SİZE BÖYLE NE OLDU SAYIN GENÇ?
2014-2019 ve 2019-2023 yıllarında Ortahisar ilçesinin belediye başkanlığını yapan Ahmet Metin Genç, büyükşehir belediye başkanı olduktan sonra sanki bambaşka birine dönüşmüş gibi görünüyor. Önceleri halkla iç içe, dinleyen ve çözüm odaklı bir lider olarak bilinen Genç, artık halkın sesini duymaz hale gelmiş, taleplere ve eleştirilere kayıtsız bir şekilde tavır sergileyen bir yönetici kimliğine bürünmüş. Peki, ne oldu size Ahmet Metin Genç? Neden halkınıza sırtınızı döndünüz?
Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturduktan sonra sanki ögüven patlaması yaşadı ve geriye sadece insanlara tepeden bakan bir yönetici kaldı.
Yöneticilik anlayışınızda ciddi bir değişim var; artık size itiraz edenlere "Ben bildiğimi yaparım" diyen bir tavırla yaklaşıyorsunuz.
Gerek büyükşehir belediye meclisi toplantılarındaki tutumlarınız, gerekse basın önündeki açıklamalarınız, halkın isteklerine ne kadar duyarsızlaştığınızı gösteriyor.
***
HALKI EZMEKTEN BIKMADINIZ MI?
Dün yapılan toplantıda, Ortahisar adına konuşan Cüneyt Zorlu'nun katı atık paralarını gündeme getirdiği sırada verdiğiniz tepki tam anlamıyla şaşkınlık vericiydi. "Vatandaştan alıp veririz" demek ne demek Sayın Genç?
Her seferinde bu halkı "vergi veren" bir yük olarak görmekten ne zaman vazgeçeceksiniz?
Trabzon halkı, cebinden çıkan her kuruşu hak ediyor; ancak siz, onların paralarını harcarken hiçbir sorumluluk duymuyorsunuz. Reşadiye Kavşağı'nı yıkarken, bu halkın parasını harcadınız ama ne geri dönüş sağladınız ne de bir hesap verdiniz. Şimdi de aynı halktan yine "ver" diyorsunuz. Hangi yüzle?
***
EMANETE BÖYLE Mİ SAHİP ÇIKIYORSUNUZ?
Ve en dikkat çekici noktalardan biri de "uçak biletleri" meselesi.
Trabzon Büyükşehir Belediyesi, halkın parasıyla garantili uçuşlar için paralar harcarken, ucuz biletler varken neden pahalı biletler tercih ediliyor, bunu açıklamanız gerekmez mi? "Bu bir dinamik süreç" gibi belirsiz ve halkı tatmin etmeyen açıklamalarınız, şeffaflık ilkesine ne kadar ters!
Belediyecilik, halkın parasını nereye harcadığını açıkça gösterme sorumluluğudur, fakat sizin açıklamalarınızda ne bir açıklık var, ne de bir hesap verebilirlik. Bu soruların cevabını verme gereği duymamanız, sadece soruları yanıtlamamakla kalmıyor, aynı zamanda kamuoyunu da hiçe sayıyor. Trabzon'un turizmcilerinin, esnafının ve halkının menfaatleri bir kenara bırakılmışken, sadece TTSO ile yürütülen bu süreç, ne kadar şeffaf bir yönetim anlayışına sahip olduğunuzun kanıtıdır.
Sayın Genç, halkı dinlemeyi bırakıp sadece "benim dediğim olur" yaklaşımına büründüğünüzde, hem şehre hem de kendinize büyük zarar veriyorsunuz. Sizin göreviniz, bu halkın sesini duymak, onların ihtiyaçlarına cevap vermek, doğruyu ve halkın menfaatini göz önünde bulundurmaktır. Ama görünen o ki, egonuzun ve kibirinizin size ve şehre ne gibi zararlara yol açtığının farkında değilsiniz. Eğer bir an önce halkla olan bağınızı yeniden kurmazsanız, yalnızca seçmenlerinizi kaybetmekle kalmaz, aynı zamanda Trabzon'a da büyük bir zarar vermiş olursunuz.
***
AKYAZI’DA PROTOKOL KRİZİ
Trabzonspor’un protokol tribününde yaşananlar, bu hafta yaşanan skandalla sınırlı değil. Yıllardır süren bir “ahbap-çavuş” düzeni, kulüp tarihinin en saygın alanını liyakatsizliğin kalesine çevirdi. Kimler yok ki bu koltuklarda? İl başkanlarının çocukları, siyasetçilerin akrabaları, bürokratların “yakın”ları… Tribün, adeta bir “kayırmacılık panayırı”na dönüşmüş durumda! Ancak geçtiğimiz hafta yaşananlar, tüm bu rezaleti gölgede bıraktı.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, kadınlara ücretsiz sunulan Trabzonspor-Hatayspor maçında, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın eşi Tuğba Kaya, protokol tribününe alınmadı! İşin ironisine bakın: Kadınların özgürlüğünün kutlandığı bir günde, bir kadın, “protokol” denilen duvarı aşamadı. Belediye başkanının eşi, kendisine ayrılan yeri bile bulamadı! Ahmet Kaya ise bu ayıbı protesto ederek maça gitmedi. Peki bu skandalın arkasında kim var?
Balıkesir’deki tartışmalı geçmişiyle bilinen Lokman Arıcıoğlu, şimdi de Trabzonspor’un protokol tribününde “koltuk korkusu”nu sahneliyor! Makam odasından lüks arabalara, ihalelerden sosyal medya reklamlarına kadar her adımı eleştiri yağmuruna tutulan bu bürokrat, şimdi de “Ankara’dan gelecek tepki” korkusuyla hareket ediyor. Ahmet Kaya’nın eşi için yapılan protokol talebine, “Ben bir şey yapamam” cevabını verdiği iddia ediliyor.
Bir yanda “Kadınlarımızın yanındayız” nutukları atanlar, diğer yanda Dünya Kadınlar Günü’nde bir kadını tribünden dışlayanlar! Lokman Arıcıoğlu’nun bu tutumu, ne ilk ne de son. Balıkesir’de yine bir kadın meslektaşımızı anlamsızca dava eden, üstü kapalı tehdit savuran, eleştiriden korkan bu isim, şimdi de Trabzon’da “protokol” adı altında nezaketsizliği kurumsallaştırıyor. Peki soruyoruz: Bir bürokratın görevi, “koltuk” kaygısıyla değil, hizmet aşkıyla hareket etmek değil midir? AYIP KI NE AYIP!










