BUGÜN ANNELER GÜNÜ…
Bugün 11 Mayıs Anneler Günü… Bir çiçekten daha güzel, bir melodiden daha huzurlu, bir bakıştan daha derin bir sevgiyle dolu bu özel gün, her annenin gönlünde farklı bir anlam taşır. Annelik, sadece bir hayatı dünyaya getirmekle kalmaz, o hayatı büyütüp, her anında yanında olur, her acıda güç verir, her sevinçte gülümsetir.
Anne, bir çocuğun ilk kahkahasında, ilk adımında, ilk başarısında en büyük destekçisidir. Ama aynı zamanda, hüzünlerinde, düşüşlerinde, karanlık anlarında da ışığıdır. Onun sevgisi, bir okyanus gibi sonsuzdur; her dalgası bir başka huzur verir. Annelik, sabır, fedakarlık, güven… Her anının içinde bir mucize barındıran, yeri doldurulamaz bir kavramdır.
Her gün şükredilecek bir nimet olmalı annelerimiz. Onlar, bizi biz yapan, sevdiklerimize sevgiyi ve değerleri aşılayan, hayatımıza dokunan en özel varlıklardır. Sadece bir gün değil, her gün annelerimize teşekkür etmek gerek. Onların varlığı, dünyanın en güzel hediyesi.
Bugün, annemize, annelerimize olan sevgimizi, minnettarlığımızı en derinden hissettiğimiz bir gün olsun. Hep birlikte, onları sarıp sarmalayalım, onlara olan sevgimizi bir kez daha dile getirelim. Çünkü bir anne, tüm dünyayı kucaklasalar bile, en çok kendisinin sevildiğini bilmeye ihtiyaç duyar.
İyi ki varsınız anneler, iyi ki sizlere sahip olduk.
***
KAZMA VURULDU, DÖNÜŞ YOK!
Trabzon'da yıllardır dillere pelesenk olmuş bir laf vardı: "Bu şehre çevre yolu lazım." Dedem söylerdi, babam da duymuştu, şimdi biz de söylüyorduk. Ama artık o laf yerini kazma kürek sesine bıraktı. Bakan Abdulkadir Uraloğlu, memleketine eli boş gelmedi; geldi, baretini taktı, yolu yerinde inceledi. Dedi ki: “Yapıyoruz.” Öyle lafla peynir gemisi yürümez, ama tünel yapılırmış, onu da öğrendik.
Trabzon Güney Çevre Yolu 54 kilometreyi aşkın uzunluğuyla şehri adeta kemer gibi saracak. Sadece sarıp sarmalamayacak, aynı zamanda içinden geçen trafik keşmekeşini de dışarıya atacak. İlk etap 16 buçuk kilometre. Ama ha deyince yapılacak yol değil bu. İçinde 7 tüp tünel var, yetmedi 7 viyadük de cabası. Dağ delinmiş, taş oymuşlar. Eskiden olsa bu kadar tünelle Çin Seddi’ni aşardık ama şimdi Karadeniz’in dağlarını aşıyoruz.
Eskiler “Bir işin başı niyettir” derdi. Bakan da belli ki niyeti sağlam koymuş ortaya. "Hesap kitap yaptık" diyor. Bizim mahallede biri böyle konuşsa “müteahhit geliyor” derdik, ama bu sefer gelen gerçekten yolun ta kendisi. Hele de şu şehir içindeki Akçaabat-Yomra hattını bilen bilir; sabah trafiği ayrı bir çile, akşamı zaten saymayalım. Günde 80 bin araç geçiyor. Direksiyon başında geçen ömür ömürden sayılmıyor artık.
Eski projeler çöpe gitmiş çünkü imarla barışamamış. Yeni proje, şehrin nabzını tutmuş gibi. Teyzeler bile artık “Valla bu sefer ciddi galiba” demeye başladı. Düşünsene, bir gün Akyazı’dan çıkan biri hop Araklı’ya uzanacak. Ne sahil yolunda kamyonla kapışacak, ne minibüsün arkasında oflaya puflaya kalacak. Tünelden geçerken dua mı edilir, türkü mü söylenir bilinmez ama yol ferahlığı, insanın ruhuna bile iyi gelir.
Uğraş büyük, emek büyük. Ama bu iş olur gibi duruyor. Yolun sonunda hem zaman kazanacağız hem sinirden kaybettiğimiz saçları geri kazanamasak da en azından akaryakıttan biraz cepler ferahlayacak. Dedikleri gibi: "Yol yorgunluğu, yol yokluğundan iyidir." Biz yola razıyız, yeter ki yol bize razı olsun.
Ne diyelim, Allah işçisine kuvvet, mühendisine hesap, vatandaşa da sabır versin. Bu yol bitsin, biz de bir gün sabah çayını alıp tünelden Trabzon’un doğusuna doğru yola çıkalım. Radyoda da fonda şu çalsın:
"Yollar uzun, menziller uzak, ama Allah’tan umut kesilmez."
***
AKYAZI YOL DEĞİL, OTOPARK!
Trabzonspor’un Akyazı’daki her maçı adeta bir bayram havası... Taraftar coşkulu, şehir ayakta, herkes bordo-mavi sevdasına koşuyor. Lakin bu güzel tabloya gölge düşüren bir gerçek var: Akyazı yolu her maç günü tam bir çileye dönüşüyor!
Maç var diye araçlar üçer beşer sıra halinde yol kenarlarına park ediliyor. Ne bir kural dinleyen var, ne bir düzen. Yol resmen otoparka dönüyor. Orada oturan vatandaş arabasını sokağa çıkaramıyor, evine gidemiyor. Ambulans mı geçecek? İtfaiye mi dönecek? Geçmiş olsun…
Maçtan sonra ise film başlıyor. İnsanlar arabalarına ulaşamıyor, otobüs bulamıyor, trafik kitlenmiş, herkes birbirine girmiş. Bu iş artık sadece “yoğunluk” değil, bir şehircilik sorunu.
Hele bir de stadyumun hemen yanına yapılmakta olan şehir hastanesi açıldığında, işler iyice içinden çıkılmaz bir hal alacak. Hastaneye gitmek isteyen ambulans bile stada park eden araçların arasından geçemeyecek neredeyse!
Buradan açık açık çağrımızdır:
- Trabzon Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Trabzonspor bu işe el atmalı.
- Taraftara maç biletiyle ücretsiz otobüs sağlansın, insanlar arabaya mecbur kalmasın.
- Yol kenarlarına gelişi güzel park eden araçlara caydırıcı cezalar kesilsin.
- Uzak bir yere otopark yapılıp oradan servislerle taşımacılık sağlansın.
- Maç günleri Akyazı çevresinde toplu taşıma dışındaki araçlara geçici yasak getirilsin.
Trabzonspor bizim kalbimiz, ama bu trafik de artık canımıza yetti. Taraftar olarak bizler de bilinçli olalım, hem takımı destekleyelim hem de şehri kilitlemeyelim. Sevdalısı olduğumuz bu şehrin düzeni bozulmasın.
Unutmayalım, “Bordo-mavi aşk” güzel ama hastane yolu kapanınca, bu işin romantizmi kalmaz.
***
ELEKTRİK GİTTİ, SABIR TAŞTI!
Trabzon halkı, artık bu elektrik kesintilerinin cefasını çekmekten bıkmış durumda. Gündüz vakti, her köşe bucakta elektrikler kesildiği için insanlar neredeyse isyan noktasına gelmiş. Bakım çalışmaları adı altında her gün 3-4 farklı bölgede kesinti yaşanması, halkın sabrını taşırmış durumda. Sanki halk, her gün bu dertle yatıp kalkacakmış gibi bir durum var.
Evler karanlık, iş yerleri soğuk, insanlarımız işlerini görmekte zorlanıyor. Hangi akıl, her gün bu kadar elektrik kesintisine göz yumar? Elektrik, artık öyle bir şey ki, hayatın her anında lazım. Elektriğin kesilmesi, neredeyse hayatı durdurur hale gelmiş. Çocuklar okullarından geri kalıyor, insanlar evde iş yapamıyor, dükkan sahipleri ise iş yapamaz hale gelmiş. Bu kadar sık kesinti, halkı canından bezdirmiş.
Vatandaş, artık sabır taşı kırılmak üzere diyor. Çıkıp da "bakım yapıyoruz" demek kolay ama vatandaşın bu sıkıntı içinde nasıl geçineceği kimsenin umurunda değil. Kesintiler, artık bakım bahanesinin ötesine geçmiş ve her gün alıştığımız bir duruma dönüşmüş. Trabzon’un her köşesinde bir elektrik kesintisi olması, sanki bu şehri derme çatma bir hale getirmiş. Ne bir plan, ne bir program, ne de bir duyuru. Sadece kesintiler ve karanlık.
Bu durum karşısında, elektrik dağıtım şirketi de iyice halkın gözünde “sorumsuz” hâline gelmiş. İnsanlar, haklı olarak "Bu kadar mı vurdumduymaz olabilirsiniz?" diyor. Elektrik şirketinin halkı dikkate alması, en azından hangi bölgede, hangi saatte kesinti yapılacağı konusunda insanları bilgilendirmesi gerekmez mi? İnsanlar, paralarını ödedikleri hizmeti almak istiyorlar, bu kadar basit. Elektrik, en temel ihtiyaçlardan biri haline gelmişken, bunu kesmek ve vatandaşın sabrını sınamak ne kadar doğru olabilir ki?










