BAK’IN HAMLELERİ CHP’Yİ TRABZON’DA CANLANDIRDI
Cumhuriyet Halk Partisi Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak, son dönemde ortaya koyduğu çalışma temposu ve sahadaki görünürlüğüyle dikkat çekiyor. Özellikle vatandaş ve esnafla doğrudan temas kurması, parti örgütlerini yeniden toparlamaya yönelik adımları ve teşkilatlar arası koordinasyonu güçlendirmesi, Trabzon siyasetinde belirgin bir hareketlilik yaratmış durumda.Mustafa Bak, ilk il başkanlığı döneminde yoğun eleştirilere maruz kalmıştı. Ancak ikinci kez göreve seçilmesinin ardından, eleştirilerden ders çıkaran ve sahaya daha güçlü bir şekilde inen bir profil çiziyor. İlçe teşkilatlarını merkeze alan bir anlayışla hareket eden Bak, yalnızca parti içi dengeleri gözetmekle kalmıyor; aynı zamanda Trabzon’daki toplumsal dinamiklerle de doğrudan temas kuruyor.
Esnaf ziyaretleri, mahalle buluşmaları ve vatandaşla birebir görüşmeler, Bak’ın siyaset anlayışının temelini oluşturuyor. Bunun yanı sıra, sivil toplum kuruluşlarıyla ilişkilerini güçlendirmesi, CHP’nin kentteki etki alanını genişletme çabasının önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Bu temaslar, partinin yalnızca seçim dönemlerinde değil, sürekli sahada olan bir yapı haline gelmesini hedeflediğini gösteriyor.
Mustafa Bak’ın dikkat çeken bir diğer yönü ise Parti Genel Merkezi ile kurduğu güçlü bağ. Sık sık Ankara’ya giderek Trabzon’un siyasi, sosyal ve örgütsel yapısına ilişkin değerlendirmeleri genel merkeze aktaran Bak, kentin sorunlarını doğrudan üst yönetime taşıyor. Bu temaslar, CHP’nin Trabzon politikalarının daha gerçekçi ve sahaya dayalı bir zeminde şekillenmesine katkı sağlıyor.
Tüm bu çalışmalar, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Trabzon’da daha etkin, daha görünür ve kamuoyunda karşılık bulan bir siyasi aktör olma yolunda ilerlediğine işaret ediyor. Mustafa Bak’ın mevcut performansını sürdürmesi halinde, CHP’nin kentte önemli bir ivme yakalaması ve siyasal etkisini artırması kaçınılmaz görünüyor.
***
TURİZM MASASINDA MUHALEFET NEDEN YOKTU?
Trabzon’da 2025 Yılı Turizm Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya Trabzon milletvekillerinin yanı sıra kenti yöneten bürokratlar da katıldı. 2025 yılında yapılan çalışmalar ve 2026 yılı hedefleri masaya yatırıldı, karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.Ancak bu toplantı, Trabzon’un geleceğini şekillendiren en önemli alanlardan biri olan turizmi konu almasına rağmen, kentin tüm paydaşlarını kapsayacak nitelikte olmadı. Şehrin ekonomisini doğrudan ilgilendiren böylesine kritik bir toplantıda muhalefet parti temsilcilerinin yer almaması, kamuoyunda tepkiyle karşılandı.
Muhalefet partileri, Trabzon’un menfaatleri söz konusu olduğunda siyasi görüşlerin bir kenara bırakılması gerektiğini ve herkesin “Trabzon ortak paydasında” buluşmasının zorunlu olduğunu dile getirdi. Bu çağrı, kent adına son derece haklı ve yerinde bir duruş olarak değerlendirildi.
Bugün Trabzon’da halkın alım gücü ciddi şekilde zayıflamış durumda. Kenti ayakta tutan en önemli unsur, yaz aylarında 2-3 ay süren turizm hareketliliği ve yurt dışından gelen turistlerin bıraktığı döviz. Kent, bu sınırlı gelirle ayakta kalmaya çalışıyor.
Öte yandan fındık ve çay üreticisi emeğinin karşılığını alamıyor, tarımsal gelirler son derece kısıtlı. Hayvancılık ise neredeyse yok denecek seviyede. Geriye kalan tek güçlü alan ise turizm.
Böylesine hassas ve hayati bir sektörün ele alındığı bir toplantıda, tüm ilçe belediye başkanlarının ve muhalefet parti temsilcilerinin de bulunması gerekiyordu. Çünkü konuşulan konu siyasi değil, doğrudan Trabzon’un geleceği ile ilgiliydi. Bu noktada yapılan siyasi ayrım, kamuoyunun vicdanında olumsuz bir karşılık buldu.
Siyasi partiler elbette birbirlerini eleştirebilir, muhalefet edebilir. Ancak Trabzon’un menfaatleri söz konusu olduğunda, herkesin bir araya gelmesi ve kentin kalkınmasına katkı sunması gerekir. İktidar her zaman her doğruyu göremeyebilir; muhalefetin önerileri ve eleştirileri de bu noktada yol gösterici olabilir.
Bir “beyin fırtınası” anlayışıyla hareket edilmesi, Trabzon’un kalkınmasına ve turizmin gelişmesine ciddi katkı sağlayacaktır. Temennimiz, bu tür toplantılarda dışlayıcı bir tavrın tekrarlanmaması ve herkesin Trabzon’un menfaatleri etrafında birleşmesidir.
Çünkü bu şehir, siyasetin değil ortak aklın kazanmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktadır.
***
YAVUZ AYDIN FARKI ANKARA’DA HİSSEDİLİYOR
Trabzon, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 6 milletvekili ile temsil ediliyor. Zaman zaman Trabzon’dan sivil toplum kuruluşları temsilcileri, siyasiler ve vatandaşlar Ankara’ya giderek bu milletvekillerini ziyaret ediyor. Ancak burada dikkat çeken, ortak kanaat olarak herkesin belirttiği önemli bir fark bulunuyor.Trabzon milletvekili Yavuz Aydın, ziyaretçiler tarafından diğer milletvekillerine kıyasla çok daha ilgili ve duyarlı karşılanıyor. Bu tespit, “Yavuz Aydın’ı övmek ya da hamasî duygularla bir yere taşımak” amacıyla dile getirilmiyor; aksine, Ankara’ya giden hemen herkesin ortak gözlemi bu yönde.
Yavuz Aydın, kendisine gelen tüm misafirlerini en iyi şekilde ağırlamaya özen gösteriyor. Misafirleriyle çoğu zaman yemekte buluşuyor, sorunlarını birebir dinliyor ve çözüm noktasında elinden gelen tüm gayreti ortaya koyuyor. Ankara’da kalacak yeri yoksa otel ayarlıyor; ihtiyaç duyulan her konuda yardımcı olmaya çalışıyor.
Bu nedenle Yavuz Aydın’ın yanına giden her vatandaş, İYİ Parti Trabzon Milletvekili’nin gösterdiği duyarlılıktan son derece memnun bir şekilde ayrılıyor. Diğer milletvekillerinde ise tablo genellikle farklı oluyor. Çoğu zaman bir çay ikram ediliyor, sorunlar dinleniyor ve ziyaret sonlandırılıyor.
Oysa insanlar kilometrelerce yol kat ederek Ankara’ya geliyor. Vekâlet verdikleri milletvekilinin yanına gittiklerinde, sorunları çözülemese bile “değer verildiğini, ilgi gösterildiğini ve samimî bir şekilde karşılandığını” görmek istiyorlar. Bu beklentiyi bugün en iyi şekilde karşılayan isim Yavuz Aydın olarak öne çıkıyor.
Bu yaklaşım, siyasette giderek azalan samimiyetin hâlâ mümkün olduğunu gösteren önemli bir örnek. Üstelik Yavuz Aydın, muhalefet milletvekili olmasına rağmen vatandaşların sorunlarının çözümü için bakanlık düzeyinde görüşmeler yapmaktan da geri durmuyor. Elinden gelen çabayı ortaya koyması, takdir edilmesi gereken bir başka önemli nokta.
Tüm bu nedenlerle, Yavuz Aydın’ın vatandaşa yaklaşımı hem samimî hem de örnek alınması gereken bir tavır olarak dikkat çekiyor. Kendisine bu duyarlılığı ve gayreti nedeniyle teşekkür ediyor ve kutluyoruz.
***
YURTTAŞ GAZETECİLİĞİ Mİ, TAKİPÇİ YARIŞI MI?Türkiye genelinde olduğu gibi Trabzon’da da medya, kontrolsüz bir şekilde büyüyor. Geçtiğimiz günlerde yeni haber portalları açıldı; bunun yanında sosyal medyada hesaplar oluşturularak haber kanalları yaratılmaya çalışılıyor. İşi bilen de bilmeyen de bir şekilde kamuoyuyla iletişim kurmaya gayret gösteriyor. Günümüzde buna “Yurttaş Gazeteciliği” deniliyor; ancak durum o kadar kontrolsüz bir hâl aldı ki kimin gazeteci, kimin fenomen, kimin “medya maymunu” olduğu artık belli değil.Eline mikrofon alan sokaklara çıkıyor, biraz teknik bilgisi olan Instagram üzerinden habercilik yapmaya çalışıyor. Bir tarafta personel çalıştıran, vergisini ödeyen ve sorumluluk sahibi kurumlar, diğer tarafta hiçbir sorumluluğu olmayan, sadece takipçi sayısını artırmaya çalışan kişiler var.
Dahası, bu kişiler kamu kurum ve kuruluşlarında yapılan basın toplantılarına, basın hüvviyeti olmamasına rağmen katılabiliyor. Kurumlar, “Niye geldiniz?” diye sormuyor. İşte burada Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’ne çok önemli bir görev düşüyor. Belki bazı isimler cemiyete üye olmayabilir; fakat en azından cemiyetten alınacak bir referans kartı ile toplantılara katılma hakkını elde etmeliler.
Aksi takdirde, önüne gelen bu işi yaparsa, önüne geçilmesi mümkün değildir. Bu durum hem gerçek gazeteciliği hem de kamuoyunun doğru bilgiye erişimini ciddi şekilde tehdit etmektedir. Sahte gazetecilik ve sosyal medya fenomenliği, Trabzon’daki basın itibarını zedeliyor.
Benim görüşüm: Trabzon’da basın alanında acilen profesyonel standartlar belirlenmeli, referans ve üyelik sistemleri güçlendirilmeli, ve sorumluluk sahibi gazetecilik ile sosyal medya içerik üreticiliği arasındaki fark net şekilde çizilmelidir. Aksi hâlde, bilgi kirliliği artacak ve kamuoyunun güveni tamamen sarsılacaktır.










