Futbol, bazen sadece 90 dakikadan ibaret değil; umut, heyecan ve bazen de hüsran dolu bir hikâye… İşte 1461 Trabzon’da yaşananlar da tam olarak bunu anlatıyor.
Dün gece kırmızı-lacivertli camia, teknik direktör Muzaffer Bilazer ile yollarını ayırdı. Bilazer’in görev yaptığı 7 maçta alınan 1 galibiyet, 3 beraberlik ve 3 mağlubiyet, beklentileri karşılamamıştı. Son oynanan Ankara Demirspor maçı ise adeta sezonun özeti gibiydi: 2-0 önde başlanan karşılaşmadan 3-4 yenik ayrılmak… Taraftar için üzücü, takım için ders dolu bir maçtı. Maçın ardından Bilazer, yönetimle karşılıklı görüşerek istifasını sundu ve böylece bir dönemi kapanmış oldu…
Ama futbol, her zaman yenilenmenin ve yeniden başlamanın hikâyesidir. Ve işte karşımızda yeni bir sayfa: Trabzonspor’un eski futbolcusu Olcay Şahan, teknik direktörlük koltuğuna oturdu. Kariyerine Ankaraspor’da başlayan, ardından Altınordu ve Yeni Mersin İdman Yurdu’nda tecrübe kazanan Şahan, şimdi kendi şehri gibi gördüğü Trabzon’da, eni bir serüvene adım atıyor.
***
TRABZONSPOR’DA UMUT VE YÜKSELİŞTrabzonspor, bu sezon sahaya çıktığından beri izleyenleri heyecanlandırıyor. 8 maçta 17 puan toplamak, son dört sezonun en iyi başlangıcı olarak kayda geçti. Her ne kadar şu anda “büyük takım futbolu” sergilenmese de, takımın ligdeki performansı ve rakiplerine karşı gösterdiği mücadele umut verici.Fenerbahçe maçında Onuachu’nun attığı gol iptal edilmeseydi, kayıplar çok daha az olurdu. Samsunspor karşısında hakemin hatası yoktu, bordo-mavililer hak ettikleri oyunu sahaya yansıttı ama maç 1-1 sona erdi. Gaziantep maçında ise Arda Kardeşler’in yaptığı hatalar büyük tartışmalara yol açtı. Buna rağmen takım, oyun ve sonuç anlamında yükselişini sürdürüyor. Fatih Tekke’nin güven tazelemesi ve Onana’nın gelişi, camiada moral ve motivasyonu artırdı. Bazen futbol, yüzde yüz performans değil; biraz fazlasını ortaya koymakla zirveye ulaşmayı mümkün kılar.İstanbul takımlarının da kendi iç sorunları ve Anadolu’daki zorlukları göz önüne alındığında, Trabzonspor için bu sezon yeniden bir fırsat olabilir. Ertuğrul Doğan’ın kongre gündeminden uzaklaşması, takımın önünü açtı. Bordo-mavili camia, hem sahada hem de yönetimde istikrarı yakalayarak zirveye doğru emin adımlarla ilerleyebilir.
***
ELEKTRİKTE ÖRTÜLÜ ZAM TEHLİKESİEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, elektrik faturalarına ilişkin yaptığı açıklamalarla bir kez daha gündeme oturdu. Kış aylarında doğrudan bir zam yapılmayacağını ifade etse de, halihazırda milyonlarca hane için sübvansiyon sınırının düşürülmesi planı, “örtülü zam” endişesini büyütüyor. Görünürde değişmeyen rakamlar, perde arkasında hane bütçelerini sarsacak bir gerçeği gizliyor.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, 5 bin kilovat saatlik mevcut sübvansiyon sınırı, zaten yüksek faturalarla mücadele eden aileler için sınırdaydı. Bu sınırın düşürülmesi, basit bir teknik ayarlama değil; milyonlarca hanenin aylık ödeme yükünün neredeyse ikiye katlanması anlamına geliyor. Hatta enerji kulislerinde konuşulan 3 bin kilovat saatlik yeni sınır, bazı hanelerde fatura artışını dramatik boyutlara taşıyabilir.
Uzmanların uyarıları da göz ardı edilemez. Kış aylarında tüketim artıyor; sıcak tutmak için harcanan elektrik, bu düzenlemeyle birlikte ekonomik yükü daha da artıracak. Yani, faturalar “zam” kelimesi kullanılmadan yükselmiş olacak. Bu noktada tüketici nezdinde şeffaflıktan söz etmek güç. Hükümetin, sübvansiyon sınırını değiştirirken halkı bilgilendirme ve alternatif destek mekanizmalarını devreye sokma sorumluluğu bulunuyor.
Sonuç olarak, enerji politikalarında yapılan her değişiklik, sadece teknik bir düzenleme değil, doğrudan vatandaşın cebine dokunan bir karardır. Sübvansiyon sınırının düşürülmesi, kış aylarında milyonlarca hane için gizli bir yük oluşturabilir. Açık ve şeffaf bir iletişimle, vatandaşın endişesi azaltılmalı; aksi takdirde “örtülü zam” eleştirileri devam edecektir.
***
KÖYLÜLERİN EMEĞİ, TRABZON’UN SOFRASINDA
Hafta sonları ailecek keyifli vakit geçirmek ve doğal lezzetlerle buluşmak isteyenler için Aygören Vadisi Köy Ürünleri Pazarı adeta bir kaçış noktası haline geldi. Şehrin gürültüsünden uzak, yeşilin ve temiz havanın içinde açılan pazar, hem üreticiye hem de tüketiciye kucak açıyor.Burada tezgahlar, yöresel ürünlerin ve emeğin bir araya geldiği bir sahne gibi. Patates, lahana, fasulye, üzüm, taze süt ve peynir… Her biri köylülerin özverisiyle yetiştirilmiş, katkısız ve hormonsuz ürünler. Dar gelirli aileler için de bu pazar bir nefes; hem kendi ürünlerini satıp aile bütçelerine katkı sağlıyorlar hem de uygun fiyatlı, sağlıklı yiyeceklerle sevdiklerini besleme imkânı buluyorlar.
Başkan Ahmet Kaya ve eşi Tuba Kaya’nın da sık sık ziyaret ettiği pazar, sadece alışveriş mekânı değil, aynı zamanda bir buluşma noktası. Esnafın gözündeki mutluluk, köylülerin emeğinin takdir edilmesiyle birleşiyor; ve bu tablo, pazara gelen herkese sıcak bir samimiyet yayıyor.
Aygören Vadisi Pazarı, hafta sonları sadece bir pazar değil; doğallık, dayanışma ve paylaşımın bir araya geldiği, şehrin kalbinde küçük ama değerli bir köy gibi. Bu pazarın, hem üreticiye hem de aile bütçelerine sağladığı katkıyı görmek, insana umut ve huzur veriyor.









