KAZANAN BELLİ, PEKİ GERÇEK KAYBEDEN KİM?
Dün bu köşede, Gazeteciler Cemiyeti seçim sürecine dair bir yazı kaleme aldım. Seçim öncesi ve sonrası yaşanan gelişmeleri değerlendirdim. Gün boyunca birçok meslektaşım arayarak fikir alışverişinde bulunduk. Her üç aday hakkında da eleştiriler yapıldı. Ben de kendilerine şunu söyledim: Seçilenin neden seçildiğini, seçilemeyenin ise neden tercih edilmediğini herkesin önce kendine sorması gerekir.
Halil İleli’nin seçim kampanyasını yeterince etkili yürütemediğini, delegeler üzerinde gerekli sinerjiyi oluşturamadığını ifade ettim. Zihni Ağırman’ın ise adaylığını geç açıklamasının ve kazanamayacağını bile bile bu yarışa girmesinin doğru bir tercih olmadığını söyledim. Ersen Küçük’e gelince; Cemiyet’in teamüllerini yok sayarak iki dönem kuralını çiğnememesi gerekirdi. Ancak buna rağmen seçim sürecini başarılı yönetti. Gerekli finansmanı sağlayarak şehir dışındaki üyeleri salona getirmesi, onun organizasyon becerisidir. Diğer iki aday da kaynak bulup bunu yapabilseydi, projelerini anlatıp üyeleri ikna edebilselerdi. Ama edemediler. Ersen Küçük bunu bir şekilde başardı ve diğer iki adaydan fazla oy aldı.
Kimse bu konuda Ersen Küçük’ü eleştiremez. Ben de eleştirmiyorum. Zaten dünkü yazımda da belirttiğim gibi, seçimi kim kazanırsa kazansın aynı ifadeleri kullanacaktım. Benim meselem, delegenin iradesini sorgulamak değil. Asıl derdim; insanların ikiyüzlülüğü, kaypak tavırları, net olmayışları.
Üzülerek söylüyorum ki; topluma akıl veren, yol gösteren gazetecilerin içine düştüğü çaresizlik ve çelişki çok vahim. Camia içindeki samimiyetsizlik, mesleğin ilke ve etik değerlerden uzaklaşıp şahsi menfaatler üzerine inşa edilmesi asıl sorundur. Yoksa Ali seçilmiş, Veli seçilmemiş; inanın, umurumda bile değil.
Ben, 22 yıllık cemiyet üyeliğinden, inandığım doğrular ve kendi değerlerim uğruna istifa etmiş biri olarak her şeyi açıkça konuşabiliyorum. Ve tekrar ediyorum: Kazananlar da, kaybedenler de önce aynaya bakmalı. Neyi doğru yaptıklarını, nerede hata yaptıklarını sorgulamalılar. Kafalarını kuma gömerek, başkalarını suçlayarak hiçbir yere varamazlar.
Unutulmamalı ki bu makamlar, bu mevkiler gelip geçici. Daha önce cemiyete başkanlık yapmış nice büyüklerimiz bugün aramızda bile değil. Şimdi kalkıp iki günlük makam, üç günlük dünya için kimseyle kavga edecek değiliz.
Bizim tek isteğimiz; biraz onur, biraz ahlak, biraz samimiyet, biraz dik duruş, biraz da izzet…
Gerisi teferruat bile değil.
***
SÖZ VERDİLER, OYLAMADAN VAZGEÇTİLER!
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin dün gerçekleştirdiği genel kurulda, yaklaşık 40 medya mensubunun üyelik başvurularının karara bağlanması bekleniyordu. Ancak beklenen oylama yapılmadı.
Genel Kurul Divan Başkanı Osman Çavuşoğlu, yeni üyelerin durumuna dair kararın, seçilecek yeni yönetim tarafından verileceğini açıkladı.
Oysaki daha önce, başvuru yapan gazetecilere Cemiyet tarafından gönderilen resmi yazılarda, üyelik başvurularının genel kurulda değerlendirileceği açıkça ifade edilmişti.
Ne var ki, hem bilgilendirmeyi yapan hem de alınacağı belirtilen karardan geri adım atan yine aynı yönetim oldu.
Üyelik başvurusunda bulunan basın mensuplarına tebliğ edilen resmi yazıda şu ifadeler yer verilmişti;
Derneğimize iletmiş olduğunuz üyelik başvurusu, yönetim kurulumuz tarafından incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Ancak, derneğimizin son genel kurul toplantısının iptali için Trabzon Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılmış olan davaya dair dava süreci henüz sonuçlanmamış, ilgili mahkeme kararı da kesinleşmemiştir. Ayrıca olağan genel kurul toplantımızın yakın bir tarihte gerçekleşecek olması nedeniyle, üyelik başvurulanının değerlendirilmesi hususunda bir karar alınmıştır.
Bu doğrultuda, derneğimize yapılan tüm üyelik başvurularının, yaklaşan olağan genel kurul toplantısında üyelerimizin bilgisine sunulmasına ve genel kurulun onayına sunulmasına karar verilmiştir. Bu süreçte göstermiş olduğunuz anlayış ve sabır için teşekkür ederiz.
***
TRABZON’UN UFKU GENİŞLİYOR: BUHARA KARDEŞLİĞİ
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç göreve geldiği ilk günden bu yana şehre değer katmak, vizyon kazandırmak ve Trabzon’u geleceğe hazırlamak adına kararlılıkla çalışıyor. Zaman zaman bu satırlardan kendisini eleştirdiğimiz olmuştur. Ancak hak teslim edilmeden eleştirinin de bir anlamı kalmaz. Çünkü ortada bir gerçek var: Ahmet Metin Genç, Trabzon’un çehresini değiştirmek istiyor. Hem de sadece bugünü değil, yarını da düşünerek.
Gelişen dünya artık şehirlerin içine kapanarak değil, dışa açılarak ayakta kalabileceğini gösteriyor. Bu gerçeği çok iyi bilen Başkan Genç, Trabzon’un potansiyelini uluslararası platformlara taşımak için önemli adımlar atıyor. Bunlardan biri de yakın zamanda gerçekleşti: Trabzon ile Özbekistan’ın kadim şehri Buhara kardeş şehir oldu.
Bu, sadece bir protokol imzası değil. Bu, tarihî, kültürel ve inançsal bağlarla yoğrulmuş iki medeniyet şehrinin el sıkışmasıdır.
Buhara… Türk-İslam dünyasının kalbinde yer alan, ilim ve irfanın başkenti. Trabzon… Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği, Yavuz Sultan Selim’in valilik yaptığı, Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu şehir. Her ikisi de kendi tarihinin ağırlığını taşıyan, geçmişiyle gurur duyan, geleceğe umutla bakan şehirler.
Bu kardeşlik, sadece tarihî bir bağ değil; aynı zamanda ekonomik ve turistik bir fırsat kapısıdır.
Buhara, İslam tarihine ilgi duyanların uğrak noktası. Trabzon ise Karadeniz’in serin sularıyla, yemyeşil doğasıyla bambaşka bir deneyim sunuyor. Buhara halkı denize uzak bir coğrafyada yaşıyor; denizi seviyorlar, özlüyorlar. Antalya, Bodrum elbette var. Ama Trabzon onlar için daha derin, daha samimi bir yer. Çünkü Özbek halkı mütevazı, değerlerine bağlı, daha sakin bir yaşam tarzını tercih ediyor. Trabzon ise bu yaşam biçimine hitap eden ender şehirlerden biri.
İşte tam da bu yüzden, Buhara ile kurulan kardeşlik köprüsü yalnızca kağıt üstünde kalmamalı. Bu potansiyel, tanıtım ve iş birliği ile gerçek bir kazanıma dönüşebilir. Trabzon’un, Orta Asya’da daha fazla anlatılması gerekiyor. Buhara’da, Semerkant’ta, Taşkent’te Trabzon’un adı daha çok duyulmalı.
Burada belediyeye, ama daha da önemlisi turizm paydaşlarına, iş insanlarına büyük sorumluluk düşüyor.
Buhara da boş durmuyor. 1991’de Özbekistan’ın bağımsızlığını kazanmasından bu yana büyük bir gelişim gösterdi. Bugün 2.3 milyonluk nüfusu ile sadece bir tarih şehri değil; aynı zamanda yatırımın da merkezi. Verimli toprakları, büyüyen ekonomisi ve genç nüfusu ile Buhara, Trabzon’dan gelecek yatırımlara açık bir şehir.
Bu kardeşlik iki yönlü bir yol sunuyor: Buhara, Trabzon’dan yatırım bekliyor; Trabzon ise Buhara’dan turist. Her iki şehir de kazançlı çıkabilir. Yeter ki bu yol doğru yürünsün, fırsatlar doğru değerlendirsin.
Başkan Ahmet Metin Genç’in attığı bu adım, doğru planlama ve güçlü iş birlikleriyle Trabzon’a çok şey kazandırabilir. Belki de yıllar sonra bu günleri hatırladığımızda, “İşte o kardeş şehir protokolüyle başladı her şey,” diyeceğiz.
Bugün için yapılması gereken tek şey var: Bu vizyonu sahiplenmek ve geleceğe taşımak.
Ahmet Metin Genç’i bu vizyoner adımından ötürü tebrik ediyoruz. Şimdi gözler, bu kardeşliğin meyvelerini ne zaman vereceğinde…
Zaman gösterecek… Ancak umut büyük.
***
ÖZBEKİSTAN GEZİSİNDE DİKKAT ÇEKEN AYRINTI
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Özbekistan'da düzenlenen bir etkinlikte, Trabzonlu ve Türk vatandaşlarıyla sıcak diyaloglar kurdu. Taşkent’teki programda, birçok kişi Başkan Genç'e sevgi gösterisinde bulundu. Bunlardan biri, “Erdoğan çok iyi adam, Erdoğan’a selam söyle” diyerek bir ricada bulundu. Başkan Genç, bu isteği kabul edip, selamını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ileteceğini belirtti.
Ahmet Metin Genç, Trabzonspor’a olan bağlılığıyla da tanınıyor. Trabzonlular, onu gördüklerinde “Bize her yer Trabzon” diyerek, şehre olan bağlılıklarını ifade ettiler. Başkan Genç’in halkla kurduğu bu ilişkiler, onu sadece bir yönetici olarak değil, aynı zamanda bir Trabzonlu olarak da halkına yakın kılıyor.
Ziyaret sırasında Başkan Genç, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya ile de sohbet etti. Trabzon’da zaman zaman tartışmalara neden olan iki isim, Özbekistan’da farklı siyasi görüşlerine rağmen iyi bir iletişim kurarak, birbirleriyle uyumlu bir şekilde sohbet ettiler. Bu durum, farklı görüşlerin, karşılıklı saygı ile nasıl birleştirilebileceğini gösterdi.










