BÜYÜK ÖNDERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ
Bugün, Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete uğurlayışımızın yıl dönümü. 10 Kasım, sadece bir yas günü değil; bir ulusun özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini hatırladığı, Atatürk’ün ışığıyla yolunu aydınlattığı gündür.
O, bir milletin kaderini değiştiren vizyonu, azmi ve cesaretiyle bizlere öyle bir miras bıraktı ki, her adımımızda onun ideallerine, gösterdiği yola bağlı kalmak, bizler için bir borçtur. Atatürk’ün sözleri hâlâ yolumuzu aydınlatıyor: “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” Bu sözler, bizlere umut, sorumluluk ve millet olma bilinci yükler.
Bugün, saygıyla eğiliyoruz önünde, minnetle anıyoruz, özlemle yüreğimizde hissediyoruz. Onun gösterdiği çağdaş uygarlık yolunda yürümek, özgürlüğümüze sahip çıkmak, Atatürk’e olan sevgimizin ve bağlılığımızın en büyük göstergesidir.
Ruhun şad olsun, Gazi Mustafa Kemal Atatürk…
***
TRABZON’UN YATIRIM HAYALİ BİTTİ!
Trabzon’un yıllardır konuştuğu o büyük yatırım hikâyesi, sonunda beklenen noktaya geldi: Yomra’daki Dünya Ticaret Merkezi projesi artık resmen bir enkaz.
Belediye Başkanı Mustafa Bıyık, sürecin başından bu yana söylediği cümleyi bir kez daha tekrarladı: “Keşke o gün gönderilseydi, proje harabeye döndü.”
Aslında bu cümle, sadece bir özeleştiri değil; Trabzon’un yatırım serüvenindeki en net itiraflardan biri. Yıllar önce göklere uzanacak, şehre prestij katacak bir ticaret merkezi hayaliyle başlayan proje, bugün beton yığınları arasında nefes alamayan bir bürokrasi ve çıkar sarmalının sembolü haline geldi.
Bıyık, “2019’dan beri bu yatırımcının şehirden gönderilmesi taraftarıydım” diyerek hem kendi çizgisini korudu hem de kentin ortak hafızasındaki “keşke”lerin altını çizdi. Yedi yıl boyunca “yapıyoruz, bitiriyoruz, tamamlanmak üzere” denilen bir proje… Bugün geldiğimiz noktada ise yüzde 50’si bile tamamlanamadan harabeye dönmüş bir alan var.
“Yönetim kurulu kararı alındı, sözleşme feshedildi. Mahkeme süreçlerinde Dünya Ticaret Merkezi haklı bulundu.”
Bu cümle, bir dönemin resmen kapandığını gösteriyor. Ancak o dönemin arkasında kimlerin hangi kararları verdiği, kimlerin hangi sessizliği tercih ettiği, bu kentin yatırım tarihine not olarak düşülmeli.
Aslında bu mesele sadece bir inşaat ya da yatırım hikâyesi değil; **“devlet malını koruma mücadelesi”**nin de hikayesi.
Bıyık’ın ifadesiyle: “Devletin malını korumak için 7 yıldır mücadele ediyoruz. En ufak bir terslik olsaydı, bu adamlar bu arazinin üzerine çökecekti.”
Bu sözler, perde arkasındaki gerginliği de, kamu tarafının direncini de açıkça ortaya koyuyor. Dünya Ticaret Merkezi yönetimi, Büyükşehir Belediyesi ve Ticaret Odası’nın kararlılığı sayesinde arazi hâlâ Trabzon’un elinde.
Bugün gelinen noktada artık yeni bir sayfa açılıyor.
Bıyık, “Proje ya satılacak ya da kiralanacak” derken sürecin yeniden şekilleneceğinin sinyallerini verdi. Daha da önemlisi, yerel yatırımcıların devreye girmesi için çağrı yaptı:
“Trabzon’daki yatırımcılar ‘bize şans tanınmadı’ diyorlardı. Şimdi buyursunlar; hastane, otel, rezidans ne yapacaklarsa yapsınlar. Hem şehre kazandırsınlar hem ticaret yapsınlar.”
Yani Trabzon, kendi sermayesiyle kendi geleceğini inşa etme fırsatını belki de ilk kez bu kadar yakından görüyor. Eğer bu kez doğru adımlar atılırsa, bir zamanlar harabeye dönen o proje, belki de yeniden doğabilir.
Ama aksi halde, Yomra’nın kıyısında yükselmesi planlanan ticaret merkezi, kent hafızasında sadece bir kayıp fırsatlar anıtı olarak kalacak.
***
TAHLİHSİZLİKLERLE DOLU 90 DAKİKA
TFF 2. Lig Kırmızı Grup’ta oynanan 1461 Trabzon FK – Yeni Mersin İdman Yurdu mücadelesi, saha içi drama sahne oldu. Ortahisar Yavuz Selim Stadı’nda gerçekleşen karşılaşma, 2-2’lik skorla tamamlandı. Ancak skorun ötesinde, adeta bir talihsizlik zinciri vardı.
Maçın daha 2. dakikasında kaleci Boran’ın aşil tendonu koptu ve hemen hastaneye kaldırıldı. Henüz maçın başında yaşanan bu olay, tribünlerde ve saha kenarında büyük endişe yarattı. 30. dakikada sol bek Emir Tintiş sakatlandı ve oyunu terk etmek zorunda kaldı. 40. dakikada stoper Hamza beyin sarsıntısı geçirdi, sağlık ekipleri tarafından ambulansla hastaneye götürüldü.
İkinci yarı da rahat geçmedi. 47. dakikada Sami Satılmış kırmızı kart gördü, takım sahada 10 kişi kaldı. 78. dakikada ise şanssız bir golle rakip skor eşitliği sağladı.
Maç sonrası kulüp başkanı Celil Hekimoğlu, sosyal medyadan yaşananları özetledi:
“Bu kadar olumsuzluk bir araya gelince artık bir kurban kesmek vacip oldu. Kalecimizin sakatlığı, sol bek ve stoperimizin hastaneye kaldırılması, kırmızı kart ve son dakikadaki talihsiz gol… Hepsi bir arada olunca, sahadaki mücadeleyi sadece skorla değerlendirmek mümkün değil. Bu maç, bazen beraberliğin bile bir kazanım olabileceğini gösterdi.”
Gazeteci gözüyle bakıldığında, 1461 Trabzon FK – Yeni Mersin İdman Yurdu maçı sadece bir futbol karşılaşması değildi; saha içi talihsizliklerin, mücadele azminin ve dramatik anların bir araya geldiği bir hikâyeydi. Bu tür maçlar, futbolun öngörülemezliğini bir kez daha hatırlatıyor.
***
TRABZON’DA ARAÇLAR PARK YERİ ARIYOR
Trabzon… Güzelliğiyle, deniziyle, insanıyla büyüleyen bir şehir. Ama gelin görün ki, kentte araç kullananlar için bazen nefes almak bile zor olabiliyor. Sorun ne mi? Otopark.
Kent merkezinde otopark bulmak, neredeyse bir hazine avına dönmüş durumda. Üstelik bulunsa da fiyatları cep yakıyor. Yaz aylarında okulların bahçeleri otopark olarak kullanıldı, ama bu da geçici bir çözümden öteye gitmedi. İnsanlar hâlâ arabalarını kaldırımlara, yol kenarlarına, köprü altlarına park ediyor. Hele bir de Trabzonspor maçı günü denk gelirse, trafikte “yandı canım keten helva” diyorsunuz.
Büyükşehir Belediyesi ise boş durmuyor; çift şeritli yolların kenarlarında, trafiği aksatmayacak şekilde otoparklar oluşturuyor. Şehrin her mahallesinde, her caddesinde bu otoparkları görmek mümkün. Ama ne yazık ki yeterli olmuyor; araç sayısı her geçen gün artarken, otopark sayısı sabit. Sonuç mu? Trafikte aksamalar, öfke dolu korna sesleri ve sürekli bir “yer bulamama” telaşı.
Trabzon’u yönetenlerin bu konuyu ivedilikle ele alması şart. Araçlar çoğalıyor, ama çözüm hâlâ yetersiz. Otopark sorunu, sadece bir trafik meselesi değil; şehir hayatının konforunu doğrudan etkileyen bir sorun. Belki biraz daha planlama, biraz daha öncelik, biraz da vizyon ile bu mesele çözülebilir.
Trabzon, hem güzel hem de yaşanabilir bir şehir. Yeter ki bizler gibi yöneticiler de bunu görmek istesin.










