BU SÜPER LİG BÖYLE NASIL BİTECEK?
Türkiye’de geçen sezon Süper Ligde yaşanmayan skandal, çirkinlik, rezalet kalmamıştı. Bu sezona girilirken yeni bir Federasyon başkanı ve yönetimi, yeni bir MHK başkanı ve yönetimi göreve gelmişti. Artık beyaz sayfa açılmıştı. Hakemlerin de insan olduğu gerçeğinden hareketle futbolun tüm unsurları daha makul davranacak, fair-play ön plana çıkacaktı. Ama daha ilk haftadan Teknik Direktörler Arda Turan ve Kasımpaşa teknik direktörü Sami Uğurlu saha kenarlarını birbirine katıp ceza aldılar. Tribünlerden sahaya yabancı maddeler yağıyor. Yine hakemler yönetimleriyle herkese saç baş yolduruyorlar. Hakemlerin bir kısmı yine kafalarına göre maç yönetiyorlar. Adeta ligi karıştırma çabasına girenlerin varlığı dikkat çekiyor. Zaten yaptıkları transferlerle kulüpleri iyice batağa saplayan yönetenler de fırsatı kazaya uğratmama çabası içine girmekte gecikmiyorlar.
YA FENERBAHÇE RİZE’DE 5-0 KAZANAMASAYDI!
Kulüpler erken gerilim yaşamaya başladı, tüm bu olanlardan sonra… Zaten geçen sezondan fay hattı yerinden oynamış gibi gözüküyordu. Bu fay hattının yeni sezonda tam kırılması ve futbol dünyasının çökertilmesi mi isteniyor anlamak mümkün değil… Ligin daha ilk maçında Türkiye’ye yeni gelen Jose Mourinho, “Bana daha önce anlatılmıştı, ama yaşayarak gördüm bu ülkenin futbolunda ne olduğunu” diyerek aslında bir Galatasaray lobisinin her şeyi yönettiğini ima etmişti. Son Rizespor maçında Fenerbahçe’nin net bir penaltısı var ama ne hakem ne de VAR görebiliyor(!) Biz de Fenerbahçe’yi sevmiyoruz ama rakibimiz de olsa, haklıya hakkını teslim etmek boynumuzun borcudur. Maçı Fenerbahçe 5-0 kazanınca ortalık birbirine girmedi. Yoksa var ya… Yandı gülüm keten helva durumu yaşanacaktı.
HAKEM MAÇI TATİL ETKMEK İSTEDİ İZİN ÇIKMADI
Daha ligin başında bunlar yaşanırken, İki hafta önce Antalya’da yaşanan olay ise tüm bunlara tuz biber ekti. Bu olay da Antalyaspor-Kasımpaşa maçının devre arasında yaşandı. Maçın hakemi Atilla Karaoğlan’ın maçın devre arasında soyunma odasına girerken Antalyaspor başkanı Sinan Boztepe ve korumaları tarafından darp edildiği bizzat yayıncı kuruluşun sunucusu tarafından açıklandı. Ancak görüntüyü yayınlamayacaklarını ifade etti. Maçın ilk yarısında Hatayspor 2-0 öndeydi. İkinci yarının 60’ncı dakikasından sonra Antalyaspor 3 gol bularak sahadan 3-2 galip ayrıldı. Fakat maçın devre arasında Antalyaspor başkanı Sinan Boztepe’nin saldırı girişiminde bulunduğu orta hakem Atilla Karaoğlan’ın MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu’yu arayarak, “İkinci yarıya çıkmak istemiyorum” dediği ifade edildi.
GÜNDOĞDU KİMDEN TALİMAT ALDI?
Gündoğdu’nun ise, ‘Bir dakika sonra sana döneceğim” dedikten sonra, “Maça çık, bitir, başkana gerekli cezalar verilecek” dediği ileri sürüldü. Peki, Gündoğdu neden bir dakika izin istedi, kimi aradı ve maçın bitirilmesi talimatını alarak Atilla Karaoğlan’a iletti? Bu iddialar doğruysa daha ligin başında kulüp başkanlarına verilen bu tavizin sonu gelir mi? Karaoğlan maçı tatil etseydi de, tüm Türkiye’ye daha ligin başında örnek olsaydı, daha doğru olmaz mıydı? Bundan sonra başkanlar ya da yönetenlerin hakemlere karşı tavrında değişiklik meydana gelmez miydi? Tüm bunları takan kim? Bu ülke eyyamcıların cirit attığı bir büyük ovaya dönüştürülmüş… Biz de seyretmeye koyulmuşuz! Her alanda olduğu gibi futbolun da çivisinin çıktığını zaten biliyoruz da, bu gidişle bina çökecek… Altında herkes kalacak. Görmüyor musunuz? Farkına varmıyor musunuz?
Kör müsünüz?
***
SAYIN AVCI; BU 6 İSMİ KİM ALDI?
Geçtiğimiz gün bizim Altuğ Atalay, Dedikodu Rüzgarı köşesinde, görevden el çektirilen Abdullah Avcı’nın yazılı açıklamasında, Pedro Malheiro, Arseniy Bagatov, Muhammed Chem, Cihan Çanak ve Denis Dragus gibi oyuncuları transfer ettirdiğini ve bunların gelecekte kulübe büyük katkıları olacağını açıkladığını dile getirmiş ve, “Bu açıklama yönetim üzerinde büyük baskı oluşturmaya yönelik” tespitinde bulunmuştu. Avcı iyi has söylüyor da, kendi döneminde bu sezon Stefan Savic, Borna Barisic, Anthony Nwakaeme, Ozan Tufan, Okay Yokuşlu, Jhon Lundsram gibi de 6 oyuncu daha alınmıştı. Bunların takıma her hangi bir katkısı olmayacak mesajı mı veriyor, yoksa, “Benim bu isimlerden haberim yok. Bu yaşlı isimleri yönetim aldı mı?” demek istiyor merak ettik. En iyisi bu konuda yönetim açıklama yapsın ve hangi oyuncuyu kendi inisiyatifleriyle, hangilerini Abdullah Avcı’nın talebiyle aldıklarını kamuoyu ile paylaşsın. Aksi takdirde gelecekte çok yönlü eleştiri bombardımanına tutulacaklarını unutmasınlar…
***
BİR FENERBAHÇE KADAR BİLE OLAMADINIZ!
Geçtiğimiz günlerde Fenerbahçe’nin Ferdi Kadıoğlu ve Arda Güler’i astronomik rakamlarla satarak nasıl da ekonomisine büyük katkı yaptığını anlatan bir yazı yazmış ve Trabzonspor’un bunu örnek alması gerektiğini vurgulamıştım. Önüme yeni bir haber düştü. Bu haberde Fenerbahçe’nin, 2018’den bu yana 174 milyon Euro’luk futbolcu satışı yaptığı anlatılıyordu. İsterseniz önce bu haberin detaylarını verelim. Fenerbahçe oyuncu satışında bir marka haline geldi. Başkan Ali Koç döneminde özlenen lig şampiyonluğu henüz gelmedi belki ama sarı-lacivertliler al-parlat-sat politikasını başarıyla uyguladı.Ferdi Kadıoğlu’nun Brighton’a transferiyle birlikte Koç’un başkanlık koltuğuna oturduğu 2018 yazından bu yana Fenerbahçe 185 milyon Euro’luk futbolcu satışı gerçekleştirdi. Bu rakam güncel kurla birlikte yaklaşık 7 milyar TL’lik bir gelir anlamına geliyor.
KASAYA MÜTHİŞ PARALAR KOYDULAR
Ali Koç döneminde Ferdi Kadıoğlu Brighton’a 35 milyon Euro’ya, Arda Güler Real Badrid’e 30 milyon Euro’ya, Min Jae Kim Napoli’ye 10 milyon Auro’ya, Vedat Murigi’yi Lazio’ya 17,5 milyon Euro’ya, Eljif Elmas’ı Napoli’ye 16 milyon Euro’ya, Atilla Szalai’yi Hoffenheim’e 12,5 milyon Euro’ya, Giuliano’yu Al-Nassr’a 10,5 milyon Euro’ya, Bruwma’yı Braga’ya 6,5 milyon Euro7ya, Diego Rossi’yi Colombus’a 56 milyon Euro’ya, Altay Bayındır’ı 5 milyon Euro’Eya Manchester United’e, Jailson’u 4,5 milyon Euro’ya DL Pro’ya, Allahyar’ı 4,5 milyon Euro’ya Hull City’e, M. Berisha’yı 4 milyon Euro’ya Augsburg’a, Ozan Tufan’ı 3 milyon Euro’ya Hull City’e ve Tisserand’ı da 3 milyon Euro’ya Al-Ettifag’a sattı. Bu pahalı satışta giden futbolcuların bir kısmı takımda 11 yüzü bile görmüyordu. Ama burada bir pazarlama dehası ortaya çıktı kuşkusuz…
BİR FUTBOLCUDAN 107 KAT KAR ELDE ETTİLER
Bir de bu futbolcular arasında çok düşük maliyetlerle kadroya katıp, astronomik rakamlarla satılanlar arasında da birkaç örnek verelim isterseniz. Eljif Elmas 150 bin Euro’ya alınmış ve 16 milyon Euro’ya satılmış… Yani 107 kat karlı gönderilmiş… Ferdi 1 milyon 400 bin Euro’ya alınıp 35 milyon Euro’ya, Arda Güler 2,5 milyon Euro’ya alınıp 30 milyon Euro’ya, Min jae Kim 3 milyon Euro’ya alınıp 18 milyon Euro’ya, Atilla Szalai 2 milyon 200 bin Euro’ya alınıp 12 milyon 300 bin Euro’ya, Vedat Muriqi de 3,5 milyon Euro’ya alınıp 17,5 milyon Euro’ya satılmış… Tüm bu rakamlar Fenerbahçe Ligde şampiyon olamasa da futbolcu alım satımında büyük oranda çok önemli başarı elde ettiğini görüyoruz. Ama onlar da çok sayıda futbolcu, teknik adam ve sportif direktör ile çalıştıkları için borcu bitirme noktasında sınıfta kalıyorlar.
TRABZONSPOR ÇOK DAHA İYİSİNİ DE YAPMIŞTI
Tüm bu Fenerbahçe’nin transferde alım-satımlarını görünce aklıma Trabzonspor’un efsane kadrosu geldi. Bordo-Mavililer de o dönem kendi altyapısından ya da kentinden yetişen gençleri kadrosuna çok düşük maliyetlerle kazandırıyor, bunları vitrine ediyor, şampiyonluk ipini göğüslüyor ve büyük paralar karşılığı satıyordu. Bir de başka kentlerden genç oyuncular yine düşük maliyetlerle alınıyor, yine şampiyonluk kazanılıyor, sonra da kulübün bütçesini düze çıkaracak şekilde pazarlanıp satılıyorlardı. Kulübün tribün hasılatı dışında geliri yokken, 10 yıllık süre içinde sadece Mustafa Şamil Ekinci’ye 7 milyon Mark borçlanmış olması, buna karşın 6 Lig şampiyonluğu ve birçok kupaya ulaşmasını da bilmişti. Şimdi gelirler tavan yapmış. Yüzlerce gelir kalemi oluşmuş ama kulüp borç batağından kurtulamıyor.
HER AÇIDAN RAHATLAMAK İSTİYORSANIZ
Bu borç yığınının her gün yükselmesinin sebebi, ne döviz kurundaki yükseliş, ne de bir başka ekonomik gerekçeden kaynaklıdır. Bunun tek sebebi yönetimlerin çok sayıda içi boy transfer yapması, bunlara milyonlarca Euro satması ve sonra da yüzde 90’ndan doğru dürüst yararlanamayarak bir de bir kısmına tazminat ödeyerek göndermek zorunda kalmasıdır. Tüm bunlar yaşanırken sahada başarı da beklenen seviyenin çok altındadır. Kulüp hem sahada, hem kasada, hem masada, hem de prestij, yani marka değeri açısından kayıp vermektedir. Oysa üretken bir politikayla altyapısından oyuncu yetiştirip, bunlara genç, dinamik, yetenekli ama düşük maliyetli dış transferler eklenir ve sonra da yarışacak bir takım ortaya çıkarsa, satışlardan büyük paralar kazanılabilir. Hem ekonomi düzelir, hem sahada örnek bir takım ortaya çıkar, hem de marka değeri tavan yapar. Bu o kadar zor değil inanın…
Biraz araştırma, biraz cesaret ve kararlı duruş!
***
KARA VE USTA GERGİNLİĞİ NEREYE KADAR?
Trabzon Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği(TESOB) Başkanı Metin Kara ile TESOB’a bağlı 49 odanın en etkin ve güçlü odası olan Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ömer Hakan Usta arasında uzun zamandır bir gerginlik var. TESOB Başkanı Metin Kara geçmiş dönem de Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası eski başkanı Turan Altuntaş ile gerginlik yaşamış sonra da işleri yoluna koyarak barışmışlardı. Aslında bu barışın altında samimiyet ve iyi niyet yoktu, seçim yatırımı vardı. TESOB Başkanı Metin Kara kendini sağlama alma adına bazen en çok küstüğü kırgın olduğu çok ağır sözler sarfettiği isimlerle daha sonra aynı masa etrafında birleşebiliyor. Yeter ki herkes onu desteklesin gerisi çok önemli değil. Bir sene sonra TESOB seçimleri olacak Metin Kara haliyle yeniden aday. Fakat şimdiden Kara’ya karşı bir aday çıkarma noktasında oluşum var. Bu oluşumun en güçlü ayağı da Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası olacak. TESOB Başkanı Metin Kara, bakalım araların gergin olduğu sürekli üzerine oynadığı hiçbir dönem kabullenmediği Ömer Hakan Usta ile seçime kadar biraraya gelecek mi?
***
ÇAY-KUR RESMEN ERİDİ!
Türkiye Varlık Fonu’na devredildikten sonra mali yapısı altüst olan şirketlerin başında ÇAYKUR geldi. AKP Rize İl Başkanı ve AKP Rize milletvekili aday adayı İshak Âlim’in kardeşi Ziya Âlim’in Genel Müdürlüğünü yaptığı ÇAYKUR’un geçmiş yıllardan 2024’e devreden zararı, enflasyon düzenlemesiyle 46 milyar 129 milyon 994 bin TL’ye ulaştı. Âlim’in yanı sıra çok sayıda AKP'li ismin de yönetiminde olduğu ÇAYKUR’un verileri, mali yapının yanı sıra ihracatının da yokuş aşağıya gittiğini gözler önüne serdi. ÇAYKUR, Bakanlar Kurulu Kararı ile Şubat 2017’de Türkiye Varlık Fonu'na devredildi. Hemen her gösterge, Varlık Fonu’nun ÇAYKUR’u kötü etkilediğini. Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR), yaş çay ve organik çay alım kotalarına ilişkin açıklamada bulundu. ÇAYKUR'dan yapılan yazılı açıklamada, bu yıl ikinci sürgün döneminde yoğunluk yaşandığı belirtildi. Açıklamada, üreticileri korumak için çalışıldığı ifade edilerek, şunlar kaydedildi:"Bu yıl ikinci sürgün yaş çay alım sürecinde yaşamış olduğumuz tüm yoğunluğa rağmen siz değerli üreticilerimizi korumak ve alın teri olan ürünlerinizi garanti altına alabilmek adına, tarihimizde ilk kez üçüncü sürgünde konvansiyonel çayda kotayı dekar başına 600 kilogramdan 750 kilograma, organik çayda ise dekar başına 400 kilogramdan 500 kilograma çıkarmış bulunmaktayız"









