taraftarlar da büyük bir merak içinde gönül verdiği takımın her haberine ulaşmak istiyor. Kuşkusuz yeni yapılan 6 transferle birlikte Trabzonspor’un nasıl bir kimliğe kavuştuğu merakla izlenmek isteniyor. Özellikle yeni futbolcuların yeteneklerinin bir an önce görülmesi için taraftar can atıyor. Bu noktada da herkes hazırlık maçlarını bekliyordu. Bordo-Mavili ekip ilk maçını Macar 2’nci Lig ekibi Szeged Csanad ile oynadı. Tabii ki takıma gönül verenler, merakla hangi TV’nin maçı naklen vereceğini öğrenmek istedi. Ama sonuçta büyük bir hayal kırıklığına uğrandı. Çünkü karşılaşma hiçbir TV’den verilmiyordu. Bu Trabzonspor’u yönetenler adına tam bir skandal değil de nedir?
ASPOR BİLE NAKLEN YAYINDAN VAZGEÇTİYSE!
İktidarla ilişkilerini iyi tuttuğu, muhalefete hiçbir şekilde yüz vermediği bilinen Başkan Ertuğrul Doğan’ın gurbet eldeki takımın hazırlık maçını yayınlatamaması, etkisizliğinin bir göstergesidir. Oysa Trabzonspor maçlarını, Trabzonlu ve Trabzonsporlu Serhat Albayrak’ın Ceo’luğunu yaptığı Aspor her sezon veriyordu. Bu kez neden vermedi? Yoksa ilişkiler limoni mi oldu? Ancak ne olursa olsun Trabzonspor başkanı ve yönetimi takımın hazırlık karşılaşmalarının mutlaka bir TV kanalından verilmesini sağlamalıydı. Bir yönetimin işi sadece transfer yapmak, buralara 10 milyonlarca Euro harcayıp, kulübü batırma aşamasına gelmek değildir. Kulübün her alanda büyük olduğunu gösterecek eylemlerle ülke gündeminde kalıcı yer edinmesini sağlamak da yönetimlerin işlerinin başında gelmelidir.
TARAFTARIN BEKLENTİSİNİ HİÇE SAYDILAR
Transfere milyonlarca Euro’yu harcarken gözünü kırpmayan Doğan ve arkadaşları, en azından bir TV ile anlaşıp, onlara naklen yayın ücretini bile ödeyebilir, ekipmanlarının masraflarını karşılayabilir, sonra da reklam anlaşmalarını da kendileri yaparak para da kazanabilirdi. İyi bir organizasyon ile birlikte Trabzonspor’u ve futbolu seven iş insanlarından alınacak reklamlar, yapılacak sponsor anlaşmalarıyla naklen yayın için ödenen para çıkarılır, üste belki de çok daha yüksek meblağlar kazanılabilirdi. Ama başkan ve yönetim ne yazık ki transferin içine öylesine gömülmüşler ki, taraftarın talep ya da istekleri umurlarında bile olmadı. Bu takımın maçlarının naklen yayınlanmamasının prestij açısından çok kötü bir imaj yarattığının farkına bile varmadılar. Sonuçta Ertuğrul Doğan ve arkadaşları yeni sezon öncesinde ilk büyük hayal kırıklığını yaratmış oldular.
Ve haklı olarak da ayıplandılar!
***
ERDOĞAN BÜYÜKEKŞİ’Yİ NASIL DESTEKLİYOR?
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyıp Erdoğan’ın başbakanlığının ilk günlerinden 2012 yıllarına kadar Fettullah Gülen ve onun yargıdaki, polisteki, askerdeki, iş dünyasındaki, eğitimdeki ve bürokrasideki tüm adamları kahraman muamelesi görüyordu. Günel ve Cemaati onun için bulunmaz Hint kumaşıydı. Sonra birden roller değişti. Fettullah Gülen ve cemaati gerekli güce ulaştığını düşünüp bizzat devleti tek başına yönetme eğilimine girip önce 17-15 Aralık operasyonuna, ardından da hain darbe girişimine kalkışınca tüm düşünceler yerle bir oldu. Artık Erdoğan için en büyük iç ve dış düşman Fettullah Gülen ile cemaatiydi. İsmi de FETÖ Terör Örgütüydü. Devletin, medyanın, iş dünyasının, eğitimin, polisin, yargının, askerin her yerinden bu örgüte mensup olan kim varsa temizlenmeli, jiletle kazınmalıydı. Bank Asya’nın önünden geçen tutuklanıyordu. Hapse atılıyor, yargılanıyordu.
BÜYÜKEKŞİ BYLOCK KULLANMADI MI?
Bunlar olurken FETÖ ile iltisaklı olduğu birçok kez belgelerle açıklanan bazı kişilere ise ayrıcalık yapıldığı dikkatlerden kaçmıyordu. TFF Başkanlığına aday olduğu dönemde de Mehmet Büyükekşi hakkında bu tür iddialar vardı. Hatta FETÖ Terör Örgütünün kullandığı Bylock’u olduğu ileri sürülmüştü. Seçimi kazanmasının ve futbolu çok kötü yönetmesinin ardından da bu Bylock kullandığına dair net ve kesin kanıtlar ortaya konmuştu. Bunların ortaya çıkmasıyla birlikte Cumhurbaşkanı Ertuğan’ın Mehmet Büyükekşi’nin üzerini çizerek, hemen istifa etmesini isteyeceği düşünülmüştü ama bu bir türlü gerçekleşmemişti. Şimdi de önümüzdeki seçimlerde Büyükekşi’yi desteklediğine dair ifadeler kullandı. Yani devamlılık vurgusu yaptı, Almanya dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamaları okurken, “Geçen yıl futbolu bitirme noktasına gelen adamın devamını nasıl istiyor anlamak olanaksız” deme noktasına geldim.
DESTEK İÇİN HEMŞERİSİNİN ÜZERİNİ BİLE ÇİZDİ
Tam da bu noktada belki de seçimin en önemli favorisi FİFA İcra Kurulu üyesi ve asbaşkanı Servet Yardımcı zehir zemberek açıklama yaparak adaylıktan çekildiğini dile getirdi. Bazı çok okunan internet sitesi Yardımcı’nın adaylıktan çekilmesinde Külliye’nin baskısının büyük rol oynadığı ileri sürüldü. Oysa Servet Yardımcı Rizeli. Yani Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan’ın hemşerisi ve belki de futbolda bu kadar önemli görevler üstlenmesinde de önemli rol oynamıştır. Büyükekşi’yi destekleyip, kendi hemşerisinin üzerini çizmiş olmasının mantıklı bir açıklaması olmalı diye düşündük. Sayın Cumhurbaşkanı’nın Büyükekşi’ye bu desteğin sebeplerini kamuoyu ile paylaşmalı diye düşünmemek elde değil. Yani FETÖ gerçekten düşmansa, Bank Asya’nın önünden geçen içeri atılıyorduysa ve bu da meşru görüldüyse, şimdi Sayın Cumhurbaşkanının, Mehmet Büyükekşi’nin yolunu açmak istemesinin sebebini bilmek de hakkımız değil mi birer yurttaş olarak? Gerçekten biz ne yaşıyoruz?
Yoksa bir illüzyon ile mi uyutuluyoruz?
***
HACIOSMANOĞLU’NA İMZA VERMEK!...
Türkiye’de artık Futbol Federasyonu seçimleri konuşulmaya başlandı. Artık çok kısa bir süre kaldı. Trabzonspor kulübü tarihinin en kötü başkanı olan İbrahim Hacıosmanoğlu da aday olduğunu açıklamıştı. Bu isme çeşitli kesimlerden imza verilmiş… Gördüğüm kadarıyla en çok da Trabzon kentinin takımlarından imza toplanmış… İnanın başka illerin takımlarının imzasını doğal karşılarım da, Trabzonspor ve Trabzon kulüplerinin bu isme onay vermesini anlamam olanaksız. İbrahim Hacıosmanoğlu’nun kulübü yönetirken ne kadar kötü kararlar aldığını unuttu mu bu kent? Göreve gelirken, en büyük mücadelesinin Trabzonspor’un kupasını almak için gerekirse siyasetle de savaş vermek olacağını söyleyip, sonra da o siyasetin kucağına kendisini attığı da mı unutuldu? Fenerbahçe’yi koruyan, kollayan, Trabzonspor’u hiçe sayan Recep Tayyıp Erdoğan’a yaptığı yağcılık hiç kimsenin mi aklına gelmedi?
İMZA KRİTERİ TRABZONLU OLMASI MI?
Ya da yeterli imza toplanmasına rağmen, kulübü kongreye götürmeyen ve mahkeme kapılarında süründürdüğü, sırf süresini tamamlamak için yaptığı çirkin atraksiyonların da mı hiçbir önemi yok? Yaptığı transferlere, kulüp tarihinin önemli kimliklerine karşı yürüttüğü berbat politikaları saymaya bile gerek yok. Böyle bir isme imza vermek, “Biz Trabzonspor kulübüne her türlü kötülüğü yapanı başımızın üzerinde taşırız” anlamına gelir. Kimse topluma, “Trabzon’un hakkını korur” demesin. Çünkü İbrahim Hacıosmanoğlu kulüp başkanıyken bu kentin ve Trabzonspor’un haklarını koruyamadı. Hatta iktidarı protesto yürüyüşlerini bile engelledi. Bir kişinin Trabzon doğumlu olması, onun desteklenmesi için asla kriter bile değildir. Bir kişiyi desteklemek ancak o insanın güvenilir, liyakat sahibi, dürüst, ahlaklı olmasına ve verdiği sözlerin arkasında durduğunu ispatlamasına bağlıdır. En azından öyle olmalıdır?
Yoksa yanılıyor muyum?
Bir şey daha… İbrahim Hacıosmanoğlu için imza verenler, yarın, Mehmet Büyükekşi’nin listesine girip, kendisine koltuk verilmesini sağlayıp, sonra da sizi yok sayarsa şaşırmayın olur mu?
***
HEMŞEHRİLERİNE SAHİP ÇIKMADI!
Ali Savaş’ın ölümü sonrası yazılanlara-çizilenlere-mesajlara- konuşanlara bakıyoruz. Zerre samimiyet yok! Sanki bizim tanımadığımız biri ölmüş. İyice salak yerine koyuyorlar herkesi. Neyse ölünün arkasından çok yorum yapmak tarafı değiliz ama bu şehir de neyin ne, kim kim olduğunu herkes iyi bilir. Hele bizim medya camiasında herkes herkesi iyi tanırda. Bazen menfaat odaklı şirinlikler yapılır, hatalar ve yanlışlar görmezden gelinir, nabıza göre şerbet verilir. Ali Savaş Artvinliydi ama hiç hemşericilik yapmazdı, hemşerilerine sahip çıkmayı bırak onları adeta dışlardı. Yanlış hatırlamıyorsak üç ay önce Artvin’de trafik kazasında ölen Artvin Gazeteciler Cemiyeti eski başkanı gazeteci-yazar Tolga Gül’ün cenazesine katılmamış arkasından tek satır bir baş sağılığı mesajı bile yazmamıştı Ali Savaş…
***
CEZALARLA BÜTÇEYE DESTEK!
Hükümetin kemer sıkma politikaları vergi, ceza ve zamlarla yurttaşın etrafını sardı. Yüksek enflasyon karşısında satın alma gücünü kaybeden milyonlarca çalışanı zamsız bırakan ekonomi yönetimi, bütçe gelirlerini artırma amacıyla bir yandan yeni vergi hazırlığı yaparken diğer yandan ceza uygulamalarına yüklendi. Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Başkanlığı verilerine göre yılın ilk altı ayında 13,4 milyon adet trafik cezası kesildi. Sadece Haziran ayında 2 milyon 357 bin trafik cezası uygulandı. Jandarma bölgesinde ise 2024’ün ilk altı ayında toplamda 961 bin 253 trafik cezası kesildi. Jandarmanın kestiği trafik para cezalarının parasal tutarı 2 milyar 698 milyon 27 bin TL oldu.










