ANLAŞILDI; DOĞAN’IN TEK DERDİ TRANSFER!
Trabzonspor geçtiğimiz günlerde 57’nci kuruluş yıldönümünü kutladı. Bordo-Mavili kulübün başkanı Ertuğrul Doğan’ı gözler aradı ama bulamadı… Bir gün önce Faruk Nafız Özak’ın organize ettiği ve bir de belgeselini yaptığı 1’nci Lige çıkışın 50’nci yıl etkinliklerine katılan Doğan akşam hopppp İstanbul’a uçmuştu. Bize, Fransa’ya transfer görüşmelerine gittiği söylenmişti. Verilmiş randevusu vardı ama ne hikmetse buradan tık çıkmadı. Yani transfer falan görüşmelerine gidilmiş olsa mutlaka bir sonuç elde ederdi. Boşuna seyahat etmezdi. Demek ki böyle bir durum yokmuş ve Trabzonspor gibi bir kulübün 57’nci kuruluş yıl dönümüne katılmayı gereksiz gören bir başkan profiliyle karşı karşıya kalmanın derin üzüntüsünü hissettik.
EN ÖNEMLİ İKİ GÖREVİNİ İHMALE ETTİ
Tam buna üzülürken bu kez Trabzonspor’un 20 kurucu üyesinden hayattaki tek insan Ahmet Salih Erdem’in ölüm haberiyle sarsıldık. O Salih Erdem ki, birkaç gün önce kutlanan 1’nci Lige çıkış serüveninin başkahramanıydı. Hatta Trabzonspor takımının Türkiye’nin en büyüğü olmasında, bugün hala büyük sayılmasında başrol oynayan teknik kadro ve futbolcu ekibinin de mimarıydı. En azından lideriydi. Bu kulübü yokluklar içinde yaşatan, büyüten ve tüm Dünya’ya mal eden camianın tarihinin 3-5 en önemli isminin cenaze törenine de katılma gereği duymuyor Ertuğrul Doğan… Ne yapıyor? İstanbul’da ofisinde transfer peşinde koşuyor. Neden? Çok sevdiği Abdullah Avcı’yı mutlu etmek için… İstediği futbolcuları ona sunup, kulübün ekonomisini biraz daha felç etmesine sebep olacak eylemlerden geri durmama adına tüm bunları yapıyor.
BU KULÜBÜN TARİHİNE SAYGISI YOK MU?
Bir kulübün başkanı hem kuruluş yıldönümüne katılmıyorsa, hem de kurucusunun ve Trabzonspor’u Anadolu Devi yapan ismin cenaze törenine katılmıyorsa ona bu camia adına en küçük bir saygı duymamızı kimse beklemesin. Eski bakan Berat Albayrak Trabzonspor kulübünü ziyarete gelse, özel uçağıyla koşa koşa tesislerin yolunu tutacağından emin olduğumuz Ertuğrul Doğan ne yazık ki Trabzonspor kulübünün hassasiyetleriyle en küçük bir ilgisi olmayan, tribünden geldiğini söyleyen fakat derinliğine Bordo-Mavili renkleri özümseyemeyen bir kimlik olarak artık gözümde en küçük bir değere sahip değildir. Ertuğrul Doğan, gitsin taraftarlara şirin gözükmek için selfie çeksin… 500 fotoğraf çekilmeyle de övünsün… O taraftarlara durmadan transfer sözü versin. Bir de Nenad Bjelica ya da Abdullah Avcı gibi Trabzonspor’u kariyerleri için basamak olarak kullananlarla keyif çatsın…
Ama Trabzonspor’un tarihi kimliğiyle, bu kulübün büyüklüğüyle övünmesin. Çünkü bu kulübü yaratan iradeye de, büyütenlere de saygı duymuyor. Duysa kuruluş yıldönümü etkinliklerinde olur, kurucu ve efsaneyi yaratan Ahmet Salih Erdem’in cenazesinde olurdu.
Yazıklar olsun1
***
GENÇ’TEN MUTLU EDEN DUYARLILIK!
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’i bu sütunlarda zaman zaman çok sert eleştiriyoruz. Ama ne demişler, “Yiğidi öldür ama hakkını da yeme.” Bizim de gazetecilik anlayışımız öldürme üzerine değil ama hakkını yememe üzerine olduğunu söyleyebiliriz. Geçtiğimiz günlerde Büyükşehir’in işlettiği bir çay bahçesinde çalışan bir annenin çocuğuna bakıp, bir yandan da iş yapma gayretine tanık olunca, bu durumu bazı yetkililerle paylaşmış ve “Ahmet Metin Genç’e kreş yapımı konusunda bir öneride bulunmasını istemiştik. Sonra da bu sütunlarda yaşanan olumsuzlukları anlatarak bir an önce kreş uygulamasının hayata geçirilmesi talebini kamuoyu ile paylaşmıştık. Dün bir haber aldık ve gerçekten mutlu olduk.
ANNELER DAHA RAHAT ÇALIŞABİLECEK
Haberin özeti şuydu: “Trabzon Büyükşehir Belediyesi, belediye kreşleri projesi için uygun alanları belirlemeye başladı. Başkan Genç’in büyük önem verdiği ve şehir genelinde yaygınlaştırılması hedeflenen proje kapsamında ilk kreş, Ortahisar ilçesi Çukurçayır Mahallesi’nde açılacak. Ardından Pelitli, Beşirli ve Erdoğdu mahallelerinde hizmete girecek. Kreşlerin, aile bütçelerini yormayacak şekilde hizmet vermesi hedefleniyor. Vatandaşların hayatlarını kolaylaştıracak projelerin devam edeceğini ifade eden Başkan Genç, “Kadın çalışanlarımızın hayatını kolaylaştırmak ve onların iş hayatındaki devamlılığını sağlamak için kreş projesi sözü vermiştik. Projemiz için ilk adımı Çukurçayır mahallemizde atıyoruz. Zaman içerisinde kreşlerimizi bütün ilçelerimizde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Kreşler, vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırırken, çocuklar uzmanlar ve çocuk gelişimciler eşliğinde eğitim alacak. Proje ile ailelerin gözü arkada kalmayacak. Örnek olacak çalışma hayırlı olmasını diliyorum.”
Ne diyelim! Ahmet Metin Genç’in kadınların daha rahat çalışmalarına zemin hazırlayacak bu projeleri bir an önce hayata geçirmesini bekliyoruz. Ve duyarlılığından dolayı da kutluyoruz.
Çorbada bizim de bir tuzumuz olduysa ne mutlu bize!...
***
HALUK BATMAZ İYİ HAS SÖYLÜYOR DA!
Haluk Batmaz, Cumhuriyet Halk Partisinde Trabzon Merkez İlçe başkanı seçildiği günden itibaren etkili siyaset yapıyor. Uzun yıllardır kendisini tanırım, aramızda da mesafeli ama samimi bir hukuk mevcuttur. Kendisine bir kere, “İyi çalışıyorsun ama bu AKP Merkez İlçe Başkanı Selahattin Çebi’ye yanıt verip zamanını boşuna harcıyorsun” demiştim. O da, ‘Haklısın ağabey ama sürekli iftira ya da hakaret siyaseti yapıyor ve zorunlu olarak bir şeyler söylemek zorunda kalıyorum” şeklinde karşılık vermişti. Son olarak Ortahisar Belediyesinde çalışan özürlü bir çalışan için Çebi ağır ithamlarda bulundu, Batmaz da aynı sertlikte karşılık verdi. Bu çalışana mobing uygulanmadığını tane tane anlattı. Tabii ki belediyede çalışmadığımız ve tanığı olmadığımız için gerçekte nelerin yaşandığını bilemeyiz. O nedenle bu tartışmayı izlemekle yetiniyoruz.
İŞE ALDIKLARINIZ GERÇEKTEN LİYAKATLI MI?
CHP Trabzon Merkez İlçe başkanı Haluk Batmaz’ın açıklamalarında dikkatimi çeken ve katılmadığım bir bölüm oldu. Buna değinmemek benim gazetecilik anlayışıma aykırı olur. Kendi dönemlerinde Ortahisar Belediyesine liyakatsız hiç kimsenin alınmadığını söyledi. Bir kere bu belediye büyük borç yüküyle alındı. Yine Başkan Ahmet Kaya’nın deyimiyle bine yakın fazla personel bulunuyor. Böyle bir durumda zaten yeni personel alımının gerçekleşmesi kolay değil. Buna rağmen birkaç birime ihtiyaç duyularak alınanlar oldu. Belediyeye alınan kişilerden bazılarını bizzat ve uzun yıllardır çok iyi tanıyorum. Hiçbir biçimde, hiçbir yönüyle getirildikleri koltuklara layık tecrübe, birikim ve vizyona sahip olmadıklarından adım gibi eminim. İnsanların en önemli hatası, kendilerine yakın kişilerin, oturtuldukları koltukları dolduracakları düşünülüyor.
İNSAN YAKINLARINA KÖR OLUYOR HER HALDE
Başka parti aynı uygulamayı yaptığında ise işe alınanlar yetersizlikle ve torpille suçlanıyor. Bu noktada çifte standart ne yazık ki genel hastalığımız olmuş. Bundan kurtulmadan da, işe gerçekten kimin layık, kimin layık olmadığı konusunda objektif bir değerlendirmede bulunmamız söz konusu olmuyor. Bize yakın olanların eksiklerine, yanlışlarına, egolarına, narsist kişiliklerine, işlerinde beceri eksiklerine pek dikkat etmiyor, ya da kör oluyoruz. Hani insan sevdiğinin bin hatasını affeder, bir doğrusunu kabullenir ya… Ya da sevmediğinin bir hatasını abartıp, bir yanlışını görmezden gelir ya… Sanırım bu ülkedeki insanların büyük bölümünün sorunu da bu… Böyle bir durumu Haluk Batmaz’ın işe alınanların buralara layık olduğunu söylemesiyle de yaşandığını bir kez daha görmüş olduk.
***
KTÜ YÖNETİMİNİ KAMPÜSE SORDUK- 2
Geçtiğimiz günlerde yolumuz Karadeniz Teknik Üniversitesi kampüsüne düşmüş ve orada farklı kesimlerden kampüs mensuplarının görüşlerini almıştık. Rektörlük atama süreci içerisinde olunan bu dönemlerde kampüsün görüşlerinin adaylar tarafından daha fazla dikkate alınacağına eminiz. Çünkü atama yapılıp koltuğa oturulduğunda, kimsenin ne dediği pek dinlenmiyor. Tıpkı son dönemde Trabzon Üniversitesinde olduğu gibi. Rektör atandı üniversite yeniden içine kapandı. Şu an gündemimizde olan KTÜ’de ise bu defa akademisyenlerin görüşlerine başvurduk. Dönem içerisindeki yoğunluklarının olmadığını düşünerek çeşitli ziyaretlerde bulunduk ancak tahminimiz tutmadı. Akademisyenlerin makale yazma ve proje yapma döneminin yaz ayları olduğunu gördük. Çay molası verdiklerinde ise hocaların yönetim ile ilgili görüşlerini sorduk.
KTÜ’lü akademisyenlerin olumlu bulduğu noktalar;
-Kampüste olumlu bir iletişim ortamının olması
-Rektörün ulaşılabilir olması
-Kurum içerisinde kadro bekleyen akademisyenlerin taleplerine olumlu dönüş yapılması
-Yayın ve projelerin takip edilmesi
-Yeniliklere açık bir akademik ortam olması
KTÜ'lü akademisyenlerin olumsuz bulduğu noktalar;
-Yönetimin "ben yaptım oldu" şeklindeki bazı icraatları (örnek: Bilim Kültür Evi)
-Rektörün söz verdiği konularda bazen uzun gecikmeler olması
-Kadro ilan süreçlerinin diğer üniversitelere göre oldukça uzun süre alması
-Kadro ilan süreçlerinin şeffaf olmaması
-Kampüsteki sosyal imkanlardan konaklama ve restoran vb personelin indirimli faydalanamaması
Görüldüğü gibi kampüste akademik personelin görüşleri de bu şekildeydi. Farklı kesimlerden kampüsün fikirlerini iletmeye devam edeceğiz.
***
DERECİK HALKI EKİM’DEN ŞİKÂYETÇİAkçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, kendisini kamuoyuna iyi pazarlayan belediye başkanlarının başında geliyor.Ekim, kent merkezinde yaptığı yatırımlar, sanatsal ve sosyal projelere verdiği desteklerle gündemde kalmayı başarıyor. Fakat ilçe merkezinde gerekli etkiyi yaratmayı başaran Ekim’in kırsal kesimlere doğru gidildikçe bu etkisi azalıyor. Özellikle Yıldızlı ve Derecik bölgesindeki halk, Ekim’e karşı oldukça tepkili. Ekim’in, Derecik Vadisinde hizmet bekleyen mahallelerin sorunlarını dikkate almadığı, sürekli oyaladığı hatta yöre insanına adeta sırt çevirdiği konuşuluyor.Akçaabat İlçesi’nin Trabzon’a en yakın yerleşim birimleri olmalarına rağmen üvey evlat muamelesi gördüklerini, ifade eden vatandaşlar, “ Osman başkan Akçaabat’ı şehir merkezinden ibaret sayıyor. Derecik vadisinde bulunan birçok mahalle, sorunlarının çözüme kavuştulmasını bekliyor. Ekim Başkan gibi birçok siyasetçi mahallelerimize geliyor, bizleri dinliyor sorunlarınızı biz çözeceğiz deyip gidiyor. Sonrasında ne arayan ne soran var. Artık yok sayılmaya tahammülümüz yok” diye tepki gösterdiler.










