İYİ Kİ SEÇİMLER VAR YOKSA VAR YA!...
Türkiye iyi ki seçimli demokratik sisteme geçiş yapmış da, iktidarlar halkın ağzına bir parmak bal sürmek zorunda kalıyor ama sonra da bunları hamuduyla geri alıyorlardı. Bu gelenek Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 22 yıllık iktidarında da hiç aksamadan devam etti. Seçimler yaklaşırken, çiftçinin ürününe biraz fazla zam yapılırdı. İşçi, emekli, asgari ücretli de bu tür avantajlardan yararlanırdı. Seçimler bittikten sonra ise zam yağmuru, vergi kıskacı geniş halk yığınlarının ümüğünün sıkılmasına sebep olurken, zengin Karun’laştırılırdı. Fakat geniş ve yoksul halk yığınları yine de seçimlerden önce ağızlarına sürülen bir parmak bal ile mutlu olurdu. Ama bu iktidar, Cumhuriyet tarihi boyunca yapılan tüm fabrikaları ve karlı işletmelerinin çoğunu çok uluslu şirketlere ve onların yerli işbirlikçilerine haraç mezat sattı. Yüksek faizle yurt dışından paralar getirdi. Kar eden birçok işletmeyi, Varlık Fonuna aktardı. Ne hikmetse bunlar Varlık Fonuna geçtikten sonra zarar etmeye başladı.
ÜLKENİN KAYNAKLARINI EME EME BİTİRDİLER
Ülkenin değerli arazileri, iş merkezleri, apartman daireleri bile satıldı. Bunlar yetmedi vatandaşlığı üç kuruşa satılma noktasına gelindi. Ancak öylesine bir büyük harcama kalemleri ve şatafat yarattılar ki, ülkenin cumhuriyet tarihi boyunca yaptığı 135 milyar dolarlık borç da 500 milyar liraya çıkmasına rağmen yönetenlere yetmedi. Merkez Bankası’ndan 128 milyar dolar bir gecede buhar oldu. Merkez Bankası’ndaki ihtiyat akçası da yok edildi. Ülkenin tüm kaynaklarını eme eme bitirdiler. Artık Türkiye iflas aşamasına geldi. İngiltere’den çok uluslu finans şirketlerinde çalışan Mehmet Şimşek kurtarıcı olarak Maliye bakanı yapıldı. Zamlar insanları dehşete düşürdü. Yeni konular vergiler herkesin inim inim inlemesine sebep oldu. Yeni yeni vergi türleri icat edildi. Ama hem genel, hem de yerel seçimler sona ermişti. Ülke 4 yıl seçimsiz bir süreç yaşayacaktı. Bu seçimsiz süreç iktidar için büyük bir fırsattı. Bu sürede nasılsa halka ihtiyaçları bulunmuyor, istediklerini yapabilirlerdi. Zaten yerel seçimler bittikten sonra da bu düşüncelerini hayata geçirmek için nasıl da sabırsız olduklarını herkese gösterdiler.
HALKI YİNE KANDIRMAYI BAŞARABİLECEKLER Mİ?
İktidar emekliyi inim inim inletirken, uzun yıllar aradan sonra ilk kez asgari ücrete Temmuz zammı yapmadı. Çiftçinin ürününe verdiği fiyat dalga geçmeyi bile aştı. Çay, pamuk, buğday, ay çiçeği derken, fındık fiyatı da Giresin kalite 135 lira olarak açıklandı. Fiyat tam bir rezaletti. Şimdi fındık üreticisi isyanda… “Seçimler gelsin görürsünüz” diye sabırsızlıkla bekliyor. Ama seçimler yaklaşınca bugün geniş halk kesimiyle adeta dalga geçercesine eylemlerde bulunan bu iktidar o gün asgari ücreti beklentilere yakın bir şekilde yükseltir, sendikalarla biraz daha iyi toplu sözleşmeler imzalar, çiftçinin ürününe azıcık fazla zam yapar, emeklinin sırtını sıvazlar ve yine oyları alma yolunu bulur mu dersiniz? İktidar bunu yaptığında, bugün üzüm gibi sıkılan, limon gibi ezilen halk, sandıkta dersini verir mi? Bekleyip göreceğiz ama bugün iktidarın ücret, zam ve vergi uygulamaları bir kez daha gösterdi ki bu ülkede iyi ki seçimler var. Yoksa iktidar halkı tümüyle aç, açık bırakacak, belki de sokaklarda yatıp, dilenmesine zemin hazırlayacak eylemleri hayata geçirirdi.
Yeter ki onların lüks, konforlu hayatı bozulmasın!
***
TİSKİ NE ZAMAN KÖYLÜYÜ RAHATLATACAK?
Geçtiğimiz gün burada TİSKİ’nin, Arsin ilçesi Çubuklu Mahallesindeki Merkez Camii’nin suyunu kesmesiyle ilgili bir olayı anlatmıştık. Kuşkusuz, Trabzon Büyükşehir olunca TİSKİ’nin de işi hiç de kolay olmayacaktı. Ama kolay işi herkes yapardı. Sonra bu kent büyükşehir olunca, köylerde ev için izin almaktan tutun da, su faturalarına kadar belediyenin kasasına yüklü miktarda paralar girmeye başladı. Zaten Trabzon Büyükşehir olduktan 3 yıl sonra hepimize köylerimizdeki (artık mahalle sayılıyor) evlerimizde akan su için saat takmamız talebi iletildi. Saatleri taktık ve sonra da çark işlemeye başladı. Fakat ne hikmetse belediye, köylüden su paralarını tıkır tıkır alırken, ne yeni bir su tesisi kurdu, ne arıtma tesisine ihtiyaç duydu, ne kanalizasyon sorununa el attı. Biraz yağmur yağınca köylerdeki evlerdeki musluklardan çamurlu su aktı ama belediye parasını tıkır tıkır tahsil etti.
SU PARASI ALINIYOR, YATIRIM YAPILMIYOR
Böyle bir ballı kaymaklı börek olabilir mi? Hiçbir yatırım yapma… Köylünün su saatine binlerce lira vermesini sağla, birilerini zengin et, ardından saati suya bağlatmak için ayrı para ödet ve son olarak her ay harcanan suyun parasını kasana boşalt ama bir tek yatırım yapma… Böyle bir duruma bizim kültürümüzde ne denir? Açıklamaya gerek yok, herkes anlamıştır. Sorun sadece bunlar da değil… Benim telefonuma birkaç günde bir TİSKİ tarafından bu veya buna benzer mesajlar geliyor: “Sayın Abonemiz; Arsin İlçesi Yolüstü Mahallesi, Elmalık Küme Evlerindeki sel ve heyecan nedeniyle Kuzguncuk Mahallesi, Çubuklu Mahallesi, Yeşilyalı Mahallesi, Nuroğlu Mahallesi, Şenkaya Mahallesi, Yalı Mahallesi, Yeşilce Mahallesi, Yeşiltepe Mahallesi, Cumhuriyet Mahallesi, Fatih Mahallesi, Güzelyalı Mahallesi, Gölcük Mahallesi, Cudibey Mahallesine 29.07. 2024 saat 17.00’ye kadar su verilemeyecektir. Bilginize sunar, anlayışınız için teşekkür ederiz.”
KÖY HALKINA BİRAZ SAYGI GÖSTERİN OLMAZ MI?
Kuşkusuz sel ve heyelan olduğunda suların kesilmesini doğal karşılarız ama bir bakıyorsun, “Yağmur yağdı su kesildi”, “Güneş açtı, su kesildi” “Arıza nedeniyle sular verilemeyecek”. “Bilmem hangi mahalledeki bulanıklık olduğu için suyunuz kesilecek” şeklinde her hafta birkaç mesaj telefonumuza aktarılıyor. Kardeşim su paralarını tahsil etmeye sıra geldiğinde, hiç bu kesintiler, bulanık su ya da benzeri nedenlerle vatandaşın yaşadığı mağduriyet için bir tazminat ödüyor musunuz? Yok değil mi? Nasılsa suyun başını tutmuşsunuz… Geçtiğimiz gün Büyükşehir Belediyesi’nin Trabzon’un Doğu tarafındaki köylerde (mahallelerde) su sorununu ortadan kaldıracak bir tesis için yoğun çalışma yapıldığı haberleri medyaya yansıdı… Bekliyoruz, bakalım bugüne kadar mağdur edilen köylüyü mutlu edecek gelişmeler yaşanır mı? Bakacağız, arıtma tesisi olacak mı? Sular bugünkü gibi hemen hemen her iki günde bir kesilmeyecek mi? Kanalizasyon sorunu yerle bir edilecek mi? Yoksa milletin gözünü boyama haberlerinden birine mi tanıklık ettik yine…
Bekleyip göreceğiz…
Son söz: Köylerde (Mahalle) yaşayan insanlara biraz saygı gösterinve değer verin olmaz mı?
***
SAĞLIK SEKTÖRÜ BAKANI BIRAKMIYOR!
Aslen Rizeli olmasına rağmen hayatının önemli bir bölümünü Trabzon’da geçiren yeni sağlık bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Trabzon’daki sağlık sektörü çalışanlarının telefon bombardımına tutulmuş durumda. Özellikle hekimler ve sağlık sektöründeki bürokratlar makam ve mevkii için aracılar kullanarak revel atlamanın gayretine düştüler.
Başta Trabzon milletvekilleri olmak üzere, AK Parti’nin Trabzon’daki etkin kurmayları yoluyla bakana mesaj ileten hekim ve bürokratlar Sağlık Bakanlığı bünyesinde hatırı sayılı görevlerde yer almak istiyorlar.
Fakat, Bakan Memişoğlu gelen bu taleplere olumlu olarak karşılık vermiyor. Uzun yıllar devlette bürokrat olarak çalışan Memişoğlu’nun kendi ekibiyle çalışmayı tercih ettiği, torpil ve hatır konularına geçit vermemeye gayret gösterdiği öğrenildi.
***
FAHİŞ FİYATLAR TRABZON AMATÖRÜNÜ VURDU
Ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılar ve alım gücünün azalması Trabzon’da faaliyet gösteren birçok amatör kulübe de olumsuz yönde yansıdı.
Özellikle 100’ün üstünde amatör futbol kulübünün bulunduğu Trabzon’da birçok amatör kulüp, 2024-2025 futbol sezonunda liglere katılmayı düşünmüyor. Bu takımlar içerisinde Bölgesel Amatör Lig’de yer alan takımlarda yer alıyor.
Amatör olmalarına rağmen sporcuların kulüplerden fahiş fiyatlar talep etmeleri, lisans giderleri, malzeme ve ulaşım masrafları hesap edildiğinde bir amatör kulübün yıllık maliyeti milyarları buluyor.
Ekonominin normal olduğu zamanlarda dahi zorlanan birçok amatör kulüp yöneticileri çareyi liglere katılmamakta buluyor.









